Maryland Üniversitesi Tıp Merkezi’nde (UMMC) görev yapan beyin cerrahları, 19 yaşındaki genç bir kadının omurga ve omuriliğini saran nadir görülen kötü huylu tümöre, göz çukuru (orbit) yoluyla ulaşarak başarıyla müdahale etti.
Detaylar haberimizde…
“Transorbital,” yani göz çukuru yoluyla yapılan cerrahi girişim, daha önce sadece beyin ve sinüs boşluklarındaki tümörlere uygulanırken, bu operasyonla omurga bölgesindeki tümör çıkarıldı. Hastada, omurga boyunca gelişen ve yavaş ilerleyen nadir bir kemik tümörü olan kordoma teşhisi konmuştu. ABD’de her yıl 300’den az kordoma vakası görülüyor.
UMMC beyin cerrahlarından Dr. Mohamed A.M. Labib, “Tümör, hastanın omuriliği ve omurgasını sarmış, kafatasının hemen altındaki boyun omurlarına yayılmıştı” dedi. Dr. Labib, “Göz çukurunun altından girerek, başka türlü ulaşılması çok zor ve riskli olan bu tümörü başarıyla çıkardık” şeklinde konuştu.
Dr. Labib, arkadan yapılacak bir cerrahinin omuriliğe zarar verme riski taşıdığını belirterek, “Ayrıca yutma ve konuşmayı kontrol eden sinirler, Östaki borusu ile juguler ven ve iç karotis arter gibi büyük damarlar gibi kritik yapıları da koruduk” dedi. “Geniş ve doğrudan bir cerrahi yol oluşturarak omuriliğin önünden erişim sağladık” diye ekledi.
Hastanın, multidisipliner bir tıp ekibinin uzmanlığıyla birçok ameliyat ve özel tedavi sürecinden geçtiği, şu anda kanser belirtisi göstermediği bildirildi. Ekipte beyin cerrahları, kafa tabanı cerrahisi, yüz plastik cerrahisi ve radyasyon onkolojisi uzmanları yer aldı.
Bu çığır açan operasyon, tıp dünyasında nadir görülen ve riskli tümörlerin tedavisinde yeni bir dönemin kapısını araladı.

Tıp Dünyasında Çığır Açan Operasyon: Göz Çukuru ve Burun Yoluyla Hayat Kurtarıldı
Maryland Üniversitesi Tıp Merkezi (UMMC) cerrahları, omurgasındaki tümörün yanı sıra beyin sapını çevreleyen büyük bir kordomayı da başarıyla tedavi etti. Beyin sapı, vücudun temel yaşamsal fonksiyonlarını düzenleyen kritik bir bölge olarak biliniyor.
Tümörü çıkarmak için UMMC cerrahları iki ayrı operasyon gerçekleştirdi. İlkinde, kafatası açılarak tümörün bir kısmına geleneksel kraniyotomi yöntemi uygulandı. İkincisinde ise, kalan tümöre ulaşmak için burun yoluyla endoskopik bir girişim yapıldı. Hem transorbital (göz çukuru) hem de endonazal (burun içi) cerrahilerde, hassas navigasyon sağlayan, kamera donanımlı ince ve ışıklı bir alet olan endoskop kullanıldı.
UMMC’den KBB cerrahı ve aynı zamanda Otorinolarengoloji Bölümü Doçenti Dr. Andrea M. Hebert, “Anatomik sınırları gözeten açık ve endoskopik cerrahi teknikleri kullanmak ve morbiditeyi azaltacak yenilikçi yöntemler geliştirmek, Dr. Labib’in bu tür tümörlerde uyguladığı 360 derece tedavi yaklaşımının temelini oluşturuyor” dedi. Dr. Hebert, endonazal operasyonu gerçekleştirdi ve transorbital cerrahide de görev aldı.
Dr. Hebert, “Bu tümörler beyin sapına ciddi baskı yapacak boyuta ulaştığında kesinlikle hayatı tehdit eder, bu yüzden ameliyat hastanın hayatını kurtarmak için en etkili yöntemdir” diye ekledi. Ayrıca, “Bu tümörlerin çoğu tekrarlayabiliyor, bu yüzden multidisipliner tedavi yaklaşımını tercih ediyoruz” ifadelerini kullandı.
Bu yenilikçi ve çok disiplinli tedavi yöntemi, zorlu ve hayati tehlike yaratabilecek tümörlerin başarılı şekilde yönetilmesinde önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.
