Elon Musk, X Platformu İçin Kullanıcıların Değil Reklam Verenlerin Peşinde!

  • Elon Musk, sosyal medya platformu X’in reklam gelirlerini artırmak ve reklam verenlerin güvenini yeniden kazanmak amacıyla önemli bir adım atıyor.  
  • Musk’ın yönetimi devralmasının ardından içerik politikalarında yapılan değişiklikler ve nefret söylemi içeriklerinin arttığı iddiası, platformun içerik denetimine odaklandığını gösteriyor.
  • X platformu, bu bağlamda yeni Hassasiyet Ayarları özelliğiyle reklam verenlere markalarının içeriklerini platformun hassasiyet seviyelerine uygun şekilde ayarlama imkânı sağlayacak.

Elon Musk, çevrim içi sosyal medya platformu X’in reklam satışlarını canlandırmak amacıyla yeni Hassasiyet Ayarlarını kullanıma sunuyor. Bu yeni özellik, reklam verenlerin markalarının mesajlarını platform içerikleriyle uyumlu hale getirmelerine ve hedef kitlelerinin hassasiyet ihtiyaçlarını karşılamalarına yardımcı olacak.

Eski adıyla Twitter’ı, Elon Musk’ın platformu devralmasının ardından içerik politikalarındaki değişiklikler ve tartışmalı hamleler nedeniyle birçok reklam veren terk etmişti. Bu durum, bir noktada reklam gelirlerinin yüzde 50 gibi büyük bir oranda düşmesine sebep olmuştu. Ayrıca, Musk’ın ifade özgürlüğüne dayalı içerik denetimi politikaları, markaların platformdaki içerikle uyumsuzluğu ve reklamlarının istenmeyen içeriklerle birleşmesi endişesine yol açmıştı.

Geçtiğimiz ayın ardından gelen gelişmelere göre Center for Countering Digital Hate (CCDH) adlı araştırma grubunun hazırladığı rapor, Elon Musk’ın şirketin kontrolünü devralmasının ardından nefret söylemi içeriklerinin hem miktar hem de etkileşim açısından arttığını öne sürmüştü. Ancak, bu iddialara şiddetli bir şekilde karşılık veren X platformu, verilerin yasa dışı yollarla toplandığını iddia ederek CCDH’ye karşı hukuki adımlar atmıştı.

Şirket, aralık ayında, istenmeyen içerikleri sınırlamayı amaçlayan “Bitiş Kontrolleri” adlı bir özellik tanıtmıştı. Ancak, bu özellik reklam verenlerin istenilen sonuçları elde edemediğini ve reklam gelirlerinin hala düşüş eğiliminde olduğunu gösterdi. Bunun sonucunda Elon Musk, tekrar işe el koydu.

Yeni Hassasiyet Ayarları, reklam verenlerle yaşanan gerginliklerin ardından daha fazla markanın ilgisini çekmek ve platformdaki reklam harcamalarını artırmak için bir adım. Bu özellik ile reklam verenler, reklamlarını platformdaki içeriklerle daha uyumlu hale getirebilecek ve markaların hassasiyet eşiğine göre içerik seviyelerini ayarlayabilecekler.

Üç farklı hassasiyet seviyesi bulunacak:

  • Rahat Hassasiyet: Bu seviye, daha geniş bir erişim sağlamak amacıyla reklamları bazı hassas içeriklerle birlikte gösterecek. Ancak hedeflenen nefret söylemi ve açık cinsel içerik gibi istenmeyen içerikleri dışlayacak.
  • Standart Hassasiyet: Bu seviye, orta düzeyde hassasiyet arayan markalar için tasarlanmış. Reklamlar, hedeflenen nefret söylemi, açık cinsel içerik, gereksiz vahşet ve aşırı küfür gibi içeriklerle birlikte görünmeyecek.
  • Muhafazakâr Hassasiyet: En katı hassasiyet seviyesi. Bu seviyede reklamlar, hedeflenen nefret söylemi, cinsel içerik, vahşet, küfür, müstehcenlik, spam ve uyuşturucu içeren içeriklerle asla bir arada görüntülenmeyecek.

Ayrıca, reklam verenlerin güvenli olmayan anahtar kelimelerle ilişkilendirilmemesini sağlamak amacıyla yeni bir otomatik engelleme listesi de oluşturuldu. Bu liste, reklam verenlerin Ana Sayfa Zaman Çizelgesi’nde istenmeyen içeriklerle yan yana gelmelerini engellemeyi amaçlarken bir yandan da güvenli bir reklam deneyimi sunmak için tasarlandı.

Elon Musk’ın asıl amacı ise reklam verenleri X platformuna geri çekmek ve markaların içeriklerini uygun bir şekilde sunarak platform içerisindeki dengeyi sağlamak. Hassasiyet ayarları ve diğer yeni özelliklerle, X şirketi reklam verenlere daha fazla kontrol ve şeffaflık sunarak güvenlerini yeniden kazanmaya çalışıyor diye yorumlayabiliriz.

Bu gelişmelerin ardından reklam verenlerin platforma dönmesi ve reklam gelirlerinin artması bekleniyor. Elde edilen güven ve uygun içerikle birlikte X, rekabetçi bir reklam platformu olmaya devam etmeyi hedefliyor.

