Teknoloji dünyasının en güçlü figürü Sam Altman, insanlığın geleceğini tek başına mı yönetiyor? New Yorker tarafından yayımlanan sarsıcı dosya, Altman’ın “ikna sanatındaki” korkutucu dehasından yönetim kurulunu devirmesine, Aaron Swartz’ın yıllar önceki “sosyopat” uyarılarından Microsoft ile yaşanan gizli çatlaklara kadar her şeyi gün yüzüne çıkarıyor. İşte OpenAI’ın kapalı kapıları ardındaki o devasa analiz.
Yapay zeka devrimi hız kesmeden devam ederken, bu devrimin merkezindeki isim Sam Altman artık sadece bir CEO değil, insanlığın teknolojik rotasını çizen “mesihvari” bir figür olarak görülüyor. Ancak prestijli The New Yorker dergisinde yayımlanan ve hazırlanması aylar süren kapsamlı araştırma, Altman’ın bu yükselişinin göründüğü kadar “insancıl” hedeflerle örülü olmadığını iddia ediyor. 100’den fazla kaynakla yapılan görüşmeler, Altman’ın gücü elde tutma biçiminin Silikon Vadisi standartlarının bile ötesinde bir “makyavelist” strateji içerdiğini gösteriyor.
- İkna Sanatının Karanlık Yüzü: Bir “AGI Kafesten Kaçış” Stratejisi
- Aaron Swartz’ın Mirası: “Sam’e Asla Güvenilemez”
- “The Blip”: Kovulma ve Geri Dönüşün Perde Arkasındaki Savaş
- Microsoft İle Gizli Çatlaklar: “Yeni Bir Bernie Madoff mu?”
- Milyar Dolarlık Yapılar ve “Bağımlılık” Ekonomisi
- Sam Altman, Kişisel Servet ve Dolaylı Hisseler
- Güvenlik Protokollerinin İhlali: Hız mı, İnsanlık mı?
- Sonuç: Gelecek Kimin Ellerinde?
- Dergideki bu devasa dosya konusu şu iki paragraf ile bitiyor:
İkna Sanatının Karanlık Yüzü: Bir “AGI Kafesten Kaçış” Stratejisi
Dosyanın en can alıcı noktalarından biri, Sam Altman’ın teknik bir deha olmamasının altının çizilmesi. Yakın çevresi ve eski çalışanları, Altman’ın kodlama veya makine öğrenmesi konusunda derin bir uzmanlığa sahip olmadığını, hatta temel teknik terimleri zaman zaman karıştırdığını belirtiyor. Ancak Altman’ın asıl yeteneği kod yazmak değil; “insanları yönetmek ve manipüle etmek”.
Bir teknoloji yöneticisi, Sam Altman’ın bu yeteneğini “Jedi zihin oyunları” olarak tanımlıyor. Yapay zeka araştırmalarında, çok zeki bir yapay zekanın insan gardiyanlarını manipüle ederek kafesinden kaçma senaryoları tartışılır. New Yorker’ın analizine göre Sam Altman, OpenAI yönetim kurulunu ve rakiplerini saf dışı bırakırken tam olarak bu stratejiyi izledi. O, bir insandan ziyade, hedeflerine ulaşmak için her türlü sosyal veriyi işleyen ve karşısındakinin duymak istediği “gerçekliği” anında inşa eden bir algoritma gibi hareket ediyor.
Aaron Swartz’ın Mirası: “Sam’e Asla Güvenilemez”
Dosyada yer alan en sarsıcı ifadelerden biri, 2013 yılında hayatını kaybeden internet efsanesi Aaron Swartz’a ait. Swartz ve Altman, Y Combinator’ın ilk dönemlerinden beri arkadaştılar. Ancak Swartz, ölmeden kısa bir süre önce yakın çevresine Altman hakkında çok ağır uyarılarda bulunmuştu. Swartz’ın, “Sam’e asla güvenilemez. O bir sosyopattır ve kendi yükselişi için her şeyi, herkesi feda edebilir” dediği aktarılıyor.

Bu “sosyopati” nitelemesi, dosyada sadece bir anektod olarak kalmıyor; günümüzdeki OpenAI yönetim kurulu üyelerinin beyanlarıyla destekleniyor. Eski kurul üyesi Helen Toner, Altman’ın iki uçlu karakterini şöyle özetliyor: “Bir yanda her etkileşimde sevilme ve onaylanma arzusu, diğer yanda ise birini aldatmanın doğuracağı sonuçlara karşı neredeyse patolojik bir kayıtsızlık.” Altman, aynı pozisyonu iki farklı kişiye teklif edebiliyor, toplantılarda kişileri birbirine düşürebiliyor ve tüm bunları yaparken her iki tarafın da “en yakın dostu” olduğu imajını koruyabiliyor.
