Ülkemizde son 10 günde yaşananları bir İngiliz arkadaşıma anlattım ve bana “Ciddi olamazsın” dediğinde cevabım “Keşke şaka olsaydı” oldu. Fakat durup düşündüm; ‘Şaka yaptık’ deseler bunu kaldırabilir miyiz?
Yıl boyunca ciddiyetin hüküm sürdüğü, kuralların birer pusula gibi önümüze serildiği bir dünyada yaşıyoruz. Ama işte bir gün var ki, takvim yapraklarında küçük ama etkisi büyük bir istisna olarak duruyor: 1 Nisan Dünya Şaka Günü. 16. yüzyıldan bu yana bir vesile ile kutlanıyor veya anılıyor dünya şaka günü. Öyle ki dünyanın en saygın kuruluşları, büyük markalar ve bazen halka mal olmuş ünlü isimler bile şaka yapıyor 1 nisanda.
Yine bu yıl dünyanın dört bir yanında insanlar birbirine küçük oyunlar oynayacak, sosyal medyada absürt haberlerle “şaka yaptım” diyecekler. Televizyonlar sahte servisler, şirketler garip reklam kampanyalarıyla “güya” neşeli bir gün kurgulayacak.
Ama biz Türkiye’deyiz.
Aslına bakarsanız özellikle son 10 günde yaşadıklarımızdan sonra gülmenin lüks, şakanın bile yasaklı bir gölgeye dönüştüğü topraklardayız.
1 Nisan, çocukluktan yetişkinliğe herkesin ortak bir dili konuştuğu nadir günlerden biri. Mizahın dili. Ve belki de bu yüzden, 1 Nisan yalnızca gülmek için değil; insanların birbirine dokunabildiği, gündelik hayatın sertliğine bir an olsun ara verebildiği özel bir soluklanma alanı.
Son 10 günde Türkiye’de yaşananlar bir kara mizah senaryosunu aratmayacak düzeyde. Üniversiteler, sokaklar, meydanlar gençlerin sesiyle yankılandıkça, iktidarın anlam verilemeyen refleksi tekleşiyor. Binlerce genç, sırf hak aradığı, “geleceğimiz” dediği şeyin aslında yok edildiğini haykırdığı için gözaltında. Birçoğu artık tutuklu.
Bu atmosferde kim şaka yapabilir?
Kim “Nisan 1” diyerek gülümseyebilir?
1 Nisan’ı Kaldıramayız Fakat Mizah Hep Son Kaledir
Geçtiğimiz günlerde “Sizin ülkenizde yine neler oluyor bana bir anlatsana” diyerek olan biteni konuştuğum bir İngiliz arkadaşım anlattıklarıma o kadar şaşırdı ki konuşurken sürekli olarak şaka yaptığımı söyleyip durdu. Kendisine gayet ciddi olduğumu ve hiç bir şeyin şaka olmadığını söyledim. Görüşmemiz bittikten sonra kendimi şu soru ile karşı karşıya buldum “1 Nisan’da bu olan bitenin sorumluları karşımıza geçip ‘şaka yapmıştık’ dese acaba toplum olarak buna sevinebilecek miyiz? Öyle bir ruh haline büründük ki muhtemelen şaka olduğunu kabullensek bile “eşek şakası”na vereceğimiz bir tepkiden farksız olurdu tepkimiz. Çünkü gerildik. Hem de çok uzun zamandır.
1 Nisan’da şaka kaldıramayacak kadar gerilmiş bir toplumun genç fertleri meydanlarda mizah dolu pankartlar taşıyor. Çünkü mizah, tarihte de hep ezilenin, dışlananın, susturulmak istenenin elindeki son kaleydi. Nisan 1 şakasını kaldıramayacak kadar üzgün, kırgın ve öfkeli bu gençler aslında son kalesine sahip çıkıyor.