21 Temmuz 1969’da Neil Armstrong, Ay’a ilk önemli adımı attı. Bu olay, gezegenimizin evrensel saatinin sabah 2.56’yı vurmasıyla gerçekleşti. Ama Neil için saat kaçtı? Şu anda bu sorunun bir cevabı yok ancak önümüzdeki süreçte bu gibi olaylar kesin saatlere sahip olabilir.
Hollanda’da yakın zamanda yapılan bir toplantıda, Dünya’nın dört bir yanındaki uzay kuruluşlarından üyeler, gelecekteki tüm görevlerde kolaylıkla iletişim kurmak ve gezinmek için kullanabilecek, uluslararası kabul görmüş ortak bir Ay referans zamanı uygulamamız gerektiği konusunda karara vardılar.
Amaç, gelecekteki tüm Ay görevleri için ortak bir arayüz sağlayacak ve ağ kurma, gezinme, tespit etme, bilgilendirme ve iletişim kurma yöntemlerini düzene koyacak olan LunaNet adlı, karşılıklı olarak üzerinde anlaşmaya varılan yönergeyi oluşturmak.
Söz konusu zamanlama, gelecekteki operasyonlar için anahtar olacak.
Önümüzdeki birkaç yıl içinde, çeşitli uzay organizasyonları ve özel şirketlerden Ay’a birkaç robot iniş aracı gönderilmesi planlanıyor. Dahası ESA, NASA, Japonya Havacılık ve Uzay Araştırma Ajansı (JAXA) ve Kanada Uzay Ajansı (CSA), gelecekteki keşif seferlerinin başlatılabileceği Gateway adlı bir Ay istasyonu kurmak için birlikte çalışıyor.

ESA’dan yapılan bir basın açıklamasında “Bu görevler aynı anda yalnızca Ay’ın üzerinde veya çevresinde olmayacak, aynı zamanda sıklıkla etkileşimde bulunacaklar. Potansiyel olarak birbirleri için bilgi aktaracak, ortak gözlemler gerçekleştirecek veya buluşma operasyonları yürütecekler.’’ ifadeleri yer aldı.
Tarihsel olarak Ay’a giden her astronot, ilerlemelerini izlemek için Dünya’daki atomik saatleri kullandı ve uzaydaki zamanlarını Dünya’daki zamanla senkronize etti. Bu, temelde Dünya’daki insanlara saatin kaç olduğunu sormayı ve aynı zamanda bu aramayı yapmak için geçen süreyi de hesaba katmayı gerektirdi.
Bir uzay gemisinde bulunan normal bir eski saat, işi yapmaz. Yerçekimi ve hız kuvvetleri Ay’da farklı yani zamanı kendi gezegenimizdeki kuvvetlerden farklı şekillerde etkilerler. Pratik olarak bu, bir Ay astronotu Dünya’dan yanlarında bir saat götürürse normalden günde onlarca mikrosaniye daha hızlı çalışacağı anlamına gelir. Ne kadar hızlı olduğu astronotun yörüngede mi yoksa Ay’da mı durduğuna bağlı.
Bu karmaşık koşullar altında, özellikle Ay’a göre ayarlanmış kararlı zaman işleyişini oluşturmak zor olacak ancak Dünya saati ile senkronize etmekten daha doğru ve daha hızlı olabilir.

İkinci senaryo, Dünya’da yörüngedeki uyduları izlemek için kullandığımız gibi çalışan bir Ay zaman sistemi ile Ay’ın yüzeyi için ortak bir koordinat sisteminin bir araya getirilmesini kapsıyor. Bu daha fazla enerji ve çaba gerektirebilir ancak daha sonra diğer gezegenlere de uygulanabilecek çok daha doğru bir sistemle sonuçlandırılabilir.
ESA’nın Stratejik Planlama Başkanı Bernhard Hufenbach, “Elbette kararlaştırılan zaman sisteminin astronotlar için de pratik olması gerekecek.’’ diye açıklıyor. ESA’nın LunaNet’e yaptığı katkıları koordine eden Javier Ventura-Traveset ise “İnsanlık tarihi boyunca keşif, gelişmiş zaman tutma ve jeodezik referans modellerinin temel itici gücü olmuş. Şimdi bunu Ay için yapmak kesinlikle heyecan verici.” diyor.
Derleyen: Nazlıcan Vatansever


