Ana Sayfa Blog Sayfa 946

Zoom, gelen tepkilerden sonra ücretsiz hesaplar için de altyazılar seçeneği ekledi

Zoom otomatik oluşturulan alt yazıları ücretsiz hesaplarda da kullanışlı hale getirdiğini duyurdu. Çeviri hizmeti şu an için sadece İngilizce olarka mevcut fakat şirket yaptığı açıklamada bir çok dil üstünde çalıştıklarını ve yakında hizmetin çok dilli olarak ücretsiz hesaplarda da kullanılabileceğini söyledi.

Şirketin toplantı ve sohbet ürün pazarlama müdürü Theresa Larkin, “Herkesin Zoom kullanarak başarılı bir şekilde bağlantı kurabilmesi, iletişim kurabilmesi ve katılabilmesi bizim için önemli” dedi ve ekledi “Uygun erişilebilirlik araçları olmadan, engelli insanlar görüntülü iletişim çözümlerini kullanırken çok büyük engellerle karşılaşıyorlar.”

Daha önce sadece ücretli hesaplarda sunulan bu özellik erişilebilirlik savunucularının tepkisini çekmişti. İşitme engelli kullanıcıları sınırlı bir seçeneğe mahkum eden alt yazı sorununu kullanıcılar üçüncü taraf bir altyazı hizmeti satın alarak veya manuel altyazı seçeneği ile çözebiliyorlardı.

Şirket, geçen yıl içinde ekran okuyucu desteği ve aynı anda birden fazla videonun görünmesine izin vererek, çağrıdaki başka bir kullanıcı konuşurken bile bir işaret dili tercümanının her zaman görünür olmasına olanak tanıyan daha fazla erişilebilirlik seçeneğini uygylamaya eklemişti.

Zoom toplantılarında altyazıları etkinleştirmek için bir hesap sahibi veya yönetici ayrıcalıklarına sahip bir kullanıcı Zoom web portalında oturum açabilir ve ardından gezinme menüsünde “hesap yönetimi”ni bulabilir. “Hesap ayarları”nı seçin, ardından “toplantı” sekmesini tıklayın. “Toplantıda (gelişmiş)” altında, etkinleştirmek için altyazı seçeneğini değiştirin.

PayPal Tartışmayı Sonlandırdı: Pinterest’le İlgilenmiyoruz!

Geçtiğimiz günlerde Bloomberg’e dayandırarak yaptığımız “PayPal Pinterest’in yeni sahibi mi oluyor?” haberinin ardından PayPayl’dan açıklama geldi.

PayPal Holdings, Pinterest’i satın alma peşinde olmadığını söyledi ve 45 milyar dolarlık potansiyel bir anlaşma üzerinde günlerce süren spekülasyonları sonlandırmış oldu.

Bloomberg News’in geçen hafta bildirdiğine göre, San Jose, California merkezli PayPal, potansiyel bir anlaşma için Pinterest’e başvurmuştu . Şirketler, hisse başına yaklaşık 70 dolarlık potansiyel bir fiyat kararlaştırdı, konuyla ilgili bilgisi olan kişiler, Pinterest’e yaklaşık 45 milyar dolarlık bir fiyat verileceğini söyledi.

Şirket Pazartesi günü yaptığı tek cümlelik açıklamada, “Pinterest’in PayPal tarafından potansiyel olarak satın alınmasıyla ilgili piyasa söylentilerine yanıt olarak, PayPal şu ​​anda Pinterest’i satın alma peşinde olmadığını” belirtti..

PayPal hisseleri ABD piyasa öncesi ticaretinde %6’ya kadar yükselirken, Pinterest %10’a kadar düştü.

ABD’de Facebook ifşa belgeleri yayımlandı

ABD’de 17 medya kuruluşu ortak çalışarak elde ettikleri Facebook’a ait şirket içi belgeleri yayımlamaya başladı.

