Ana SayfaUncategorizedTrump'tan Tarihi İmza: İran Barış Planıyla "Dünya Çapında Bir Bunalım" Engellendi

Trump’tan Tarihi İmza: İran Barış Planıyla “Dünya Çapında Bir Bunalım” Engellendi

Yayımlandı:

- Bu Alana Reklam Vermek İçin: bilgi@dijitaliyidir.comspot_img

ABD yönetimi, Tahran’a yönelik ciddi tavizler verilmiş olsa da elde edilen sonucun “büyük bir zafer” olduğunu savunuyor. Bu tartışmaların gölgesinde, küresel dengeleri değiştirecek 14 maddelik anlaşmanın tüm detayları kamuoyuna duyuruldu.

ABD Başkan’ı Trump, İran ile varılan barış planına imza koyarak bu tarihi adımın “dünya çapında bir bunalımı” önlediğini ileri sürdü.

Öte yandan Amerikalı üst düzey yetkililer, Tahran tarafına sunulan önemli ödünlere rağmen sürecin “büyük bir zafer” ile sonuçlandığını iddia etti. Tüm bu gelişmelerle birlikte, merakla beklenen 14 maddelik mutabakat metninin ayrıntıları da netleşti.

Başkan Trump, küresel dengeleri değiştirecek 14 maddelik anlaşmanın tüm detayları kamuoyuna duyurdu
Başkan Trump, küresel dengeleri değiştirecek 14 maddelik anlaşmanın tüm detayları kamuoyuna duyurdu

Trump’ın İran Hamlesi: Büyük Bir Zafer mi, Ağır Bir Taviz mi?

Donald Trump, Hürmüz Boğazı’nın tekrar trafiğe açılması ve “dünya çapında bir bunalımın” önüne geçilmesi amacıyla İran’la 14 maddelik bir anlaşmaya imza attı. Bu adımı Amerika Birleşik Devletleri adına “büyük bir zafer” şeklinde nitelendiren Trump, madalyonun diğer yüzünde Tahran yönetimine ciddi siyasi ve mali ödünler sunmuş oldu.

Çarşamba günü gerçekleştirdiği çarpıcı açıklamalarda ABD Başkanı, oldukça geniş bir yelpazede dikkat çekici mesajlar verdi. Bir taraftan İran’ı yeni bir askeri müdahale dalgasıyla açıkça uyarırken, diğer taraftan bu ülkenin sivil amaçlı uranyum zenginleştirme konusunda temel hakları bulunduğunu savundu. Üstelik Tahran’ı balistik füze programını sonlandırmaya zorlamayacağını belirtmekle kalmayıp, Amerika’da dondurulmuş haldeki milyarlarca dolarlık İran varlığının da yasal olarak geri verilmesi gerekeceğini ifade etti.

Süreç içindeki bu söylemler ve Hizbullah lideri Naim Kasım tarafından da “büyük bir zafer” sözleriyle selamlanan anlaşma metninin tamamı, başta İsrail kanadı olmak üzere Trump’ı Tahran karşısında tavizsiz durmaya çağıran Cumhuriyetçi partideki şahinlerin tepkisini çekebilecek bir nitelik taşıyor.

Tarafların İmzaları ve Karşılıklı Mesajlar

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, mutabakat metnine Çarşamba günü Tahran’da imza attı. Sürecin devamında ise ABD Başkan Yardımcısı JD Vance’in Cuma günü Cenevre kentinde düzenlenecek daha resmi bir törenle anlaşmayı onaylaması öngörülüyor.

Tahran cephesinden yükselen sesler ise anlaşmaya oldukça farklı bir anlam yüklüyor. İran’ın baş müzakerecisi Mohammed Bağher Ghalibaf, süreç hakkında, “Bu anlaşma ABD’nin başarısızlığının bir kaydıdır. İnsanlar bunu görecek ve yargılayacak” şeklinde net bir çıkış yaptı.

Eleştirilere karşı attığı adımı savunan Trump, şimdiye kadar hiçbir ABD başkanının İran yönetimine karşı kendisi kadar sert bir duruş sergilemediğini öne sürdü. Mevcut ekonomik tabloya da değinen Trump: “Piyasadan daha akıllı bir şey olmadığını ve piyasanın bunu sevdiğini” ifade etti.

