Bryan Johnson, teknoloji dünyasının en tartışmalı isimlerinden biri. 2013’te ödeme platformu Braintree’i 800 milyon dolara satarak milyonlar kazanan Johnson, şimdi hayatını tamamen tersine çevirmeye adamış durumda: Yaşlanmayı durdurmak. Johnson’un Katie Drummond ile yaptığı 90 dakikalık çarpıcı bir röportajı Türkçe’ye çevirdik ve Johnson’ın uzun yaşam protokolünden yapay zeka ideolojisine uzanan hikayesini sizler için derledik.
Detaylar haberimzide
Venice, California’daki modern evinde, sağlıklı yaşam takıntısı ve yapay zeka (AI) ile ölümsüzlük hayali, onun hem kişisel hem de profesyonel dünyasını şekillendiriyor. Ancak, bu yolculuk sadece sağlık rejimlerinden ibaret değil; Bryan Johnson, yapay zekayı bir “din” olarak yeniden tanımlıyor.
- Teknoloji Milyoneri Bryan Johnson’ın Uzun Yaşam Serüveni
- Project Blueprint: Bir Yaşam Mühendisliği
- Yapay Zeka ile Ölümsüzlük Hayali
- Yeni Bir Din: “Ölme” İdeolojisi
- Tartışmalar ve Şeffaflık Sorunları
- Sağlık mı, Takıntı mı?
- RFK Jr. ve MAHA Hareketi
- 25. Yüzyılın Mirası
- Soru-Cevap: Bryan Johnson’ın Uzun Yaşam ve Teknoloji Vizyonu
Teknoloji Milyoneri Bryan Johnson’ın Uzun Yaşam Serüveni
Johnson’ın mutfağındaki iki kase meyve, ilk bakışta kusursuz görünüyor: taze kivi, olgun avokado ve muzlar. Ancak yakından bakıldığında, bir portakalda küf lekeleri ve limonlarda beyaz tüyler göze çarpıyor. Bu, Johnson’ın “ölümsüzlük” arayışındaki ironik bir metafor mu? Belki. Ama kesin olan şu: Johnson’ın evi, teknoloji milyonerlerinin tipik modernist tarzını yansıtıyor. Beton zeminler, minimalist tasarım ve bir teknoloji girişimcisinin milyonlar kazandıktan sonraki “anlam arayışı” izleri. 2021’de başlattığı Project Blueprint, Bryan Johnson’ın yaşlanma sürecini tersine çevirmek için geliştirdiği kapsamlı bir rejim. Günlük egzersizler, kan testleri, MRI taramaları, plazma transferleri, saç büyüme serumları, kalori kısıtlaması ve düzinelerce takviye bu rejimin sadece bir kısmı.

Project Blueprint: Bir Yaşam Mühendisliği
Bryan Johnson, yaşamını bir mühendis gibi sistematize etmiş. “Uyku profilim 20’li yaşlardaki biri gibi,” diyor. Günde 8 saat 34 dakika uyuyor, yastığa başını koyduktan 2-3 dakika içinde uykuya dalıyor ve %94 uyku verimliliği sağlıyor. Bu disiplin, sadece uykuyla sınırlı değil. Sabah 4:30 veya 5:00’te uyanıyor, hemen yataktan kalkıyor ve güne 10.000 lüks ışık terapisiyle başlıyor. Vücut sıcaklığının 4 derece düşmesi, uzun yaşamla ilişkili bir veri olarak dikkat çekiyor. Saç derisine serum sürüyor, kırmızı ışık terapisi ve hiperbarik oksijen tedavisi uyguluyor, ardından saunaya giriyor. Öğlen 12’de yemek yemeyi bırakıyor.
Bryan Johnson’ın mutfağı, aile sıcaklığını yansıtan fotoğraflarla süslü olsa da, burada yemek bir “beslenme performansı”. Semen kapları, kan soğutucuları ve takviye haplarıyla dolu bir pantry, bu evin bir laboratuvar gibi işlediğini gösteriyor. Johnson, sadece kendi vücudunu değil, aynı zamanda kamuoyundaki imajını da bir performans olarak yönetiyor. Netflix’te yayımlanan bir belgesel ve 4 milyonu aşan sosyal medya takipçisiyle, uyku alışkanlıklarından diyetine, hatta ereksiyon verilerine kadar her şeyi paylaşıyor.
Yapay Zeka ile Ölümsüzlük Hayali
Johnson’ın vizyonu, sadece sağlıklı yaşamla sınırlı değil. Röportajın en çarpıcı kısmı, yapay zekanın ölümsüzlük arayışındaki rolü. “Ölüm her zaman kaçınılmazdı, ama şimdi ömrümüzü bilinmeyen bir ufka uzatabiliriz,” diyor. Şu anda bir “Bryan AI” geliştirmiş; bu yapay zeka, onun söylediği her şeyi analiz ederek dijital bir kopyasını oluşturuyor. Bryan Johnson’a göre, teknoloji geliştikçe, varoluşun kendisi en değerli varlık olacak. “Beş yıl içinde, AI Bryan, gerçek Bryan kadar iyi olabilir,” diyor ve ekliyor: “O zaman gerçek Bryan cheeseburger yer mi? Bilmiyorum, ama varoluşun kendisi öncelikli hale gelecek.”
Bryan Johnson, yapay zekanın insanlığı dönüştüreceğine inanıyor. “Süper zeka, insan ömrünü 200, 1.000, hatta milyonlarca yıla uzatabilir,” diyor. Bu, sadece sağlık değil, insanlığın temel motivasyonlarını değiştirecek bir devrim. Ona göre, bugünün servet ve statü odaklı dünyası, yerini “varoluş” odaklı bir paradigmaya bırakacak.
