Fotoğraflarımız, mesajlarımız, dinlediğimiz şarkılar… Hepsi birer uygulamanın sunucularında. Platformlar kapanır, politikalar değişir, şifreler kaybolur. Peki dijital hafızamızın sahibi kim?
Bir tatil fotoğrafı aradığında, önce telefonunun galerisini mi açıyorsun, yoksa Instagram arşivini mi?
Çoğumuz için cevap, artık ikinci seçenek. Çocukluk fotoğraflarımız hâlâ eski albümlerde duruyor olabilir ama son on yılımızın büyük kısmı bir uygulamanın sunucularına emanet.
Yalnızca fotoğraf da değil: Mesajlaşmalarda biriken ilişkiler, dinleme geçmişinde saklanan ruh hallerimiz, beğeni listelerinde gezinen küçük takıntılarımız… Hepsi “bir yerde duruyor” hissiyle bize ait sanıyoruz.
Oysa çoğu zaman, o “yer” bize değil, bir şirkete ait.
DİJİTALİYİDİR ÜYELİĞİ
Bu içeriğin devamını okumak için üye olun.
Ücretsiz üye olarak tüm yazıları okuyabilirsiniz.
Zaten üye misiniz? Giriş yapın
Günde sadece 1 TL'ye abone olarak tüm içeriklerimize sınırsız erişebilir ve bağımsız haberciliğe destek olabilirsiniz! Hemen Abone Ol





