Henüz Gerçekleşmemiş 5 Teknoloji Devrimi

Gökyüzü neden insansız hava araçları tarafından karartılmıyor? Neden hala yazar kasalar var? Tüm satış işlerini robotlar mı üstlenecek? Bu örnekler ve daha fazlasının cevaplarını değerlendiriyoruz.

Her gün uğradığınız perakende mağazalarını terk etmenin, envanterinizi sanal dünyaya (metaverse) taşımanın, personelinizi robotlarla değiştirmenin, nakitten kripto paraya geçmenin ve tüm kârınızı birtakım blok zincirlere yatırmanın zamanı gelmiş ve geçiyor olabilir. Ancak bunu yapmadan önce, henüz gerçekleşmemiş tüm teknolojik ütopyaları düşünmek için durmakta fayda var. Çünkü operasyonel karmaşıklık, düşük kar marjları ve tatmin etmenin pek de kolay olmadığı zor beğenen tüketicilerin memnuniyeti, perakendeyi hem gerçekçi hem de ütopik yeni teknolojilerin pazarlanması için ideal bir sektör haline getiriyor. 

Gerek sektördeki dalgalanmalar gerekse Amazon’un son on yıldaki hızlı büyümesiyle ilgili artan endişeler, yeni envanter yönetimi sistemleri gibi akıllı teknolojileri benimsemenin yanı sıra hayata geçmeyen çok sayıda gösterişli deneye yol açtı. Bunlardan bazılarının piyasaya çıkması veya kullanıcılar tarafından benimsenmesi başlangıçta düşünülenden daha uzun zaman aldı. Diğerleri ise reklamı yapılandan daha az kullanışlı veya daha az yararlı oldu.

Son birkaç yıldır perakende takipçilerini ve sektördekileri heyecanlandıran birden fazla teknolojik gelişme var. Ancak destekçilerin ve tekno-iyimserlerin beklediğinden biraz daha uzun süren ve bir zamanlar düşünüldüğü gibi asla ilerlemeyebilecek birkaç teknolojik devrimi sizlere sunuyoruz.

1. Just-Walk-Out’un Sürüncemesi

Eylül 2018’de Bloomberg, “Amazon, 2021’e kadar 3000 yeni kasiyersiz mağaza planlıyor” başlıklı bir haber yayımlandı. O zamanlar e-ticaret devi, miniGo mağazalarından yalnızca iki elin parmakları kadarına sahipti. Ana satış konseptlerinden biri, müşterilerin ürünleriyle birlikte mağazadan çıkıp gitmelerine olanak tanıyan, hızlı çıkma/ödeme teknolojisiydi. Bu mağazada, bir kasa sırasında veya otomatik ödeme noktasında beklemek yok. İçeri gir, erzaklarını topla ve dışarı çık. Söz konusu böyle bir genişleme, Amazon’u neredeyse bir gecede en büyük market operatörlerinden biri haline getirebilirdi ama bu hiç olmadı. (Bu yazının yazıldığı sırada Amazon’un bünyesinde yalnızca 27 AmazonGo bulunuyor.)

Öte yandan kasiyersiz ödeme teknolojisinin yayılması AmazonGo’dan daha geniş bir hale geldi, ancak o kadar da geniş değil. Kasiyersiz ödeme teknolojisini içeren ve çoğu büyük ve zengin pazara hitap eden Amazon Fresh Market konsepti, bugün 40’tan fazla yeni lokasyonuna sahip. Bunların içerisine bu yıl ABD’li gıda marketi Whole Foods da eklendi. 

Amazon, teknolojinin tek üreticisi değil. Onun gibi sektörde varlık gösteren diğerleri de hızlı çıkma/ödeme sistemleri geliştirdi. Öyle olsa bile, bu marketler henüz her yerde bulunmadığı gibi çok da yaygınlaşmadı.

