Markaların En Büyük Kozu: Kişiselleştirme

Tamamen kişiselleştirilmiş bir müşteri deneyimi, günümüzde pazarlama profesyonelleri için oldukça önemli. Markalar, müşterisini tanıdığını ve her ihtiyacını tahmin edebildiğini müşteriye hissettirmek istiyor.

Kişiselleştirme, dijital pazarlamacının öncelik listesinin başında olsa da uygulanması kolay bir yöntem değil. Aslında, Ascend2 tarafından eMarketer’da yayımlanan bir rapor, kişiselleştirmenin pazarlamacıların yaklaşık üçte ikisi için uygulanması en zor taktik olduğunu ortaya koydu.

Dünya çapında 190 “influencer” pazarlamacıları ile yapılan ankette, veriye dayalı kişiselleştirme; en yakın rakiplerin içerik pazarlamasını, pazarlama teknolojisinin kullanımını ve arama motoru optimizasyonunu geride bırakarak en zorlu görev olarak başı çekti.

IBM Watson Advertising’in Gelir Başkanı Jeremy Hlavacek, eMarketer’e, “Gittikçe birbirine bağlı hâle gelen dijital bir dünyada, tüketiciler artık markaların kendilerine kişiselleştirilmiş içeriği en uygun zamanda ve tercih ettikleri cihazda sunmalarını bekliyor.” dedi.

“Bu düzeyde bir etkileşim elde etmek için pazarlamacıların, müdahaleci görünmeden, hedef kitlelerinin çeşitli senaryolarda ne düşüneceğini, hissedeceğini, söyleyeceğini ve yapacağını tahmin etmesi gerekiyor ve şu anda mevcut olan inanılmaz miktarda veriyle, kişiselleştirme her zamankinden daha karmaşık.”

DataStax’ta küresel saha pazarlamasından sorumlu Başkan Yardımcısı Evanna Kearins, Marketing Tech’in önceki bir makalesinde, markaların kişiselleştirme ve tavsiye stratejilerinde karşı karşıya kaldıkları temel sorunun, “toplu analiz projelerine” güvenmek olduğunu savundu.

“Bunlar, müşterilerin şu anda neye baktıklarını temsil etmez ve bu nedenle yanlış olma riski taşır. Bunun yerine, müşteri davranışına ilişkin gerçek zamanlı, analitik ve müşterinin tam karar anında öneriler sunmalıdır.” dedi.

Geleneksel olarak markalar yaş, cinsiyet, konum ve finansal durum gibi çeşitli faktörleri kullanarak bir tüketicinin profilini çıkarırken, bu artık yeterince doğru olmayabilir. Pixoneye CEO’su Ofri Ben Porat, markaların hedef kitlelerini tanımak için kullandıkları verilerdeki kusuru vurgularken, Marketing Tech’e, “Her ikisi de 1948 doğumlu, serbest meslek sahibi, zengin, evli, köpek sahibi, Londra’da bir ev sahibi, çocuk sahibi ve kaliteli şaraptan hoşlanan kişiler. Kâğıt üzerinde bu iki adam neredeyse aynı ama gerçekte bu iki adam son derece farklı. Aslında bunlar, Prens Charles ve Ozzy Osbourne’a ait veriler.” benzetmesini sundu.

Teknoloji, özellikle de yapay zekâdaki ilerlemeler, göz atma alışkanlıkları üzerinde gerçek zamanlı analiz yapmanın yanı sıra, kullanıcıların cihazlarından gelen zengin veriler için bir araç sunarken, bu teknolojinin entegre edilmesi ve kullanılması, maliyetli ve karmaşık olabilir.  eMarketer’in Sailthru’dan aldığı rapor; zaman, insan ve para eksikliğinin kişiselleştirme çabalarını engellediğini gösteriyor.

Tüm bu parametreler arasında kişiselleştirme pazarlamasını hakkıyla yapabilen markaların, satış ve müşteri sadakatini elde etmesi kaçınılmaz gibi görünüyor.

Derleyen: Damla Şayan

En Son

Organ Naklinde İlaçsız Yaşam İçin İlk Büyük Umut

ABD’de Pittsburgh Üniversitesi tarafından yürütülen yeni bir klinik araştırma, bazı karaciğer nakli hastalarının deneysel bir hücresel tedavi sayesinde bağışıklık sistemini baskılayan (yani vücudun yeni organı reddetmesini engellemek için kullanılan) ilaçları kullanmadan yıllarca yaşamını sürdürebildiğini ortaya koydu. Bulgular, organ naklinde “ilaçsız dönem” ihtimalini ilk kez bu kadar güçlü şekilde gündeme taşıdı.