Üçüncü Burun: Yenilikçi Yöntemle Omurga Tümörü Başarıyla Çıkarıldı
Maryland Üniversitesi Tıp Merkezi (UMMC) beyin cerrahlarından Dr. Mohamed A.M. Labib, omurga tümörünü çıkarmak için geliştirdiği yenilikçi cerrahi yöntemi, Beyin Cerrahisi Anabilim Dalı’ndaki Skull Base 360° Laboratuvarı’nda kadavra çalışmalarıyla geliştirdi. Dr. Labib, Ekim 2023’te Journal of Neurosurgery dergisinde yayımlanan ön araştırmasında göz çukurunu “üçüncü burun” olarak tanımlayarak, ulaşılması zor kafa tabanı tümörlerine yeni bir erişim yolu olarak tanıttı.
Geçtiğimiz bahar üç ayrı ameliyat geçiren hastanın, Rosedale, Maryland’den 20 yaşındaki Karla Flores olduğu belirtildi. Flores, cerrahi müdahalelerin ardından kalan kanser hücrelerini yok etmek için proton radyasyon tedavisi aldı. Ayrıca boyun omurları C1 ve C2 arasındaki stabiliteyi sağlamak amacıyla omurga füzyon ameliyatı gerçekleştirildi.
Dr. Labib, “Karla çok iyi durumda. Çok disiplinli ve koordineli bir ekip çalışmasıyla bu başarılı sonuca ulaşmış olmaktan mutluyum” dedi. Ancak tümörün beyin sapına yakın olması nedeniyle sinir hasarına bağlı olarak Flores’un sol göz hareketlerinde bazı kalıcı sorunlar yaşadığı belirtildi.
Flores, 18 yaşındayken çift görme şikâyeti yaşamaya başladığını ve aylarca nedenini öğrenemediğini anlattı. “Bir süre ne olduğunu bilmiyordum. Kimse sağlığımda fiziksel bir sorun olduğunu anlamıyor ya da inanmak istemiyordu. Sonra göz doktoruma gittim; bana umut verdi çünkü bir şeylerin yanlış olduğunu düşünüyor ve beni Dr. Labib’e yönlendirdi” diye konuştu.
Flores sözlerini şöyle sürdürdü: “Dr. Labib ve Maryland Üniversitesi Tıp Merkezi ekibiyle tanıştığımda çok rahatladım. Beni dinlediler ve ciddiye aldılar. Omurga ve beyin tümörleri hakkında bilgi almak çok korkutucuydu, ama doktorların tümörleri çıkarabilmiş olması için minnettarım. Yavaş yavaş iyileşiyorum ve her sorunumda bana yardımcı oluyorlar.”
Bu yenilikçi cerrahi yaklaşım ve multidisipliner tedavi süreci, zorlu tümörlerin başarıyla yönetilmesinde önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.
Kendime Güvendim, Hayatım Değişti
“Her günümü bir adım olarak görüyorum ve her adımın bir başarı olduğunu kendime sürekli hatırlatıyorum. Yardım aramaya devam edip sonunda bulduğum için mutluyum. Kendime inanmasaydım işler çok kötüye gidebilirdi,” diye açıklıyor Karla Flores. Genç kadın, gelecekte manikürist olmak için eğitim almayı planlıyor.
Maryland Üniversitesi Tıp Merkezi’nde (UMMC) gerçekleştirilen transorbital (göz çukuru) cerrahi operasyonlarda cerrahlar genellikle gözün yanına veya üstüne kesi yapıyor. Ancak bu vakada, Dr. Mohamed A.M. Labib, yüz plastik ve rekonstrüktif cerrahı Dr. Kalpesh T. Vakharia ile birlikte çalıştı. Dr. Vakharia, gözün koruyucu şeffaf zarı olan konjonktivayı alt göz kapağının içinden dikkatlice keserek gözü rahatsız etmeden ulaştı. Operasyon sırasında hastanın ağzının içinden de kesi yapıldı. Göz çukurunun alt kısmı ve yanak kemiğinin bir bölümü çıkarılarak cerrahların sinüs yoluyla boyun omurlarına ulaşmasını sağlayacak geniş bir cerrahi yol oluşturuldu.