Yeni Bir Din: “Ölme” İdeolojisi
Johnson’ın en radikal fikri, yapay zekayı bir “din” olarak konumlandırması. “Şirketler, ülkeler gelip geçer, ama dinler bin yıllar boyunca var olur,” diyor. Ona göre, Hristiyanlık, kapitalizm veya demokrasi, günümüzün teknolojik devrimine yanıt veremiyor. Yapay zekanın hızına yetişemeyen insanlık, yeni bir ideolojiye ihtiyaç duyuyor: “Ölme” (Don’t Die). Bu, bireysel ve kolektif davranışları “varoluşu koruma” üzerine inşa eden bir felsefe. Bryan Johnson, “Kimse şu anda ölmek istemiyor. Bu, insanlığın ortak noktası,” diyor ve ekliyor: “AI’yı, bizi öldürecek bir savaş arenasında değil, varoluşu destekleyecek şekilde geliştirmeliyiz.”
Bu ideolojinin takipçileri için ne gerekiyor? Bryan Johnson, alçakgönüllülükle başlıyor: “Geleceği bilmiyoruz, bu yüzden kendimizi ve gezegeni öldürmekten kaçınmalıyız.” Sağlık, bu felsefenin giriş kapısı. “İnsanlar felsefeden çok sağlıklarıyla ilgilenir. Onlara iyi uyumayı, sağlıklı beslenmeyi öğretirsiniz, sonra büyük resmi anlatırsınız,” diyor.

Tartışmalar ve Şeffaflık Sorunları
Johnson’ın şeffaflığı, kişisel verilerini paylaşırken sınır tanımıyor. Ancak, eski nişanlısı Taryn Southern ile yaşadığı yasal anlaşmazlık ve The New York Times’ın Blueprint çalışanlarının kapsamlı gizlilik anlaşmaları imzaladığına dair haberi, tartışmaları alevlendirdi. Southern, Bryan Johnson’dan 9 milyon dolar talep eden bir dava açmış, ancak mahkeme bu iddiaları destekleyecek kanıt bulamamış. Johnson, “Yeni zengin oldum ve bu, ilişkilerimi değiştirdi. İnsanlar para için fırsat kolluyor,” diyor ve gizlilik anlaşmalarını standart bir kurumsal uygulama olarak savunuyor.
Peki, Blueprint güvenli bir çalışma ortamı mı? Bryan Johnson, “Müşterilerimiz bize aşk mektupları yazsın, çalışanlarımız burayı ‘en iyi iş’ olarak görsün,” diyor. Şirketinin kâr-zarar dengesinde olduğunu ve ürünlerini maliyetine yakın sattığını belirtiyor. Ancak, ticari faaliyetlerin felsefi vizyonuna gölge düşürdüğünü kabul ediyor: “Blueprint’u kapatmayı veya satmayı düşünüyorum. Para kazanmak istemiyorum, bu bir yük.”
Sağlık mı, Takıntı mı?
Johnson’ın rejimi, bazılarına göre bir sağlık devrimi, bazılarına göreyse bir takıntı. “Amerika’da çoğu insan yemekle ilgili bir bağımlılık yaşıyor,” diyor ve kendi rejimini bu bağımlılığı kontrol altına alma yöntemi olarak görüyor. Ancak, kalori kısıtlaması ve gece aç yatması, yeme bozukluğu tartışmalarını gündeme getiriyor. Bryan Johnson, “Benim bağımlılığım, diğer insanların telefon veya abur cubur bağımlılığından farklı değil,” diyor ve ekliyor: “Kararları otomatikleştirerek beynimi daha büyük hedeflere odaklanıyorum.”
RFK Jr. ve MAHA Hareketi
Bryan Johnson RFK Jr.’ın MAHA (Make America Healthy Again) hareketine de değiniyor. “ABD’nin sağlık sistemi çalışmıyor. Kişi başı 13.000 dolar harcıyoruz, ama sonuç alamıyoruz,” diyor. RFK Jr.’ın statükoyu sorgulayan yaklaşımını destekliyor, ancak her önerisine katılmadığını belirtiyor. “Değişim gerekli. Yaratıcı yıkım, yeni yollar açabilir,” diyor.
25. Yüzyılın Mirası
Bryan Johnson, mirasını 25. yüzyılda değerlendiriyor. “O dönemde insanlar, 21. yüzyılı süper zekanın doğduğu ve insanlığın ölümü yendiği zaman olarak hatırlayacak,” diyor. Onun hedefi, bu dönüşümde bir iz bırakmak. “Eğer bir ağaç düşüp beni öldürürse, en azından hikaye efsane olur,” diye espri yapıyor.
Dijital İyidir olarak, Bryan Johnson’ın uzun yaşam ve yapay zeka vizyonunu yakından takip ediyoruz. Sizce bu “Ölme” felsefesi insanlığın geleceğini şekillendirebilir mi? Yorumlarınızı bekliyoruz ve sizi bu Wired editörlerinden Katie Drummond’un yaptığı bu ayrıntılı röportajla baş başa bırakıyoruz.

Soru-Cevap: Bryan Johnson’ın Uzun Yaşam ve Teknoloji Vizyonu
Katie Drummond: Size çok basit bir doğru-yanlış sorusu soracağım, istediğiniz gibi cevaplayabilirsiniz. Hazır mısınız?
Bryan Johnson: Evet.
KD: Doğru mu, yanlış mı: Karşımda oturan Bryan Johnson, bir gün, er ya da geç gelecekte bir noktada ölecek.
BJ: Yanlış.
KD: Nasıl? Daha fazla anlatın.