Peki ne oldu? Neden bu teknoloji, alışverişin ödemeye gelindiği o sırasında birkaç düğmeye bile basılmadığı, sorunsuz bir rahatlığın ütopyası haline gelmedi? Gerçeklik ile bu sözde temassız alışveriş biçiminin kitlesel olarak benimsenmesi arasında birkaç engel var. 

Yakın zamanda yayımlanan bir makalede, müşteriler açısından, teknolojinin benimsenmesi için daha fazla zamana ihtiyaç duyulduğu, kısacası “biraz sabretmek’’ gerekebileceği belirtildi. Müşterilerin bu teknolojiyi benimseyen marketlerde hatasız iade endişesi ve marketlerce sistemsel hatadan kaynaklı yüksek bir maliyetin karşılanması sorunları da perakendecilerin teknolojiyi kullanmasını engelleyebilir. Ayrıca, büyüme vaadiyle sunulan bu yeni teknolojinin küçültmeye gitme endişesi taşıyan perakendecilere karşı bu vaadi yerine getirip getirmediği henüz cevaplanmamış bir soru olarak varlığını koruyor.

2. Alexa, Alışverişi Bize Bırakmaya Ne Dersin?

Sadece hızlı ödeme teknolojisi değil sanal asistan Alexa aracılığıyla alışveriş yapmak da müşteriler için rahatlık sunan bir devrim vaat ediyordu. Bir arama çubuğuna kelimeler yazıp dijital bir kasadan geçmek yerine, çevrim içi alışverişin görünüşte zahmetli tüm işlerini, Alexa, Siri veya Google sizin yerinize yapabilir. Söz konusu akıllı hoparlörler ve sesli asistanlar (algoritmik, kurumsal kontrollü) sizin için kişisel alışverişçiler ve stilistler olarak hareket edebilir. Ancak müşterinin hedef ve tercihlerine bağlı olarak sesli alışveriş, sözel doğasından başlayarak temel özellikleri aracılığıyla bir dizi yeni, istenmeyen yanlış anlaşılmaları da beraberinde getirebilir.

2018’de yapılan bir araştırma, sesli asistan kullanıcılarının %35’inin teknoloji aracılığıyla ürün satın aldığını ortaya koydu. Üstelik araştırma, tüketicilerin %40′ının teknolojiyi mobil uygulamalar ve web sitelerine alternatif bir satın alma biçimi olarak kullanacağını öngörüyor. 

Bu demek oluyor ki, sesli asistanlar, tekrarlanan satın alımlarda zamandan ve emekten tasarruf sağlayabilir. AlixPartners’ın perakende genel müdürü olan Adam Pressman, bir röportajda sesli alışverişin, internet alışveriş işlemleri için daha çekici bir seçenek olabileceğini söyledi. Pressman, “Engelle daha fazla karşılaştığınız yer keşif, arama, tarama ve karşılaştırma kısmıdır.” dedi.

Günümüzde birçok web sitesinde yeniden sıralama, arama, tarama ve karşılaştırma yapmak hem kolay hem de etkilidir. Sitede önceden kayıtlı bir müşteri için hızlı ödeme bilgileri varsa bu süreç bir dakikadan da az sürebilir. Bu kadar basit işler için birçok tüketici sesle alışveriş yapmakla ilgilenmeyebilir.

Buna karşın Amazon, kendi teknolojisini sanki yeniden düşünüyor. Çünkü şirketin, Alexa da dahil olmak üzere cihaz bölümüne odaklanarak şimdiye kadar bünyesindeki yaklaşık 10.000 çalışanını işten çıkardığı bildiriliyor.

3. Hazır Kıta Drone’lar

2017, 2018 patent dosyalarına bakıldığında, Amazon ve rakiplerinin e-ticaret teslimatı için en bilim kurgu benzeri konseptleri ilk kimin bulabileceğine dair bir yarışmaya girdiğini gözlemleyebiliriz. 