Geri adım atılmaması durumunda yaşanabilecek küresel senaryolara dikkat çeken ABD Başkanı, “Alternatifin dünya çapında bir ekonomik bunalıma yol açacağını” dile getirerek, mutabakat sağlanmasaydı “Hürmüz Boğazı’nın asla açılmayacağını” iddia etti. Trump, bölgedeki güvenlik risklerini ise “Roketleri tepelerinde uçarken ve her yer mayınlarla dolu iken milyar dolarlık gemilerin boğazda gidip gelmesinden hoşlanmıyorlar.” sözleriyle tasvir etti.

Beyaz Saray’ın üst düzey yetkilileri, varılan mutabakatın İran’ın nükleer silah gücüne ulaşmasını engellemeye katkı sunacağını savunuyor. Bu kapsamda, silah yapımında kullanılabilecek nitelikteki 440 kilogramlık yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokunun seyreltilmesi konusunda uzlaşı sağlandığına vurgu yapılıyor. Nitekim Trump da daha önce, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın denetimi altında bu stokun İran topraklarında seyreltilmesi fikrine sıcak baktığını beyan etmişti.

Görüşmelerin Perde Arkası ve Ekonomik Teşvikler

Trump yönetimi, İran ile çok daha geniş kapsamlı nükleer ortaklıklar ve kalıcı bir barış zemini oluşturabilmek adına, aslında 60 günlük bir ateşkes niteliği taşıyan mutabakat zaptının tam metnini kamuoyuyla paylaşmayı bir süre ertelemişti. Nihayetinde bu 14 maddelik plan, Trump’ın G7 zirvesinin kapanışında gerçekleştirdiği hitap esnasında, üst düzey hükümet yetkililerince düzenlenen bir basın bilgilendirme toplantısında gazetecilere aktarıldı.

Varılan mutabakat, Tahran yönetimine ciddi mali kolaylıklar ve teşvikler sunulmasını öngörüyor. Bu adımların arasında; ABD’nin İran limanları üzerinde uyguladığı deniz ablukasının vakit kaybetmeksizin sonlandırılması, İran ham petrolünün küresel pazara sevk edilebilmesi adına özel muafiyetler tanınması, ülkeye yönelik tüm uluslararası yaptırımların gelecekte tamamen kaldırılması ihtimali, bloke edilmiş milyarlarca dolarlık İran varlığının serbest bırakılması ve finansmanı Körfez’deki bölgesel ortaklar tarafından üstlenilecek 300 milyar dolarlık (224 milyar sterlin) bir İran yeniden yapılanma fonunun kurulması gibi hayati maddeler yer alıyor.

Öte yandan Trump, söz konusu 300 milyar dolarlık fona Amerika Birleşik Devletleri’nin de maddi katkı sağlayacağı yönündeki iddialara sert bir dille karşı çıktı. ABD Başkanı, Körfez ülkelerince yapılacak bu ödemelerin tamamen İran’ın süreçteki yapıcı tutumuna ve iyi davranışlarına bağlı kalacağını ilan etti.

Konuyla ilgili görüşünü paylaşan Trump, “İsteyen herkes yatırım yapabilir. Ne dememi bekliyorsunuz: kimsenin yatırım yapmasına izin verilmiyor mu? Ama biz yatırım yapmıyoruz; 10 sent bile koymuyoruz.” diyerek ülkesinin mali bir sorumluluk üstlenmeyeceğini net bir biçimde ortaya koydu.

Üst düzey bir hükümet yetkisinden gelen bilgilere göre, varılan ateşkes mutabakatı İran kanadının en kritik taleplerinden biri olan Lübnan başlığını da bünyesinde barındırıyor. Bu madde, İsrail’in Lübnan topraklarında askeri faaliyetler yürütmesinin önüne geçmeyi amaçlıyor. Anlaşmada ayrıca Lübnan’ın “toprak bütünlüğünü” teminat altına alan bir hüküm dikkat çekiyor; fakat ilgili hükümet yetkilisi, bu durumun İsrail’in Hizbullah’a karşı bir “tampon bölge” gerekçesiyle elinde tuttuğu Lübnan topraklarından çekileceği anlamına gelip gelmediği konusunda net bir doğrulama yapmaktan kaçındı.