Associated Press, Wall Street Journal, Washington Post ve CNN dahil 17 medya kuruluşunun oluşturduğu konsorsiyum, geçen ay ABD Kongresi’nde ifade veren eski Facebook çalışanı Frances Haugen’in ele geçirdiği ve Senato Ticaret, Bilim ve Ulaştırma Alt Komitesine sunduğu binlerce sayfalık belgeyi yayımlamaya başladığını duyurdu.

Avrupalı haber kuruluşlarının oluşturduğu farklı bir konsorsiyuma da aynı belgelere erişim verildiği bildirildi.

Konsorsiyumum tüm üyelerinin belgelere dair kendi haberlerini yapacağı belirtildi.

Şirketle ilgili haberler ABD medyasında

Washington Post gazetesi, Facebook’un kurucusu ve CEO’su Mark Zuckerberg’in kamuoyuna yaptığı açıklamalarla belgelerin çelişkili olduğunu iddia etti.

Gazete, bu iddiaya örnek olarak Zuckerberg’in geçen yıl Kongre’de verdiği ifadede şirketin bulduğu nefret söylemi içeren gönderilerin yüzde 95’ini kaldırdığını söylemesine rağmen, belgelerde bu tür gönderilerin yüzde 5’inden azının kaldırıldığının tahmin edilmesini gösterdi.

CNN ise Facebook’un 2018 yılından beri platformu üzerinden insan kaçakçılığı yapıldığının haberdar olduğunu, iç belgelerde Facebook üzerinden satılan kadınların bedensel ve cinsel tacize maruz kaldığı bilgisinin yer aldığını, ancak aynı belgelerin bu yıl başında dahi problemin devam ettiğini gösterdiğini açıkladı.

Associated Press ise 3 milyar kişinin kişisel bilgilerini toplayan ve onlara ücretsiz hizmet sağlayan bir kuruluşun iplerini tek başına elinde bulunduran Zuckerberg’in Facebook ürününün kontrolünü kaybettiği yorumunu yaptı.

Haugen, Facebook belgelerini sızdırmıştı

“Facebook Muhbiri” olarak bilinen Frances Haugen, ay başında CBS kanalında yayınlanan “60 Dakika” programında, şirket içi belgeleri Wall Street Journal’a ve federal birimlere sızdırdığını açıklamıştı.

Facebook’un iç araştırmalarının, nefreti ve yanlış bilgiyi nasıl büyüttüğünü gösterdiğini belirten Haugen, geçen yıl Joe Biden’ın başkan seçilmesinden sonra şirketin yanlış bilgi yayımı ve olası ayaklanmaları engellemek için alınmış önlemleri kaldırdığını ve bunun da 6 Ocak’taki Kongre baskınına katkıda bulunduğunu iddia etmişti.

Haugen, Facebook’un 2019’dan beri çalıştığı ilgili “sivil bütünlük” birimini 3 Kasım 2020 seçimlerinden sonra dağıtmasının ardından şirkete güveninin kalmadığını ve işinden ayrıldığını kaydederek, “Facebook, tekrar tekrar gösterdi ki kar etmeyi güvenliğe tercih ediyor.” diye konuşmuştu.

Facebook üst yöneticisi Nick Clegg ise, Haugen’in iddialarının “yanıltıcı” olduğunu öne sürerek eldeki kanıtların, Facebook’un veya daha genel olarak sosyal medyanın, kutuplaşmanın başlıca nedeni olduğu fikrini desteklemediğini savunmuştu.

Amerikan Wall Street Journal gazetesi, eylül ayı ortasında yayımladığı haberde, Facebook ürünleri ile çocuk ve gençlerin zihin sağlığı arasındaki ilişkiyi araştıran bazı belgeleri kamuoyu ile paylaşmış, Facebook’un şirket içinden sızan raporlardaki bulgular tartışmalara neden olmuştu.

Kaynak: BloombergHT

Önce Google, şimdi Microsoft; Shopify ile iş ortaklığı için kuyruk oluştu

Bu yılın başlarında Google, Shopify ile e-ticaret platformunun 1,7 milyondan fazla satıcısına Google Arama ve diğer hizmetler aracılığıyla tüketicilere ulaşma olanağı veren bir ortaklık duyurmuştu. Şimdi, Microsoft benzer bir anlaşmayı duyuruyor. Şirket kısa süre önce, kendi arama motoru Microsoft Bing’in yanı sıra Microsoft Edge tarayıcısındaki Alışveriş sekmesinde ve yeni başlatılan haber hizmeti Microsoft Start’ta ürün seçimini genişletmek için Shopify ile birlikte çalıştığını söyledi .

