Endüstri ve perakende sektöründe küçülme, sessiz istifa ve teknolojiyi yönlendiren yapay zekâ entegrasyonu… 2023 yılının ilk çeyreği geride kalırken işletmeler için pazarlama içgörülerini şekillendiren 5 trend, toplantı odalarında konuşulmaya başladı.
Dünya benzeri görülmemiş bir ekonomik belirsizlik dönemine doğru ilerliyor. Gerek savaş, ekolojik veya politik sebepler gerekse ekonomik daralma, hükûmet ve şirketleri atacakları adımı bir kez daha düşünmeye sevk ediyor. Özellikle büyük teknoloji şirketleri bir taraftan yapay zekânın otomasyonu ile ilgilenirken diğer taraftan işten çıkarma yarışına giriyor. Adeta bir tavşan ile tazı oyunu, önümüzdeki ayların nasıl şekillebileceğine dair bir ipucu taşıyor.
İş gücü zorluklarının üstesinden gelmek için becerilere yatırım yapmak
Şirketlerin toplantı odalarında konuşulmaya başlanan konuların başını ‘’becerilere yatırım yapmak’’ çekiyor. Daralan ekonomiler, iş gücü piyasasının yaşadığı zorluklar, büyük çaplı işten çıkarma gibi haberlerin sayısı arttıkça büyümenin unutulma endişesi şirketleri harekete geçirmiş durumda. Özellikle değişen iş gücü dinamikleriyle başa çıkmakta zorlanılırken yapılması elzem olan işlerin yapay zekâ ile desteklenebileceği aşikar. Bu durumda söz konusu yapay zekâ mühendislerinden demircilere, veterinerlerden öğretmenlere kadar her türden kişilerin becerilerine odaklamak şart. Dolayısıyla önümüzdeki dönemde şirketleri; problem çözme, strateji ve çatışma çözümü, yaratıcılık gibi sosyal becerilerin ön plana çıkacağı farklı istihdam modellerini denerken göreceğiz gibi gözüküyor.
Yapay zekâ, nesnelerin interneti, dijital ikizler
Son sürüm teknolojiler, büyük teknoloji şirketlerinin şimdiye kadar hiç olmadığı bir ilgiye mazhar olmalarına olanak sağladı. Özellikle yapay zekâ teknolojisinin hayatın her alanına entegre edilebilecek olması, önümüzdeki dönemin yeni çağının işaret fişeği gibi algılanıyor. Bununla birlikte akıllı telefonlardan sonra yaygınlaşması beklenen akıllı aletlerle donatılmış evler ve kentler, internetin gelecek tahayyülünü kapladığını şimdiden gösteriyor. İnternet ile verilerin kaydedilmesi, saklanması gibi durumların bir diğer yenilik olan dijital ikiz teknolojisine kapı aralaması da yine şirketlerin önümüzdeki dönemi planlarken kullanacakları envanterden birkaçı olacak.
Devam eden tedarik zinciri kesintisi
Covid-19 pandemisi sırasında yaşanan sorunlar, 2023 yılı boyunca da devam edecek gibi görünüyor. Rusya-Ukrayna savaşı, enflasyon, jeopolitik sorunlar gibi ortaya çıkan veya halihazırda var olan Çin ile Batı arasındaki gerilimler, siber suçlar, uluslararası yaptırımlar ve giderek artan aşırı hava olayları dahil olmak üzere iklimle ilgili sorunlar, imalat ve endüstriyel faaliyeti besleyen küresel tedarik zincirlerinde malların ve üretimin hareketini etkilemeye devam edecek. Yeni yaşanabilecek sıkıntılara karşı şirketlerin alabileceği önlemler öncelikli olarak tedarik zinciri yönetimi olacak. Söz konusu tedarik zinciri yönetiminin de yapay zekâ ile geliştirilecek bir otomasyon sisteminin çözümü ile mümkün olduğu öngörülüyor.
Üretimde net sıfır, ESG ve sürdürülebilirlik
Çevre ve çevresel konular söz konusu olduğunda şirketler için çevresel, sosyal ve yönetişimsel uygulamalar(ESG) son derece büyük önem taşıyor. İklim ve onunla birlikte gelişen diğer krizler, yeni ve her daim olması gereken trendin doğaya uyumlu, sürdürülebilir iş modelleri olması gerektiğini gösteriyor. Keza son yıllarda dünyada gelişen hassasiyet ve politik tutum, kural bazlı yaptırımları içeren karbon yasalarının da oluşmasını sağlamış durumda. Şirketlerin, yeni yıl ile birlikte önümüzdeki dönemlerde faaliyetlerini sıfır karbon emisyonu planına göre şekillendirmesi ve sürdürülebilir bir iş modeli geliştirmesi bekleniyor.
Merkezi olmayan üretim
Son olarak, konuşulan konulardan biri de merkezi olmayan üretimler olarak öne çıkıyor. Merkezi olmayan üretimin arkasındaki konsept, ürünlerin nihai olarak kullanılacakları yere mümkün olduğunca yakın inşa edilmesi gerektiğidir. Bu, merkezi merkezlerde üretilip ülkeler veya dünya çapında son tüketiciye nakledilmesinin tersidir. Nakliye, lojistik ve dağıtımdan kaynaklanan israfı ortadan kaldırarak üreticilerin net sıfır ve ESG hedeflerine ulaşmalarına yardımcı olmanın yanı sıra, depolama maliyetlerini azaltabilir, ürünlerin müşterilerin ellerine teslimini hızlandırabilir ve özelleştirme ve kişiselleştirmeyi mümkün kılabilir. BM’nin sürdürülebilir kalkınma amaçlarından sorumlu üretim ve tüketim hedefleri doğrultusunda hareket etmeyi planlayan şirketlerin önümüzdeki dönemlerde merkezi olmayan üretim modellerini uygulamaya koymaları ve yaygınlaştırmaları bekleniyor.
Derleyen: Muhammed Bayar


