- Bilim insanları, roket fırlatmalarının iklim ve sağlık üzerindeki potansiyel etkilerini inceledi.
- Çalışma, standart roket yakıtı RP-1’in çevre ve sağlık açısından risk taşıdığını vurguladı.
- Bunun üzerine uzay endüstrisi, sürdürülebilirlik odaklı bir dönüşüm sürecine girdi. Yeni roket fırlatma şirketleri, daha temiz yakıt seçenekleri üzerine odaklanırken çevresel sürdürülebilirlik hedefleri olan projeler de dikkat çekiyor.
Roket fırlatışları, görkemli olsa da bu görkemli fırlatmaların arkasında çevresel sorunların gizlendiği ortaya çıktı. Uzay endüstrisi, yıllık düzeyde büyük miktarda karbon emisyonuna neden oluyor ve küresel havacılık endüstrisi ile aynı düzeyde kirlilik üretiyor.
Mayıs 2022’de Kıbrıs’taki Lefkoşa Üniversitesinden iki bilim insanı, Physics of Fluids dergisinde yayımlanan bir çalışmada potansiyel etkiyi ölçmeye çalıştı. Ekip, roket fırlatma verilerini bilgisayar simülasyonlarıyla harmanlayarak potansiyel sağlık ve iklim risklerini ölçmeye çalıştı.
Bulgular, roketlerin yol açtığı kirliliğin göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguluyor. Çünkü gelecekte daha sık roket fırlatmalarının, iklim üzerinde büyük ve birikimli etkileri olabileceği ve aynı zamanda insan sağlığı için tehlikeli olabileceği sonucuna varıyor.
Çalışmada, standart roket yakıtı olan RP-1’in kullanımı özellikle vurgulandı. RP-1, uzun süredir kullanılan bir roket yakıtı olmasına rağmen, temiz bir şekilde yanmıyor ve atmosferde siyah karbon adı verilen partiküller oluşturuyor. Bu da çevre ve insan sağlığı için ciddi riskler taşıyor.
Ancak umut verici bir gelişme olarak uzay endüstrisi, yeşil bir dönüşüm sürecine girdi. Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri’nde faaliyet gösteren yeni roket fırlatma şirketleri, geleneksel yakıt yerine sürdürülebilir seçenekler kullanma kararı aldı. Özellikle propan gibi temiz yanma özelliği olan yakıtlar, karbon emisyonlarını önemli ölçüde azaltabilir.
Propan, onu çok sürdürülebilir bir yakıt yapan niteliklere sahip. Birincisi, çok temiz yanıyor, yani atmosferde siyah karbon bırakmıyor. İkincisi, karbon ayak izi RP-1’e kıyasla minimum düzeyde. Exeter Üniversitesinde yapılan bir araştırma, propanın yenilenebilir formu olan biyo-propan kullanan bir “mikro fırlatıcı” roketin, benzer boyuttaki diğer roketlere kıyasla karbondioksit emisyonlarını %96’ya kadar azaltabileceği sonucuna vardı.
Ayrıca çevresel sürdürülebilirliğe odaklanan uzay üsleri ve projeler de dikkat çekiyor. İskoçya’da inşa edilen Sutherland Uzay Üssü, karbon nötr bir uzay üssü olma hedefiyle ön plana çıkıyor. Aynı zamanda Avrupa Uzay Ajansı (ESA), uzay enkazı ve çöpü sorununu çözmek için liderlik rolü üstleniyor.
Sonuç olarak uzay endüstrisi, sürdürülebilirlik konusunda önemli adımlar atmaya başladı. Bu adımların, gelecekte daha temiz ve daha sürdürülebilir bir uzay yolculuğunu destekleyeceği umuluyor.
Derleyen: Ayça Ayaz


