Kimi filmler ödüller kazanır, gişede rekor kırar ve eleştirmenlerden tam not alır. 21. yüzyılda aşırı övgü almış bazı filmler, zamanla fazlasıyla abartılmış eserler olarak değerlendirilmeye başlanmış durumda.
Detaylar haberimizde…
Sinema dünyasında bazı yapımlar vardır ki vizyona girdikleri anda büyük ses getirir, adeta bir fenomen haline gelir. Fakat aynı filmler yıllar geçtikçe tartışmalı hale gelir; kimileri için başyapıt olan eserler, başkaları için abartılı ve olduğundan fazla değer görmüş işlerdir. Bu liste, 21. yüzyılda övgüye boğulmuş ancak farklı açılardan eleştirilen 15 filmi bir araya getiriyor. Ödüllü dramalardan dev gişe filmlerine, müzikallere ve kült kabul edilen yapımlara kadar geniş bir yelpaze sunuluyor.
- 15. Everything Everywhere All at Once (2022)
- 14. There Will Be Blood (2007)
- 13. Oppenheimer (2023)
- 12. 1917 (2019)
- 11. Dunkirk (2017)
- 10. Inglourious Basterds (2009)
- 9. No Country for Old Men (2007)
- 8. Gladiator (2000)
- 7. Guardians of the Galaxy (2014)
- 6. Avatar (2009)
- 5. Harry Potter and the Prisoner of Azkaban (2004)
- 4. La La Land (2016)
- 3. Casino Royale (2006)
- 2. Requiem for a Dream (2000)
- 1. The Banshees of Inisherin (2022)
- 21. Yüzyılın Sinema Tartışmaları
15. Everything Everywhere All at Once (2022)
Bu paralel evren temalı film, Michelle Yeoh’un canlandırdığı karakterin birçok olası hayatını inceliyor. Ancak eleştirmenlere göre film, görünürde sınır tanımayan yaratıcı kurgusuna rağmen güçlü bir anlatı disiplini barındırmıyor; sahne sahne ilerleyen hikâye, tutarlı bir bütünlükten yoksun kalıyor. Ödül sezonunda “Oscar” kazanması, filmin sinematik tutarsızlıklarını örtbas etme gücüne sahip olduğu yorumlarıyla eleştirildi.

14. There Will Be Blood (2007)
Paul Thomas Anderson’ın üç saatlik bu epik filmi, Daniel Day-Lewis’in güçlü oyunculuğuyla ön plana çıkıyor. Fakat eleştirmenler, anlatının bu oyunculuk odaklı yapısında dramatik dengelerin zayıfladığını ve karakterler arası etkileşimlerin sınırlı kaldığını savunuyor. Film, kuklavari bir hırs ve güç oyunu portresi sunarken, estetik övgülerinin derinlik eksikliği ile örtüldüğü görüşünde olanlar var.

13. Oppenheimer (2023)
Christopher Nolan’ın biyografik yaklaşımıyla sunulan film, Robert J. Oppenheimer’ın atom bombasının geliştirilişi ve vicdan çelişkileri ekseninde ilerliyor. Ancak eleştirmenler, Nolan’ın “grandios” üslubunun filmi abartılı bir prodüksiyon haline getirdiğini; anlatının ağır dramatik tonunun dozajı kaçırdığını ve duygusal yaklaşımın yüzeyselliğe yaklaştığını iddia ediyor.

12. 1917 (2019)
Tek plan hissi veren görüntü yönetimiyle büyük ilgi gören savaş filmi, sinema tekniği açısından yenilikçi. Buna karşın, hikâye akışının “sürekli koşan askerler” üzerine kurulu olması, duygusal bağ kurmayı zorlaştırıyor. Görsel başarıların, dramatik boşlukları gizleyemediği eleştiriliyor.

11. Dunkirk (2017)
Nolan’ın bir diğer filmi olan Dunkirk, II. Dünya Savaşı’nın bu önemli sahnesini sahnelemek isterken, askeri tarihsel bağlamı ve dramatik yükü azaltan kitle boyutu ve karakter derinliği eksiklikleri nedeniyle eleştirildi. Oyuncu seçimi ve sahne tasarımı, eleştirmenlere göre tarihi gerçekliği gölgeliyor.

10. Inglourious Basterds (2009)
Tarantino’nun alternatif savaş tarihi yorumu, ironik dili ve unutulmaz sahneleriyle hafızalara kazındı. Yine de kimi eleştiriler, filmin ton dengesizliği yaşadığını ve tarihi olayları fazla hafife alan bir bakış açısı taşıdığını öne sürüyor.

