Harita, görev ya da hedef olmadan bir oyun mümkün mü? Bernband, oyun tasarımında minimalist bir arayış mı sunuyor, yoksa içerik üretmeden “deneyim” adı altında boşluk mu yaratıyor? Hem de uzaylı bir şehirde.
Detaylar haberimizde…
Oyun dünyasında uzun süredir her şey çok net: görevler bellidir, haritalar açıktır, yapılacaklar listesi kabarıktır. Ancak bağımsız geliştirici Tom van den Boogaart, bu ezberi bozuyor. Yeni oyunu Bernband, sizi uzaylı bir metropolde haritasız bir yolculuğa çıkarıyor. Ne bir yön göstergesi ne de bir hedef sunuyor. Sadece yürümek ve görmek var.
Bernband’a ilk adım, küçük bir dairenin penceresinden dışarı bakmakla başlıyor. Bu detay, aslında geliştiriciye göre çok önemli: “Oyuncunun bu şehirde yaşadığını hissettiren ilk temas noktası.” O pencerenin ardında duran şehir, oyuncuyu bilinmez bir ritme davet ediyor.

Amaçsızlık mı, Anlamsızlık mı?
Bernband’ın aykırı tasarımı, modern oyunların çoğunun üzerine inşa edildiği ilerleme mantığını tamamen reddediyor. Bu, bazı oyuncular için yaratıcı bir meydan okuma olabilir. Fakat işlevsellik arayanlar için oyunun kendisi bir boşluk hissi yaratıyor. Oyuncu bazen gerçekten dolaşıyor, bazen de sadece “ne yapacağını bilemeden” oyunun içinde kalakalıyor.
Bu noktada eleştiri kaçınılmaz: “Amaçsızlık” ile “anlamsızlık” arasındaki çizgi çok ince ve Bernband zaman zaman bu çizgiyi bulanıklaştırıyor.
Haritasız Bir Dünya
Oyunun en dikkat çeken özelliği, harita sunmaması. Bu, ilk etapta özgürlük hissi yaratıyor. Ancak birkaç saatlik deneyimin ardından yönsüzlük, keşiften çok tekrar hissi uyandırıyor.
Oyuncular Bernband’ın dünyasında kaybolabiliyor, hem de bilinçli olarak. Bu evrende her yer başka bir yere çıkıyor, çoğu alan birbirine alternatif yollarla bağlı. Oyun içi yönlendirmelerin eksikliği, sizi kendi kararlarınızla yol bulmaya zorluyor. “Sol mu, sağ mı?” gibi küçük seçimlerin bile keşfi etkilediği bir yapıyla karşı karşıyasınız.
Geliştirici, bu konuda oldukça net: “Bilgi çok çabuk verildiğinde sürpriz ortadan kalkar.” Oyun, oyuncuya gözlem yapmayı, dinlemeyi ve kaybolmayı öğretiyor. Çünkü Bernband, bulunduğun yeri değil, hissettiklerini önemseyen bir tasarıma sahip.
Gerçekten İlhamla Kurgu Arasında
Bernband, bütünüyle hayal ürünü gibi görünse de gerçek şehirlerden ilham alıyor. Tokyo’nun ışıkları, San Francisco’nun sokakları, Stockholm’ün dokusu ve van den Boogaart’ın çocukluğunu geçirdiği Hollanda’nın küçük kasabası Gouda… Hepsi bu evrende parça parça hissediliyor. Bu da oyuncuya tanıdık ama yabancı bir hissiyat sunuyor: sanki daha önce gelmiş gibi ama neresi olduğunu çıkaramıyorsunuz.
Minimalizm mi, Tembellik mi?
Bernband’ın savunucuları, oyunu bir dijital şiir, bir yürüyüş simülasyonu olarak tanımlıyor. Karşıt görüşlerse, bu tür projelerin “minimalist tasarım” adı altında tembelliğe sığınıldığını düşünüyor. Çünkü bir oyunda hiçbir şeyi yönlendirmemek, bazen “tasarlamamak” anlamına da gelebilir. Oyuncuya bırakılan boşluk, bazıları için keşif alanı; bazıları içinse boşluk hissi.

Ne Zaman Oynayacağız?
Henüz kesin bir çıkış tarihi verilmeyen Bernband, PC platformu için geliştiriliyor. Ancak oyun dünyası onu çoktan tanıyor. 2014’te çıkan ilk versiyonu, Vice, Boing Boing ve Rock Paper Shotgun gibi prestijli platformlardan övgüler aldı. Hatta RPS, Bernband’ı “2010’ların en iyi PC oyunlarından biri” ilan etti.
Yeni versiyonsa bu kez daha geniş, daha detaylı ve duygusal bağ kurabileceğiniz şekilde hazırlanıyor. Duygularla kodlanmış bir şehirde yürüyorsunuz; zamanın, mekânın ve amacın olmadığı bir dijital rüyada.
Oyun Değil, Dijital Meditasyon
Bernband, klasik anlamda bir oyun değil. Oyun dünyasında haritasız, yönsüz ve amaçsız kalmanın nasıl hissettirdiğini sorgulatıyor. Aslında tam da bu nedenle dijital dünyada kendini bulmak isteyenler için özel bir anlam taşıyor. Bu bir dijital kaçış değil, dijital bir içe dönüş.
Oyuncuya ne yapacağını söylemeyen, hatta nereye gittiğini bile göstermeyen bir deneyim sunuyor. Bu yönüyle, oyun tanımını zorlayan bir yapıda. Kimileri için yaratıcı bir dijital gezinti, kimileri içinse sabırsızlıkla silinecek bir klasör olabiliyor.
Bernband, oyunun yalnızca bir skor ya da görev olmadığını gösteren, başka türde bir etkileşim biçimini temsil ediyor.
Ve belki de artık ihtiyacımız olan şey: yönsüzce dolaşmak, kaybolmak… ama sonunda bir şey bulmamak.
Derleyen: Merve Tuncel






