Ana SayfaYorumTeknolojinin Altın Çağı, Eğitimde Fırsat Eşitliği ve Devasa İkiyüzlülüğümüz

Teknolojinin Altın Çağı, Eğitimde Fırsat Eşitliği ve Devasa İkiyüzlülüğümüz

Yayımlandı:

- Bu Alana Reklam Vermek İçin: bilgi@dijitaliyidir.comspot_img

Eğitimde fırsat eşitliğini ‘eşitleyici’ olma potansiyeline sahip teknolojiye ulaşım herkes için aynı kolaylıkta değil.

Aleyna Turan dijitaliyidir.com için yazdı

Eski kuşaklarımız iyi bilirler; Anadolu’nun bir köyünden ya da ücra kasabalarından çıkan ve büyük başarılara imza atan o küçük çocukların veya gençlerinin hikayelerinde hep bir ‘‘gönüllü öğretmen’’ ya da büyük şehirden gönderilen ‘‘bir koli kitap’’ vardır. Şans eseri bir olay, bir çocuğun hayatını tamamen değiştirebilirdi.

Günümüzde ise bu şanslı olayların yerini, sessiz bir şekilde odaya sızan dijital ağ dalgaları alıyor. Artık Iğdır’ın dağ köyündeki bir çocuk, İstanbul’un tam merkezindeki bir çocukla aynı bilgiye, aynı anda erişebildiği bir dönemin eşiğindeyiz. Sizce gerçekten öyle miyiz? 

Koli Kitaptan Dijital Ağlara

Dijital ağların sunduğu imkanlar teoride hepimize eşit olsa da erişimi hepimiz için eşit mi? Pratik açıdan kesinlikle eşit değil. Günümüzde çoğu insanın bulunduğu coğrafyadan kaynaklanan altyapı yetersizlikleri, ekonomik güçlükler nedeniyle nitelikli cihazlara ve internet paketlerine ulaşılamaması gibi nedenlerden kaynaklanan bu durum bize eşitlik sağlamıyor.

Dijital dünyayı ve teknolojiyi bir köprü olarak mı kullanıyoruz, yoksa uçurumu derinleştiriyor muyuz?
Dijital dünyayı ve teknolojiyi bir köprü olarak mı kullanıyoruz, yoksa uçurumu derinleştiriyor muyuz?

Teknolojinin Vaadi ve Gerçekler

Teknoloji ve yapay zeka, eğitimde fırsat eşitliği söz konusu olduğunda insanlık tarihinin en büyük ‘‘eşitleyici’’ olma potansiyeline sahip. Eskiden sadece elit okulların laboratuvarlarında yapılabilen deneyler, artık bir tablet ekranında üç boyutlu simülasyonlarla canlanıyor. Coğrafya, bir çocuğun vizyonunun sınırı olmaktan çıktı. Bilgi artık birilerinin tekelinde olmadığını, demokratikleştiğini söyleyebiliriz. Teoride her şey kusursuz ancak burada durup kendimize bir soru sormamız gerekiyor: Biz bu dijital dünyayı bir köprü olarak mı kullanıyoruz, yoksa uçurumu derinleştiriyor muyuz?

İşte tam bu noktada, teknolojinin vaadi ile hayatın gerçekleri sert bir şekilde çarpışıyor. 

Eğer bir çocuk yapay zeka eğitim programı ile geleceğine hazırlanırken, başka bir çocuk internet paketinin bitmesinden korktuğu için ders videosunu izleyemiyorsa, teknoloji eşitliği sağlamıyor; aksine bu eşitsizliği sadece dijitale taşıyor demektir. Akıllı tahtalarla donatılmış sınıfların parıltısı, interneti çekmediği için damda ders çalışmak zorunda kalan çocukların gölgesini kapatmamalı. Bu durumun, sosyolojide ‘‘dijital bölünme’’ dediğimiz yeni bir sınıf farkını yaratması kaçınılmaz oluyor. Maddi imkanları güçlü olan ailelerin çocukları dünyanın en iyi üniversitelerinin açık ders kaynaklarına erişip kodlama dilleri öğrenirken, dezavantajlı bölgelerdeki akranları temel okuma-yazma materyallerinin ötesine geçemiyor. Bilgi parmaklarımızın ucunda evet ama o parmakların altındaki klavyeye ve ekrana herkes aynı rahatlıkla dokunamıyor. 

Kabul edelim; İkiyüzlüyüz!

Bu noktada iğneyi biraz da kendimize batırmamız gerektiğine inanıyorum.

Birçoğumuz ekran başında adalet çığlıkları atarken, dijitalleşmeyi sadece kendi konforumuzun bir parçası olarak görme bencilliğine düşüyoruz. Yüksek hızlı internetimizin başında, elimizdeki son model cihazlarla eğitimde adaleti savunmak kolay. Ancak asıl ikiyüzlülüğümüz, dijital altyapıya erişimi olmayan milyonlarca gencin varlığını soyut birer istatistikten ibaret görmemizde yatıyor. Ekrana erişimi olanların bilgi okyanusu içinde kaybolduğu bu çağda, erişimi olmayanların sessizliğini yeterince duymuyoruz. Arkadaşımla birlikte yürüttüğümüz sosyal sorumluluk projesinde, fikirlerimizi üretirken bile, sahaya inip o çocukların gerçek sınırlarıyla yüzleşmek yerine, klavye başından teoriler üretmekle yetiniyoruz.

