Evrenimiz sadece var mı, yoksa daha fazlası olabilir mi? Her şeyi kapsayan bir çoklu evrende bir arada olan sayısız çokluktan sadece biri mi? Ve eğer başka evrenler varsa, bunlar nasıl olurdu? Yaşanabilir miydi? Çoklu evrenin diğer bölümlerinin nasıl olabileceği ve bu varsayımsal komşu evrenlerin yaşamı mümkün kılan koşulları ve bunların nasıl ortaya çıktığı hakkında bize neler söyleyebileceğini gelin hep beraber bakalım.
Eğer Evrenlerin Var Olduğunu Farz Edersek
Bazı fizikçiler, kozmik şafakta şişme olarak bilinen hızlı bir genişleme patlamasının bir tür çoklu evreni kaçınılmaz hale getirdiğini iddia ediyor. Bu teori kesinkes doğru olsaydı evrenimiz gerçekten pek çok evrenden sadece biri olmuş olurdu. Bu teoride, her yeni evren, kendi benzersiz fizik kanunlarının karışımıyla oluşur. Eğer bizimkine benzer fiziksel yasalar bu diğer evrenleri de yönetiyorsa, bu, onlarla -en azından teoride- başa çıkabiliriz demek oluyor.
Evrenimizde fizik, bize nesnelerin birbirleriyle nasıl etkileşim kurması gerektiğini söyleyen kurallar ve bu etkileşimlerin gücünü belirleyen ışık hızı gibi doğa sabitleri tarafından yönetilir. Dolayısıyla, bu özellikleri değiştirdiğimiz ve sonuçları matematiksel denklemler içinde araştırdığımız varsayımsal olası evrenlerini hayal edebiliriz.
Bu kulağa basit gelebilir, ancak kurcaladığımız kurallar evrenin temel yapısını oluşturur. Elektronun bizim evrenimizden yüz kat daha ağır olduğu bir evren hayal edersek, bunun yıldızlar, gezegenler ve hatta yaşam için sonuçları ne olur?
Yaşamın Oluşması İçin Neye İhtiyaç Var?
Yakın zamanda bu soruyla çoklu evren genelinde yaşanabilirliği düşündüğümüz için sık sık karşılaştık. Yaşanabilirlik karmaşık bir kavram, ancak hayatın devam etmesi için birkaç ana bileşen bizim için olmazsa olmaz.
Karmaşıklık bu bileşenlerden biri. Dünyadaki yaşam için bu karmaşıklık, sayısız farklı molekül halinde karıştırılabilen ve düzenlenebilen periyodik tablonun elementlerinden gelir. Aslında bizlere yaşayan moleküler makineler denilebilir.
Ancak istikrarlı bir ortam ve sürekli bir enerji akışı da oldukça önemli. Bu yüzden Dünya yaşamının, uzun ömürlü sabit bir yıldızın ışığında yıkanan, bol miktarda kimyasal element içeren kayalık bir gezegenin yüzeyinde başlaması şaşırtıcı olmasa gerek.
Temel Kuvvetlerin Ayarlanması
Çoklu evren kapsamında bizimkine benzer ortamlar var mı? Kimyasal elementlerin bolluğunu dikkate alınca yapılan araştırmalar da bu konuda belirli bir yol izlememiz için bize yardımcı oluyor.
Evrenimizde, Büyük Patlama’da oluşan ilkel hidrojen ve helyum dışındaki tüm elementler, yıldızların aracılığıyla ortaya çıktı. Bu elementler ya yıldız çekirdeklerindeki nükleer reaksiyonlar yoluyla ya da devasa bir yıldız ömrünün sonunda kendini parçaladığında, süpernovaların en yüksek şiddetiyle üretilirler.
Tüm bu süreçler, evrendeki dört temel kuvvet tarafından yönetilir:
Yer çekimi, yıldız çekirdeğini sıkıştırarak onu muazzam sıcaklıklara ve yoğunluklara götürür.
Elektromanyetizma, atom çekirdeğini birbirinden ayırmaya çalışır.
Güçlü nükleer kuvvet onları yeni bir elemente bağlayabilir.
Bir protonu bir nötrona çevirebilen zayıf nükleer kuvvet ise yıldızların tutuşmasında önemli bir rol oynar.
Dolayısıyla, bu varsayımsal evrenleri keşfetmek için ayarlayabileceğimiz birçok kadranımız var.
Karbon-Oksijen Dengesi
Bu sorunun muazzam karmaşıklığının üstesinden gelmek için çeşitli fizik parçalarını yönetilebilir parçalara ayırabiliriz: yıldızlar ve atmosferler, gezegenler ve levha tektoniği, yaşamın kökenleri ve daha fazlası. Ardından, çoklu evrende yaşanabilirlik hakkında genel bir hikaye anlatmak için parçaları bir araya getiririz.
Bu durumda ortaya karmaşık bir tablo çıkıyor. Bazı faktörler, evrenin yaşanabilirliğini güçlü bir şekilde etkileyebilir. Örneğin, bir yıldızın kalbindeki belirli bir nükleer reaksiyonlar zinciri tarafından belirlenen bir şey olan karbonun oksijene oranı özellikle önemli görünmektedir. İki elementin kabaca eşit miktarda bulunduğu evrenimizdeki değerden çok uzaklaşmak, yaşamın ortaya çıkmasının ve gelişmesinin son derece zor olacağı ortamların oluşmasına neden olur.
Keşfedilecek Daha Fazla Karmaşıklık Gerek
Bilim insanları, evrende yaşanabilirliği çözmek için yalnızca geniş kapsamlı bir yaklaşım izleyebildi ve olasılıklar alanını çok ayrı adımlarla örnekleyebildi. Ayrıca, sorunu yönetilebilir hale getirmek için birkaç teorik kısayol ve yaklaşım kullanmak zorunda kaldılar. Bu nedenle, çoklu evrendeki yaşam koşullarını anlamanın daha yalnızca ilk aşamasındayız.
Sonraki adımlarda, diğer evrenlerin alternatif fiziğinin tüm karmaşıklığının dikkate alınması gerekir. Küçük ölçekte temel kuvvetlerin etkisini anlamamız ve bunu büyük ölçekte, yıldızların ve nihayetinde gezegenlerin oluşumuna yansıtmamız gerekir.
Kısaca…
Çoklu evren kavramı hâlâ sadece bir hipotez ve henüz test edilmemiş bir fikir. Aslında bunun test edilebilecek bir fikir olup olmadığını bile henüz bilmiyoruz. Fiziksel yasaların çoklu evrende farklı olup olmayacağını ve eğer öyleyse, ne kadar farklı olabileceklerini de.
Sonsuzluk içindeki nihai yerimizi ortaya çıkaracak bir yolculuğun başlangıcında olabiliriz ya da bilimsel bir çıkmaza doğru gidiyoruz. Bu hipotez bir bilimsel kanuna dönüşmeden hangisinin doğru olduğundan kesin olarak emin olamayacağımızı bilmek gerekiyor.:
Derleyen: Ceren Korkmaz


