İklim değişikliğinin etkisiyle sıcak hava dalgaları şiddetlenirken, bilim insanları da aşırı sıcakların beynimizi nasıl etkilediğini araştırmak için zamanla yarışıyor. Artan sıcaklıkların yalnızca bedenimizi değil, beynimizi de ciddi şekilde etkilediği artık bilimsel verilerle netleşiyor.
Detaylar haberimizde…
Nörolojik Hastalıklar Sıcaklığın Etkisiyle Kötüleşiyor
Beş aylıkken ilk epileptik nöbetini geçiren Jake, daha sonraki tüm yaz aylarını annesiyle birlikte aşırı sıcaklara karşı savaşarak geçirdi. 18 aylıkken Dravet Sendromu teşhisi konan Jake’in nöbetleri sıcak hava dalgalarında daha sık hale geldi. Bu sendrom; epilepsi, otizm, dikkat eksikliği, konuşma ve hareket bozuklukları gibi birçok nörolojik problemi beraberinde getiriyor. En büyük tetikleyici faktörlerden biri ise sıcak hava.
University College London’dan nörolog Prof. Dr. Sanjay Sisodiya, sıcaklıkların nörolojik hastalıkları kötüleştirdiğine dikkat çekiyor. Epilepsi, felç, ensefalit, migren, multipl skleroz gibi birçok hastalık, artan ısı ve nemden doğrudan etkileniyor.
Aşırı sıcaklar yalnızca var olan hastalıkları tetiklemekle kalmıyor, aynı zamanda ruh halimizi de olumsuz etkiliyor. Uyku bozukluğu, depresyon, öfke patlamaları ve şiddet eğiliminde artış gibi sonuçlar doğurabiliyor. Özellikle gece sıcaklıklarının yüksek seyretmesi, epilepsi hastaları için nöbet riskini ciddi oranda artırıyor.
Sisodiya’ya göre, beyin hücreleri sıcaklığa oldukça duyarlı ve vücut, bu organı soğutmak için çok çalışıyor. Ancak beyin yapılarının düzgün çalışabilmesi için belirli sıcaklık aralıklarına ihtiyaç var. Bu sınır aşıldığında sinyaller bozuluyor ve işlev kayıpları baş gösteriyor.

Sıcaklık Beyin Fonksiyonlarını Nasıl Etkiliyor?
Sıcaklık yükseldikçe, beynimizin sinyalleri ileten kimyasalları (nörotransmitter) daha az verimli çalışmaya başlıyor. Bu durum, hem düşünme hızımızı hem de dikkat, hafıza ve karar verme becerilerimizi olumsuz etkiliyor. Bu bozulma, özellikle epilepsi, demans ve MS gibi hastalıklarda çok daha belirgin hale geliyor.
Sisodiya’ya göre, beynimizdeki ısı artışı, tıpkı bir saatin mekanizmasında parçalardan biri bozulmuş gibi tüm işleyişi etkileyebilir. Termoregülasyon yani vücut ısısını dengede tutma süreci, beynin kontrol ettiği karmaşık bir sistemdir ve bu sistemin bozulması sadece fiziksel değil, bilişsel sorunlara da yol açıyor.
Bazı ilaçlar da bu sorunu daha da ağırlaştırıyor. Özellikle şizofreni ve diğer psikiyatrik hastalıklar için kullanılan ilaçlar, vücudun ısıya karşı verdiği tepkiyi zayıflatabiliyor. Bu da hastaları sıcak çarpmasına, yani tıbbi adıyla hipertermiye karşı daha savunmasız hale getiriyor. Bu gibi durumlarda, sıcaklık yalnızca bir çevresel değişken değil, doğrudan hayatı tehdit eden bir faktöre dönüşüyor.

Isınan Dünya, Beyin Sağlığını Tehdit Ediyor
Sıcaklık artışı yalnızca yaşlıları ve kronik hastaları değil, anne karnındaki bebekleri de etkiliyor. Imperial College London’dan Prof. Jane Hirst, sıcak hava dalgalarının erken doğum riskini %26 oranında artırdığını ve bu durumun beyin gelişiminde kalıcı problemlere yol açabileceğini belirtiyor.
Ayrıca, felç vakaları da sıcak günlerde artış gösteriyor. 25 ülkeden alınan verilerle yapılan bir araştırma, en sıcak günlerin her 1000 iskemik inme ölümüne 2 fazladan ölüm eklediğini ortaya koydu. Küresel ölçekte bu, her yıl 10 binden fazla ek felç ölümü anlamına geliyor. Özellikle düşük gelirli ülkelerde, hem sıcaklık artışı hem de sağlık hizmetlerine erişim zorluğu nedeniyle risk daha da büyüyor. Sıcak havalar aynı zamanda beyni koruyan kan-beyin bariyerinin geçirgenliğini artırarak toksinlerin, bakterilerin ve virüslerin beyin dokusuna ulaşma riskini yükseltiyor. Sivrisineklerle taşınan Zika, dang humması ve chikungunya gibi virüslerin yayılma alanı da sıcaklıkla birlikte genişliyor. Bu hastalıklar, sinir sistemine zarar verebilecek ciddi sonuçlar doğurabiliyor.
Sisodiya, farklı insanların sıcaklığa farklı tepkiler verdiğini, bunun genetik yatkınlıkla ilgili olabileceğini belirtiyor. Bazı genetik varyasyonlar, protein yapılarının ısıya karşı hassasiyetini etkileyebilir. Bu da bazı kişileri daha savunmasız hale getirebilir. “Bugün nörolojik rahatsızlıkları olan kişilerde gördüğümüz etkiler, ileride tamamen sağlıklı bireyler için de geçerli olabilir,” diyor Sisodiya. “Çünkü beyin, sıcaklığa karşı oldukça kırılgan bir yapıya sahip.”
Küresel ısınmanın etkileri artık sadece çevresel değil; doğrudan insan sağlığını, davranışlarını ve üretim süreçlerini şekillendiriyor. İster bireysel düzeyde Jake gibi nörolojik rahatsızlıklarla mücadele eden hastalar olsun, isterse milyonlarca oyuncunun beklediği dev bütçeli bir video oyununun geliştiricileri… Sıcaklık, tüm kararların ve deneyimlerin merkezine yerleşiyor. Bilim insanları, şehir planlamacılar, sağlık profesyonelleri ve hatta eğlence sektörü; artık sadece “sıcak hava”ya karşı değil, onun doğrudan etkilediği zihinsel, fiziksel ve ekonomik sonuçlara karşı da yeni stratejiler geliştirmek zorunda. Bu dönüşüm süreci, hem bireyleri hem de kurumları sıcak bir geleceğe hazırlanmak için daha bilinçli ve dayanıklı olmaya zorluyor.
Derleyen: Gamze Büyükkaya Tunçay


