Açık bir ten, daha büyük görünen gözler veya kalıcı makyaj uğruna geçmişte kurşun, arsenik, talyum ve hatta radyoaktif maddeler güzellik ürünlerinde kullanıldı. Döneminin sıradan kozmetiklerinden bazıları ağır zehirlenmelere, görme kaybına ve kalıcı sağlık sorunlarına yol açtı.
Detaylar haberimizde…
Güzellik anlayışı tarih boyunca değişirken, istenen görünüme ulaşmak için kullanılan yöntemler de dönemden döneme farklılaştı. Solgun bir tenin statü göstergesi kabul edildiği yıllarda kurşunlu yüz boyaları yaygınlaşırken, Viktorya döneminde parlak yeşil kıyafetler arsenik içeren pigmentlerle üretildi. 20. yüzyılın ilk yarısında ise radyoaktivite ve yeni kimyasallar, modernliğin göstergesi gibi pazarlanan kozmetik ürünlerine girdi.
Bugün ciddi sağlık riskleriyle ilişkilendirilen kurşun ve arsenik gibi toksik metaller, geçmişte yalnızca endüstriyel alanlarda kullanılmadı. Cilt rengini değiştiren ürünlerden tüy dökücülere, kirpik boyalarından göz damlalarına kadar farklı güzellik uygulamalarında insan bedeniyle doğrudan temas etti.
Üstelik bazı ürünlerin tehlikesi kullanıcılarından tamamen gizlenirken, bazılarının ambalajında zehirli bileşenin adı açıkça yazıyordu. Zehirli güzellik uygulamaları, kozmetik güvenliğiyle ilgili bugünkü düzenlemelerin henüz bulunmadığı dönemlerde hangi ürünlerin gündelik hayatın parçası hâline gelebildiğini gösteriyor.
İşte güzellik standartları uğruna kullanılan maddeleriyle dikkat çeken 7 tarihi örnek:
Beyaz Bir Ten İçin Kurşunlu Makyaj: Venetian Ceruse
16. yüzyıl Avrupa’sında açık ve pürüzsüz bir ten, özellikle soylu sınıflarla ilişkilendirilen güzellik standartlarından biriydi. Bu görünümü elde etmek amacıyla kullanılan ürünlerden biri Venetian ceruse adı verilen beyaz yüz boyasıydı.
Karışımın temel bileşenleri arasında beyaz kurşun ve sirke bulunuyordu. İngiltere Kraliçesi I. Elizabeth de bu görünümle özdeşleşen isimlerden biri oldu. Çiçek hastalığının ardından yüzünde kalan izleri kapatmak amacıyla yoğun beyaz makyaj kullandığı biliniyor.
Ancak kurşunun düzenli olarak cilde uygulanması ciddi bir risk taşıyordu. Uzun süreli kullanım ciltte renk değişiklikleri, saç dökülmesi ve dişlerde bozulma gibi sorunlarla ilişkilendirildi. Daha pürüzsüz bir görünüm sağlamak amacıyla kullanılan ürün, zaman içinde cildin durumunu daha da kötüleştirebiliyordu.

Güzelleşmek İçin Yenilen Arsenik Tabletleri
19. yüzyılın sonlarında ABD’de gazete ilanlarında sıra dışı bir güzellik ürünü görülmeye başladı: Arsenic Complexion Wafers.
Tabletler çilleri, sivilceleri ve yüzdeki lekeleri azaltmayı; cilde daha açık ve temiz bir görünüm kazandırmayı vad ediyordu. Ürünlerin en dikkat çekici yanı ise arsenik içerdiklerinin gizlenmemesiydi. “Arsenic”, yani arsenik kelimesi doğrudan ambalajda yer alıyordu.
Smithsonian Ulusal Amerikan Tarihi Müzesi koleksiyonunda günümüze ulaşan Dr. James P. Campbell’s Safe Arsenic Complexion Wafers kutusu da dönemin pazarlama dilini ortaya koyuyor. Ürün adında arsenikle birlikte “safe”, yani “güvenli” ifadesi kullanılıyordu.
Arseniğin toksik olduğu o dönemde de bilinmesine rağmen, küçük miktarlarda tüketimin istenen solgun ten görünümünü sağlayabileceği düşüncesi bu ürünlerin pazarlanmasına alan açtı. Ağız yoluyla tüketilen arsenik tabletleri, zehirli güzellik uygulamaları arasında en doğrudan örneklerden biri olarak kayıtlara geçti.

