Giriş
  • | Dosyalar |
  • | Listeler |
  • | Kimdir |
  • | Yorum |
dijital iyidir
  • HABERLER
    • Bilim
    • Teknoloji
    • Yapay Zeka
    • VPN
    • Dijital Yayıncılık
    • Oyun Dünyası
    • Sosyal Ağlar
      • YouTube
      • LinkedIn
      • Instagram
      • Twitter
      • Facebook
      • TikTok
    • Çevre & Yeşil Dünya
    • Dijital Sanat & NFT
    • Kripto
    • Girişimcilik
    • Deprem Gündemi
  • Okunası
    • Kimdir?
    • Nedir? Nasıl Yapılır?
    • Köşe Yazıları
    • Listeler
    • Dosya Haber
    • Deprem Gündemi
    • 2024’ün Ardından
    • 2023’ün Ardından
    • 2022’nin Ardından
  • dijitaliyidir
    • Ekibimiz
    • Hesabım
    • İletişim
    • Dijitaliyidir Kampüs
    • İş İlanları
  • Podcast
  • Instagram
  • Etkinlikler
  • Kayıt & Giriş
Şu an okunan: Antik Dillerin Şifresini Modern Yöntemlerle Çözmek Mümkün mü?
Paylaş
dijital iyidirdijital iyidir
Yazı Tipi Yeniden BoyutlandırıcıAa
  • HABERLER
  • Okunası
  • dijitaliyidir
  • Podcast
  • Instagram
  • Etkinlikler
  • Kayıt & Giriş
Ara
  • HABERLER
    • Bilim
    • Teknoloji
    • Yapay Zeka
    • VPN
    • Dijital Yayıncılık
    • Oyun Dünyası
    • Sosyal Ağlar
    • Çevre & Yeşil Dünya
    • Dijital Sanat & NFT
    • Kripto
    • Girişimcilik
    • Deprem Gündemi
  • Okunası
    • Kimdir?
    • Nedir? Nasıl Yapılır?
    • Köşe Yazıları
    • Listeler
    • Dosya Haber
    • Deprem Gündemi
    • 2024’ün Ardından
    • 2023’ün Ardından
    • 2022’nin Ardından
  • dijitaliyidir
    • Ekibimiz
    • Hesabım
    • İletişim
    • Dijitaliyidir Kampüs
    • İş İlanları
  • Podcast
  • Instagram
  • Etkinlikler
  • Kayıt & Giriş
Hesabınız mı var? giriş yap
Bizi Takip Edin
© 2022 Foxiz News Network. Ruby Design Company. All Rights Reserved.

Ana Sayfa » Bilim » Antik Dillerin Şifresini Modern Yöntemlerle Çözmek Mümkün mü?

BilimEditörün SeçimiTeknolojiYapay Zeka

Antik Dillerin Şifresini Modern Yöntemlerle Çözmek Mümkün mü?

Alp Eren Gümüş
Son güncelleme: 19/07/2023 03:16 03:16
Alp Eren Gümüş
Paylaş
PAYLAŞ
  • Antik dilleri çevirebilmedeki kolaylık yapay zekâ ve derin öğrenme teknolojilerindeki gelişmelerle paralel olarak ilerlemekte.
  • Google Translate gibi araçlar özellikle çağdaş diller için optimize edilmiş olsa da giderek daha sofistike hale gelen yapay zekâ destekli özellikleri, gelecekte akademisyenlere tarihî dillerin yeniden inşasında yardımcı olacak.
  • Gelişen tercüme kabiliyeti, bilgi plakalarının veya nesneler üzerindeki metinlerin ziyaretçilerin telefonları tarafından incelenip tercüme edilebildiği müzeler ve kültürel miras alanları için önemli bir değere sahip olabilir.

1822 yılında Fransız filolog Jean-François Champollion, antik dünya anlayışımızı değiştirecek bir açıklama yaptı. Champollion, esrarengiz Rosetta Taşı’nın şifresini başarıyla çözmüş ve eski Mısır metinlerini anlamanın anahtarını sunmuştu. Aradan 200 yıl geçti ve antik Mısır hakkındaki bilgilerimiz önemli ölçüde arttı, ancak hâlâ çözülmesi gereken pek çok gizem var. Peki uzun zaman önce ölmüş dilleri nasıl tercüme edebiliriz ve teknoloji bu konuda bize yardımcı olabilir mi?

Deşifre mi Tercüme mi?

