Yapılan araştırma, uzun süredir kabul edilen inancı sorgulayarak uçan böceklerin ışık kaynaklarına çekilmediğini gösteriyor.
Sonuçlar, böceklerin yapay aydınlatma karşısında şaşkın ve yönsüz hale geldiğini; ışık kaynağını ise gerçek gökyüzü sanarak ışıktan uzaklaştığını gösteriyor.
Bu bulgu, yüzyıllardır süregelen varsayımları altüst ederek böceklerin ışık etrafındaki davranışlarını yeniden değerlendirmemizi sağlıyor.
Japonya'daki Saitama Üniversitesindeki araştırmacılar tarafından Nature Communications'da yayımlanan bir çalışma, bitkilerin yaralanma ve otçul saldırıları gibi tehditlere yanıt olarak uçucu organik bileşikler (VOC'ler) olarak bilinen sinyal bileşiklerini yayarak birbirleriyle nasıl iletişim kurduğunu ortaya koyuyor.
VOC'ler otçulları caydıran ve doğal yırtıcıları cezbeden bir savunma mekanizması görevi görüyor.
Araştırma, bitkilerin doğal savunma tepkilerini harekete geçiren havadaki tarım kimyasallarının geliştirilmesi yoluyla tarımda daha etkili kontrol yöntemleri sunuyor.
Araştırmacılar, fareler üzerinde yaptıkları deneyde, fareleri kitin içeren besinler ile beslediklerinde bağışıklık sistemlerinin tepki verdiğini gözlemledi. Bazı memeli türlerinin kitin ile beslenmeye uzun zaman önce adapte olduğu yapılan araştırmalar sonucu ortaya çıktı. Bilim insanları, hayati besinler ve protein açısından zengin olduğundan böcekleri insanların da tüketilebileceğini düşünüyor. Araştırmacılar, kitin içerikli beslenme düzeninin, metabolizma üzerindeki yan etkilerini azaltmak ve yararlı enzimlerin oluşumunu desteklemek için alternatif yollar arıyor.
Yapay zekânın hızını belirlemek yalnızca şirketlerin vereceği bir karar değil. Çünkü şirketler aynı anda hem güvenlik sözü veriyor hem de daha güçlü modeller, daha büyük veri merkezleri ve daha geniş pazarlar için yarışıyor. Bir teknoloji toplumun kararlarını, güvenliğini ve ekonomisini etkileyecek kadar güçleniyorsa, frene kimin basacağı sorusu da kamusal bir meseleye dönüşüyor.
Ücretsiz üye olunAyda 3 özel içerik, kredi kartı gerekmez