Görsel: Smithsonian Institution, National Museum of American History – CC0 / Public Domain
Arsenikle Boyanan Yeşil Elbiseler
19. yüzyılda moda dünyasında parlak ve canlı yeşil tonları büyük ilgi gördü. Ancak dönemin bazı yeşil pigmentleri renklerini arsenik içeren bileşiklerden alıyordu.
Bu pigmentler yalnızca elbiselerde değil; eldivenlerde, ayakkabılarda ve kadınların saçlarına ya da kıyafetlerine taktığı yapay çiçeklerde de kullanıldı. Özellikle üretim aşamasında arsenikli boya tozuna sürekli maruz kalan işçiler için risk çok daha yüksekti.
Londra’da yapay çiçek üreten 19 yaşındaki Matilda Scheurer, dönemin en çok bilinen vakalarından biri oldu. Scheurer 1861’de yaşamını yitirdi ve yapılan incelemelerde vücudunda arsenik tespit edildi.
Arsenikli moda kamuoyunda da tartışma yarattı. 1862 tarihli “The Arsenic Waltz” adlı hiciv çiziminde, arsenikli yeşil kıyafetlere yönelik korku bir kadınla dans eden iskelet figürleri üzerinden anlatıldı. Renk uğruna kullanılan kimyasallar, yalnızca moda ürünlerini giyenleri değil, onları üreten kişileri de etkileyebiliyordu.

Daha Büyük Göz Bebekleri İçin Belladonna
Büyük göz bebeklerinin daha çekici kabul edildiği dönemlerde kullanılan yöntemlerden biri, zehirli Atropa belladonna bitkisiydi. Bitkinin adı da İtalyanca “güzel kadın” anlamına gelen bella donna ifadesiyle ilişkilendiriliyor.
Belladonna bitkisindeki atropin, göz bebeğinin genişlemesine neden oluyor. Bu etki günümüzde de göz muayenelerinde, kontrollü ve tıbbi dozlarda kullanılan atropin türevlerinin temel özelliklerinden biri.
Ancak güzellik amacıyla kullanılan belladonna, modern tıbbi uygulamalardan farklı olarak standartlaştırılmış ve güvenli dozlarda uygulanmıyordu. Bitkinin içerdiği atropin ve skopolamin gibi maddeler yüksek miktarlarda toksik etki gösterebiliyor.
Bilim ve tıp tarihi koleksiyonlarında belladonnanın Roma döneminden itibaren göz bebeklerini estetik amaçla genişletmek için kullanıldığına ilişkin kayıtlar bulunuyor. Böylece gözleri daha büyük göstermeye yönelik zehirli güzellik uygulamaları, kozmetik ürünlerin ötesine geçerek doğrudan zehirli bitkilerin kullanımına kadar uzanıyordu.

Radyoaktiviteyle Güzellik Vadeden Tho-Radia
20. yüzyılın başlarında radyoaktivite yalnızca bilim dünyasının değil, tüketici ürünlerinin de dikkat çeken kavramlarından biri hâline geldi. Fransa’da 1932’de kurulan Tho-Radia, bu ilgiyi kozmetik sektörüne taşıyan markalardan biriydi.
Markanın ürünleri arasında güzellik kremi ve yüz pudrası bulunuyordu. Tho-Radia’nın erken dönem formüllerinde radyum ve toryum bileşikleri kullanıldı. Ürünler kırışıklıkları azaltmak, cildi canlandırmak ve daha güzel bir görünüm sağlamak gibi vaatlerle tanıtıldı.
1932’de yapılan bir analizde 100 gram Tho-Radia kreminin radyum bromür ve toryum klorür içerdiği kaydedildi. Reklamlarda ise bilimsel terminoloji ve radyoaktivite, ürünün modern ve gelişmiş olduğu izlenimini güçlendirmek için kullanılıyordu.
1930’larda radyum içeren kozmetiklerin pazarlanması, bugün sıra dışı görünse de dönemin radyoaktiviteye yönelik iyimser yaklaşımının tüketici ürünlerine nasıl yansıdığını gösteren örneklerden biri oldu. Tho-Radia’nın pazarlama tarihi üzerine 2026’da yayımlanan akademik çalışma da markanın bilimsel otorite ve modernlik kavramlarını güzellik ürünlerinin satışında sistemli biçimde kullandığını ortaya koyuyor.