Derleyen: Dilara Melisa Yaman

En Son

Organ Naklinde İlaçsız Yaşam İçin İlk Büyük Umut

ABD’de Pittsburgh Üniversitesi tarafından yürütülen yeni bir klinik araştırma, bazı karaciğer nakli hastalarının deneysel bir hücresel tedavi sayesinde bağışıklık sistemini baskılayan (yani vücudun yeni organı reddetmesini engellemek için kullanılan) ilaçları kullanmadan yıllarca yaşamını sürdürebildiğini ortaya koydu. Bulgular, organ naklinde “ilaçsız dönem” ihtimalini ilk kez bu kadar güçlü şekilde gündeme taşıdı.

Project Hail Mary: NASA Bilimi Bilim Kurgunun Gerçek Sınırlarını Zorluyor mu?

*Project Hail Mary* ile yeniden gündeme gelen derin uzay yolculuğu ve NASA’nın gerçek bilimsel çalışmaları, bilim kurgu ile gerçeklik arasındaki sınırın aslında ne kadar ince olduğunu bir kez daha tartışmaya açıyor.

Avatar Video Oyunu O Kadar İyi ki Filmlere Gerek Kalmayabilir

Avatar evreni uzun süredir sinema ile özdeşleşmiş olsa da, yeni video oyunu deneyimi bu dünyayı izlemekten çıkarıp doğrudan yaşanabilir bir gerçekliğe dönüştürerek filmlerin rolünü bile sorgulatıyor.

Bu Ay İzleyebileceğiniz En İyi 10 Dizi

Dijital platformların içerik bombardımanına dönüştüğü günümüzde, gerçekten izlemeye değer dizileri seçmek her zamankinden daha zor hale gelirken, öne çıkan yapımlar izleyicilere güçlü ve unutulmaz deneyimler sunmayı başarıyor.

Bültene Kaydol

Üye Özel

Yapay Zekâ Damgası: Dünyanın Prestijli Girişim Gününde 16 Çarpıcı Startup

Y Combinator’ın Winter 2026 Demo Day etkinliğinde tanıtılan yaklaşık 190 girişim arasından öne çıkan 16 startup, yapay zekânın farklı sektörlerde nasıl dönüştürücü bir rol üstlendiğini gözler önüne serdi. Hukuktan sağlığa, güvenlikten enerjiye uzanan projeler dikkat çekti.

Kagi’nin İnsan Odaklı İnterneti: ‘Küçük Web’le Tanışın

Kagi’nin ‘Küçük Web’ girişimi, interneti sadece insanlar tarafından yazılmış içeriklerle keşfetmeye odaklanıyor. Kişisel bloglar, bağımsız videolar ve web çizgi romanları, mobil ve web uygulamaları üzerinden daha erişilebilir hâle geliyor.

Yapay Zekâyla Konuşmanın Doğru Yolu

Yapay zekâya “lütfen” demek işe yarıyor mu? Onu tehdit etmek mi, yoksa bir bilim kurgu dizisindeki karakter gibi konuşturmak mı daha etkili? Uzmanlara göre sohbet robotlarından daha iyi sonuç almanın yolu sandığınız kadar gizemli değil.

LGBTQ+ Sporcular 2026 Kış Olimpiyat Oyunlarında Ön Planda Olacak

Açık kimlikleriyle LGBTQ+ olan yaklaşık 50 Olimpiyat sporcusu, konuşma ve yarışma hakları saldırı altında olmasına rağmen Kış Olimpiyat Oyunları boyunca çeşitli etkinliklerde yer alıyor.

Kripto Parayla Finanse Edilen İnsan Ticareti Hızla Artıyor

Tahminlere göre, fuhuş ve dolandırıcılık amacıyla insan ticareti işlemlerinde kripto para birimlerinin kullanımı 2025 yılında neredeyse iki katına çıktı.
Dilara Melisa Yaman
Dilara Melisa Yaman
Yeni Medya, Halkla İlişkiler ve Sosyoloji bölümlerinde öğrenci olarak eğitimine devam eden Melisa, yazmanın ona nefes aldırdığını ve düşüncelerini en saf haliyle ifade etmenin ne kadar özgürleştirici olduğunu fark ederek hayatında yeni bir kapı açtı. Ancak gerçek dönüm noktası, dijital dünyanın gücünü keşfetmesiyle oldu. Kalemini ve düşüncelerini dijital platformlarla birleştirerek, teknoloji ve yaratıcılığın eşsiz uyumunu da yakaladı. Melisa’nın dijitaliyidir için sloganı “Dijital, yaratıcılığı dijital dünyada özgür bırakmak için iyidir.” oldu.

- dijitaliyidir Sponsor Desteği -

spot_imgspot_img

Organ Naklinde İlaçsız Yaşam İçin İlk Büyük Umut

ABD’de Pittsburgh Üniversitesi tarafından yürütülen yeni bir klinik araştırma, bazı karaciğer nakli hastalarının deneysel bir hücresel tedavi sayesinde bağışıklık sistemini baskılayan (yani vücudun yeni organı reddetmesini engellemek için kullanılan) ilaçları kullanmadan yıllarca yaşamını sürdürebildiğini ortaya koydu. Bulgular, organ naklinde “ilaçsız dönem” ihtimalini ilk kez bu kadar güçlü şekilde gündeme taşıdı.

Project Hail Mary: NASA Bilimi Bilim Kurgunun Gerçek Sınırlarını Zorluyor mu?

*Project Hail Mary* ile yeniden gündeme gelen derin uzay yolculuğu ve NASA’nın gerçek bilimsel çalışmaları, bilim kurgu ile gerçeklik arasındaki sınırın aslında ne kadar ince olduğunu bir kez daha tartışmaya açıyor.