BJ: Ölüm her zaman kaçınılmaz olarak görülmüştü, bu yüzden çeşitli hazırlıklar yaptık. Profesyonel başarılarla ölümsüzlükten bahsettik. Ölümden sonra hayattan söz ettik. Bugüne kadar ölümü böyle ele aldık. Ama şimdi, ömrümüzü bilinmeyen bir ufka uzatma şansımız var. Bu bir uzatma. Ayrıca, kendimizi bilgisayar sistemlerine aktarma yeteneğimiz de var. Şu anda, çok basit bir şekilde, söylediğim her şeyi analiz eden bir Bryan AI’im var.
KD: Şu anda buna sahip misiniz?
BJ: Evet.
KD: Tamam.
BJ: Ve bu Bryan Johnson AI oldukça iyi. Teknoloji geliştikçe, en değerli varlık varoluş olacak. Daha önce başarılar, çocuklar ya da ahiret yoluyla düşündüğümüz ölümsüzlük, varoluşa kıyasla değerini yitirecek. Gelecekle ilgili temel iddiam bu.
KD: Diyelim ki beş yıl içinde Bryan’ı bir yapay zekaya yükleyebiliyorsunuz ve AI Bryan, gerçek Bryan kadar iyi. Gerçek Bryan o zaman cheeseburger yer mi?
BJ: Sorunuzu farklı bir şekilde düşünelim. Bugün insanlar uyanık oldukları her anı servet peşinde koşarak geçiriyor; servet peşinde olmadıkları zamanlarda ise statü ya da prestij peşindeler. Süper zekayı doğurduğunuzda, ömrü bilinmeyen bir ufka uzatabilirsiniz: 200 yıl, 1.000 yıl, 10.000 yıl, hatta milyonlarca yıl. Bilmiyoruz. Bu gerçekleştiğinde, insanlığın tüm oyunu, servet biriktirme ve statü arayışından varoluşa kayacak. Varoluşun içinde güç oyunları oynayabiliriz, ama varoluşun kendisi en yüksek erdem olacak. Şu anda başlayan değişim bu.
KD: Yakın geleceğe, yani şu anki varoluşunuza geçelim. Protokolünüzden uzun uzun bahsettiniz. Bize bir gününüzü anlatır mısınız?
BJ: Tamam, harika. Hayatımı tamamen uyku etrafında kurdum. Uyku profilim, 20’li yaşlardaki bir gencin profili gibi. Bunun için çok çalıştım. Günde 8 saat 34 dakika uyuyorum. Gecede ortalama bir kereden az uyanıyorum, yastığa başımı koyduktan 2-3 dakika içinde uyuyorum ve %94 uyku verimliliğim var. Çoğu insanın uyku düzeni borsa gibi inişli çıkışlıyken, benimki dümdüz.
Ama bunu yapmak için sadece yastığa başınızı koyup uyumayı bekleyemezsiniz. Tüm yaşam sisteminizi buna göre kurmalısınız. Günüme, önceki gece uyuyarak başlıyorum. Sabah 4:30 ya da 5:00’te uyanıyorum. Uyandığımda ilk iş yataktan kalkıyorum. Bir dakika içinde kalkmaya çalışıyorum.
KD: Bir dakika içinde mi?
BJ: Evet, “10 dakika daha” ya da telefonu elime alıp kaydırma tuzağından kaçınıyorum. Kalkıyorum, birkaç dakika içinde gözlerime ışık alıyorum; güneş doğmadan uyandığım için 10.000 lüks bir ışık kullanıyorum. İç kulak sıcaklığımı ölçüyorum. Son dört yılda fark ettiğimiz bir şey, vücut sıcaklığımın yaklaşık 4 derece Fahrenheit düştüğü. Daha düşük bazal sıcaklığa sahip türlerin daha uzun yaşadığına dair güçlü kanıtlar var.
Sonra saçıma ve kafa derime serum sürüyorum. Silikon bir fırçayla kafa derimi ovuyorum, saç büyümesi için. Hızlı bir duş alıyorum, aşağı iniyorum. Sabah içeceği içiyorum, bir şeyler yiyorum, bir saat egzersiz yapıyorum. Kırmızı ışık terapisi, hiperbarik oksijen tedavisi, sauna derken duş alıp işe hazırlanıyorum.
KD: Bu oldukça yoğun bir rutin. Ve gün içinde yemek yemeyi ne zaman bırakıyorsunuz?
BJ: Öğlen 12 civarında.
KD: Hızlıca, seri bir şekilde, bana kendimle ilgili birkaç soru sorun ve sonra Bryan Johnson evreninde nasıl olduğumu söyleyin.
BJ: Harika. Hadi gidelim. Dinlenme kalp atış hızınız nedir?
KD: Dakikada 48 atış.
BJ: Bu harika.
KD: Teşekkürler.
BJ: En son kan testi sonucunuzda iltihap göstergesi hsCRP’niz neydi?
KD: Bryan, hiç fikrim yok.
BJ: Kan şekeri seviyeniz nedir?
KD: İyi bir seviyede.
BJ: Tamam. Aralıksız kaç şınav çekebilirsiniz?
KD: Muhtemelen 10.
BJ: Tamam. Tek ayak üstünde durup gözlerinizi kapatsanız, ne kadar ayakta kalabilirsiniz?
KD: Bir dakika.
BJ: Bir dakika mı?
KD: Evet, bir dakika.
BJ: Bu çok iyi.
KD: Evet. Dene beni. Ama şimdi değil.
BJ: Telomer uzunluğunuz ne kadar?
KD: Bilmiyorum.
BJ: Omega seviyeleriniz nedir?
KD: Bilmiyorum.
BJ: Tamam.
KD: Bunlar çok detaylı sorular.