Tüylerden Kurtulmak İçin Talyum: Koremlu
1930’da piyasaya çıkan Koremlu, istenmeyen vücut tüylerinden kalıcı biçimde kurtulmayı vadeden bir tüy dökücü kremdi. Ürün kısa sürede büyük ilgi gördü ve piyasaya çıkışından sonraki bir yıl içinde 120 binden fazla kavanoz satıldı.
Ancak kremde kullanılan tüy dökücü maddelerden biri talyum asetattı. Talyum, son derece zehirli bir element ve o dönemde kemirgen zehirlerinde de kullanılan maddelerden biriydi.
Koremlu kullanan kişilerde ürünün uygulandığı bölgenin ötesine geçen sağlık sorunları ortaya çıktı. Saç kaybı, nöromüsküler hasar, solunum problemleri ve görme kaybı bildirilen etkiler arasındaydı.
ABD’de gıda, ilaç ve kozmetik güvenliğini düzenleyen Gıda ve İlaç Dairesinin (FDA) tarih arşivinde yer alan bir vakada, 26 yaşındaki bir kadının Koremlu kullanımı sonrasında dişlerini ve görme yetisini kaybettiği, ayrıca yürüyemez hâle geldiği aktarılıyor. Ancak o yıllardaki mevzuat, kurumun kozmetik ürünlere müdahale yetkisini ciddi biçimde sınırlandırıyordu.
Kirpikleri Boyarken Görme Yetisini Kaybetmek: Lash Lure
1930’ların bir başka tartışmalı kozmetik ürünü Lash Lure oldu. Ürün, kirpik ve kaşlara maskara veya kaş kaleminden daha uzun süre kalacak koyu bir renk vermeyi vaat ediyordu.
Lash Lure’un boyasında p-fenilendiamin (PPD) olarak bilinen kimyasal bulunuyordu. Ürün güvenlik testlerinden geçirilmeden satılmış ve içeriğindeki riskler kullanıcıya yeterli biçimde açıklanmamıştı.
Ürünü kullanan bazı kadınlarda göz çevresinde şiddetli tahriş, kaş ve kirpik kaybı, göz hasarı ve görme bozukluğu ortaya çıktı. FDA kayıtlarında Lash Lure ile bağlantılı en az bir kalıcı körlük vakası da bulunuyor.

Görsel: U.S. Food and Drug Administration (FDA) / Wikimedia Commons – Public Domain
Zehirli Güzellik Uygulamaları Kozmetik Düzenlemelerini Nasıl Değiştirdi?
Kurşunlu yüz boyalarından arsenik tabletlerine, talyum içeren tüy dökücülerden göz hasarına yol açan boyalara kadar bu ürünlerin önemli bir bölümü, kozmetik güvenliği için bugünkü denetim sistemleri kurulmadan önce piyasaya çıktı.
ABD’de FDA yetkililerinin 1933’te hazırladığı ve daha sonra “American Chamber of Horrors” adıyla anılan gezici sergide, mevcut yasalar nedeniyle piyasadan kaldırılamayan tehlikeli ve yanıltıcı ürünler kamuoyuna gösterildi. Kozmetiklerin yol açtığı saç kaybı, görme kaybı ve nörolojik hasar vakaları da düzenleme eksikliğinin sonuçları arasında yer aldı.
1938 tarihli Federal Food, Drug, and Cosmetic Act ile FDA ilk kez kozmetik ürünler üzerinde federal düzeyde yetki kazandı. Tarihteki zehirli güzellik uygulamaları, güzellik standartlarının yalnızca estetik tercihlerle değil, ürün güvenliği, kimyasal içeriklerin denetlenmesi ve tüketicinin bilgilendirilmesiyle de doğrudan bağlantılı olduğunu gösteren kayıtlar arasında kaldı.
Kaynaklar:
National Geographic — Arsenic Pills and Lead Foundation: The History of Toxic Makeup
National Geographic — Killer Clothing Was All the Rage in the 19th Century
Science Museum Group — Dangerous Beauty: Hazardous Chemicals and Poisons in Historic Cosmetics
Oak Ridge Associated Universities, Museum of Radiation and Radioactivity — Tho-Radia Items
Journal of Historical Research in Marketing — Beauty that glows: Tho-Radia and radioactive cosmetics
U.S. Food and Drug Administration — 80 Years of the Federal Food, Drug, and Cosmetic Act
Smithsonian Institution — Dr. James P. Campbell’s Safe Arsenic Complexion Wafers
Smithsonian Magazine — Three Horrifying Pre-FDA Cosmetics
PubMed — The Blind Beautiful Eye
Derleyen: Gizem Özcan
Günde sadece 1 TL'ye abone olarak tüm içeriklerimize sınırsız erişebilir ve bağımsız haberciliğe destek olabilirsiniz! Hemen Abone Ol