Entegrasyon, Shopify satıcılarına, erişimlerini Microsoft’un ağına genişletmek için birkaç ayarlama yapabilecekleri güncelleştirilmiş bir Microsoft Channel uygulaması aracılığıyla sunuluyor. Kurulduktan sonra, satıcıların ürünleri Bing, Microsoft Edge ve Microsoft Start’taki Alışveriş sekmesinde ücretsiz ürün listeleri olarak gösterilecek.

Google, bu baharda düzenlediği Google I/O geliştirici konferansı sırasında çevrimiçi reklamverenlere sunduğu kendi Google Alışveriş hizmetini yenileyerek bu zorluğun üstesinden gelmek için çabalıyor. Şirket daha sonra, tüketicilerin ürünleri nerede bulabileceklerini, en iyi fiyata sahip olanları ve daha fazlasını bulmalarına yardımcı olmak için web siteleri, fiyat incelemeleri ve ürün verileri arasındaki bilgileri bir araya getirecek olan “Alışveriş Grafiği”ni açıkladı. Şirket ayrıca geçen yıl satıcıların ürünlerini Google üzerinden satmalarını ücretsiz hale getirmişti . Google’ın lanse ettiği bir değişiklik, “büyük çoğunluğu” küçük ve orta ölçekli işletmeler olmak üzere Google’daki satıcılarda %80’lik bir artışa neden oldu.

YouTube’dan çocukları koruyan bir hamle: Çocuk videolarından para kazanmak zorlaştı.

YouTub’dan çocukları koruyan bir hamle: Çocuk videolarından para kazanmak zorlaştı.

YouTube, ürettikleri içerik düşük kaliteliyse, olumsuz davranış veya tutumları teşvik ediyorsa veya aşırı derecede ticariyse, platformunda kendilerini “çocuklara özel” olarak pazarlayan bazı kanallar için yakında para kazanmayı zorlaştıracak hamleler yapacak.

YouTube , küçüklere yönelik korumalarını artırma planlarını ilk olarak Ağustos ayında duyurarak, bazı güncellemelerin doğrudan gelecek düzenlemeleri ele alacağını, bazılarının ise yasaların gerektirdiğinin de ötesine geçtiğini söyledi. YouTube açıklamasında, 13 ila 17 yaş arasındaki kullanıcılar için videolardaki varsayılan ayarları özele kaydıracağını, küçükler için “mola” ve uyku vakti hatırlatıcılarını etkinleştireceğini, reklamlarla gençleri ve çocukları hedeflemek için “ilgi alanları” verilerini kullanmayı bırakacağını söylemişti.

Değişiklikler arasında, özellikle çocukları hedefleyen içerik oluşturan içerik oluşturuculara yönelik bir uyarı vardı ve şirket, küçük çocuklara yönelik bağımsız YouTube Çocuk uygulamasından “aşırı ticari içeriği” kaldırmayı planladığını belirtti.

Bu hamle öncesinde, bir dizi tüketici savunuculuğu grubu, içerik ve reklam arasındaki çizgiyi bulanıklaştırdıklarını söyleyerek YouTube’a ve düzenleyicilere bu tür videolara son vermeleri için baskı yapıyordu. Ayrıca, bazı içerik oluşturucuların bu tür içerik üretimini besleyen perde arkasında marka ilişkileri olduğunu fakat bunları açıklamadıklarını savundular.

Ağustos ayında YouTube, izleyicileri bir ürün satın almaya teşvik eden içeriği ve “ürünlerin aşırı birikimine veya tüketimine odaklanan içeriği” YouTube Kids’den kaldıracağını söyledi. 

