- Gıda üretimi, hem gezegeni ısıtan emisyonların önemli bir kaynağı hem de iklim değişikliğinin etkilerine oldukça duyarlı.
- Araştırmacılar, iklim değişikliğinin gıda kaynaklarımız için oluşturduğu tehdit hakkında bir çalışma yürüttüler.
- Yapılan araştırma sonucunda, birçok küresel gıda ağında hasat kaybı riskinin hafife alındığı tespit edildi.
Araştırmacıların, iklim değişikliğinin gıda kaynaklarımız için oluşturduğu tehdit hakkında bir “uyandırma çağrısı” olması gerektiğini söylediği çalışmaya göre birçok küresel gıda ağında hasat kaybı riskleri hafife alındı.
Nature Communications’da yayımlanan araştırmada, Amerika Birleşik Devletleri ve Almanya’daki araştırmacılar, birkaç büyük gıda üretim bölgesinin eş zamanlı olarak düşük verime maruz kalma olasılığını inceledi.
Columbia Üniversitesi ve Alman Dış İlişkiler Konseyinde araştırmacı olan baş yazar Kai Kornhuber, bu olayların fiyat artışlarına, gıda güvenliği sorununa ve hatta toplumsal huzursuzluğa yol açabileceğini belirtiyor.
“Çalışmamızda, bu tür eş zamanlı olayların gerçekten büyük ölçüde hafife alındığını gösteriyoruz.” diyen araştırmacılar, sera gazlarının konsantrasyonunu artırarak ne tür aşırılıklarla karşı karşıya kalınacağı konusunda doğru bir fikre sahip olmakta zorlandıklarını ifade ettiler.
Çalışmada 1960 ile 2014 yılları arasındaki gözlemsel ve iklim modeli verilerine bakıldı, ardından 2045 ile 2099 yılları arasındaki projeksiyonlar incelendi. Araştırmacılar, ilk olarak jet akımının -dünyanın en önemli mahsul üretim bölgelerinin çoğunda hava koşullarını yönlendiren hava akımları- etkisini incelediler.
Büyük dalgalar hâlinde akan jet akımının “güçlü menderesler çizmesinin” Kuzey Amerika, Doğu Avrupa ve Doğu Asya’daki önemli tarım bölgeleri üzerinde ciddi etkileri olduğu ve hasatta %7’ye varan bir azalmaya yol açtığı tespit edildi. Araştırmacılar ayrıca bu durumun geçmişte eş zamanlı mahsul kıtlığıyla da bağlantılı olduğunu tespit etti.
Kornhuber, bunun bir örneğinin 2010 yılında jet akımındaki dalgalanmaların hem Rusya’nın bazı bölgelerindeki aşırı sıcaklarla hem de Pakistan’daki yıkıcı sellerle bağlantılı olduğunu ve her ikisinin de ekinlere zarar verdiğini ifade etti ve ekledi; “Gelecekte bu tür karmaşık iklim risklerine karşı hazırlıklı olmamız gerekiyor ve şu anki modeller bunu yakalayamıyor gibi görünüyor.”
Derleyen: Nazlı Koyuncu


