Sinir bilimciler, bu hafıza yanılsamasının sağlıksız bir beynin ve hafıza hatasının işareti olmadığını belirlediler. St. Andrews Üniversitesinde kıdemli psikoloji öğretim görevlisi olan Dr. Akira O’Connor’ın iddia ettiği üzere déjà vu, beynin ön bölgeleri yanlış bir hafızayı düzeltmeye çalıştığında meydana gelir.
O’Connor gibi uzmanlar, déjà vu’nun yalnızca bir aşinalık duygusu olmadığını, aynı zamanda bu duyguların üst bilişsel olarak yanlış yere yerleştirildiğini kabul etmekte.
O’Connor, “Déjà vu, temel olarak aşinalık hissi ile aşinalığın yanlış olduğunun farkındalığı arasındaki bir çatışmadır. Ve déjà vu’yu diğer anılarla karşılaştırıldığınızda onu bu kadar benzersiz kılan şey, kandırıldığınızın farkındalığıdır.” diye açıklıyor.
“Sağlıklı insanların çoğu, aşinalık hissine inanmaya ve davranışlarını değiştirmeye meyilli değil, Matrix’teki Neo gibi, mantıksal olarak bir şeylerin doğru olmadığını biliyorlar.”
Çoğu uzman, insanların büyük çoğunluğunun, déjà vu yaşamasını iyi bir şey olarak değerlendiriyor. Déjà vu’yu, gerçekleri kontrol eden beyin bölgelerinin iyi çalıştığının ve olayları yanlış hatırlamanızı engellediğinin bir işareti olarak açıklıyorlar.
Ne yazık ki, déjà vu sırasında beyinde tam olarak ne olduğunu açıklayan, üzerinde anlaşmaya varılmış tek bir model yok. Bununla birlikte, ana teorilerin çoğu aynı fikri paylaşıyor; Déjà vu, zihnin ön bölgeleri, beyin tarafından beslendiğinde meydana gelir. Beynin ön karar alma alanları, sinyalin mümkün olanla tutarlı olup olmadığını etkili bir şekilde kontrol eder.
O’Connor, sağlıklı bir kişinin ortalama olarak ayda bir déjà vu yaşayacağını tahmin etse de birkaç faktör bu hissi hissetme şansınızı artırabilir.
Yorgun veya stresli zamanlarınızda beynin, iç nöronal sistemlerini bir nevi iyileştirme ve düzenleme şansı olmaz. Bu nedenle, nöronal ateşlemenin biraz hatalı olması ve déjà vu ile sonuçlanması daha olasıdır.
Derleyen: Damla Şayan


