ABD Yüksek Mahkemesi’nin seçmen haklarını koruyan yeni kararı, uzayda yaşayan ve çalışan, uluslararası eğitim alan astronotları, ailelerini ve görevlerini desteklemek için seyahat eden çok sayıda NASA çalışanını da kapsayabilir.
Detaylar Haberimizde…
Geçtiğimiz günlerde ABD Yüksek Mahkemesi, posta yoluyla gönderilen oyların, seçim gününden sonra ulaşsalar bile, seçim günü damgalanmış olmaları koşuluyla toplam oylara dahil edilebileceğine karar verdi. Bu karar, Trump yönetiminin posta yoluyla oy kullanmaya kısıtlamalar getirme çabalarının ardından geldi. Tarafsız aktivist örgüt Astronotlar Amerika İçin (Astronauts for America), yeni bir açıklamada, uzaktan oy kullanmayı destekleyen Yüksek Mahkeme kararını desteklediğini belirtti.
Emekli NASA astronotu Wendy Lawrence, Space.com’a verdiği demeçte, “Birinin anayasal oy kullanma hakkını kullanmasını zorlaştıracak engellerin konulmasını istemiyoruz” dedi. Lawrence, Astronauts for America üyesi ve ABD Donanması’nda kaptan, mühendis ve helikopter pilotu olarak görev yapmış bir gazi.
1997’den Bu Yana Oy Kullanılıyor
Uzaydan oy kullanma süreci, aslında 1997 yılında Teksas’ta kabul edilen özel bir yasa sayesinde yasal bir zemine kavuşmuştu. Astronotlar, NASA’nın Görev Kontrol Merkezi aracılığıyla kendilerine iletilen güvenli ve şifreli elektronik oy pusulalarını doldurarak yörüngeden oylarını kullanabiliyorlar. Ancak yörüngedeki astronotların yanı sıra, dünya genelindeki çeşitli fırlatma tesislerinde, takip istasyonlarında ve eğitim merkezlerinde görev yapan yüzlerce NASA personeli ile aileleri için posta yoluyla oy kullanabilmek son derece kritik bir önem taşıyor.
Yüksek Mahkeme’nin bu son kararı, sadece uzay istasyonundaki mürettebatın değil, sınırların ötesinde bilimsel araştırmalar yürüten ve görevleri nedeniyle seçim günü sandık başında fiziksel olarak bulunamayan tüm teknik personelin de demokratik süreçlere katılımını güvence altına alıyor. Bu gelişme, demokrasinin evrensel erişilebilirliğini güçlendirirken, en zorlu ve sıra dışı koşullarda bile her vatandaşın anayasal hakkının korunması gerektiğini bir kez daha net bir şekilde ortaya koyuyor.

Ne oldu?
ABD Başkanı Trump’ın Mart 2026’da çıkardığı bir başkanlık kararnamesi, posta yoluyla veya uzaktan oy kullanmaya ilişkin sınırlamalar da dahil olmak üzere, ülkedeki oylamaya bir dizi kısıtlama getirmeyi amaçlıyordu. Kararname, Amerika Birleşik Devletleri Posta Servisi’ne yalnızca seçimlerden 60 gün önce uygun posta yoluyla oy kullanacak seçmenlerin listelerini derleyip gönderen eyaletler için oy pusulalarını iletmesini emretti, posta yoluyla oy pusulalarına ek şartlar ve karmaşıklıklar getirdi ve posta yoluyla oy pusulası alabilecek kişileri sınırlamaya çalıştı.
Bu emir, oy kullanma erişimini sınırlamak için ek engeller oluşturmakla kalmadı, aynı zamanda eyaletlerin uzaktan oy kullanma için belirlediği mevcut prosedürlerle de çelişti. Ayrıca, ABD Anayasası, seçim kurallarını ve süreçlerini değiştirme yetkisini başkana değil, Kongreye vermektedir; ancak CNN’in bildirdiğine göre bu, Trump’ın seçim kurallarını değiştirmeye yönelik ilk başkanlık emri değildi.
