İnsanlar olarak birçoğumuz yaşlanmayı tersine çevirmeye ya da geciktirmeye uğraşırken bilim dünyasındaki bir gelişme dikkatleri üzerine çekti. Yeni çalışma, doğal bir amino asit olan taurinin farelerde, maymunlarda ve solucanlarda yaşlanma süreciyle bağlantılı olduğunu gösterdi. Bu bağlantının insan yaşlanmasında rol oynayabileceği düşünülüyor.
Yaşlandıkça, hücrelerimiz ve organlarımız eskiden olduğu gibi verimli çalışmayı bırakır. Hücresel düzeyde, yaşlanmanın etkileri arasında; hücre bölünmesi sırasında DNA mutasyonlarının meydana gelme eğiliminin artması, hücrelerin besinleri tanıma ve bunlara yanıt verme yeteneğinin düzensizleşmesi, hücrelerin mitokondriyal enerji kaynağının işlevsizleşmesi ve yaşlanan hücrelerin veya bölünmeyi durduran hücrelerin birikmesi yer alır. Peki ya neredeyse herkesin muzdarip olduğu bu süreçlerden bazıları yavaşlatılabilirse?
Batı Avustralya’daki Harry Perkins Tıbbi Araştırma Enstitüsünden araştırmacılar, taurinin yaşlanmadaki rolünü araştırarak bu soruyu yanıtlamak amacıyla uluslararası araştırmacılarla iş birliği yaptı.
Çalışmanın ortak yazarlarından Ankur Sharma, “Daha önceki çalışmalar kandaki taurin konsantrasyonunun sağlıkla ilişkili olduğunu göstermişti, ancak kan taurin konsantrasyonlarının yaşlanmayı etkileyip etkilemediği bilinmiyordu. Bilgideki bu boşluğu gidermek için, yaşlanma sırasında kandaki taurin konsantrasyonunu ölçtük ve taurin seviyeleri doğal olarak azaldıkça, organ fonksiyonlarındaki düşüş de dahil olmak üzere ‘yaşlanmanın ayırt edici özelliklerinin’ arttığını gördük.” dedi.
Taurin, vücudumuzun doğal olarak ürettiği bir amino asittir. Aslında, biz insanlarda en bol bulunan amino asitlerden biridir. Hücre gelişimi, beslenme ve hayatta kalmada önemli rol oynar. Taurin ayrıca deniz ürünlerinde, özellikle kabuklu deniz hayvanlarında ve koyu renkli etlerde bulunur. Bunların yanında muhtemelen enerji içeceklerinde bir bileşen olarak kendisinden bahsedildiğini görmüşsünüzdür.
Araştırmacılar, taurin seviyelerinin türler arasında yaşlanmaya katkıda bulunup bulunmadığını görmek için farelere, maymunlara ve solucanlara taurin ya da kontrol solüsyonu verdiler. Taurinle beslenen farelerin kontrol farelerinden daha uzun yaşadığını buldular. Dahası, taurinle beslenen farelerin kemik, kas, pankreas, beyin, yağ, bağırsak ve bağışıklık sistemi fonksiyonlarında iyileşme görüldü ve bu da sağlıkta genel bir artışın göstergesi oldu. Araştırmacılar maymunlarda da benzer bir etki gözlemledi ve bu gözlem neredeyse solucanların ömrünü uzattı.

Sharma, “Klinik öncesi modellerde taurin miktarı artırıldığında, deneklerin sağlık süresi veya sağlıklı yaşam süresi arttı ve daha uzun süre yaşadılar.” diye belirtti.
Taurinin hücresel etkisini inceleyen araştırmacılar, kimyasalın yaşlanmanın ayırt edici özellikleri üzerinde olumlu bir etkiye sahip olduğunu buldu. Sharma, edinilen bulgulara dair umut verici bir açıklama yaptı: “Taurin takviyesinin sağlıklı yaşam süresini iyileştirdiği mekanizmalar üzerine yapılan araştırmalar, taurinin hücresel yaşlanma, DNA hasarı ve iltihaplanma dahil olmak üzere yaşlanmanın çeşitli özelliklerini olumlu yönde etkilediğini ortaya koydu.”
Araştırmacılar, taurinin insanlarda yaşlanmanın bir itici gücü olup olmadığını belirlemek için uzun vadeli çalışmalar yapmayı planlıyor. Sharma, söz konusu testlerin henüz insanlar üzerinde yapılmadığının altını çizmeyi ihmal etmedi: “Yaşlanmanın kan temelli etkenleri varsa, konsantrasyonlarını ‘gençlik’ seviyelerine geri getirmek yaşlanma karşıtı bir müdahale olarak hizmet edebilir, ancak bu henüz insanlarda test edilmemiştir.”
Çalışma, Science dergisinde yayımlandı.
Derleyen: Hatice Bulut