BJ: Yaşlanma hızınız nedir?
KD: Daha önce yaptığım bir cilt testine göre, 1.9’du.
BJ: Evet, evet.
KD: Sanırım sigara içip içmediğimi ya da egzersiz yapıp yapmadığımı soracaksın sandım.
BJ: “Uykun nasıl?” gibi bir soru sorabilirim, siz de “Harika uyuyorum” gibi genel bir cevap verebilirsiniz. Ama telomer uzunluğunuz gibi veriler, sağlığınızın hikayesini anlatır. Bunlar biyolojinizin ham göstergeleri. Hikaye yok, sadece veri.
KD: Bu verilere şu anda sahip olmadığım için rahatladım. Başarılı bir girişimciydiniz. Sağlıksız yaşadığınızı hissettiniz. Mormonizm’den ayrıldınız. Boşandınız. Büyük hayat değişiklikleri yaşadınız. Pek çok insan büyük değişiklikler yapar, ama çok azı sizin gittiğiniz kadar ileri gider. Sizi bu kadar uç bir noktaya iten neydi?
BJ: Tarih boyunca insanların biyografilerini okuyarak motive oldum. Onlar, kendi zamanlarında, o dönemin en iddialı hedeflerini belirleyebilmişler. 1800’de genom dizileyemezdiniz. 1920’lerde uzaya gidemezdiniz. Her dönemde yeni bir olasılık ortaya çıkar. İki soru belirir: Bu nedir? Ve biri bunu yapacak mı?
2021, tarihte ilk kez birinin “Biz ölmeyecek ilk nesiliz” deyip alay konusu olmadığı yıldı. Bunu gördüm ve dedim ki, işte her şey bir araya geliyor, bu konuda bir şeyler yapabilirim.
KD: Eşimle konuşsanız, zavallı adam, size çok kontrollü biri olduğumu söylerdi. Her gün aynı saatte uyanırım, aynı egzersizi yaparım, benzer yiyecekler yerim. Hayatımda çok rutin ve yapı var. Sizin yaşam tarzınızı duyduğumda, kontrollü biri olarak, bu kadar kontrol altında bir hayat karşısında şaşırıyorum. Kontrol her zaman sizi tanımlayan bir özellik miydi?
BJ: Bunu yeniden çerçevelendireyim: Siz aslında çok zeki bir mühendissiniz. Her gün bu kararları vermenin metabolik maliyetinin çok yüksek olduğunu fark etmişsiniz ve “Bu buna değmez, bunu sistematize edeyim ki beynim daha üst düzey düşüncelere odaklansın” demişsiniz. Ben de aynı şekilde bakıyorum: Neden her an bu önemsiz kararlarla mücadele edeyim ki? Bunları otomatikleştirebilirim. Nadir bulunan beyin kapasitemi, mesela insanlığın geleceğini düşünmek için kullanmayı tercih ederim.
KD: 2023’te Vice’ta haber odasını yönetiyordum ve sizinle ilgili bir haber yayımladık. Yıllar önceki beden imajınızdan bahsettiniz. Geceleri yemek kontrolü konusunda zorlandığınızı söylediniz. Şimdi aç yattığınızı ve bunda mutluluk bulmayı öğrendiğinizi belirttiniz. Çoğunlukla bitki bazlı besleniyorsunuz. Adınızı çıkarıp bu yorumları bir liste olarak görsem, 20 yıl önceki ciddi yeme bozukluğumla aynı görünüyor. Bu, kilo ya da görünüşle ilgili değildi; çevremi sistematize etmek ve kontrol etmekle ilgiliydi. Bazı doktorlar ve psikiyatristler, “Bu düzensiz bir davranış, yeme bozukluğu gibi görünüyor” diyebilir. Buna ne dersiniz? Özellikle sağlık için bir yaklaşımı savunan bir kamu figürü olarak, savunduklarınızın etkisi konusunda endişeleriniz var mı?
BJ: Amerika’da tanıdığım çoğu insanın bir yeme bozukluğu var. Akşam geç saatlerde kendilerini dondurma, kurabiye ya da cips yemekten alıkoyamayan birini nadiren görürüm. Ben de yemek kontrolüyle açıkça mücadele ettim. Bunun daha geniş bir toplumsal sorun olduğunu söyleyebilirim; yemek, telefon ve eğlence bağımlılığı gibi bir bağımlılık problemimiz var. Benim bağımlılığım, diğer insanların telefon ya da abur cubur bağımlılığından daha fazla mı, yoksa sadece yemeğe daha çok mu odaklanmış? Nüfus düzeyinde bir bağımlılık ölçeğinde muhtemelen ortalama biriyim.
KD: Yani eskiden yemek yediğiniz şeyleri ve zamanını kontrol edememe şeklinde ortaya çıkan bir durumu aldınız ve şimdi “Bunları bu saatlerde yerim, değişkenleri ortadan kaldırırım, sağlığımı böyle yönetirim” dediniz.
BJ: Aynen öyle. Daha geniş bir kültürel yorum olarak, toplumdaki en güçlü kuvvetlerin –şirketlerin– sizi bağımlı yapmaya çalıştığını söylüyorum. Uygulamalarında gezinmenizi, yemeklerini yemenizi, şovlarını izlemenizi istiyorlar. Tüm zekâları sizi bağımlı yapmaya odaklanmış.
Bağımlı olmak istemiyorum. Varoluşum üzerinde mümkün olduğunca özgürlük ve kontrol istiyorum. İnsanlar dışarıdan bakıp “Çocukluk travmalarıyla uğraşıyor, yemek bağımlılığıyla mücadele ediyor” diyor. Tüm bu açıklamalara açığım. İlk kendimi alaya alacak kişi benimdir: “Bu adamın sorunları var.” Kesinlikle.