Olumsuz davranış ve tutumları teşvik eden içerikler (zorbalık, dürüst olmayan, başkalarına saygısızlık, tehlikeli şakalar, sağlıksız beslenme alışkanlıkları ve daha fazlası) dahil olmak üzere; aldatıcı bir şekilde eğitici içerik; anlamayı engelleyen içerik; sansasyonel veya yanıltıcı içerik; ve çocuk karakterlerinin garip kullanımını içeren içerik de bunlara dahil durumda.

YouTube, kanalları para kazanma değişikliklerinden etkilenebilecek içerik oluşturucuların, değişiklikler yürürlüğe girmeden önce bir e-posta alacaklarını söylüyor. Ayrıca, hemen etkilenmeyen ancak çocuklara yönelik düşük kaliteli içerik üreten kanallarda, reklamverenlere uyarı olarak sarı bir simge alabilir. Şirket, yeni politikasının bir sonucu olarak kaç kanalın etkilenebileceğini söylemedi.

Öte yandan, yüksek kalite ilkelerine bağlı olan içerikler , YouTube Kids uygulamasına dahil edilmenin yanı sıra gelecekte YouTube algoritması tarafından daha fazla önerilecek.

Yüksek kalite ilkelerini şirket, çocukları iyi bir insan olmaya teşvik eden içerik; öğrenmeyi ve merakı teşvik eden içerik; yaratıcılık, oyun ve hayal gücüne odaklanan içerik; gerçek dünya sorunlarıyla etkileşime odaklanan içerik; ve çeşitliliği, eşitliği ve kapsayıcılığı teşvik eden içerik olarak tanımlıyor.

YouTube, ileriye dönük ilkelerini yeniden değerlendirmeye ve güncellemeye devam edeceğini söyledi.

Sosyal medyaya yapılan reklam harcaması ilk kez TV’lere yapılan harcamaları geride bıraktı

Pazarlama istihbarat servisi WARC tarafından dünya çapında 100 pazarın reklam harcaması tahminlerinin analizine ve GWI tarafından 715.000’den fazla tüketiciyle yapılan bir anketin sonuçlarına göre reklam verenlerin TV ve sosyal medyaya yaptıkları harcama pandemi ile beraber daha da arttı.

Analiz, 2021’in ilk çeyreği itibarıyla sosyal medyanın artık ilk kez reklam verenlerden TV’den daha fazla yatırım çektiğini buldu. Ancak, her iki medya da ortalama bir tüketicinin bu kanallara her gün harcadığı reklam bütçesinden çok daha fazlasını çekiyor.

Sosyal medyanın raporda incelenen sekiz medya (Karasal TV, çevrimiçi video, sosyal medya, yazılı basın, çevrimiçi basın, podcast’ler, radyo yayını ve çevrimiçi ses) arasında 2022 reklam harcamasının %39,1’ini oluşturması bekleniyor. Bu rakam günlük medya tüketiminde geçtiğimiz yıl %21,4’lük bir paydan söz edilirken yaklaşık olarak 94,3 milyar dolara eşdeğer şekilde %17,7’lik bir artışa tekabül ediyor.

Sosyal medya, 2016’nın ikinci çeyreğinden bu yana günlük medya tüketiminin iki saatinden fazlasını oluşturuyor ve araştırma kuruluşu WARC Data Premium’un en son tahminlerine göre, gelecek yılın ikinci yarısında günlük sosyal zamanın 2 buçuk saate ulaşması bekleniyor. 

Özellikle, raporda ölçülen tüm demografik veriler, devam eden güven sorunlarına rağmen, gelecek yıl çevrimiçi basına göre sosyal medyada iki kat daha fazla zaman harcanacağını gösteriyor. Yetişkinlerin yarısından azı sosyal medyada reklam vermenin etkili olacağını düşünürken, bu oran Çin’de %28’e, ABD’de %19’a ve İngiltere’de sadece %10’a düşüyor.

Buna rağmen, sosyal tüketim ile reklam harcaması arasındaki en büyük boşluklar bulunabilir. Sosyal medyanın günlük medya tüketimindeki payı, Çin’de 3,3x , Birleşik Krallık’ta 2,2x ve ABD’de 2,0x olarak ölçümlenerek reklam bütçelerindeki payından daha yüksek durumda. Fakat, bu oran Avustralya’da (0,9x), Hindistan’da (0,4x) ve Rusya’da (0,5x) olaak görülüyor. Bu rakamlar aslında markalar için potansiyel bir fırsat göstergesi.