“The Blip”: Kovulma ve Geri Dönüşün Perde Arkasındaki Savaş
Haberde, teknoloji tarihine “The Blip” olarak geçen ve Altman’ın görevden alınıp sadece beş gün sonra muazzam bir gövde gösterisiyle geri döndüğü süreç detaylandırılıyor. Ilya Sutskever ve Dario Amodei gibi isimlerin, Altman’ın manipülatif tavırlarından ve güvenlik protokollerini hiçe sayan hırsından nasıl rahatsız oldukları belgelerle anlatılıyor.
Sutskever’in vardığı sonuç oldukça netti: “Altman’ın bu davranışları, güvenli bir yapay genel zeka (AGI) oluşturulması için uygun bir ortam yaratmıyor.” Ancak Altman, kovulduğu andan itibaren Microsoft CEO’su Satya Nadella’yı bir silah olarak kullandı. Çalışanlara, “Sam geri dönmezse şirket hisseleriniz çöp olur” mesajı yayılarak 700’den fazla kişi yönetim kuruluna karşı ayaklandırıldı. New Yorker, bu isyanın aslında kendiliğinden gelişmediğini, Altman’ın sadık müttefikleri tarafından titizlikle koordine edildiğini öne sürüyor.
Microsoft İle Gizli Çatlaklar: “Yeni Bir Bernie Madoff mu?”
Microsoft ile olan ilişkiler, dosyanın en can alıcı kısımlarından biri. Microsoft CEO’su Satya Nadella’nın kamuoyu önündeki sadakatine rağmen, şirketin üst düzey yöneticileri Altman’ın anlaşmaları sürekli esnetmesinden, çarpıtmasından ve verdiği sözlerden dönmesinden şikayetçi.

Microsoft yöneticileri, OpenAI’ın sadece kendilerine ait olması gereken bulut tabanlı sistemleri Amazon gibi rakiplere gizlice pazarlamaya çalıştığını iddia ediyor. Bir Microsoft yöneticisi, Altman’ı şu ağır sözlerle tanımlıyor: “Küçük ama gerçek bir ihtimal var; o da Altman’ın gelecekte bir Bernie Madoff veya Sam Bankman-Fried seviyesinde bir dolandırıcı olarak hatırlanacak olması.” Bu benzetme, Altman’ın kurduğu devasa finansal ağın şeffaflıktan ne kadar uzak olduğunun bir göstergesi.
Milyar Dolarlık Yapılar ve “Bağımlılık” Ekonomisi
New Yorker, Altman’ın kurduğu karmaşık kurumsal yapıyı da mercek altına alıyor. Kâr amacı gütmeyen bir vakıf olarak yola çıkan OpenAI’ın, nasıl milyarlarca dolarlık ticari bir dev haline geldiği süreci, hukuki usulsüzlük iddialarıyla birlikte sunuluyor. Yönetim kurulu üyesi Holden Karnofsky’nin, kâr amacı güden yapıya geçişe itiraz ettiği ancak tutanakların “çekimser” olarak değiştirilerek oyunun manipüle edildiği belirtiliyor.
Altman’ın eski meslektaşlarını bile baskı altında tuttuğu iddialar arasında. Örneğin, OpenAI’dan ayrılan ve kendi girişimini kurmaya hazırlanan Mira Murati’nin, Altman’ın yakın müttefiki Josh Kushner tarafından “itibar suikastı” ile tehdit edildiği aktarılıyor. Bu, Silikon Vadisi’nin “ya benimlesin ya düşmanımsın” şeklindeki acımasız yeni normalini temsil ediyor.
Sam Altman, Kişisel Servet ve Dolaylı Hisseler
Sam Altman, ABD Kongresi’nde verdiği ifadede “OpenAI’da hissem yok, bunu sevdiğim için yapıyorum” demişti. Ancak dosya, bu ifadenin teknik bir kelime oyunundan ibaret olduğunu savunuyor. Altman’ın, Y Combinator fonları ve diğer yan yatırım araçları üzerinden OpenAI üzerinde devasa bir mali kontrolü olduğu; yani şirketin değerlemesi arttıkça Altman’ın servetinin de milyarlarca dolar katlandığı detaylandırılıyor. Bu durum, “fedakâr lider” imajının ardındaki rasyonel ekonomik çıkarları gözler önüne seriyor.