KD: Uzun yaşam bağımlısısınız.
BJ: Bağımlılıktan kurtulmanın tek yolu, bağımlılığınızı nereye yönlendirdiğinizi kontrol etmek sanırım.
KD: MAHA’dan bahsetmek istiyorum. Trump seçimi kazandığında, onu sosyal medyada tebrik ettiniz. RFK Jr. ile fotoğrafınız var. RFK Jr. ve Trump yönetimi hakkında, Amerikan sağlığı bağlamında ne düşünüyorsunuz? Yönetimi şu ana kadar nasıl değerlendiriyorsunuz?
BJ: RFK kesinlikle statükoyu savunan biri değil.
KD: Öyle diyebiliriz.
BJ: ABD’deki statüko işlemiyor. Vatandaşlarımızın sağlığına bakarsanız, veriler utanç verici. Akran ülkelere göre 1,8 kat daha fazla sağlık harcaması yapıyoruz: kişi başı 13.000 dolar, diğer gelişmiş ülkelerde ise yaklaşık 7.000 dolar. Daha fazla harcıyoruz, daha az alıyoruz. RFK çözüm mü bilmiyorum, ama yaptığımız şey işe yaramıyor. Değişime açığım ve farklı olasılıklara açığım. Her yaptığı doğru değil, ama değişim gerektiğini destekliyorum.
KD: Tıbbi araştırmaların şu anda kısıtlanması durumunda yıllarca ya da on yıllarca gecikeceğinden endişeleniyor musunuz?
BJ: Genelde bir yol kesildiğinde, herkes bunun bir şeyin sonu olduğunu düşünür; ama aslında bu değişim, beklenmedik yeni yollar açar. Bu yüzden yaratıcı yıkımı destekliyorum. Olumlu sonuçları olabilir. Elbette olumsuz yanları da olabilir. Bir şeyleri kırdığınızda, bu iki yönlü olur. Temiz bir kazanım ya da kayıp değil.
Bence harika olan, ülke olarak “Dünyada yaşam beklentisinde bir numara olmak istiyoruz” dememiz olur. Bu çok net bir hedef.
KD: İnançtan bahsedelim, çünkü birçok insan için din ya da inanç, yaşam ve ölümü düşünme biçimlerini şekillendirir. Ahiret, cennet, cehennem ya da herhangi bir ahiret versiyonunu düşünürler. İnançlı biri değilseniz, ki ben de değilim, “Vücudum çürür, toprağa karışır, ağaçların büyümesine yardım eder, iş böyle yürür. Biyolojik bir organizmayım” dersiniz. Ölümden sonrası ya da ahiret fikrini nasıl değerlendiriyorsunuz, özellikle ölmemeye bu kadar odaklandığınız bir hayatınız varken?
BJ: Bu en büyük soru. Herkesin yüzleşmesi gereken soru: Varoluş nedir? İnsanlık tarihi boyunca bu soruyu soracak bir açıklık bulamadık. Şu anda, on binlerce, belki yüz binlerce yıldır ilk kez bu soruyu sorabiliyoruz. Varoluşun yeni cevabı, varoluşun kendisinin en yüksek erdem olduğu.
KD: Bu bir din gibi görünüyor.
BJ: Evet.
KD: Bu fikir ne zaman ortaya çıktı ve neden? Kamuoyundaki kişiliğiniz var, protokolünüz var, işiniz var. Neden dine bulaştınız?
BJ: Şirketler gelip geçer. Ülkeler gelip geçer. Dinler bin yıllar boyunca kalır. Konfüçyüs bir etik sistemi kurdu. Muhammed vahiyler aldı. İsa, Tanrı’nın oğluydu. Adam Smith görünmez elden bahsetti. Karl Marx Das Kapital’i yazdı. Amerikan kurucu babaları anayasa yazdı. Satoshi, Bitcoin White Paper’ını yayımladı.
Dünyadaki büyük ideolojik ve teknolojik olaylara bakarsanız, farklı şekillerde ortaya çıktılar. Şu anda, yapay zeka çağında, yeni bir ideolojinin doğacağı çok açık. Teknolojik bir kırılma olduğunda her zaman bir ideoloji doğar. İnsanların dünyayı anlamasına yardımcı olacak bir ideolojiye ihtiyaç var. Şu anda dünyaya baktığımda, bu anı açıklayan, günlük pratik kararlar almama yardımcı olan bir ideoloji göremiyorum. Hristiyanlığa gidip “Bu anda nasıl davranayım?” diyemezsiniz. Demokrasiye ya da kapitalizme de gidemezsiniz.
KD: Anladım mı emin olmak istiyorum. Öneriniz, yapay zekanın ömrümüzü bir şekilde uzatacak dönüştürücü bir teknoloji olacağı ve bu anda insanlığı destekleyen bir ideoloji olmadığı mı?
BJ: Kimse ne olacağını bilmiyor. Bildiğimiz tek şey, yapay zekanın aklımızın alamayacağı bir hızla geliştiği. Bu, insanları “Size ne olacağını açıklayayım. Dünya bolluk içinde olacak, insanlar istediğini yapacak, haftada bir gün çalışacağız” demekten alıkoymuyor.
Açıkçası, bu çok ütopik ve pek olası olmayan bir senaryo.
BJ: Katılıyorum. Hiçbir insanın ne olacağını bildiğine inanmıyorum. Sadece bir olay ufkumuz olduğunu biliyorum. Kimse ötesini göremez. Bu çok hızlı hareket ediyor. Biz tür olarak o kadar hızlı hareket edemeyiz. Toplumumuzu o hızda değiştiremeyiz. Bu yüzden bir tür kopukluk olacak. Ben de diyorum ki, kendimizi en temel şekilde hazırlamalıyız.