TV’nin, incelenen sekiz medya arasında gelecek yıl reklam harcamalarının %31,5’lik payını, günlük medya tüketiminin %16,1’lik payını oluşturması bekleniyor. Bu, gelecek yıl dünya çapında 86.9 milyar dolarlık bir yatırım açığına eşit olacak.

Araştırmada 10 milyon doların üzerinde harcama yapan başarılı yüksek bütçeli kampanyaların, genellikle bütçelerinin %60’ını TV’ye ayırdığı belirtildi.

Dünyanın en büyük çevrimiçi video platformu olan Netflix’in ağırlıklı olarak reklamsız olduğunu, YouTube gibi platformların ise masaüstü ve mobil cihazlarda reklam engellemeye eğilimli olduğunu belirtmekte fayda var. 

Yine de, reklamverenlerin bu yıl çevrimiçi videoya 71,9 milyar dolar harcayacağı tahmin ediliyor, bu sekiz araştırma medyasının %13,6’lık bir payına karşılık, medya tüketiminin %12,9’una veya bir saat 37 dakikaya karşılık geliyor.

Veriler, sesli medyanın oldukça değersiz göründüğünü gösteriyor.

Araştırmadaki belki de en dikkat çekici değerleri podcast’lerin 40 milyar dolar ile düşük değerde olduğu ve reklamcılar için en büyük fırsatların 16-24 yaş arası, orta gelirliler ve 16 yaşına kadar eğitimli izleyiciler olması.

Her üç internet kullanıcısından biri artık her ay bir podcast dinliyor, ancak 23.55$’lık bin başına maliyet (CPM) TV’den bile daha yüksek. Spotify, bu yıl Mart ayından itibaren podcast akışı için en büyük uygulama olmak için Apple’da hızla ivme kazandı.

Çevrimiçi basın da bir başka ağır değer düşüklüğü aracı gibi görünüyor: reklamverenlerin tüketim seviyeleriyle denklik elde etmek için gelecek yıl dünya çapında çevrimiçi basın reklamlarına 58,0 milyar dolar harcaması gerekecek. Bunun yerine, tahmini harcama sadece 12,8 milyar dolar.

Yayıncılık sektöründeki iş modelleri, reklam gelirlerindeki açığı kapatmak için çeşitleniyor; Yayıncıların %76’sı bu yıl aboneliklere öncelik veriyor.

WARC Data’nın Genel Yayın Yönetmeni ve raporun yazarı James McDonald konu hakkında şunları söyledi: “Çalışma, medya yatırımı ve tüketimi arasındaki farklılıklara ışık tutuyor, bu iki ölçütün birbiriyle çok yakın bir ilişki içinde olduğu nadiren görülüyor. Bazı durumlarda, özellikle podcast’ler gibi değeri düşük ses formatları için bu, kurnaz uygulayıcıların nispeten daha az rekabetle izleyicilere ulaşması için iyi bir fırsat sunar. 

TV gibi endüstrinin önde gelenleri için, görünüşte şişirilmiş yatırım boşluğu, aslında medyanın kalıcı gücünden daha fazla söz ediyor – geniş erişimi, dikkatli izleyiciler ve görsel-işitsel yaratıcılığın artan etkisi ile birleşiyor. Bu özellikler, medya karışımında, sosyal medya bütçe payını daha da artırsa bile devam etmesi muhtemel olan bir primi yönetmesine izin veriyor. ”

Hafta sonu metni: Sadık Bir Topluluk Devasa Bir Kitleden Yeğdir!