Örneğin Amazon, varsayımsal olarak 45.000 fitte yüzecek ve dronların sipariş verirken yakındaki müşterilere paket servis etmesi için bir fırlatma istasyonu görevi görecek keşif balonu benzeri bir hava ikmal merkezi (arı kovanı) dahil olmak üzere bazı henüz gerçekleşmemiş devrimsel ürünlerini tescil etti.

2013 yılında Jeff Bezos, Amazon’un insansız hava aracı teslimat sisteminin beş yıl içinde işler hale gelebileceğini öngörmüştü. Ancak Bezos’un bu cesur açıklamayı yapmasından bu yana neredeyse 10 yıl geçti. Buna karşın Amazon ve diğerleri hâlâ erken aşamalarında olan teknolojileri ve sistemleri test ediyor. Tüketicilerin büyük çoğunluğu için pratikte, paketler hala insanlar tarafından kamyonlara bırakılıyor ve bu kamyonlar da insansız sürülemiyor.

Teslimat için dronların kullanılması büyük olasılıkla koşullara bağlı olacak. Adam Pressman, “Ürünün değeri, ihtiyacın aciliyeti, teslimatın güvenliği gibi kullanım durumu, bunların hepsinin hesaba katılması gerekir.” dedi.

Aciliyet ve değerin yüksek olduğu ilaçlar gibi satın alımlar, drone kullanımını diğerlerinden daha fazla haklı çıkarabilir. Pressman’a göre, insansız hava araçlarının konuşlandırılmasının genel bir ürünün bir parçası mı yoksa temel bir özellik mi olduğu da alımlarında bir faktör olacak. “Bunun günlük hayatta nerede bir bileşeni olacağını görebiliyorum, ancak bunun birincil araç mı yoksa tamamlayıcı bir araç mı olacağı henüz net değil.” diye ekledi. 

Öte yandan, Walmart’ın ABD’de inovasyon ve otomasyondan sorumlu kıdemli başkan yardımcısı David Guggina, şirketin yıl sonuna kadar perakendeciye drone ile yılda 1 milyon paket teslim etme yeteneği kazandıracak 30’dan fazla drone teslimat sitesi eklemek için DroneUp ile çalıştığını söyledi.

Amazon, hala gelişmekte olan drone teslimat programı için bu yıl Teksas ve Kaliforniya’da iki şehre yeni konumlar sağlayarak programı hizmete soktu. Şirket ayrıca 2024 yılında hizmete girmesi planlanan yeni bir teslimat uçağı modelini tanıttı.

Yaşanan tüm aksiliklere ve uzayan zaman dilimine rağmen drone ile teslimat konusunda çalışmalar devam ediyor. Test veya süreçte yenilik yapan bir unsur olmadan ilerlemek zor diyebiliriz.

4. Başarısız Bir Robot Ayaklanması

Beş yıldan daha uzun bir süre önce, Retail Dive personeli, SoftBank Group tarafından geliştirilen dört ayaklı bir insansı robot olan Pepper ile 2017’de National Retail Federation (NRF’nin) programında kongre salonunda karşı karşıya geldi. Pepper, o zamana kadar dünyanın dört bir yanındaki 70’ten fazla ülkede mağazalarda çoktan konuşlandırılmıştı. Geliştiricileri, müşterilerle olan etkileşimlerinin sayısını duyurdu.

SoftBank Robotics’in genel müdürü Steve Carlin, Retail Dive’a verdiği demeçte, “Öyleyse tahminde bulunabilirsiniz. Pepper yalnızca sizi muallakta kaldığınız anda yönlendirmekle kalmaz, aynı zamanda kaç kişinin geçtiğini, kaç kişinin meşgul olduğunu ve ne kadar süreyle meşgul olduklarını da hesaplayabilir.” dedi. Ayrıca “Yerleşik duygusal yazılımı sayesinde mutlu olup olmadığınızı anlamak için yüz ifadenizi ölçebilir, böylece artık bu izlenimleri derecelendirmeye başlayabilirsiniz.’’ diye ekledi.