Eğitimde fırsat eşitliğini teknoloji ile bağdaştırmak, sadece çocukların ya da gençlerin eline bir telefon tutuşturmak değildir. Çünkü teknolojik cihazlar doğru yönlendirilmediği zaman bir eğitim aracından ziyade dikkat dağıtan bir tüketim nesnesine dönüşebilir. Gerçek bir eşitlik; hem çocukların teknolojik cihazlara (birçoğumuzun olduğu gibi) sahip olması, dijital eğitime ulaşmasıyla hem de o cihazla ne üretebildiği, eleştirel düşünme becerilerini nasıl geliştirdiği ve dijital dünyadaki bilgi karmaşası arasından doğruyu nasıl süzebildiğiyle ölçülmeli. Bunun için yapılabilecek sosyal sorumluluk projeleri tasarlayıp; belki de toplumun belli bir kesimin sesinin duyulmasını sağlayabilmeliyiz. Dijital yollarla çığlık atmak yerine; gerçekçi fikirleri masaya yatırmak daha sağlıklı olabilir.

Özünde Aynı

Geçmişin bir koli kitapla değişen şans hikayeleri bugün yerini dijital ağların görünmez dalgalarına bıraksa da, maalesef adaletin formülü özünde aynı kaldı. Bilgiye aynı saniyede erişebilme ihtimali muazzam bir devrim olduğu doğru fakat bu ihtimalin hayata geçmesi; sinyal gücünün kalitesine, evdeki bilgisayarın donanımına ve ailenin internet faturasına ödeyebildiği bütçeyle doğru orantılı olması da bir gerçek. Eğer bir teknoloji sadece şanslı bir azınlığın hayatını kolaylaştırıp, geri kalanları ekranların ardındaki dünyayı izlemeye mahkum ediyorsa, orada bir köprüden değil ancak yeni nesil bir duvarın varlığından söz edilebilir.

Modern Bariyer

Dijital bölünmeyi ve fırsat eşitsizliğini ortadan kaldıracak olan kapsayıcı devlet politikaları, altyapı seferberlikleri ve ekonomik destekler kararlılıkla hayata geçirilmediği sürece, internetin vaat ettiği o özgürlükçü dünya sadece bir temenniden ibaret kalacak.

Dijital ağlar devasa ve ücretsiz bir kütüphaneye benzer. Kütüphanenin kapıları herkese açık (imkanlar eşittir). Ancak kütüphanenin olduğu şehre giden bir otobüsünüz yoksa, kapıdaki giriş ücretini ödeyemiyorsanız ya da içerideki kitapların yazıldığı dili okuyamıyorsanız (erişim eşit değildir), o kütüphanenin varlığı sizin hayatınızı değiştirmez.

Dijitalleşme, doğru politikalarla yönetilmezse sınıflar arası adaletsizliği azaltmak yerine, onu daha da derinleştiren bir uçuruma dönüşme riskini taşır. İnsanlığın ortak mirası olan bilgiye erişimi ticari bir lüks olmaktan çıkarıp kamusal bir hakka dönüştürmediğimiz müddetçe, dijital ağlar sınıfsal uçurumları kapatan bir mucize değil, aksine o uçurumları daha da derinleştiren modern bir bariyer olmaya devam edecek.

Son Eklenenler

Craig Foster Kimdir? Çöldeki Avcılardan Okyanusun Derinliklerine Uzanan Olağanüstü Yolculuk

Bir ahtapotla kurduğu dostluk sayesinde Oscar kazanan Craig Foster, aslında kariyerinin büyük bölümünü Afrika'nın...

Angrit Göktaşı Kayıp Bir Gezegenin Son İzlerini Taşıyor Olabilir

Sahra Çölü’nde bulunan nadir bir angrit göktaşı üzerinde yapılan araştırma, Güneş Sisteminin ilk dönemlerinde...

Türkiye, WhatsApp’taki Yapay Zeka Uygulaması Nedeniyle Meta Hakkında Rekabet Soruşturması Başlattı

Rekabet Kurumu, Meta'nın yapay zeka asistanını WhatsApp'a entegre etmesinin rakip yapay zeka sağlayıcılarını haksız...

Microsoft’a Rakip Tarayıcılardan Açık Mektup: Edge’i Dayatmayı Bırakın!

Bir tarayıcı geliştiricileri koalisyonu, Windows'taki anti-rekabetçi uygulamalar olarak nitelendirdikleri duruma karşı yürüttükleri uzun soluklu kampanyayı bir adım ileri taşıyarak Microsoft'a hitaben açık bir mektup yayımladı.

Buna benzer diğer içerikler

Craig Foster Kimdir? Çöldeki Avcılardan Okyanusun Derinliklerine Uzanan Olağanüstü Yolculuk

Bir ahtapotla kurduğu dostluk sayesinde Oscar kazanan Craig Foster, aslında kariyerinin büyük bölümünü Afrika'nın...

Angrit Göktaşı Kayıp Bir Gezegenin Son İzlerini Taşıyor Olabilir

Sahra Çölü’nde bulunan nadir bir angrit göktaşı üzerinde yapılan araştırma, Güneş Sisteminin ilk dönemlerinde...

Türkiye, WhatsApp’taki Yapay Zeka Uygulaması Nedeniyle Meta Hakkında Rekabet Soruşturması Başlattı

Rekabet Kurumu, Meta'nın yapay zeka asistanını WhatsApp'a entegre etmesinin rakip yapay zeka sağlayıcılarını haksız...