Yeni Hesaplamalar, Evrenin Büyük Bölümünün Karanlık Enerjiden Oluştuğunu Gösteriyor

  • Yeni yapılan ölçümlere göre evrenin %69’unu karanlık madde oluşturuyor. Geriye kalan %31’lik kısım ise maddeye ait hem görünebilir türden hem de henüz açıklanamayan hareketlerden ve etkilerden sorumlu gizemli yer çekimsel karanlık maddeden oluşuyor.
  • Bununla birlikte evrenin yaklaşık %80’i atom altı parçacıkları ile oluşabilecek karanlık maddeye sahip.
  • Ölçümleri yapabilmek için karanlık enerji ve madde içeren simülasyonlar oluşturan araştırma ekibi, gözlemlenen galaksi kümelerine en yakın simülasyonların %31 oranında maddeden oluşan bir evrene ait olduğunu gözlemledi.

Evrende yapılan yeni bir ölçüm, karanlık enerjinin evrendeki her şeyin %69’una yakınını oluşturduğunu doğruladı.

Geriye kalan %31’lik kısım ise maddeye ait hem görünebilir türden (görebildiğimiz parçacıklar ve kuvvetler) hem de şu anda açıklanamayan hareketlerden ve etkilerden sorumlu gizemli yer çekimsel karanlık maddeden oluşuyor.

Mısır’daki Ulusal Astronomi ve Jeofizik Araştırma Enstitüsü ile Japonya’daki Chiba Üniversitesinden astronom Mohamed Abdullah, “Kozmologlar toplam maddenin yalnızca yüzde 20’sinin yıldızlar, galaksiler, atomlar ile yaşam içeren düzenli madde veya ‘baryonik’ bir maddeden oluştuğuna inanıyor. Evrenin yaklaşık %80’i, doğası henüz bilinmeyen ve keşfedilmemiş bazı atom altı parçacıklar ile oluşabilecek karanlık maddeden oluşuyor.” dedi.

Karanlık enerji bir güç ve henüz ne olduğunu bilmiyoruz. Evrenin hızla genişlemesine neden olan her neyse ona verdiğimiz isim bu. Tekrarlanan ölçümler, %70 civarında seyretme eğiliminde olan bir miktarda. Karanlık maddenin, evrenin madde ve enerji yoğunluğunun çoğunu oluşturduğu ortaya koyuldu.

Resimde görülen Abell 370 gibi gökada kümeleri, kütleçekimsel olarak birbirine bağlı yüzlerce ila binlerce gökada içerebilir.

Evrenin genişleme hızını saptamak şimdiye kadar son derece zordu. Ancak bilim insanlarının bunu yapmak istemeleri için birçok neden var. Evrenin madde ve enerji yoğunluğunu azaltmak, bilim insanlarının karanlık enerjinin ne olduğunu, bugüne kadar evrenin genişlemesini nasıl etkilediğini ve gelecekte neler olabileceğini anlamalarına yardımcı olabilir.

Evrende ne kadar karanlık enerji olduğunu hesaplamanın denenmiş ve doğru bir yolu, galaksi kümelerine dayanıyor. Çünkü bu kümeler, evrenin yaklaşık 13,8 milyar yıllık ömrü boyunca yer çekimi altında bir araya gelen maddelerden oluşuyor.

Bilim insanları, bir kümedeki galaksi sayısını ve kümenin kütlesini sayısal simülasyonlarla karşılaştırarak madde ve enerji oranlarını hesaplayabilirler.

California Merced Üniversitesinden gök bilimci Gillian Wilson, “Günümüz galaksi kümeleri milyarlarca yıl boyunca kendi kütle çekimi altında çökmüş maddeden oluştuğu için şu anda gözlemlenen küme sayısı, yani ‘küme bolluğu’ kozmolojik koşullara ve özellikle de toplam madde miktarına çok duyarlı.” dedi.

Ancak kütlenin çoğu karanlık madde tarafından sağlandığından, bir galaksi kümesinin kütlesini doğrudan ölçmek zor. Araştırmacılar, bunun yerine ekibin GalWeight tekniğini kullanarak her birinin yalnızca küme galaksilerini içerdiğinden emin olmak için dikkatlice analiz ettikleri veri tabanlarındaki galaksi kümelerinin kütlesini, her birindeki galaksi sayısını hesaplayarak belirlediler. Kütle-zenginlik ilişkisi (MMR) olarak bilinen bir ilişkiyle daha büyük kümeler daha fazla galaksiye sahip olduğundan, araştırmacılar örnek kümelerin her birinin toplam kütlesini tahmin edebildiler.

Daha sonra, değişken oranlarda karanlık enerji ve madde içeren galaksi kümeleri oluşturmak için sayısal simülasyonlar gerçekleştirdiler. Gözlemlenen galaksi kümelerine en yakın simülasyonlar, %31 maddeden oluşan bir evrene aitti.

Bu, ekibin karanlık enerji oranını %68,5 ve madde oranını %31,5 olarak veren önceki çalışmasına çok yakın bir sonuç. Ayrıca evrenin madde-enerji yoğunluğuna ilişkin diğer ölçümlerle de çok iyi bir uyum içinde.