9. No Country for Old Men (2007)
Gerilim dozu yüksek bu film, güçlü atmosferiyle beğeni topladı. Fakat bazı yorumcular, hikâyede yan karakterlerin ve önemli olayların göz ardı edilmesi nedeniyle dramatik bütünlüğün tam olarak sağlanamadığını düşünüyor. Özellikle final bölümü, seyirciyi tatmin etmeyen bir tercih olarak anılıyor.

8. Gladiator (2000)
Epik savaş sahneleri ve görkemli dekorlarıyla öne çıkan film, döneminin en dikkat çeken yapımlarındandı. Ancak hikâyenin klişelere sıkışması ve karakterlerin tek boyutlu kalması, filmin etkisini azaltan noktalar arasında sayılıyor.

7. Guardians of the Galaxy (2014)
Marvel evreninin en eğlenceli filmlerinden biri olarak lanse edilen yapım, retro müzikleri ve mizahi diliyle farklılaştı. Yine de sürekli gönderme ve esprilere yaslanan anlatının, karakter gelişimini gölgede bıraktığı düşünülüyor.

6. Avatar (2009)
Yayınlandığı dönemde 3D teknolojisiyle çığır açan film, görsel bir şölen sundu. Ancak temel hikâyenin basitliği ve karakterlerin yüzeysel kalması, Avatar’ı “görselliğiyle büyüleyen ama derinlikten yoksun” bir eser olarak nitelendiren eleştirileri beraberinde getirdi.

5. Harry Potter and the Prisoner of Azkaban (2004)
Serinin en sanatsal dokunuşlardan birine sahip filmi olarak övülse de, bazı izleyiciler filmde enerjinin düşük olduğunu düşünüyor. Yönetmenin karanlık atmosfer tercihi, Potter evrenindeki sihirli enerjiyi yeterince yansıtmadığı gerekçesiyle eleştiriliyo

4. La La Land (2016)
Müzikal unsurları, performanslar ve sinema sevgisiyle tebrik edilen film, makalede “özgünlük iddiasıyle gelen fazlalık” eleştirisine maruz kalıyor. Övgülerle beraber, özgün melodiler ve ritim kullanımlarında zayıflık, “kendi hakkındaki övünücü tavrı” nedeniyle eleştirildiği ileri sürülüyor.

3. Casino Royale (2006)
James Bond karakterine yeni bir soluk getiren film, daha ciddi ve karanlık tonu ile öne çıktı. Fakat bu yaklaşım, serinin alışılagelmiş zarif mizahını ve cazibesini geri planda bıraktığı için eleştirildi. Bond’un kişiliğinin “aksiyon makinesi”ne indirgenmiş olduğu savunuluyor.

2. Requiem for a Dream (2000)
Bağımlılık temalı bu film, vizyoner anlatımıyla göze çarpsa da; makalede, Darren Aronofsky’nin yaklaşımının “ağır melodramatik dozajları” ve acı çekme estetiği üzerine kurulu dramatizasyon eleştiriliyor. Film, duygusal ağır yükünü derinliksiz bir vicdan sunumuna indirgeyen bir yapı olarak görülüyor.

1. The Banshees of Inisherin (2022)
21. Yüzyılın tartışmalı filmleri listesinde bir numara olarak gösterilen film, Martin McDonagh’ın İrlanda’yı tropik bir romantizm fikriyle sunuşuyla eleştiriliyor. Eleştirmenlere göre film, ”Oirish” klişeleriyle dolu bir evrenle seyirciyi tanıdık romantik stereotiplere davet ediyor; derin çatışmalar ya da yenilikçi anlatım biçimi yerine, İrlanda kültürüne basmakalıp bir bakış açısı dayatılıyor.

21. Yüzyılın Sinema Tartışmaları
Her biri farklı türlerde olsa da 21. yüzyılın en tartışmalıları olarak görülen bu filmler, zamanında eleştirmenlerden ve izleyicilerden yoğun övgüler aldı. Ancak üzerinden yıllar geçtikçe aynı yapımlar, abartıldığı düşünülen eksiklikleriyle gündeme gelmeye başladı. Sinemanın öznel bir sanat olduğu unutulmazken, bu liste “başyapıt” kabul edilen filmlerin bile tartışmaya açık olduğunu gösteriyor.
Derleyen: Merve Tuncel