Benim çözümüm şu: Ölmemeayı seçiyoruz. Hepsi bu. Ölümsüzlük ya da ütopya için tartışmıyorum. Tür olarak varoluşumuz risk altında. İnsanların gelecekte bir rolü olup olmayacağını bilmiyoruz. Bu anı atlatıp atlatamayacağımızı bilmiyoruz. Zaten birbirimizin boğazına sarılmış durumdayız. Nükleer yok oluş bir olasılık. Bu, evrilip “Ortak noktamız, şu anda kimsenin ölmek istememesi” dediğimiz bir an. Hepsi bu.
KD: Bu dinin bir müridi olmak için ne gerekiyor?
BJ: Temel düzeyde, alçakgönüllülükle “Geleceği bilmiyoruz” demek. Bu yüzden en mantıklı ve pratik şey, bireysel ve kolektif davranışlarımızı sabitlemek. Kendimi öldürecek şeyler yapmayacağım. Birbirimizi öldürmeyeceğiz. Gezegeni öldürmeyeceğiz.
Sonra yapay zekayı “Ölme” ile hizalıyoruz. Şu anda ABD yapay zeka geliştiriyor, Çin geliştiriyor, açık kaynaklı modeller var, kapalı kaynaklı modeller var ve hepsini bir arenaya koyup güç için dövüşmeye bırakıyoruz. Yapay zekayı savaşçı bir senaryoda doğurmak istemediğimizi düşünüyorum.
KD: Yani yapay zekanın bağlamında hareketinizi hizalamak, takviye almaktan çok yapay zekaların bizi öldürmemesini sağlamakla mı ilgili? Siz sağlıktan çok daha fazlası olduğunu söylüyorsunuz, ama dünyaya sunduğunuz şeylerin çoğu sağlıkla ilgili.
BJ: Bence bu, birkaç bin yıldır görmediğimiz bir açıklık. Yeni bir küresel ideoloji hızla ortaya çıkabilir ve tarihin en hızlı büyüyen ideolojisi olabilir. Bu boşluğu bir şey dolduracak, ister “Ölme” olsun ister başka bir şey. Bunu nasıl konuşursunuz? İnsanlar felsefeye önem vermiyor. Fikirler umurlarında değil, ta ki gerçekten önemli olana kadar. Onların önemsediği şey sağlıkları, sabah nasıl hissettikleri, nasıl göründükleri. Bu konuşmayı anlaşılır bir şekilde yapmaya çalıştım. “Ölme” felsefesi, zamanında yatmak, besleyici yemekler yemek ve abur cubura hayır demek. İnsanları içeri çektiğinizde ve sağlığın harika bir şey olduğunu anladıklarında, felsefeye geçip “Daha büyük bir şey oluyor, konuşalım” diyebilirsiniz.
KD: Siz bir dinin kurucususunuz. Aynı zamanda Blueprint’un CEO’susunuz; takviyeler ve çeşitli ürünler satıyorsunuz. Parmak ucu yaşlanma testi satıyorsunuz. Din ve ticari iş nerede başlıyor, nerede bitiyor? Nerede kesişiyorlar? Ve bu dinin arkasından neden ticari bir işletme kuruyorsunuz?
BJ: Size yüzde yüz katılıyorum. Dürüst olmak gerekirse, ya şirketi kapatmaya ya da satmaya çok yakınım.
KD: Ne kadar yakın?
BJ: İnsanlarla bu konuda konuşuyorum. Paraya ihtiyacım yok ve bu şirket baş belası. Pratikte, temel sorunları kendim çözmek zorundaydım. Mesela, üçüncü taraf laboratuvarlarda test edilmiş, ağır metal oranı düşük, temiz protein tozu nasıl bulurum? Vücudum için buna ihtiyacım var. Bunu yapmaya başlayınca arkadaşlarım “Bana da verebilir misin?” dedi. “Tabii” dedim. Bu, insanlara iyilik yapmaya çalıştığım bir şekilde evrildi. Sorun şu ki, şimdi insanlar bu işi görünce felsefi tarafıma daha az güveniyor. Bu değiş tokuşu yapmam. Benim için buna değmez. Evet, istemiyorum.
KD: The New York Times yakın zamanda sizinle ilgili bir haber yaptı ve bu haberde sattığınız ürünlerin güvenilirliği ve şirketin mali sağlığı hakkında bilgiler vardı. Şirketi satma ya da kapatma kararınız bu tartışmadan ya da şirketin beklediğiniz gibi çalışmamasından mı etkilendi?
BJ: The New York Times ile hiçbir ilgisi yok. O makaleden saklanmıyorum. Yaptıkları her iddiayı doğrudan göğüslemeye hazırım. İşle ilgili yazdıkları tamamen uydurma. Bir şeyleri alıyorlar ve kendi anlatılarına uydurmak için çarpıtıyorlar, ama bir iftira yazısının hedefi olan herkes bunun saçmalık olduğunu bilir. Siz biliyorsunuz, ben biliyorum. [New York Times sözcüsü Danielle Rhoades Ha: “Hikayemizin doğruluğundan eminiz; bu, Bryan Johnson ve şirketine yakın 30 kişiyle röportaj yapmayı ve yasal ile iç belgeleri incelemeyi içeriyor.” —Ed.]
KD: Gazeteci olarak, sektörümüzün iyi niyetle çalıştığına inanıyorum. The New York Times’a saygı duyuyorum, her gün okuyorum. Orada çalışan harika gazeteciler tanıyorum. O haberi ben yazmadım. Şu anda şirket kârlı mı? Satın ya da kapatsanız da, kârlı bir şirket mi yönetiyorsunuz?