Karşılıklı Taahhütler ve Uzman Yorumları

Sağlanan bu avantajlara karşılık İran, Lübnan sahasındaki Hizbullah da dahil olmak üzere bölgedeki tüm yabancı müttefiklerini kontrol altında tutmayı kabul ederken, diğer taraftan “nükleer silah temin etmeyeceğini veya geliştirmeyeceğini” yeni sözleşmeyle birlikte tekrar taahhüt altına alacak.

Yapılan planlama, gemilerin Hürmüz Boğazı üzerinden 60 gün boyunca tamamen ücretsiz şekilde geçiş yapmasını öngörüyordu; fakat Çarşamba günü kameraların karşısına geçen Ghalibaf, İran’ın mutabakat metninde belirlenen bu sürenin tamamlanmasıyla birlikte boğazı kullanan gemilerden geçiş ücreti tahsil etmeye başlayacağını duyurdu.

Modern dönemde Hürmüz Boğazı, teorik bir darboğaz olmaktan çıkıp fiili bir savaş alanına dönüştü.

Devlet televizyonuna verdiği röportajda konuya açıklık getiren Ghalibaf, “Hürmüz Boğazı savaş öncesi durumuna geri dönmeyecek” diyerek net bir duruş sergiledi ve “İran’ın Hürmüz Boğazı üzerinde egemenlik hakkı vardır ve elbette bu hizmetler karşılığında bir ücret alacağız” sözleriyle Tahran’ın bölgedeki yeni politikasını ilan etti.

Sürecin diplomatik boyutunu ve derinliğini değerlendiren Brookings Enstitüsü Başkan Yardımcısı ve Dış Politika Programı Direktörü Suzanne Maloney ise şu analizde bulundu:

“Gerçekçi olmak gerekirse, bu müzakerelerde doğaçlama hareket eden bir yönetim için, nükleer meseleyi bile çözüme kavuşturmak için gereken uzmanlık ve detay düzeyi çok fazla görünüyor.”

Maloney ayrıca Tahran’ın elde ettiği kazanımlara dikkat çekerek, “İranlılar için çok şey önceden planlanmış durumda… Yaptırım rejimi olmadan petrol ihraç edebilecekler ki bu şu an için neredeyse gerçeküstü bir durum. Çok kısa sürede çok büyük miktarda para kazanacaklar.” yorumunu paylaştı.

G7 Ortak Bildirisi, Petrol Fiyatları ve Varlıkların İadesi

Trump, mutabakat zaptında doğrudan yer almayan bir hususa dikkat çekerek, İran’ın balistik füze programını kontrol altına alacak ilave bir sözleşmenin şart olduğunu ifade eden G7 liderlerinin ortak bildirisini onayladı. Bölgesel silah dengelerine atıfta bulunan Trump, danışmanlarıyla daha önce yaptığı görüşmeleri hatırlatarak şu değerlendirmeyi yaptı:

“Onların da bir miktara sahip olması gerekiyor, çünkü diğer insanların da bir miktara sahip olduğu doğru. Sizin de bir miktara sahip olmanız şart. Ne yapacağım şimdi? Suudi Arabistan’ın füzelere sahip olmasına izin verip, onlara füze veremeyecek miyim?”

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron da sürece güçlü bir destek verdi. Atılan adımı “çok iyi bir anlaşma” sözleriyle tanımlayan Macron, G7 bünyesindeki ABD müttefiklerinin bu kararın arkasında durduğunu belirtti ve bu mutabakatın “ekonomilerimiz için korkunç sonuçlar doğuran büyük bir istikrarsızlık durumuna son veren bir anlaşma” olduğunu dile getirdi.

ABD başkanı Donald Trump ve Fransa cumhurbaşkanı Emmanuel Macron bir araya geldi.