Yetki Tartışmaları Başladı
Söz konusu kararname, federal hükümet ile eyalet yönetimleri arasında ciddi bir yetki tartışmasını da beraberinde getirdi. Birçok anayasa hukukçusu ve sivil toplum kuruluşu, bu tür kısıtlamaların anayasal hakları ihlal ettiğini ve federalizmin temel ilkelerine aykırı olduğunu savunarak kararnamenin iptali için hızlıca yargı yoluna başvurdu. Özellikle sandık güvenliği ve oy kullanma kolaylığı arasındaki hassas dengeyi bozduğu iddia edilen bu adım, kamuoyunda da geniş çaplı protestolara ve hukuki itirazlara yol açtı.
Eyaletlerin kendi seçim yasalarını belirleme konusundaki egemenlik haklarının bu şekilde bypass edilmeye çalışılması, yerel yönetimler düzeyinde de sert tepkilere neden oldu. Seçmen katılımını artırmayı hedefleyen eyalet yasaları ile bu yeni kısıtlayıcı federal direktifler arasındaki uyumsuzluk, sandık görevlilerinin ve yerel seçim kurullarının üzerinde de büyük bir idari baskı yarattı. Sonuç olarak ortaya çıkan bu karmaşa, demokratik süreçlerin şeffaflığı ve işleyişi hakkında ülke genelinde derin endişeleri tetikleyerek konunun en üst yargı organına taşınma sürecini hızlandırdı.
Yüksek Mahkeme, 5’e 4’lük bir kararla, ABD Posta Servisi’nin bu başkanlık emrini yerine getirmesini engelledi ve posta yoluyla gönderilen oyların, seçim gününden sonraki beş güne kadar ulaşmaları halinde, seçim günü damgalanmış olmaları koşuluyla sayılabileceğini açıkladı.
Lawrence, “Bu, özgür ve adil seçimler yapabilmemiz, insanların oy kullanabilme olanağına sahip olmaları ve bunun onlar için tekrar aşırı bir yük olmaması için çok önemli,” dedi.
Mahkemenin bu bıçak sırtı kararı, yargıçlar arasındaki derin görüş ayrılıklarını bir kez daha gözler önüne sererken, demokratik süreçlerin kesintisiz işlemesi adına tarihi bir dönüm noktası oldu. Kararla birlikte, posta servisindeki olası gecikmeler veya lojistik aksaklıklar nedeniyle oylarının geçersiz sayılmasından endişe eden milyonlarca seçmen rahat bir nefes aldı. Özellikle kırsal bölgelerde yaşayan vatandaşlar, yurt dışında görev yapan askeri personel ve uzaydaki astronotlar için bu beş günlük ek süre, demokratik katılımı güvence altına alan hayati bir tampon bölge oluşturdu.
Seçim güvenliğini sağlama gerekçesiyle oy verme hakkının dolaylı olarak zorlaştırılmasının önüne geçen bu emsal karar, anayasal hakların her türlü siyasi ajandanın üzerinde olduğunu bir kez daha kanıtladı. Sivil hak örgütleri ve bağımsız gözlemciler, mahkemenin bu duruşunun, gelecekte seçmen erişimini daraltmaya yönelik yapılabilecek benzer yasal veya idari girişimlere karşı da güçlü bir koruma kalkanı sağlayacağını vurguluyor.
Astronotlar da oy kullanıyor
Astronotlar için Amerika (Astronauts for America) adlı kuruluş, sosyal medyada paylaştığı bir açıklamada son karara ilişkin yorumda bulundu.
“Astronotlar Amerika İçin Derneği olarak, yargıçların özgür ve adil seçimleri güvence altına almak ve her seçmenin oy pusulasının sayılmasını sağlamak için bu kritik adımı attığını görmekten memnuniyet duyuyoruz,” denildi açıklamada. “Astronotlar olarak, bazılarımız oylarımızı uzaydan kullandık. Askeri gaziler olarak, birçoğumuz posta yoluyla oy kullanmaya güvendik. Bu geçiş süresinin onaylanması, astronotların ve diğer Amerikalıların medeni haklarını kullanabilmelerini sağlıyor.”
