- Ekologlar ve biyologlar uzun zamandır tanınmayan bir başka kirlilik türünün etkilerini daha derinlemesine araştırıyor: Işık.
- İngiltere, Norveç ve İsrail’den araştırmacılar, dünya çapındaki kıyı bölgeleri için su altı ışık seviyelerini ölçerek, okyanustaki gece vakti ışık kirliliğini küresel çapta haritalandırdı.
- Denizin yüzeye yakın bölgelerinde, yapay ışığın etkisinin yaklaşık iki milyon kilometrekarelik bir alanda biyolojik tepkiye neden olacak kadar güçlü olduğu anlaşıldı.
Ay ışığıyla aydınlanan denizlerimizin uçsuz bucaksız genişliğinin ortasında, yapay ışık geceyi aydınlatır ve yüzeyi delerek parıldayan dalgaların altında bozulmaya neden olur. Kirlilik denilince akla ilk olarak okyanuslara nüfuz eden plastik ve petrol gelse de ekologlar ve biyologlar uzun zamandır tanınmayan ışık kirliliğinin etkilerini daha derinlemesine araştırıyor.
İngiliz, Norveç ve İsrailli araştırmacılardan oluşan bir ekip, dünya çapındaki kıyı bölgeleri için su altı ışık seviyelerini ölçerek, okyanusta geceleri yaşanan ışık kirliliğinin ilk kez küresel boyutta haritalandırdı.
Plymouth Deniz Laboratuvarından baş oşinograf ve deniz biyokimyacısı Tim Smyth, ışık kirliliğinin en güçlü kaynaklarını belirlemek için 2016 yılında hazırlanan gece gökyüzü parlaklığı atlasını yirmi yıllık okyanus ve atmosferik veri kayıtlarıyla birleştirmeyi gerektiren bir metodoloji kullandı. Veri hazinesi, ışık saçan fitoplankton ve tortu yaygınlığının tahmin edilmesine yardımcı olan yapay ışığın gemi ölçümlerini ve 1998’den 2017’ye kadar uzanan aylık uydu verilerini kapsıyordu. Karmaşık bilgisayar simülasyonları da çeşitli ışık dalga boylarının derinliklerde nasıl gezindiğine ışık tutmak için kullanıldı.
Veri setlerinden biri gece ışık kirliliğine odaklanırken, diğeri suyun optik özelliklerini ortaya koyan okyanus rengine odaklanıyor. Bilim insanları modeller aracılığıyla, yüzeyin üstünden gelen yapay ışığın aşağıdaki derinliklere nasıl sızdığını ve nüfuz ettiğini öngördüler. Çalışma, su altı ışık seviyelerini ölçerek, deniz türlerinin bu parlaklığa karşı potansiyel biyolojik tepkilerine bir bakış sunuyor.
Smyth, bu ışık seviyelerinin biyolojik organizmalar için kritik önemini vurguladı. Şimdiye kadar, deniz ekosistemleri üzerindeki ışık kirliliğinin etkisinin gerçek boyutu büyük ölçüde keşfedilmemiş, yeterince araştırılmamıştı.
Açık deniz petrol komplekslerinden yerleşim kıyılarına kadar, antropojenik gelişimden kaynaklanan parıltı, denizlerin derinliklerine nüfuz ederek orada yaşayan türlerin davranışlarını ve hayatta kalma kabiliyetlerini değiştirme kapasitesine sahip. Işığa karşı duyarlılık, türlere göre değiştiğinden araştırma ekibi besin zincirindeki etkiyi değerlendirmek için en küçük türlerden birine odaklandı. Küçük bir planktonik kabuklu olan kopepodlar, akşamlarını okyanus yüzeyine yakın bir yerde geçirir, gündüzleri güneşi ve kış ayını kullanarak yırtıcılardan saklandıkları derinliklere doğru yol alırlar.

Ekip, deniz suyunun en üst metrelerinde, yapay ışığın etkisinin yaklaşık iki milyon kilometrekarelik bir alanda biyolojik bir tepkiye neden olacak kadar güçlü olduğunu buldu. Ancak ışığın nüfuz etmesi yalnızca su yüzeyinin üzerindeki yoğunluğa bağlı değil; suyun optik özellikleri de durumda bir rol oynar ve bunlar mevsimsel olarak değişebilir. Örneğin, Güney Çin Denizi’nin Malezya yakınlarındaki kısımları gibi olağanüstü berrak suya sahip bölgelerde, geceleri yapay ışık 40 metreden daha derine inebilir.
Işık kirliliğinin doğa üzerindeki en tahrip edici biçimleri, açık deniz petrol ve gaz platformlarının, kıyı gelişiminin ve rüzgâr çiftliklerinin bulunduğu alanlarda ortaya çıkmakta. Ayrıca uzmanlar, şehir planlamacıları tarafından savunulan enerji tasarruflu ışık yayan diyot (LED) aydınlatmaya geçişin, istemeden de olsa deniz ekosistemleri için zorluklar yaratabileceği konusunda uyarıyor. Bir zamanlar sodyum buharlı ışıkların sıcak, kehribar tonlarıyla aydınlatılan kentsel manzaralar; artık deniz canlılarını etkileme potansiyeline sahip daha geniş bir ışık spektrumunun eşlik ettiği keskin ve delici bir mavi parıltı yayıyor.
Çalışma, bilim insanlarına ve yapay ışığın deniz yaşamı üzerindeki etkilerine ilişkin gelecekteki çalışmalara odaklanmaları gereken yerleri göstermek niteliğini taşımakta. Smyth, NASA’ya yaptığı açıklamada, çalışmanın özellikle ekosistemlerin yapay ışıktan etkilendiği alanları vurguladığını ve bunun da hızlı evrimsel değişikliklere ve adaptasyona yol açabileceğini söyledi. Bu da kesinlikle takip etmemiz gereken bir şey.
Derleyen: Serap Atabey
Günde sadece 1 TL'ye abone olarak tüm içeriklerimize sınırsız erişebilir ve bağımsız haberciliğe destek olabilirsiniz! Hemen Abone Ol