İncelikli müşteri deneyiminin (UX) yanı sıra teknoloji, çalışanları daha anlamlı ve değerli görevler için serbest bırakırken, robot (Pepper) diğer önemsiz işleri üstleniyordu. Adil olmak gerekirse, onlarca yıldır pek çok ezberci görevi üstlenen otomasyon süreci (RPA) her zaman böyle olmuştur.

Pepper mağazalarda yaygınlaşmadı, ancak robot kardeşleri son zamanlarda bazı ilerlemeler kaydetti. Örneğin bir işletme, envanteri kontrol etmek ve yerleri temizlemek için bu robotları kullandı.

5. Kağıt Kitaplar: Bozulamazlar

Basılı kitap bir zamanlar kendi başına yıkıcı bir teknolojiydi. Dijital çağda, kağıt kitaplar ve onları satan kitapçılar, pek çok teknoloji uzmanı ve analistin düşünebileceğinden daha sağlam ve bir kenara atılması daha zor olduğunu kanıtladı.

Ancak ABD’li ünlü kitapçı Borders’ın iflası ve diğer kapanışlarla birlikte kitap perakende satışında bir daralma oldu. İstatistiklere göre ABD’de kitapçıların sayısı 1998 ile 2019 arasında yaklaşık yarı yarıya azaldı. Bu durum, bilindiği gibi bir internet kitapçısı olarak başlayan Amazon’daki olağanüstü büyümeyle aynı zamana denk geliyor. Sebep-sonuç ilişkisi ne olursa olsun, Amazon’un kağıt kitapları ucuza göndermesi, şirketin e-okuyucu (Kindle) ve e-kitap işinden ziyade kitap perakendeciliği için daha belirgin bir yıkıcı güç olabilir.

Önceki yıllarda bazı analistler, e-kitapların 2010’ların ortalarında basılı kitaplarla eşleşeceğini veya onu geçeceğini tahmin etmişti.  Gerçekte olduğu gibi, e-kitapların birim satışları, 2013’ten sonra yıllarca büyümeden yoluna devam etti. 2020’de, pandemi sırasında perakende mağazalarının yaygın şekilde kapanması nedeniyle bir artış yaşadı ancak bağımsız pazar araştırma şirketi NPD Group’a göre 2021’de satışlar yeniden düştü. Geçen yılın ilk yarısında, e-kitaplar, tüm kitap satışlarının beşte birinden daha azını oluşturdu ve bu da onları basılı kitapların satışından büyük ölçüde geride bıraktı. Filmler, müzik ve video oyunları dahil olmak üzere diğer mecraların dijitalleştirilmesini düşünürseniz bu bilgi perakende için önemli çünkü bağımsız kitapçıların safları aslında pandemi başladığından beri büyüdü.

Bir perakende ürünü, zevk ve bilgi aracı olarak, basılı/kâğıt kitaplar ve onları satan fiziksel mağazalar belki de basit bir nedenden dolayı yani fiziksel kitapların kıvrılması daha eğlenceli olduğundan yıkıcı teknolojiye dayanıklı olduklarını kanıtladılar. 

Derleyen: Muhammed Bayar

En Son

Project Hail Mary: NASA Bilimi Bilim Kurgunun Gerçek Sınırlarını Zorluyor mu?

*Project Hail Mary* ile yeniden gündeme gelen derin uzay yolculuğu ve NASA’nın gerçek bilimsel çalışmaları, bilim kurgu ile gerçeklik arasındaki sınırın aslında ne kadar ince olduğunu bir kez daha tartışmaya açıyor.

Avatar Video Oyunu O Kadar İyi ki Filmlere Gerek Kalmayabilir

Avatar evreni uzun süredir sinema ile özdeşleşmiş olsa da, yeni video oyunu deneyimi bu dünyayı izlemekten çıkarıp doğrudan yaşanabilir bir gerçekliğe dönüştürerek filmlerin rolünü bile sorgulatıyor.