UMMC Otorinolarengoloji Bölümü Yüz Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Şefi ve Yüz Siniri Merkezi Direktörü Dr. Vakharia, “Ameliyat sonrası hastanın yüzünde hiçbir dış iz kalmaması ve ameliyat geçirdiğinin anlaşılmaması için bir cerrahi plan geliştirmek istedik” dedi.
Dr. Labib, KBB uzmanı Dr. Andrea M. Hebert ile birlikte omurga kemiklerini delerek tümöre ulaştı ve çeşitli cerrahi aletlerle titizlikle tümörü çıkardı.
Tümör çıkarıldıktan sonra Dr. Vakharia, göz çukurunun alt kısmını titanyum plakla onardı ve yanak kemiğini hastanın kalçasından alınan kemikle yeniden şekillendirdi. Dr. Vakharia, “Daha önce hiç yapılmamış bir ameliyatın parçası olmak inanılmazdı” diye konuştu.
UMMC Başkanı ve CEO’su Dr. Bert W. O’Malley, cerrahi inovasyonun akademik tıbbın temel taşlarından biri olduğunu ve tıp merkezinin kültürünü şekillendiren önemli bir unsur olduğunu vurguladı. Dr. O’Malley, baş ve boyun kanseri alanında uluslararası üne sahip bir cerrah ve transoral robotik cerrahinin (TORS) öncüsüdür.
Dr. O’Malley, “UMMC’de, her vakayı tıp alanını ilerletmek için bir fırsat olarak gören ve kendilerini sürekli geliştiren son derece yetenekli cerrah-bilimcilerden oluşan olağanüstü bir ekip var. Bu çok nadir ve erişilmesi zor tümörün tedavisi multidisipliner bakış açısı, dikkatli planlama ve hassasiyet gerektiriyordu. Ekip, daha standart ve invaziv yöntemler seçebilirdi; ancak bu genç kadın için en iyi sonucu ve yaşam kalitesini korumayı amaçlayarak yenilikçi bir yol izledi. Kariyerim boyunca böyle bir anlayışla çalıştım; bu ekibin başardıklarıyla gurur duyuyorum” dedi.
UMMC, Maryland Üniversitesi Tıp Sistemi’nin akademik amiral gemisi hastanesi olup, Maryland genelinde 11 hastane ve 150’den fazla bakım noktasıyla hizmet veriyor.
Tıp uzmanları kordoma tümörlerinin neden oluştuğunu henüz tam olarak bilmiyor. Ancak fetal gelişimde omurganın öncüsü olan notokord kalıntılarından kaynaklandığı düşünülüyor. Dr. Labib, Karla’nın iki ayrı ve birbirine bağlı olmayan kordoma vakası yaşamasının çok nadir bir durum olduğunu belirtti.

Multidisipliner Bir Ekip
Dr. Labib, Flores’a kapsamlı bir tedavi sunmak için farklı uzmanlık alanlarından doktorların bir arada çalışmasının gerektiğini vurguladı. “Bunu tek başına yapabilen kimse yok,” dedi. Ayrıca bu tür karmaşık ameliyatları hastalar üzerinde uygulamadan önce “defalarca” kadavra üzerinde pratik yapmanın önemine dikkat çekti.
“İnsanların bedenlerini bilime bağışlamaya istekli olmaları, bu ameliyatı yapmamıza olanak sağladı ve bu genç kadının hayatını kurtardı,” diye ekledi.
UMMC’de omurga cerrahisi alanında uzmanlaşmış beyin cerrahı ve Maryland Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde (UMSOM) Beyin Cerrahisi Doçenti olan Dr. Timothy J. Chryssikos, Flores’un omurgasında füzyon ameliyatını gerçekleştirdi. UMMC’deki Greenebaum Kapsamlı Kanser Merkezi ve Maryland Proton Tedavi Merkezi’nde radyasyon onkoloğu olarak görev yapan ve merkezi sinir sistemi tümörlerinin tedavisinde uzmanlaşmış Dr. Mark V. Mishra, Flores’un proton terapisi sürecini yönetti. Aynı zamanda UMSOM’da Radyasyon Onkolojisi Bölümü’nde Klinik Araştırma Direktörü ve Profesör olarak görev yapıyor.
Tedavi sürecinde, tümörlerin çıkarılmasında kullanılan göz çukuru (orbit) yoluyla yapılan cerrahi girişim büyük önem taşıdı.
Derleyen: Aslıhan Yıldız