Pek çok şeyde olduğu gibi bugünü anlamak adına geçmişi bilmemiz gerekir. Yani Rosetta Taşı’nın neden bu kadar önemli olduğunu ve Champollion gibi bilginlerin başlangıçta onun şifresini nasıl çözdüklerini anlamamız gerekiyor.

Burada kavranması gereken ilk şey, çeviri ile deşifre arasındaki ince fark. Günlük dilde bu iki terim sıklıkla eş anlamlı olarak kullanıldığından, yüzeysel olarak bunun farksız bir ayrım olduğunu düşünebilirsiniz. Ancak, en azından antik diller bağlamında bir ayrım söz konusudur.

Macquarie Üniversitesi Tarih ve Arkeoloji Bölümü Kıdemli Öğretim Görevlisi Dr. Camilla Di Biase-Dyson, IFLScience’a yaptığı açıklamada; bir şeyi çevirmenin, hedef dilin sözlüğü olduğu anlamına geldiğini ve çevirmenin, bir çeviri tasarlamak için bu kelime listelerini ve dilin geçerli gramerlerini kullanmakla ilgileneceğini belirtti. Yani, sözlük veya bilinen bir gramer yoksa çeviri eylemi temelde imkânsız. Bu durumda yapılması gereken, bilinmeyen dili başka yollarla “deşifre etmek”. Söz konusu metnin ya da kodun niteliğine bağlı olarak bunu başarmanın çeşitli yolları olsa da bu oldukça zorlu bir süreç.

Rosetta Taşı’nın keşfinden önce Avrupalı bilim adamlarının içinde bulunduğu durum buydu.

Bilginin anahtarı

19. yüzyılın başında kimse hiyerogliflerin nasıl açıklanacağını bilmiyordu. Araştırmacılar bunların piktogramlar mı yoksa fonetik semboller gibi mi işlediğinden emin değildi. Bu bulmacanın bilinen bir anahtarı yoktu, bu yüzden dil tam bir gizemdi.

Ancak 15 Temmuz 1799 civarında Napolyon Bonapart’ın ordusundaki Fransız askerleri Nil deltasındaki liman kenti Rosetta (bugünkü adıyla Raşit) yakınlarında bir kalede kazı yaparken üzerinde yazılar bulunan yontulmuş bir levha buldular. Pek çok antik eserde olduğu gibi bu levha da hızla ülke dışına çıkarılmış ve Napolyon’un yenilgiye uğratılmasının ardından 1801 yılında İskenderiye Antlaşması’nın bir parçası olarak İngiltere’ye götürülmüş. Taş o tarihten beri British Museum’da sergilenmekte.

Levhanın üzerine, Batlamyus Krallığının açık bir isyanla karşı karşıya olduğu bir dönemde firavun V. Ptolemaios’u öven bir metnin yazıldığı tespit edildi. Taş üç dilde yazılmıştı: hiyeroglifler, demotik (standart günlük Mısır yazısı) ve antik Yunanca (V. Batlamyus’un kendisi de Yunanlıydı ve Helen kültürü o dönemde Mısır’da önemli bir etkiye sahipti). Fransız akademisyenler ve kısa süre sonra da İngiliz akademisyenler neyle karşı karşıya olduklarını anlamakta gecikmediler. Bu taş antik Mısır dilinin sırlarını çözmeye yardımcı olabilirdi.

Di Biase-Dyson, “Tabii ki herkes Yunanca biliyordu. Yani 30 saniye içinde tüm dünya taşın üzerinde aslında ne yazdığını anlamış oldu çünkü aynı metnin muhtemelen üç farklı dilde yazılmış olduğunu tahmin ettiler. Haklıydılar, farklılıklar vardı ama haklıydılar. İşte bu yüzden Rosetta Taşı bir dönüm noktası olarak kabul ediliyor. Taşın bu kadar önemli olmasının sebebi size deşifre için bir anahtar veriyor olması. Yapmanız gereken şey, bunun hemen üstündeki demotik ve en üstteki hiyerogliflerle nasıl bir ilişki içinde olduğunu çözmek.” diye açıkladı.

Makineler yardımcı olabilir mi?

Champonllion’un çalışmaları bu antik dili anlamamızda büyük etkiler yaratmış olsa da hâlâ çözemediğimiz gizemler var. Bunun nedeni elimizdeki materyallerin eksik olması. Bu parçalanmışlık bazı kelimelerin anlaşılmasını zorlaştırabilir ve sadece bir kez geçen kelimeler olduğunda sorun daha da büyür. Bu durumlarda, çevirilerimizi dayandırabileceğimiz hiçbir şey olmaz ve bu nedenle kelimenin anlamı bilinmez. Ancak, sahip olduğumuz dil hakkındaki anlayışımız oldukça kesindir ve antik Mısır dilini çevirebilme kolaylığımız yapay zekâ ve derin öğrenme teknolojilerindeki gelişmelerle daha da ilerlemekte.

