- Okyanuslardaki ısınma, tam anlamıyla kontrolden çıkmış durumda.
- Bilim insanları, bu ısınmanın artmaya devam edeceğini söylüyor.
- Isı yükselmesi, okyanuslardaki besin ağının temeli olan planktonlar da dahil olmak üzere diğer deniz canlılarını etkiliyor.
Dünya okyanuslarındaki ısınma, tam anlamıyla kontrolden çıkmış durumda. Geçtiğimiz hafta, Florida’nın Manatee Körfezi’ndeki bir şamandıra su sıcaklığı 38,3 santigrat derece olarak ölçüldü.
Aşağıdaki grafikte 2023 yılı için küresel ortalamayı, kalın siyah çizgi hâlinde görebilirsiniz.

Bu arada Kuzey Atlantik’teki sıcaklıklar, önceki yılların en yüksek seviyelerini aşmaya devam ediyor. Geçtiğimiz hafta okyanus, 1980’lerin başında kaydedilen ilk sıcaklıktan bu yana en yüksek sıcaklığa ulaştı.
Asıl korkutucu olanı ise Kuzey Atlantik’in genellikle eylül başına kadar yıllık en yüksek sıcaklığını görmemesi. Bu nedenle de önümüzdeki haftalarda rekor kırmaya devam etmesinin beklenmesi.

Bu yaz ayında gördüğümüz olaylar, dünya ikliminin doğasında olan doğal değişkenler ve insanların gezegeni hızla ısıtmasıyla birleşmesinin bir ürünü. Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresinde oşinograf olan Michael Jacox, sıcaklığın daha da arttığını söyledi.
“Daha yüksek sıcaklıklar, planktonik topluluktaki birçok türü strese sokacak.”
Okyanuslardaki besin ağının temelini oluşturan planktonları düşünelim. Fitoplanktonlar, güneş ışığıyla beslenen mikroskobik yüzen bitkiler. Bunlar da küçük kabuklular ve balık larvaları da dahil olmak üzere zooplankton adı verilen hayvanlar tarafından yenir. Zooplanktonlar ise yetişkin balıklar gibi daha büyük canlılar tarafından tüketilir. Monterey Körfezi Akvaryum Araştırma Ensitiüsünde biyolojik oşinograf ve kıdemli bilim insanı olan Francisco Chaves, “Fitoplankton, zooplanktonu zooplankton da balıkları ve diğer canlıları besleyecektir. Daha yüksek deniz yüzeyi sıcaklıkları altında tüm ekosistem, bir şekilde etkilenecek. Daha yüksek sıcaklıklar, planktonik topluluktaki birçok türü strese sokacaktır.” dedi.

Deniz, insanlığın atmosfere pompaladığı aşırı ısının yaklaşık yüzde 90’ını emdi. 2014 yılına geldiğimizde dünya okyanus yüzeyinin yarısı, bir zamanlar aşırı olarak kabul edilen sıcaklıkları kaydediyordu. Bir başka deyişle artık bu aşırı sıcaklıklar, yeni normalimiz hâline geldi.
Tek endişe kaynağı sıcaklık değil
Okyanuslar ısındığında, bu organizmaların “ev” olarak adlandırdığı yüzey sularında fiziksel ve kimyasal olarak bazı değişiklikler meydana geliyor. Deniz suyu, ne kadar ısınırsa o kadar az oksijen tutar. Bu da elbette organizmaları hayatta kalmak için ihtiyaç duydukları oksijenden mahrum bırakıyor.
İkinci olarak su ısındıkça daha az yoğun hâle gelir. Yüzeyde bir sıcak su alanı ve derinlerde ise daha soğuk su oluşur. Bu, tabakalaşma olarak da bilinen bir katmanlaşma durumu. Okyanusta bu ılık su tabakası, ekolojik süreçler için bir kapak görevi görür. Normalde besinler, derinlerden yukarıya doğru akar ve yüzeyde yüzen fitoplanktonlara besin sağlar. Tabakalaşma ise bunu engeller. Bu da fitoplanktonların ihtiyaç duyduğu besinlerden mahrum kaldığı anlamına gelir. Bunun sonucunda, beslenemedikleri için güneş ışığını enerjiye dönüştüremezler ve kullandıkları pigmentleri daha az üretirler. Oregon Eyalet Üniversitesinde okyanus ekolojisti olan Michael Behrenfeld, “Fitoplanktonlar, eskisi kadar fotosentez yapmak için yeterli besine sahip olmadıklarından daha fazla ışık toplamaya ihtiyaç duymazlar.” dedi.
Woods Hole Oşinografi Enstitüsünde deniz biyoloğu olan Kirstin Meyer-Kaiser, planktonlar daha sıcak bir habitata uyum sağlamaya çalıştıkça, “Hem tür hem de topluluk düzeyinde çarpıcı değişiklikler göreceğiz. Bu, tüm dünya sisteminin yenilenmesi anlamına geliyor. Benim tahminim, ekosistemin uyum sağlamanın yollarını bulacağı yönünde. Elbette biyoçeşitliliği kaybedeceğiz. Elbette önemli işlevleri kaybedeceğiz ancak hayvanlar varlıklarını sürdürmeye devam edecek.” dedi.
Derleyen: Davut Bulut