Gelin bu Pazar sizinle birkaç gün önce yeni medya ve haber sitelerinin gelişimi ile ilgili  katıldığım online bir etkinliğin bendeki etkileri üzerine konuşalım. Dijitaliyidir’i nasıl daha ileriye taşırız düşünceleri ile katıldığım uluslararası etkinlik bugüne kadar iş hayatında müşterilerime ilk söz olarak söylediğim şu cümleyi bir kez daha doğruladı: “Görüntüleme değil etkileşim, nicelik değil nitelik…”

Geleneksel pazarlama günlerinde bir dükkan ne kadar gürültü ile açılırsa etrafına o kadar çok kendini gösterir, akıllarda o kadar kalıcı olacağına inanılır ve açılış günü belki bedava kanepe yemeye gelen kitlenin sonraki zamanlarda da kapıdan içeri girmesi umulurdu.

Bu kadar gürültü yetmezdi elbette, gazetelere verilen ilanlar, tanıtım broşürleri, etiketlemeler ile bu gürültü devam ettirilmeye çalışılırdı. Siz ne kadar içeri daha çok sayıda insan soksanız da aslında işin sonunda tek bir cümle ile bu iş devam eder veya etmezdi: Sürdürülebilirlik.

Eğer işinizin niteliği, yani verdiğiniz hizmetin ya da ürününün kalitesi gerçekten iyi ise ve bunun yanında birkaç pazarlama doğrusunu da yapıyorsanız tartışmasız şekilde sürdürülebilir bir işe sahip ve o işi büyütme yoluna girmiş olurdunuz.

Bugün ise artık geleneksel pazarlama kuralları işlerin sadece bir kısmı için geçerli durumda. Perpa’daki bloklarda, Sirkeci’deki adını bile bilmediğiniz hanlarda yer alan tabelasız firmalar dijital pazarlamayı doğru şekilde kullanıyorlarsa sürdürülebilirliklerini sağlamış olabiliyorlar.

Günümüzde sürdürülebilirliği şu iki madde ile formüle etmeye kalkarsak galiba yanılmayız:

  • Niceliğe değil niteliğe değer vermek
  • Görüntülemelere değil etkileşime odaklanmak.

Bu formülü hayatınızda şu an var olan herhangi bir iş veya proje için uyarlayabilirsiniz. Örneğin bizim dijitaliyidir.com’da yapmaya çalıştığımız şey tam olarak bu. Gerçekten bir topluluk oluşturmak isteğinde olup bunun sayı ile değil nitelikle yapılması için mücadele ediyoruz. Kurmaya çalıştığımız ekibi bu şekilde oluşturursak bir sonraki süreçte daha da verimli ve değerli içerikler oluşturacağımızın farkında olarak.

Bunun yanında elbette ziyaretçi ve okur sayısını da artırmaya çabalıyoruz. Türkiye’de okumanın artık iyice “zaman kaybı” gibi görülmesine aldırmadan. Ziyaretçileri bir okura dönüştürme gayreti ile. Ziyaretçi olarak kapımızı çalanların sayısını değil onların yaptıkları etkileşimleri ölçümleyerek.

Yapılan araştırmalar bir haber sitesinde sadık bir okur kitlesinin %10’u geçemeyeceği yönünde. Amacımız şu an %7’lerde olan “yeniden ziyaret etme” oranımızı daha da yükseltmek ve bu ortalamanın yukarı çıkmasına neden olabilmek.

Bilinen bir başka istatistik ziyaretçi ile okur arasındaki farkın bir haber sitesinde geçirilen zaman süresinin 3dakikayı aşması, aşmaması ile ölçümlendiği.

Henüz yayın hayatının başında olan bir platform olarak dijitaliyidir, ilk günden itibaren yükselen bir ziyaretçi eğilimde. Daha da önemlisi web sitesindeki etkileşim oranlarımız %7 ile, hemen çıkma sürelerimiz ise 5dk ile beklentilerimizin üzerinde şekilde olumlu. Bunun için bizi şu an da okuyanlar başta olmak üzere her ziyaretçimize ayrı ayrı teşekkür ederiz.

