Harvard Üniversitesinde yapılan yeni araştırmalar, yüz tanıma yetisini engelleyen bilişsel bir bozukluk olan gelişimsel prosopagnoyanın düşünüldüğünden daha yaygın olabileceğini gösteriyor.
Birisi tanıdık bir yüze baktığında beyninin burun, gözler, ağız, çene ve yanakları bir kimlikle eşleştirmesi için yarım saniyeden az bir süre gerekli. Bu süper güç benzeri içgüdü, çoğumuz için düşünmeden kolaylıkla gerçekleşir. Ancak herkesin bu lükse sahip olmadığı durumlar da var.
Gelişimsel prosopagnozi olarak bilinen ve tanıdık yüzlerin yabancı göründüğü veya yabancı yüzlerin çekici şekilde tanıdık göründüğü bir şaşırtıcı durumla bütün hayatları boyunca mücadele eden bazı insanlar var. Sözde yüz körlüğüne sahip olan bu kişiler, kendilerini bile aynada tanıyamazlar.
Bugün, çoğu tahmin Dünya nüfusunun yaklaşık %2 ila %2,5’inin bu bilişsel bozukluğun herhangi bir formuna sahip olduğunu öngörüyor. Ancak Harvard Üniversitesinden yeni bir araştırmaya göre yüz körlüğü, düşündüğümüz kadar nadir olmayabilir.
Son yıllarda bu durumun medyada daha fazla ilgi görmesiyle birlikte daha fazla insan kendi yüz körlüğü ile ilgili kişisel mücadelelerini ifade etmek için ortaya çıktı. Doğuştan yüz körlüğüne sahip olduğunu düşünenlerin yarısından fazlası en yaygın tanı kriterlerini karşılamıyor. Nüfus düzeyinde açıkça ortaya çıkan hafif vakalar araştırmalara dahil edilmiyor.
Araştırmacılar, yüz tanıma testleri ve anketleri uygulayarak 3100’den fazla yetişkin katılımcı ile yaptıkları araştırmada oldukça düşük puan alan bir grup buldular.
Yüz körlüğü için kullanılan tanı kriterlerine bağlı olarak hastalığın yaygınlığı %0,13 ila %5,42 arasında değişebiliyor.
Bugün, en yaygın teşhis standartları oldukça katı ve genellikle kendini raporlama ve objektif testlerin bir kombinasyonunu içeriyor. Harvard’ın çalışmasında, bu katı eşik neredeyse %1 teşhis oranı üretti.
Bulgular otizm, multipl skleroz ve diğer gelişimsel bozukluklar gibi yüz körlüğünün de bir spektrumda var olduğunu gösteriyor.
Harvard’daki araştırmacılar, ciddi prosopagnoya olan 31 kişiyi ve hafif prosopagnoya olan 72 kişiyi belirlediler. Toplamda bu durum, tüm örneklemin %3’ünü temsil ediyor.
Nüfus düzeyinde bakıldığında ise yaklaşık 10 milyon Amerikalı yüz körlüğünden muzdarip olabilir. Psikiyatrist Joseph DeGutis’e göre “Bu birkaç açıdan önemlidir. İlk olarak, çoğu araştırmacı aşırı katı tanı ölçütleri kullanmış ve günlük yaşamda önemli yüz tanıma sorunları olan birçok insanın yanlışlıkla prosopagnoya olmadıkları söylenmiştir.”
Harvard’daki bilim insanlarına göre gelişimsel yüz körlüğünü araştıranlar bundan böyle iki standartlaştırılmış bozukluk kesimini kullanmalılar: Biri önemli vakalar için, diğeri ise hafif vakalar için. En azından daha mekanik olarak temellendirilmiş kesimler tespit edilene kadar.
DeGutis konuya ilişkin fikirlerini, “Teşhisin genişletilmesi önemlidir. Hafif bir formu olsa bile gerçek objektif kanıtlara sahip olduğunuzu bilmek, önemli meslektaşlarınıza söylemek veya tedavi aramak gibi günlük yaşamdaki olumsuz etkilerini azaltmak için adımlar atmanıza yardımcı olabilir.” cümleleriyle ifade ediyor.
Hafif derecede yüz körlüğü olan kişilerin bilişsel eğitim ve tedaviden daha fazla faydalanma şansı bile var. Artık bu durumları da hesaba katmanın zamanı geldi.
Derleyen: Eliz Canyurt