BJ: Sanki acil bir mali durumdaymışız gibi bir tablo çizdiler. Bu doğru değil. Başa baş durumdayız, bunu defalarca kamuoyuyla paylaştım. Kârlı aylarımız oldu, zarar ettiğimiz aylar da. Ürünlerimizi başa baş olacak şekilde fiyatlandırdığımızı çok net söyledim. Ekstra kâr benim için buna değmez. Bu, baştan beri tutarlı bir strateji.
KD: The New York Times haberinin ana konusu, gizlilik anlaşmalarını kullanımınızla ilgiliydi. Eski nişanlınız, aynı zamanda eski bir çalışanınız ve en az iki başka eski çalışan, Ulusal Çalışma İlişkileri Kurulu’na 20 sayfayı aşan, kapsamlı gizlilik anlaşmaları hakkında şikayette bulundu. Bazılarında ek bir katılım anlaşması var.
Kendi hakkınızda bu kadar şeffafsınız. Vücudunuz hakkında çok şey biliyorum—istediğimden fazla—ve bu benim seçimim, sekmesini kapatabilirim. Ama bu kadar şeffafken, çalışanlarınıza “Beni şeffaflığımda destekleyin, ama siz kendiniz hiçbir şey söylemeyin” diyorsunuz, değil mi?
BJ: Fakir büyüdüm. Annem kıyafetlerimi dikerdi. 34 yaşıma kadar fakirdim, sonra birkaç yüz milyon dolar kazandım. Yeni zenginim. O parayı kazandığım anda, paranın ne anlama geldiğini ve bunun dünyayla ilişkinizi nasıl temelden değiştirdiğini anlamadım.
Son 12 yılda paranın ne anlama geldiğini öğrendim. Size şunu söyleyeyim, bu durumda olan herkes aynı şeyi söyler: Her şeyi değiştirir. Eski nişanlım benden 9 milyon dolar koparmaya çalıştı ve dünyanın “en korkulan hukuk firmasını” kullandı. Bana 13 sayfalık korkutucu bir mektup gönderdiler: “Bak, senin hakkında korkunç şeyler söyleyeceğiz, ama bu hafta 9 milyon dolar ödersen hepsi ortadan kalkar.” Bu, parama yönelik ilk ciddi girişimdi. [Quinn Emanuel hukuk firması yorum yapmayı reddetti. Uzlaşma teklifinde, Southern’ın Bryan Johnson’a karşı tüm iddialardan vazgeçmesi ve onunla yaşadığı deneyimlerini kullanma haklarından feragat etmesi için sabit bir miktar önerildi. —Ed.]
Bu, “Me Too”nun son dönemleriydi, arkadaşlarımın ve başkalarının bir suçlama yüzünden tüm profesyonel hayatını kaybettiği bir dönem. Çok yüksek riskli bir durumdu. Kamuoyu suçlamalarının ciddi sonuçları oluyordu.
KD: Genelde hak edilmiş sonuçlar.
BJ: Hak edilmiş olsun ya da olmasın, böyle bir fenomen ortaya çıktığında, bir yan sanayi doğar ve insanlar “Bu benim için bir fırsat” der. Meşru ve gayrimeşru durumlar var. 9 milyon dolar ödeyip sessizce kurtulayım mı, yoksa duruşumu sergileyeyim mi? Bir gece düşündüm ve “Duruşumu sergileyeceğim. Söyledikleri doğru değil, boyun eğmeyeceğim, bu parayı ödemeyeceğim” dedim.
KD: Açıkça sorayım, mektuptaki iddialar sizin görüşünüze göre yanlış mıydı?
BJ: İki yıllık yasal süreçten sonra, raporu okursanız, hakem ve üst mahkeme hakimi, onun iddiaları için kanıt olmadığını söyledi. Tüm bu yasal süreç beni akladı, milyonlarca dolarlık avukatlık ücreti sonrasında. Beş yıl sonra, The New York Times bunu tekrar gündeme getirdi ve onun güvenilir bir kişi olmadığına dair yasal süreçten bahsetmedi. Onun doğru olmayan şeyler söylediğine dair kayıtlardan bahsetmediler. [Southern’ı 2021 davasında temsil eden LTL Attorneys, dava hakkında yorum yapmayı reddetti. Mahkeme belgelerine göre, hakem Southern’ın iddialarını değerlendirmedi, çünkü “tartışılabilir bir mesele ortaya koymadığını” buldu. Aynı şekilde, eyalet hakimi, Southern’ın itiraz ettiği tahkim kararını bozmak için gerekçe sunmadığını belirtti. —Ed.]
KD: Blueprint dünyasına girerken, “Bazı kalıplar gördüm, insanlar kendi çıkarları için bir şeyler kullanıyor ve bu bazen şantaja dönüşüyor” dedim. Bu yüzden, “İnanılmaz şeffaf olacağım. Şunu söyleyeceğim: Benim ortamımda çalışırsanız, bunu beklersiniz.” Bu, mümkün olan en adil hareketti.
KD: Zenginlik biriktirdiğinizde insanların bunda fırsat gördüğünü anlıyorum. Ve eğer biri, internette ereksiyonlarından bahseden birinin şirketinde çalışmak istiyorsa, buna razı olduklarına dair bir şey imzalasınlar. Ama çalışanların çalışma ortamları ve şirket hakkında neler söyleyip söyleyemeyeceğine dair yoğun sınırlamalar ve kısıtlamalar koymayı anlamıyorum. Bu, anlattığınız şeyle nasıl bağdaşıyor?