Dijitaliyidir’i kolektif bir üretim yerine dönüştürebilme maceramız sıra dışı topluluğa katılın ilanlarımız ile devam ediyor. Oldukça güzel dönüşler aldığımız bu ilanlarımızı bir süre daha yayınlamaya devam edeceğiz. Bunu başardığımızda nasıl kalıcı bir hale getireceğimiz macerası ile yola devam edeceğiz. O günlere hep beraber ulaşmak ümidiyle…

MOOV’un Getir’e Devir Bedeli 23 Milyon Dolar Olacak

Anadolu Grubu, MOOV’un Getir’e devrinde toplam bedelin yaklaşık 23 milyon dolar olmasını tahmin ettiklerini belirtti.

Getir’in son dönemdeki hamlelerinden biri olan MOOV’daki hisse alımının yaklaşık bedelinin 23 milyon dolar olduğu belirtildi.

Açıklamayı Anadolu Grubu Kamuyu Aydınlatma Platformu’na yaptı.

Açıklamada MOOV’un sermayesini temsil eden payların yüzde 75’inin devir bedelinin, 16 milyon dolar tutarı üzerine MOOV’un kapanış tarihindeki bilançosunda yer alan araçlara ilişkin varlık ve yükümlülüklerinin netleştirilmesi ile hesaplanacak tutarın yüzde 75 oranındaki kısmının eklenmesi/çıkarılması şeklinde hesaplanacağı belirtildi.

Bu hesaplama sonucunda toplam payının devir bedelinin yaklaşık 23 milyon dolar seviyesinde olacağı tahmin edilirken kesin tutarın devir işlemlerinin tamamlandığı tarihte belli olacağı söylendi.

Açıklamada devir işlemlerinin en kısa sürede tamamlanmasının hedeflendiği de ifade edildi.

Getir ile bağlayıcı olmayan mutabakat imzalanmıştı

Anadolu Grubu iştiraki Çelik Motor Ticaret A.Ş.’nin yüzde 100 bağlı ortaklığı olan saatlik araç kiralama şirketi Moov Dijital Ulaşım Çözümleri Ticaret A.Ş.’nin (MOOV) sermayesini temsil eden payların yüzde 75’inin Getir Perakende Lojistik A.Ş.’ne satılmasına yönelik bağlayıcı olmayan bir mutabakat sağlanarak ilgili pay devrine ilişkin gerekli süreçlerin başlatıldığı belirtilmişti.

Pay devrine ilişkin Rekabet Kurulu izni alınmış olup, bağlayıcı devir ve ortaklık sözleşmeleri taraflarca imzalanmıştı.

Google Meet toplantı sahipleri, katılımcıların mikrofonlarını ve kameralarını kapalı tutabilecek

Şirketin Workspace blogunda yaptığı duyuruya göre , Google Meet toplantı sahipleri yakında katılımcıların mikrofonlarını veya kameralarını kapatabilecek ve onları tekrar açmalarını engelleyebilecek. Bu özellik, toplantı sahipleri için, gürültücü veya provokatif katılımcıların, zaten sessize alındıktan sonra bile toplantıları sürekli olarak kesintiye uğratmalarını engellemenin yararlı bir yolu olabilir.

Mikrofon ve kamera kilidi özelliği varsayılan olarak kapalı olacak; Toplantı sahipleri, kullanmak isterlerse, toplantılar sırasında açmak zorunda kalacaklar. Toplantınızın ara odaları varsa, ana odada yapılan tüm ses ve/veya görüntü kilitleri, bunlara da uygulanacak. Ancak bunun tersi doğru değil yani bireysel ara odalarına uygulanan kilitler diğer ara odalarına veya ana odaya uygulanmaz.

Google Meet’te toplantı sahibi kontrolleri ekranı.

iOS ve Android’de bu özelliği desteklemeyen uygulamaların eski sürümlerini kullanıyorsanız, toplantı sahipleri kilitleri açarsa toplantıdan atılırsınız; toplantıdan önce açılırlarsa ve bu eski uygulamalardan birini kullanıyorsanız, toplantıya hiç katılamazsınız. Google, kilitleri kapatmanın eski uygulamaları kullanan kişilerin bir toplantıya katılmasına izin vereceğini söylüyor.