Chiba Üniversitesinden gök bilimci Tomoaki Ishiyama, “MRR’yi kullanarak madde yoğunluğunun ilk ölçümünü yapmayı başardık, bu da Planck ekibi tarafından arka plan kozmik sıcaklık yöntemi kullanılarak elde edilen sonuç ile mükemmel bir uyum içinde. Bu çalışma küme bolluğunun kozmolojik parametrelerini kısıtlamak için rekabetçi bir teknik olduğu ve CMB anizotropileri, baryon akustik salınımları, Tip Ia süpernovaları veya yer çekimsel mercekleme gibi küme dışı teknikleri tamamladığını gösteriyor.” diyor.

Araştırma The Astrophysical Journal’da yayımlandı.

Derleyen: Burçin Bağatur

En Son

Project Hail Mary: NASA Bilimi Bilim Kurgunun Gerçek Sınırlarını Zorluyor mu?

*Project Hail Mary* ile yeniden gündeme gelen derin uzay yolculuğu ve NASA’nın gerçek bilimsel çalışmaları, bilim kurgu ile gerçeklik arasındaki sınırın aslında ne kadar ince olduğunu bir kez daha tartışmaya açıyor.

Avatar Video Oyunu O Kadar İyi ki Filmlere Gerek Kalmayabilir

Avatar evreni uzun süredir sinema ile özdeşleşmiş olsa da, yeni video oyunu deneyimi bu dünyayı izlemekten çıkarıp doğrudan yaşanabilir bir gerçekliğe dönüştürerek filmlerin rolünü bile sorgulatıyor.

Bu Ay İzleyebileceğiniz En İyi 10 Dizi

Dijital platformların içerik bombardımanına dönüştüğü günümüzde, gerçekten izlemeye değer dizileri seçmek her zamankinden daha zor hale gelirken, öne çıkan yapımlar izleyicilere güçlü ve unutulmaz deneyimler sunmayı başarıyor.

Yılın En Aptalca Hack’i Çok Gerçek Bir Sorunu Ortaya Çıkardı

Silikon Vadisi’nde yaya geçidi butonlarının hacklenmesiyle ortaya çıkan tuhaf olay, ilk bakışta basit bir şaka gibi görünse de aslında modern şehirlerin siber güvenlik konusunda ne kadar savunmasız olduğunu gözler önüne serdi.

Bültene Kaydol

Üye Özel

Yapay Zekâ Damgası: Dünyanın Prestijli Girişim Gününde 16 Çarpıcı Startup

Y Combinator’ın Winter 2026 Demo Day etkinliğinde tanıtılan yaklaşık 190 girişim arasından öne çıkan 16 startup, yapay zekânın farklı sektörlerde nasıl dönüştürücü bir rol üstlendiğini gözler önüne serdi. Hukuktan sağlığa, güvenlikten enerjiye uzanan projeler dikkat çekti.

Kagi’nin İnsan Odaklı İnterneti: ‘Küçük Web’le Tanışın

Kagi’nin ‘Küçük Web’ girişimi, interneti sadece insanlar tarafından yazılmış içeriklerle keşfetmeye odaklanıyor. Kişisel bloglar, bağımsız videolar ve web çizgi romanları, mobil ve web uygulamaları üzerinden daha erişilebilir hâle geliyor.

Yapay Zekâyla Konuşmanın Doğru Yolu

Yapay zekâya “lütfen” demek işe yarıyor mu? Onu tehdit etmek mi, yoksa bir bilim kurgu dizisindeki karakter gibi konuşturmak mı daha etkili? Uzmanlara göre sohbet robotlarından daha iyi sonuç almanın yolu sandığınız kadar gizemli değil.

LGBTQ+ Sporcular 2026 Kış Olimpiyat Oyunlarında Ön Planda Olacak

Açık kimlikleriyle LGBTQ+ olan yaklaşık 50 Olimpiyat sporcusu, konuşma ve yarışma hakları saldırı altında olmasına rağmen Kış Olimpiyat Oyunları boyunca çeşitli etkinliklerde yer alıyor.

Kripto Parayla Finanse Edilen İnsan Ticareti Hızla Artıyor

Tahminlere göre, fuhuş ve dolandırıcılık amacıyla insan ticareti işlemlerinde kripto para birimlerinin kullanımı 2025 yılında neredeyse iki katına çıktı.
Burçin Bağatur
Burçin Bağaturhttp://dijitaliyidir.com
Restorasyon ile başlayan kariyer yolculuğunda, sanatın motive edici yönünü keşfederek hayallerinin peşinden gitmeyi tercih etti. Güzel Sanatlar Fakültesinde İletişim ve Tasarım okudu. O, dijital dünyaya olan merakını da es geçmeyen bir tasarımcı adayı. Burçin’in dijitaliyidir için sloganı "Dijital, kendinden bir parça bulabildiğinde iyidir." oldu.

- dijitaliyidir Sponsor Desteği -

spot_imgspot_img

Project Hail Mary: NASA Bilimi Bilim Kurgunun Gerçek Sınırlarını Zorluyor mu?

*Project Hail Mary* ile yeniden gündeme gelen derin uzay yolculuğu ve NASA’nın gerçek bilimsel çalışmaları, bilim kurgu ile gerçeklik arasındaki sınırın aslında ne kadar ince olduğunu bir kez daha tartışmaya açıyor.

Bu Ay İzleyebileceğiniz En İyi 10 Dizi

Dijital platformların içerik bombardımanına dönüştüğü günümüzde, gerçekten izlemeye değer dizileri seçmek her zamankinden daha zor hale gelirken, öne çıkan yapımlar izleyicilere güçlü ve unutulmaz deneyimler sunmayı başarıyor.