Klinik depresyon, genellikle yıkıcı sonuçları olan yaygın bir psikiyatrik durum. Biyolojik psikiyatri alanında yapılan yeni bir çalışma ise depresyonun nöral devrelerine ilişkin görüş açımızı genişleterek depresyonun kişiden kişiye değişen nedenlerini anlamamız için bize bir kapı aralıyor.
Depresyon tedavisi, karmaşıklığı nedeniyle basit bir yapıya sahip değil. Tedavi için ilaçlar mevcut olsa da hastaların üçte biri hastalığın birinci basamağında kullanılan bu ilaç tedavilerine yanıt vermiyor. Derin beyin stimülasyonu (DBS) gibi diğer tedaviler ise hastalara önemli ölçüde rahatlama sağlayabilmesiyle beraber, sonuçları önceki tedaviler kadar tutarsız oluyor. Depresyonun nörofizyolojik mekanizmalarının daha iyi anlaşılması için ise kişiselleştirilmiş tedavilerin ve hastalığın oluşma nedenine dair verilerin iyileştirilip daha fazla geliştirilmesi gerekiyor.
Baylor Tıp Fakültesinden Dr. Sameer Sheth liderliğinde ve Dr. Wayne Goodman ile araştırmacılar, daha önce depresyon tedavisine şiddetli direnç gösteren üç insan denekteki prefrontal korteksten elektrofizyolojik kayıtlar topladılar.
Prefrontal korteks (ön beyin), kişinin hedef belirleme ve alışkanlık oluşturma yeteneğini etkileyerek psikiyatrik ve bilişsel bozukluklarda önemli bir rol oynar. Bu oldukça gelişmiş beyin bölgesinin insan hariç diğer canlılarda incelenmesi oldukça zordur ve bu nedenle insan beyni aktivitesinden toplanan veriler özellikle değerli kabul edilir.
Araştırmacılar, implant edilmiş kafa içi elektrotları kullanarak beynin yüzeyinden nöral aktivitenin elektrofizyolojik kayıtlarını alıp dokuz gün boyunca her katılımcının depresyon şiddetini ölçtü.
Araştırmacılar, düşük depresyon şiddetinin düşük frekanslı nöral aktivitenin azalması ve yüksek frekanslı aktivitenin artmasıyla ilişkili olduğunu buldu. Ayrıca ön singulat korteksteki (ACC) değişikliklerin, depresyon şiddetiyle ilgili en iyi veri toplama alanı olarak kullanılabileceğini fark ettiler.
Sheth, “Karmaşık psikiyatrik veya nörolojik bozuklukları tedavi etmek için nöromodülasyon tekniklerini kullanmak için ideal olarak bunların altında yatan nörofizyolojiyi anlamamız gerekiyor. İnsan prefrontal devrelerinde ruh halinin nasıl kodlandığını anlamadaki ilk ilerlemeyi kaydettiğimiz için çok heyecanlıyız. Bu türde daha fazla veri elde edildikçe, bireyler arasında hangi kalıpların yaygın ve hangilerinin spesifik olduğunu belirleyebileceğimizi umuyoruz. Bu bilgiler DBS gibi depresyon için de yeni nesil tedavilerin tasarlanması ve kişiselleştirilmesinde oldukça kritik bir rola sahip olacak.” dedi.
Biyolojik Psikiyatri Editörü Dr. John Krystal, çalışma hakkında şunları söyledi: “Artık depresyonun altında yatan devreleri haritalamak ve nöral kodları karakterize etmek için uygulanabilecek, büyüyen bir yaklaşımlar koleksiyonumuz var. Bu bilgiler, yeni nesil beyin stimülasyon tedavilerine rehberlik edecek. ve depresyonu anlama ve tedavi etme şeklimizi genel olarak geliştirecek.”
Derleyen: Ceren Korkmaz