Tüm Google Workspace müşterileri, Perşembe günü Hızlı Sürüm yollarında kullanıcılar için kullanıma sunulan özelliğe erişebilecek. Planlanmış Kararlı Sürüm ise 1 Kasım’da yayınlanmaya başlayacak.

Instagram, içerik oluşturucuların markalarla işbirliği yapması için yeni araçlar test ediyor

Instagram, içerik oluşturucuların komisyon kazanmaları ve platformunda markalarla ortaklıklar kurmaları için yeni araçları test ettiğini açıkladı. Facebook’un sahibi olduğu şirket, Haziran ayında başlatılan ve içerik oluşturucuların ürünleri keşfetmesine, takipçileriyle paylaşmasına ve gönderilerinden kaynaklanan satışlar için komisyon kazanmalarına olanak tanıyan mevcut yerel ortaklık aracını genişletiyor .

Bu son lansmanla birlikte, içerik oluşturucular artık bağlı ortaklıklarının parçası olan ürünleri veya koleksiyonları profillerindeki “mağazayı görüntüle” düğmesinde sergilemek için dijital bir vitrin ekleyebilir ve satışlardan komisyon kazanabilir. Instagram, bu yeni özelliğin şu anda yalnızca yerel ortaklık programının parçası olan içerik oluşturucular tarafından kullanılabileceğini söylüyor.

Instagram, içerik oluşturucuların markalar tarafından keşfedilmesine yardımcı olmak için yeni markalı içerik ortaklığı özelliklerini de test ediyor. İçerik oluşturucular artık iş ortaklığı yapmak istedikleri markaları tercih ettikleri ‘marka listesine’ ekleme olanağına sahipler. Böylece, şirketler birlikte çalışacak yeni içerik oluşturucular ararken onlara öncelik tanıyacak.

Ek olarak Instagram, yalnızca ortaklık mesajları için DM’ler içinde yeni bir klasör sunuyor. Yeni klasör, içerik oluşturucuların mesajları bir içerik oluşturucunun gelen kutusuna gömülmüş olabilecek markaların fırsatlarını kaçırmamalarını sağlamayı amaçlıyor. Ortaklık mesajları, istekler klasörünü atlayacak ve markaların ve içerik oluşturucuların içerik ortaklıklarını bulup yönetebilmeleri için öncelikli yerleşim alacak.

Markalar artık kampanyaları için uygun içerik oluşturucuları keşfetmek için verileri ve benzersiz filtreleri kullanma seçeneğine de sahip. Ardından, birden fazla kampanyayı ve yaratıcıyı yönetmek için kısa listeler de düzenleyebilirler. İşletmeler artık markalı içerik Makara reklamları da oluşturabilir. Ayrıca Instagram, içerik oluşturucuların markaların içerik oluşturucunun gönderilerinden, hikayelerinden ve Makaralarından herhangi birinden içerik reklamları oluşturmasına olanak tanıyan yeni hesap izinlerini kullanıma sundu.

Şirket bir blog yazısında “Bu marka yaratıcısı ortaklık araçları, içerik oluşturucuların Instagram’da geçimlerini sağlamalarına yardımcı olma konusundaki süregelen taahhüdümüzün büyük bir parçasıdır – ister markalarla ortaklık kuruyor olsunlar, ister reklamlardan para kazanıyor, hedef kitlelerinden destek alıyorlar veya doğrudan Instagram’dan bonuslar alıyor olsunlar.” dedi.

Instagram, bu özellikleri test etmeye ve iyileştirmeye ve gelecekte daha fazla marka ve içerik oluşturucu için kullanılabilir hale getirmeye devam edeceğini belirtiyor.

Instagram’ın markaların ve içerik oluşturucuların birlikte çalışmasını kolaylaştırmak için çalışan birkaç dijital platformdan biri olduğunu belirtmekte fayda var. Rakiplerden TikTok , pazarlamacıların marka kampanyaları için en iyi TikTok kişiliklerini keşfetmelerine yardımcı olan bir Creator Marketplace’e sahip. Benzer şekilde Pinterest , içerik oluşturucuların platformunda markalarla iş ortaklığı yapmasına yardımcı olacak özellikleri kullanıma sundu .