Kira fiyatlarının yükselmesiyle birlikte şehirlerde yaygınlaşan co-living sistemi, uygun fiyat, topluluk duygusu ve esneklik gibi avantajlarıyla dikkat çekiyor.
Detaylar haberimizde…
Artan kira fiyatları, şehirde yaşamayı daha pahalı hale getirirken, insanların konut tercihleri de değişiyor. Özellikle büyük şehirlerde ortaya çıkan yeni bir yaşam modeli dikkat çekiyor: co-living. Bu sistemde bireyler, özel bir yatak odasına sahip olurken; mutfak, oturma odası gibi alanları ortak kullanıyorlar.

Bu yeni yaşam biçimi, hem sosyal hem de ekonomik sebeplerle tercih ediliyor. Mobilyalı odaların daha uygun fiyatlarla sunulması, insanları bu sisteme yönlendiriyor. Aynı zamanda topluluk hissi ve sosyal ilişkiler kurma imkânı da sunuyor.
Kira Fiyatlarındaki Artış Sistemi Destekliyor
ABD’de son yıllarda kira fiyatları ciddi şekilde arttı. CoreLogic’in verilerine göre, 2020’den bu yana tek ailelik ev kiraları %30 yükseldi. Özellikle şehir merkezlerinde yaşayan insanlar gelirlerinin yaklaşık %40’ını konut giderlerine ayırmak zorunda kalıyor.
İşte bu noktada co-living, daha uygun fiyatlı bir seçenek olarak ortaya çıkıyor. Örneğin Chicago’da, tam mobilyalı bir odanın aylık kirası 1.332 dolardan başlarken, aynı binada mobilyasız stüdyo daireler 1.994 dolara kiralanıyor.
Neden Co-Living Tercih Ediliyor?
Pandemi sonrası birçok kişi maddi olarak zorlanmaya başladı. İnsanlar, hem masrafları azaltmak hem de sosyal bir çevre edinmek amacıyla bu yaşam biçimini seçiyor. Örneğin Mark Ayers, yaşadığı co-living tecrübesiyle sadece maddi anlamda değil, sosyal yönden de kazanç sağladığını belirtiyor.

Yönetimi üstlenen şirketler, bu evlerde yaşayanların dostluk kurabildiğini ve sosyal ağlarını genişletebildiklerini vurguluyor. Özellikle genç profesyoneller, öğrenciler ve dijital göçebeler bu sistemin hedef kitlesini oluşturuyor.
Küresel Ölçekte Yaygınlaşıyor
Co-living, sadece Amerika’da değil, İtalya, Almanya, İngiltere ve hatta Fas gibi ülkelerde de hızla yayılıyor. İngiltere’de Gravity Co-Living, Almanya’da Habyt gibi şirketler bu sistemle modern konutlar sunuyor. Yatırımcılar ise bu alanda büyük bir büyüme potansiyeli görüyor.

Sadece ABD’de bu yaşam biçimine uygun odaların sayısı 2020’ye kıyasla %20 arttı. Pazarın 2025 yılına kadar 9 milyar dolara ulaşması bekleniyor.
Zorlukları da Var
Her ne kadar pratik ve ekonomik görünse de, toplu yaşamanın bazı zorlukları da bulunuyor. Ortak alanların kullanımı, temizlik, fatura paylaşımı gibi konular düzen gerektiriyor. Ancak bu sistemde hizmet veren şirketler, anlaşmazlık durumlarında kiracılara çözüm sunabiliyor.
Sonuç olarak, şehir yaşamının zorluklarına karşı modern ve sosyal bir çözüm olarak öne çıkan co-living, gelecekte daha fazla insan için tercih edilen bir yaşam biçimi haline gelebilir.
Derleyen: İrem Aydoğdu