Bu Ay İzleyebileceğiniz En İyi 10 Dizi

Dijital platformların içerik bombardımanına dönüştüğü günümüzde, gerçekten izlemeye değer dizileri seçmek her zamankinden daha zor hale gelirken, öne çıkan yapımlar izleyicilere güçlü ve unutulmaz deneyimler sunmayı başarıyor.

Yılın En Aptalca Hack’i Çok Gerçek Bir Sorunu Ortaya Çıkardı

Silikon Vadisi’nde yaya geçidi butonlarının hacklenmesiyle ortaya çıkan tuhaf olay, ilk bakışta basit bir şaka gibi görünse de aslında modern şehirlerin siber güvenlik konusunda ne kadar savunmasız olduğunu gözler önüne serdi.

Bültene Kaydol

Üye Özel

Yapay Zekâ Damgası: Dünyanın Prestijli Girişim Gününde 16 Çarpıcı Startup

Y Combinator’ın Winter 2026 Demo Day etkinliğinde tanıtılan yaklaşık 190 girişim arasından öne çıkan 16 startup, yapay zekânın farklı sektörlerde nasıl dönüştürücü bir rol üstlendiğini gözler önüne serdi. Hukuktan sağlığa, güvenlikten enerjiye uzanan projeler dikkat çekti.

Kagi’nin İnsan Odaklı İnterneti: ‘Küçük Web’le Tanışın

Kagi’nin ‘Küçük Web’ girişimi, interneti sadece insanlar tarafından yazılmış içeriklerle keşfetmeye odaklanıyor. Kişisel bloglar, bağımsız videolar ve web çizgi romanları, mobil ve web uygulamaları üzerinden daha erişilebilir hâle geliyor.

Yapay Zekâyla Konuşmanın Doğru Yolu

Yapay zekâya “lütfen” demek işe yarıyor mu? Onu tehdit etmek mi, yoksa bir bilim kurgu dizisindeki karakter gibi konuşturmak mı daha etkili? Uzmanlara göre sohbet robotlarından daha iyi sonuç almanın yolu sandığınız kadar gizemli değil.

LGBTQ+ Sporcular 2026 Kış Olimpiyat Oyunlarında Ön Planda Olacak

Açık kimlikleriyle LGBTQ+ olan yaklaşık 50 Olimpiyat sporcusu, konuşma ve yarışma hakları saldırı altında olmasına rağmen Kış Olimpiyat Oyunları boyunca çeşitli etkinliklerde yer alıyor.

Kripto Parayla Finanse Edilen İnsan Ticareti Hızla Artıyor

Tahminlere göre, fuhuş ve dolandırıcılık amacıyla insan ticareti işlemlerinde kripto para birimlerinin kullanımı 2025 yılında neredeyse iki katına çıktı.
Muhammed Bayar
Muhammed Bayarhttp://dijitaliyidir.com
Yeni teknolojiler eski nesil için yıkıcı fakat yeni nesil onu yapıcı bir şekilde kullanarak dönüşümü başlatacak. Bu anlamda böyle bir dönemin tanığı olmak çok değerli. Bence dijital, insanı olduğundan daha değerli hissettirdiği için iyidir.

- dijitaliyidir Sponsor Desteği -

spot_imgspot_img

Project Hail Mary: NASA Bilimi Bilim Kurgunun Gerçek Sınırlarını Zorluyor mu?

*Project Hail Mary* ile yeniden gündeme gelen derin uzay yolculuğu ve NASA’nın gerçek bilimsel çalışmaları, bilim kurgu ile gerçeklik arasındaki sınırın aslında ne kadar ince olduğunu bir kez daha tartışmaya açıyor.

Bu Ay İzleyebileceğiniz En İyi 10 Dizi

Dijital platformların içerik bombardımanına dönüştüğü günümüzde, gerçekten izlemeye değer dizileri seçmek her zamankinden daha zor hale gelirken, öne çıkan yapımlar izleyicilere güçlü ve unutulmaz deneyimler sunmayı başarıyor.