Project Hail Mary: NASA Bilimi Bilim Kurgunun Gerçek Sınırlarını Zorluyor mu?

*Project Hail Mary* ile yeniden gündeme gelen derin uzay yolculuğu ve NASA’nın gerçek bilimsel çalışmaları, bilim kurgu ile gerçeklik arasındaki sınırın aslında ne kadar ince olduğunu bir kez daha tartışmaya açıyor.

Avatar Video Oyunu O Kadar İyi ki Filmlere Gerek Kalmayabilir

Avatar evreni uzun süredir sinema ile özdeşleşmiş olsa da, yeni video oyunu deneyimi bu dünyayı izlemekten çıkarıp doğrudan yaşanabilir bir gerçekliğe dönüştürerek filmlerin rolünü bile sorgulatıyor.

Bu Ay İzleyebileceğiniz En İyi 10 Dizi

Dijital platformların içerik bombardımanına dönüştüğü günümüzde, gerçekten izlemeye değer dizileri seçmek her zamankinden daha zor hale gelirken, öne çıkan yapımlar izleyicilere güçlü ve unutulmaz deneyimler sunmayı başarıyor.

Bültene Kaydol

Üye Özel

Yapay Zekâ Damgası: Dünyanın Prestijli Girişim Gününde 16 Çarpıcı Startup

Y Combinator’ın Winter 2026 Demo Day etkinliğinde tanıtılan yaklaşık 190 girişim arasından öne çıkan 16 startup, yapay zekânın farklı sektörlerde nasıl dönüştürücü bir rol üstlendiğini gözler önüne serdi. Hukuktan sağlığa, güvenlikten enerjiye uzanan projeler dikkat çekti.

Kagi’nin İnsan Odaklı İnterneti: ‘Küçük Web’le Tanışın

Kagi’nin ‘Küçük Web’ girişimi, interneti sadece insanlar tarafından yazılmış içeriklerle keşfetmeye odaklanıyor. Kişisel bloglar, bağımsız videolar ve web çizgi romanları, mobil ve web uygulamaları üzerinden daha erişilebilir hâle geliyor.

Yapay Zekâyla Konuşmanın Doğru Yolu

Yapay zekâya “lütfen” demek işe yarıyor mu? Onu tehdit etmek mi, yoksa bir bilim kurgu dizisindeki karakter gibi konuşturmak mı daha etkili? Uzmanlara göre sohbet robotlarından daha iyi sonuç almanın yolu sandığınız kadar gizemli değil.

LGBTQ+ Sporcular 2026 Kış Olimpiyat Oyunlarında Ön Planda Olacak

Açık kimlikleriyle LGBTQ+ olan yaklaşık 50 Olimpiyat sporcusu, konuşma ve yarışma hakları saldırı altında olmasına rağmen Kış Olimpiyat Oyunları boyunca çeşitli etkinliklerde yer alıyor.

Kripto Parayla Finanse Edilen İnsan Ticareti Hızla Artıyor

Tahminlere göre, fuhuş ve dolandırıcılık amacıyla insan ticareti işlemlerinde kripto para birimlerinin kullanımı 2025 yılında neredeyse iki katına çıktı.
Damla Şayan
Damla Şayanhttp://dijitaliyidir.com
Yaratıcılığın dahil olduğu her alanda kendini bulan, aslında kendini de yaratma ve gerçekleştirme gayreti içerisinde olan bir yağmur damlası. Yaratıcılığını dijital dünyada da var etmek onun için önemli. Damla’nın Dijitaliyidir için sloganı “Dijital, bizle iyidir.” oldu.

- dijitaliyidir Sponsor Desteği -

spot_imgspot_img

Organ Naklinde İlaçsız Yaşam İçin İlk Büyük Umut

ABD’de Pittsburgh Üniversitesi tarafından yürütülen yeni bir klinik araştırma, bazı karaciğer nakli hastalarının deneysel bir hücresel tedavi sayesinde bağışıklık sistemini baskılayan (yani vücudun yeni organı reddetmesini engellemek için kullanılan) ilaçları kullanmadan yıllarca yaşamını sürdürebildiğini ortaya koydu. Bulgular, organ naklinde “ilaçsız dönem” ihtimalini ilk kez bu kadar güçlü şekilde gündeme taşıdı.

Project Hail Mary: NASA Bilimi Bilim Kurgunun Gerçek Sınırlarını Zorluyor mu?

*Project Hail Mary* ile yeniden gündeme gelen derin uzay yolculuğu ve NASA’nın gerçek bilimsel çalışmaları, bilim kurgu ile gerçeklik arasındaki sınırın aslında ne kadar ince olduğunu bir kez daha tartışmaya açıyor.