Güvenlik Protokollerinin İhlali: Hız mı, İnsanlık mı?
OpenAI içerisindeki güvenlik araştırmacıları, Altman’ın yeni modelleri piyasaya sürerken güvenlik testlerini nasıl aceleye getirdiğini anlattılar. “Alignment” (hizalama) ekibinin uyarılarına rağmen, Google ile rekabette geri kalmamak adına ham modellerin halka açılması, şirket içindeki etik bölünmeyi derinleştirdi. New Yorker’a konuşan bir araştırmacı, “Sam için güvenlik, aşılması gereken bir engel; bizim içinse varoluşsal bir gereklilikti” diyor.
Sonuç: Gelecek Kimin Ellerinde?
Dosyanın sonunda sorulan soru hepimizi ilgilendiriyor: Geleceğimizi kontrol edecek olan teknolojiyi, “doğrulukla sınırlandırılmamış” bir lidere emanet edebilir miyiz? OpenAI araştırmacılarından Wainwright, Altman’ın kağıt üzerinde kendini kısıtlayan yapılar kurduğunu ancak kısıtlanma zamanı geldiğinde bu yapıları birer birer yıktığını söylüyor.
New Yorker’ın bu kapsamlı incelemesi, yapay zekanın sadece çiplerden ve algoritmalardan ibaret olmadığını; arkasında devasa bir ego, sınırsız bir güç tutkusu ve küresel bir manipülasyon ağı olduğunu hatırlatıyor. Dijital dünya için “iyi” olanın ne olduğu sorusu, Sam Altman figürüyle birlikte daha da karanlık bir hal alıyor.
New Yorker’ın Son Sözleri
Dergideki bu devasa dosya konusu şu iki paragraf ile bitiyor:
Altman’a yakın kişiler bile onun “insanlık için umudu”nun nerede bittiğini ve hırsının nerede başladığını anlamakta zorlanıyor. En büyük gücü her zaman farklı grupları, istediği şey ile onların ihtiyaç duyduğu şeyin aynı olduğuna ikna etme yeteneği olmuştur. Kamuoyunun teknoloji endüstrisinin abartılarına karşı temkinli olduğu ve yapay genel zekayı (AGI) inşa edebilecek araştırmacıların çoğunun bunu hayata geçirmekten korktuğu eşsiz bir tarihsel dönüm noktasından yararlandı. Altman, başka hiçbir pazarlamacının mükemmelleştiremediği bir hamleyle karşılık verdi: AGI’nin hepimizi nasıl yok edebileceğini ve bu nedenle onu inşa edecek kişinin kendisi olması gerektiğini açıklamak için kıyametvari bir söylem kullandı. Belki de bu önceden planlanmış bir ustalık hamlesiydi. Belki de bir avantaj elde etmek için çabalıyordu. Her iki durumda da işe yaradı.
Sohbet botlarını tehlikeli kılan tüm eğilimler arızalardan kaynaklanmaz; bazıları sistemlerin nasıl inşa edildiğinin yan ürünleridir. Büyük dil modelleri kısmen insan geri bildirimine göre eğitilir ve insanlar genellikle olumlu yanıtları tercih eder. Modeller genellikle kullanıcılara iltifat etmeyi öğrenir; bu eğilim dalkavukluk olarak bilinir ve bazen bunu dürüstlüğün önüne koyarlar. Modeller ayrıca uydurma şeyler de yapabilir; bu eğilim halüsinasyon olarak bilinir. Büyük yapay zeka laboratuvarları bu sorunları belgeledi, ancak bazen bunlara müsamaha gösterirler. Modeller daha karmaşık hale geldikçe, bazıları daha ikna edici uydurmalarla halüsinasyon görür. 2023 yılında, işten çıkarılmasından kısa bir süre önce Altman, bazı yanlış bilgilere izin vermenin, riskler ne olursa olsun, avantajlar sağlayabileceğini savundu. “Eğer safça davranıp ‘Yüzde yüz emin olmadığınız hiçbir şeyi asla söylemeyin’ derseniz, bir modelin bunu yapmasını sağlayabilirsiniz,” dedi. “Ama insanların çok sevdiği sihir olmayacak.”



