Venedik Film Festivali’nde prömiyeri yapılan yeni filmi The Wizard of the Kremlin’de (Kremlin’in Büyücüsü) Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’i canlandıran ünlü oyuncu Jude Law, rolüne hazırlanırken yaşadığı ilginç deneyimleri paylaştı.
Detaylar haberimizde…
Ünlü oyuncu Jude Law, son filmi The Wizard of the Kremlin’le Venedik Film Festivali’ne damgasını vurdu. Film, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in iktidara giden yolculuğunu kurgusal bir bakış açısıyla ele alıyor. Filmde Putin rolüne hayat veren Law, karakterin derinliklerine inmek için yoğun bir hazırlık süreci geçirdiğini ve bu süreçte unutulmaz deneyimler yaşadığını açıkladı.
Oyuncu, rol için Putin’e benzeme çabasının ötesinde, karakterin özünü yakalamaya çalıştığını vurgularken, bu sürecin kendisine kişisel olarak da fayda sağladığını espriyle anlattı. Law’ın doğal sesiyle rol aldığı film, hem eleştirmenlerden hem de izleyicilerden tartışmalı yorumlar aldı.

Makyajın Ötesinde Bir Karakter İnşası: Jude Law’ın Putin’i
The Wizard of the Kremlin filminde Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’i canlandıran Jude Law, Venedik Film Festivali’ndeki prömiyer öncesi basın toplantısında gazetecilerin sorularını yanıtladı. Bir muhabirin “Putin’in kişiliğinden olumlu bir yan çıkarabildiniz mi?” sorusu üzerine Law, kısa bir duraksamanın ardından espriyle, “Evet, judo öğrendim. Bu benim için kişisel bir kazanç oldu.” dedi. Bu yanıt, Law’ın role yaklaşımının sadece fiziksel benzerlikten ibaret olmadığını, aynı zamanda karakterin özüne inmeye çalıştığını gösteriyor.
Filmin yönetmeni Olivier Assayas, Law’dan Putin’in birebir taklidini yapmasını veya protez makyajların arkasına saklanmasını istemediğini belirtti. Law da bu doğrultuda, film boyunca Rus aksanı kullanmak yerine kendi doğal sesini tercih etti ancak saç ve makyaj ekibinin yardımıyla dış görünüşünde dikkat çekici değişiklikler yapıldı. Oyuncu bu süreci şöyle anlattı: “İnanılmaz bir makyaj ve saç ekibiyle çalıştık. Putin’in hayatının o dönemine ait referanslarımız vardı. Bende bir tanıdıklık bulmaya çalıştık.” Law, gülerek, “İyi bir peruğun neler yapabileceği inanılmaz.” diye ekledi. Bu süreç, oyuncunun sadece fiziksel bir dönüşümden ziyade, karakterin ruhunu ve dönemin politik atmosferini yansıtma çabasına odaklandığını gösteriyor. Law, bu rolü üstlenmekten “sonuçlarından korkmadığını” söylerken, bu ifadesinde naif olmamasını umduğunu dile getirdi.

Eleştirmenlerin Değerlendirmeleri
Filmin yönetmeni Olivier Assayas, The Wizard of the Kremlin’in güncelliğine dikkat çekerek, filmin modern siyasetin, yani 21. yüzyıl siyasetinin nasıl icat edildiğini vurguladı. “Bu kötülüğün bir kısmı, Vladimir Putin’in Rusya’da iktidara yükselişinden doğdu.” diyen Assayas, “Biz siyasetin ne hâle geldiğini ve hepimizin içinde bulunduğunu hissettiğimiz bu korkutucu ve tehlikeli durumu anlatan bir film yaptık. Özgün hikâye olarak Vladimir Putin’in hikâyesini ele aldık ama bence bu durum, otoriter liderlerin çoğu için de geçerli. Şu anda olanlar sadece dehşet verici değil, özellikle de buna karşı ortaya çıkmış geçerli bir tepki ya da yanıt görmediğimiz için.” şeklinde konuştu. Assayas’ın bu sözleri, filmin sadece bir biyografi değil, aynı zamanda günümüz dünya düzenine eleştirel bir bakış sunduğunu gösteriyor.
Film, Venedik Film Festivali’nde gösterime girdiği ilk günlerde eleştirmenlerden karmaşık yorumlar aldı. The Independent gazetesinden Geoffrey Macnab, filme üç yıldız vererek “genel olarak incelikten ve içgörüden yoksun” olduğunu yazdı. Macnab, filmin bazı sahnelerde Martin Scorsese’nin Para Avcısı filmindekine benzer anarşik bir enerjiye sahip olduğunu belirtse de, “ancak duygusal açıdan çok zayıf” olduğunu savundu. Eleştirmen, filmdeki karakterlerin yüzeysel çizildiğini ve özellikle Paul Dano’nun canlandırdığı danışman Vadim Baranov’un motivasyonlarının anlaşılmasının imkânsız olduğunu belirtti. Macnab, Sovyetler Birliği’nin dağılmasının sonuçlarını ele alan Alexander Sokurov’un Yönetmen Günlükleri ve Alexander Rodnyansky’nin Gerçek Bir Suçlunun Notları gibi diğer filmlerin, bu konuyu “çok daha derin bir anlayış ve incelikle” işlediğini vurguladı. Bu eleştiriler, filmin amacına tam olarak ulaşamadığı yönünde bir izlenim yaratıyor.

Yapım Sürecinin Zorlukları ve Filmin Geleceği
Filmin yapım süreci de en az konusu kadar dikkat çekiciydi. Giuliano da Empoli’nin aynı adlı romanından uyarlanan senaryo, Putin’in iktidara yükselişini Vadim Baranov adında kurgusal bir danışmanın gözünden anlatıyor. Paul Dano’nun canlandırdığı Baranov’un, Jeffrey Wright’ın canlandırdığı bir gazeteciye anlattığı bu hikâye, filmin ana kurgusunu oluşturuyor.
Filmin Venedik’teki prömiyerinin ardından, eleştirmenler arasında bölünme yaşanması, yapımın sinemaseverler tarafından da benzer tartışmalara yol açacağını gösteriyor. Film, otoriter liderlerin yükselişi gibi evrensel temalara değinmesiyle izleyiciyi düşündürmeyi hedeflerken, bu amacına ne kadar ulaştığı, geniş kitlelerin izlenimleriyle daha netleşeceğe benziyor.
Derleyen: Gamze Büyükkaya Tunçay