Google Translate gibi araçlar özellikle çağdaş diller için optimize edilmiş olsa da giderek daha sofistike hale gelen yapay zekâ destekli özellikleri gelecekte akademisyenlere tarihî dillerin yeniden inşasında yardımcı olacak. Google Translate halihazırda Latinceyi çevirebilmekte ve muhtemelen antik Yunanca da gelecekte listeye dahil edilecek. Ancak Mısır yazısı ve gramerinin yazılım tarafından anlaşılması çok daha zor olduğu için antik Mısır dilinin dahil edilip edilmeyeceği ve ne zaman dahil edileceği şu anda belirsiz. Bunun nedeni, hiyerogliflerin birçok anlama gelebilmesi, kullanımlarının zaman içinde değişmesi ve görünümlerinin yazarlarının üslup yaklaşımlarına bağlı olarak değişebilmesi olarak gösteriliyor.

Bu tercüme kabiliyeti, bilgi plakalarının veya nesneler üzerindeki metinlerin ziyaretçilerin telefonları tarafından incelenip tercüme edilebildiği müzeler ve kültürel miras alanları için önemli bir değere sahip olabilir. Di Biase-Dyson’a göre bu tür bir teknolojiyi halihazırda deneyen müzeler var, ancak çoğu durumda sunulan çeviriler önceden öğreniliyor ve gerçek zamanlı olarak çevrilmesi gerekmiyor.

Yapay zekânın antik Mısır dili gibi dillere yaklaşımındaki ilerleme, uzun bir süre boyunca eğitimli Mısır bilimciler ve eski dil uzmanları ile etkileşim eksikliği nedeniyle gerçekleşmedi. Bu da yazılımın eğitilmesi için yeterli veriye sahip olunmadığı anlamına geliyordu. Örneğin bir Mısır mezarında yazılı metni tercüme edebilmek için bir makinenin onu anlamlandırmak için çok fazla veriye ihtiyacı olur. Ancak çok az sayıda bilgi teknolojisi geliştiricisi ayrıntılı ve kapsamlı derlemler sağlamak için akademisyenlerle birlikte çalışmış durumda.

Dolayısıyla, yapay zekânın antik dillerdeki çözülmemiş gizemleri çözmeye ne ölçüde yardımcı olabileceği şu anda belirsizliğini koruyor. Ancak mütevazı gelişmelerin bile Mısır bilimcilerin metinleri daha hızlı dijitalleştirmelerine yardımcı olmak için kullanılışlı olması muhtemel. Di Biase-Dyson, dilleri çevirmeye yardımcı olacak araçlara sahip olmanın, antik dilleri kendi kendimize öğrenme eyleminin yerini almaması gerektiğini vurgulamak istiyor: “Unutulmaması gereken bir şey var ki, hâlâ hiyeroglif öğrenmeye gelen çok sayıda öğrencimiz var. Çünkü şifreyi tamamen çözersek, keşfin ve deşifre etmenin heyecanı kaybolacak. Eğer şifreyi tamamen çözersek, bir daha asla bunun için kafamızı kullanmamıza gerek kalmayacak.”

Derleyen: Alp Eren Gümüş

Bültenimize Kaydolun
En yeni makalelerimizi anında almak için bültenimize abone olun!

    Etiketler:antik dillerbilişim teknolojisiBTçevirideep learningderin öğrenmedeşifredijitaliyidirhiyeroglifITMısırRosetta TaşıtranslateYapay Zeka
    Bu içeriği paylaş
    Email Copy Link Print
    EkleyenAlp Eren Gümüş
    Teknoloji, uçsuz bucaksız potansiyeliyle her geçen gün hayatımızın daha büyük bir parçası haline gelmekte. Tüm bu gelişmelerin peşinde, bizi biz yapan değerleri kaybetmemeyi dileyen bir hayalperest. Dijitaliyidir için Alp’in sloganı “dijital doğru ellerde iyidir” oldu.
    Önceki Haber Türkiye Yapay Zekâ İnisiyatifi’nden Türkiye Yapay Zekâ Zirvesi!
    Sonraki Haber Akvaryum Balıklarının Karbon Yüzgeç İzi Nedir?
    Yorum yapılmamış

    Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

    Yorum yapabilmek için oturum açmalısınız.

