Başlatılan kampanya, Facebook ve Instagram gibi sosyal medya şirketlerini sanatçıları da içerik denetleme sürecine dahil etmeye çağırıyor.
Sosyal medyanın sanat üzerindeki etkisi ve gücü düşünülenden çok daha fazla. Yaklaşık 4,76 milyar insan, yani dünya nüfusunun %59’u, günde ortalama iki buçuk saat sosyal medya kullanıyor. Bu duruma sanat dünyası açısından bakacak olursak da verilere göre 2020’de galerilerin sanat eserlerini satarken kullandığı en başarılı üçüncü yol sosyal medya olarak gözüküyor. Bu da sosyal medyanın birçok bağımsız sanatçı için de önemli bir gelir kaynağı görevi gördüğünü gösteriyor.
Bu güce karşı sosyal medyadaki kontrolsüz sayılabilecek sansür durumu da birçok sanatçının gelir kapılarından biri olan sosyal medyayı yeteri kadar etkin kullanamamasına neden oluyor. Sansürü belgelemeyi amaçlayan ve 2020’de oluşturulan Don’t Delete Art (DDA) projesi, “Sosyal medya şirketleri, hangi sanat eserlerinin serbestçe dolaşabileceği, hangilerinin yasaklanacağı veya dijital marjlara itileceğini belirleme konusunda benzeri görülmemiş bir güce sahip kültürel bekçiler haline geldi.” diyor. Proje, sosyal medyada ve platformlar genelinde sanatsal ifadenin korunmasını sağlamayı amaçlıyor.
DDA projesi, sanatçıların, kurumların ve tüm paydaşların imzalamaya davet edildiği bir manifesto halinde yayımlandı. DDA, “Kampanya, sanatçıları ve diğer sanat profesyonellerini içerik denetleme sürecine dahil etmeleri için Facebook ve Instagram gibi büyük platformlara baskı yapacak.” diyor.
Manifestonun sosyal medya şirketlerine yönelik ana talepleri ise şunlar:
- Sanatsal içerik üzerindeki mevcut kısıtlamaların yeniden gözden geçirilmesi
- İddia edilen ihlallerin gözden geçirilmesi
- Sanatı Silmeyin Kampanyası ve Santa Clara İlkeleri tarafından belirtilen şekilde daha iyi bir itiraz ve bildirim süreci
Ayrıca şu da ekleniyor: “Her platform, sanatçı bakış açılarını içerik moderasyon politikalarına dahil etmek için kullanılacak yöntemlerin yanı sıra sanatla ilgili gönderilerin incelenmesi ve itiraz edilmesi için de özel prosedürler oluşturmalıdır.”
Şu anda ABD, Avrupa ve Birleşik Krallık’ta düzenleyici yasalar ve standartlar değişiyor. Manifesto, “Risk altındaki sanatçıların şirketler uyum sağladıkça dikkate alınması ve değer verilmesi kritik olacaktır. Yeni yasalardan en ciddi şekilde etkilenmesi muhtemel olanlar, sanatçılar, izleyiciler, baskıcı rejimlerde yaşayanlar, marjinal gruplardan gelenler ve müze veya galeri temsilinden yoksun olanlardır.” diyor. Bu amaçla DDA, sanat kurumlarını ve liderlerini imza atmaya ve sosyal medyadaki sanat sansüründen etkilenen sanatçılar için mücadele etmeye çağırıyor.
DDA koalisyonundaki sanatçılar, daha fazla insanı misyonlarına katılmaya teşvik etmek için “koordineli ve oldukça görünür bir çevrim içi sosyal medya eylemi” ile sosyal medya yasasının duvarlarını bir şekilde yıkmayı planlıyorlar.
Derleyen: Ceren Korkmaz