Buna karşın, G7 ülkelerinin İran’ın balistik füzeleri ve bölgedeki vekil güçleri hakkında Avrupalı liderlerin de masada bulunacağı ek müzakereler yürütme teklifinin, Tahran kanadında karşılık bulmayacağı aşikar görünüyor. Zira Tahran yönetimi görüşmelerde yalnızca ABD tarafını muhatap alıyor ve Avrupa’nın bu süreçteki rolünü büyük ölçüde önemsiz buluyor. Benzer şekilde İran’ın, Fransa ve İngiltere tarafından ortaya atılan ve G7 bildirisinde de destek gören, Hürmüz Boğazı’ndan geçen gemileri koruyacak bir askeri görev gücü kurulması planına da kapıyı kapatması bekleniyor.

G7 liderleri ise ortak açıklamalarında, varılan bu uzlaşmanın “İran’ın herhangi bir nükleer silah edinmesini engellemek ve bölgesel ve balistik faaliyetleriyle ilgili tehditlerle mücadele etmek için tarihi bir fırsat sağladığını” vurgulayarak, “Anlaşmayı destekliyor ve uygulanmasına katkıda bulunmaya hazırız” mesajını verdi.

Trump, geçmişte sert bir şekilde eleştirdiği, Obama dönemine ait 2015 Ortak Kapsamlı Eylem Planı’nın en tartışmalı maddelerinden biri olan dondurulmuş varlıkların iadesi hususunda bu kez çok daha ılımlı bir yaklaşım sergiledi. Basın mensuplarına konuşan Trump, konuyu şu sözlerle aktardı:

“Onların parasının büyük bir kısmını aldık. Bu bizim paramız değil, onların parası ve biz bunu belirli bir noktada dondurduk. Sanırım geri vermek zorundayız, biliyorsunuz, eğer geri vermeseydik, kimse bir daha dolara yatırım yapmazdı.”

Son olarak küresel piyasalardaki yansımalara değinen Trump, ham petrolün varil fiyatının 72 dolar seviyesine kadar gerilediğini (Brent petrol fiyatı Salı günü itibarıyla zaten 80 doların altına inmiş durumdaydı.) belirterek, fiyatların çok yakında çatışma öncesindeki dönemden bile daha aşağıya düşeceğini ileri sürdü.

Derleyen: Aleyna Turan

Son Eklenenler

Drone Tehdidine Neden Karşı Milyarlarca Dolarlık Yatırım Yapılıyor?

İHA saldırıları ve sivil hava sahasına yönelik ihlaller, havaalanları ve kritik altyapıları korumaya yönelik...

BYD’den, Atacama Çölü’nde Dev Batarya Depolama Tesisi

Şirket, Şili'nin Atacama Çölü'nde 3,5 GWh kapasiteli Elena batarya depolama istasyonunu açtı. BYD, tesisi Amerika kıtasının en büyük tek konumlu batarya depolama tesisi olarak tanımladı. 

Kozmik Tozlar: Antik Uzaylıların İzini Söyleyen Devasa Yapılar

Uzayda canlı sinyaller arayarak zaman kaybetmek yerine, milyarlarca yıl önce yok olmuş medeniyetlerin teknolojik...

Fei-Fei Li Kimdir? Yapay Zekanın “Vaftiz Annesi” Lakaplı Bilim Kadını

Yapay zekanın "Vaftiz Annesi" olarak bilinen Fei-Fei Li, ImageNet projesiyle bilgisayarların görmeyi öğrenmesinin önünü açtı. Bugün ise kurduğu World Labs ile yapay zekaya üçüncü boyutu, yani mekanı anlamayı öğretmeye çalışıyor.

Buna benzer diğer içerikler

Drone Tehdidine Neden Karşı Milyarlarca Dolarlık Yatırım Yapılıyor?

İHA saldırıları ve sivil hava sahasına yönelik ihlaller, havaalanları ve kritik altyapıları korumaya yönelik...

BYD’den, Atacama Çölü’nde Dev Batarya Depolama Tesisi

Şirket, Şili'nin Atacama Çölü'nde 3,5 GWh kapasiteli Elena batarya depolama istasyonunu açtı. BYD, tesisi Amerika kıtasının en büyük tek konumlu batarya depolama tesisi olarak tanımladı. 

Kozmik Tozlar: Antik Uzaylıların İzini Söyleyen Devasa Yapılar

Uzayda canlı sinyaller arayarak zaman kaybetmek yerine, milyarlarca yıl önce yok olmuş medeniyetlerin teknolojik...