    Editörün Seçimi

    Hinge CEO’su, Yapay Zekâ Destekli Flört Uygulaması Overtone’u Piyasaya Sürmek İçin Görevinden Ayrılıyor

    Hinge’in kurucusu ve CEO’su Justin McLeod, şirketten ayrılarak yeni bir yapay zekâ temelli flört uygulaması Overtone’ı başlatma kararı aldı.

    Ekleyen Damla Sayan
    4 dk okuma süresi
    Blue Origin’in Ay Tozundan Elektrik Üreten Cihazı

    Ay yüzeyindeki ay tozu ile enerji üretmeyi amaçlayan yeni Blue Origin projesi,…

    2 dk okuma süresi
    Yapay Zekâ Destekli Tüp Bebek Yöntemiyle Dünyaya Gelen İlk Bebekler

    Yapay zekâ destekli tüp bebek teknolojilerinin hızla gelişmesi, üreme sağlığında daha güvenilir…

    13 dk okuma süresi

    Yazarlar

    Enis Yabar 786 İçerik
    Genel Yayın Yönetmeni
    Profil fotoğrafıEnisYabar
    Ömer Kağan Selen 459 İçerik
    Editör
    Okan Köroğlu 494 İçerik
    Kurucu | Genel Koordinatör
    Eda Azap Öztemel 189 İçerik
    Yazar
    Damla Sayan 244 İçerik
    Yazar
    Merve Tuncel 84 İçerik
    Yazar
    Berk Katık 65 İçerik
    Yazar
    Ceren Yavuz 13 İçerik

    Son günlerde...

    Mars’ta Yaşam İzleri: Bilim İnsanları Büyük Sırrın Eşiğinde

    NASA’nın Perseverance keşif aracı, Mars’ın aslında milyonlarca yıl boyunca yağmur…

    10/12/2025 17:43

    İçten Bir Sarılma Neden Bu Kadar Etkili? Bilimin 10 Çarpıcı Yanıtı

    Yeni bir bilimsel araştırma, ciltteki sıcaklık…

    10/12/2025 14:17

    Paramount’tan Netflix’e Karşı Savaş: Warner Bros. Discovery İçin 108,4 Milyar Dolarlık Teklif

    Paramount ve Skydance, Netflix'in 82,7 milyar…

    10/12/2025 02:42

    Oruç Tutma Tarzı Diyetler, İnsan Beyninde Dinamik Değişikliklere Yol Açıyor

    Aralıklı enerji kısıtlaması temelli bir diyet,…

    09/12/2025 19:41

    PUBG ve Inzoi Yönetmenleri Krafton’un Yapay Zeka Odaklı Kültürüne Dair İpuçları Sunuyor

    Oyun dünyasının önde gelen firması KRAFTON,…

    09/12/2025 19:23

    İlgini Çekebilir

    MicrosoftEditörün Seçimi

    Microsoft, Office 2024’ü Kullanıma Sundu

    Office 2024, Microsoft 365 aboneliği istemeyen kişiler için 149,99 dolarlık bağımsız bir sürüm oldu. Microsoft bu hafta, Microsoft 365'e abone…

    4 dk okuma süresi
    BilimTeknoloji

    Yaşanabilirliğin Sınırını Keşfetmek: Yeni Çalışma, LP 890-9c’nin Sırlarını Ortaya Çıkarıyor

    Kayalık bir gezegen, bir yıldıza ne kadar yakın olabilir ve yine de su ile yaşamı ne kadar sürdürebilir? Yakın zamanda…

    2 dk okuma süresi
    Bilim

    Uzay Turizminde Hamilelik Endişesi: Uzayda Üremek Sakıncalı

    Uzay turizmi endüstrisi büyüdükçe mikro yer çekiminde hamile kalma potansiyeline ve doğacak bebeklerin sağlığına ilişkin endişeler de artıyor.

    3 dk okuma süresi
    Teknoloji

    Pil Yüzdesi Göstergesi iOS 16 ile Geri Geliyor

    Geçen hafta Apple, iOS 16 betasının en son sürümünü yayımladı. Bu, Apple kullanıcıları tarafından büyük ilgiyle karşılandı. Sebebi ise Apple'ın…

    1 dk okuma süresi
    Hoş geldiniz!

    Hesabınıza giriş yapın

    Username or Email Address
    Password

    Lost your password?

    Üye değil misin? kaydolmak