Açıklamada, “Oy kullanmak Amerikan demokrasimizin temel taşıdır ve bu, herkesin oy kullanma hakkına sahip olmasını sağlamaya yönelik mücadelemizde önemli bir adımdır” denildi. “”Yüksek Mahkeme kararı kutlanmalı evet, fakat biz demokrasimiz ve anayasal ilkelerimiz için mücadeleye devam etmeliyiz.””
Astronotlar onlarca yıldır düzenli olarak uzaktan oy kullanma sistemlerini kullanıyorlar: Astronotlar, Kasım 2000’den beri Uluslararası Uzay İstasyonu’nda sürekli olarak yörüngede yaşıyorlar. Astronotlar bir seçim sırasında uzayda olacaklarsa, NASA‘nın uzaktan oy kullanmalarına olanak tanıyan dijital bir sistemi var. Ancak yukarıdaki ifadede de belirtildiği gibi, astronotların uzaktan oy kullanmaya yalnızca uzay görevleri sırasında ihtiyaçları yok.
Astronot eğitimi, özellikle uluslararası iş birliği içeren bir görev söz konusu olduğunda, dünyanın dört bir yanında gerçekleşebilir. Lawrence, NASA’nın uzay mekiği programındaki görev süresi boyunca 16 ay boyunca Rusya’da tam zamanlı olarak yaşamak ve eğitim almak zorunda kaldığını paylaştı. Ayrıca, astronotlar uzaya vakum ortamında hazırlanmazlar. Eşler gibi aile üyeleri uzun süreli eğitim için onlarla birlikte seyahat edebilir ve mürettebatlı görevler için çok çeşitli görev yöneticileri ve destek personeli (ve aileleri) de uzun süreli seyahatlerde bulunmak zorunda kalabilir.
Ayrıca, Lawrence gibi many astronot, hizmet süreleri boyunca bazen yıllarca sadece uzaktan oylama yoluyla oy kullanabilen askeri gazi. Bu kural astronotların çok ötesine uzansa da, uzay sektöründe bile uzaktan oylama birçok kişinin anayasal haklarını korumuş.
Sürekli Olarak Değişime Uyum Sağlamaları Gerekiyor
Uzay keşfi ve havacılık gibi son derece dinamik sektörlerde görev alan profesyoneller, kariyerleri boyunca sürekli yer değiştirmek ve esnek çalışma koşullarına uyum sağlamak zorunda. Bu durum, sadece astronotların kendilerini değil, onlara lojistik destek sunan, görevlerin sorunsuz ilerlemesi için gece gündüz çalışan geniş bir operasyonel ekibi de doğrudan etkiliyor. Gerek Star City’deki kozmonot eğitim merkezlerinde gerekse dünyanın farklı yerlerindeki derin uzay haberleşme istasyonlarında görevli mühendisler, eğitmenler ve aileleri, demokratik haklarından mahrum kalma riskiyle her an karşı karşıya kalabilir.
Dolayısıyla, posta yoluyla oy kullanma haklarının genişletilmesi ve güvence altına alınması, bilimsel ilerlemenin arkasındaki gizli kahramanların vatandaşlık bağlarını koruması açısından kritik bir role sahip. Demokrasinin sınır tanımayan doğası, yörüngeden yeryüzündeki en ücra laboratuvarlara kadar uzanan bu geniş ekosistemde çalışan herkesin sesinin duyulmasını gerektiriyor. Mahkemenin attığı bu adım, sınırları aşan ve insanlığın geleceğini şekillendiren bu zorlu meslek gruplarına, nerede olurlarsa olsunlar kendi ülkelerinin geleceğini belirleme hakkına sahip olduklarını hatırlatan çok güçlü bir yasal güvence.
Günde sadece 1 TL'ye abone olarak tüm içeriklerimize sınırsız erişebilir ve bağımsız haberciliğe destek olabilirsiniz! Hemen Abone Ol