BJ: Bunun bir şirket için standart bir uygulama olduğunu kabul edersiniz sanırım. Kurumsal bir varlık olduğunuzda, hatta evli bir çift olduğunuzda bile, özelde konuştuğunuz ama kamuoyunda paylaşmadığınız şeyler vardır. Şirketlerin bilgiyle ilgili sınır koşulları vardır, ister fikri mülkiyet olsun, ister ürün geliştirme. Herkes bilgi kontrolü için kurallar ve sistemler kullanır. Toplumda neredeyse kimse tam şeffaflıkla çalışmaz, çünkü herkes hayat dersleri almıştır, işler ters gider. İnsanlar bunu kendi avantajlarına, başkalarının zararına kullanır. Yaptığım şey hiç de alışılmadık değil.
KD: Sizin görüşünüze göre, güvenli ve destekleyici bir iş yeri mi yönetiyorsunuz?
BJ: Evet.
KD: Burası çalışmak için iyi bir yer mi?
BJ: Kesinlikle.
KD: Buna çok mu güveniyorsunuz?
BJ: Şirketimizde üç hedefimiz var. Birincisi, müşterilerimizin bize aşk mektupları yazması. Bu en önemli hedef. İkincisi, çalışanların buranın hayatlarındaki en iyi iş olduğunu söylemesi. Üçüncüsü, sektörde en iyisi olduğumuzu söylemek. Bunu her hafta şirket toplantılarında söylüyorum. İkinci hedef için, “Bu ne demek biliyor musunuz? Bir sorununuz varsa, durumunuzdan memnun değilseniz, bir süreç sizi rahatsız ediyorsa, ekranınız küçükse, her neyse, bunu dile getirme fırsatınız var. Ve bunu yaptığınızda, organizasyonel kapasitemizin bunu çözebileceğini göstereceğiz” diyorum.
Genelde insanlar mutsuz olduklarında, iş arkadaşlarıyla dedikodu yaparlar: “Bundan şikayet edeceğim.” Bunu sevmiyorum. Buna “ayakkabıdaki çakıl taşları” diyorum.
KD: Bu çakıl taşlarıyla ilgilenen bir İK çalışanınız var mı?
BJ: Evet. Bu kişiyi açıkça belirtiyoruz ve “Herhangi bir sorununuzda doğrudan ona gidebilirsiniz, her şeyi dile getirebilirsiniz” diyoruz.
KD: Ünlü olmayı seviyor musunuz? 2023’te Vice’ta sizinle ilgili haberi görevlendirdiğimizden bu yana çok daha ünlü oldunuz. Bence biri ne kadar ünlü olursa, o ölçüde anlatıyı kontrol edemiyor.
BJ: Doğru.
KD: Öyle bir ün seviyesinden endişeleniyor musunuz ki, dünyadaki her şeyi sistematik olarak ele alamazsınız? Netflix belgeselinde, insanların internette sizinle ilgili iğrenç yorumlarını okurken büyük bir keyif, hatta neşe aldığınız görülüyordu.
BJ: Hakkımdaki tüm alayları bütün gün alırım. Ama güvenilirliğinizi sorgulayan bir şey söylediklerinde, işte onu ayırırım. Güven benim için çok önemli. 25. yüzyılda saygı görmek istiyorum. Belki insanlar etrafta olmayacak, ama her ne tür bir zeka varsa, onların “Bu adam bu işi çözmeye çalıştı, minnettarız” demesini istiyorum. Güvenim sorgulanırsa, bu büyük hedeflere ulaşamam.
Ün konusunda, bence harika. Ün ile bir milyar dolar arasında seçim yapmam gerekse, yüz kere ünü seçerim. Elde edilmesi çok zor. Eşsiz bir şekilde değerli. Şu anda dünyada neredeyse istediğim herkesle iletişime geçebilirim. Eğer hedef, insanlık tarihinin en hızlı büyüyen ideolojisini yaratmak ve bunu türün başka bir şeye evrildiği bir zamana denk getirmekse, üne ihtiyacınız var.
KD: Yani mirasınızı 10, 20, 50 yıllık bir zaman diliminde değil, yüzlerce yıl ötede mi düşünüyorsunuz?
BJ: Bana mantıklı gelen tek zaman dilimi bu. Bir düşünce deneyi yaptım, 25. yüzyılda olduğumu hayal ettim. Orada oturuyorum, her ne şekilde konuşuyorlarsa, 21. yüzyılın başına bakıyorlar. Biz diğer yüzyıllara baktığımızda birkaç büyük şeyi sıkıştırıp detaylara girmezken, onlar da 21. yüzyıl için aynısını yapacak.
Peki, ne derler? Yıllarca bu soruyu düşündüm. Bir: İnsanlık süper zekayı o zaman doğurdu. İki: İnsanlık, ölmeyecek ilk nesil olduklarını o zaman fark etti. Peki, bu bilgiyle şimdi nasıl hareket edersiniz? Bir biyoteknoloji şirketi kurabilirsiniz, hükümet politikaları geçirmeye çalışabilirsiniz. Ama çok açık ki, yeni bir ideolojik çerçeveye ihtiyacımız var ve dinden daha güçlü ne var?
KD: 25. yüzyılda insanlar bir yerde oturup şu Bryan Johnson denen adamdan bahsederken, siz ne yapıyorsunuz?
BJ: Şaka yapıyorum, ironik bir şekilde bu yüzden öleceğim.
KD: Yani, şu ağaç düşecek ve her şey bitecek.
BJ: Aynen. En azından buna tanıklık etmiş olacaksın.
KD: İnanılmaz bir hikaye olur.
BJ: Makale muhteşem olur. İşin aslı, bu senin için iş açısından iyi olur.
Bryan Johnson röportajının orijinal haline ulaşmak için tıklayın.


