ABD ile Fransa arasında Birleşmiş Milletler’de şimdiye kadar görülmemiş bir diplomatik gerilim yaşandı. Washington, Fransa’nın insan hakları ve Ukrayna konulu eleştirilerinin ardından Güvenlik Konseyi toplantısını terk ederek dikkat çeken bir adım attı.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde ABD ve Fransa arasında yaşanan gerilim, diplomatik ilişkilerde dikkat çekici bir kırılmaya işaret etti. ABD heyeti, Fransa’nın konuşması sırasında salonu terk ederken, taraflar arasındaki tartışmanın arka planında insan hakları ve Ukrayna politikaları yer aldı.

BM’de Görülmemiş Diplomatik Gerilim
ABD heyeti, Fransa’nın Ukrayna gündemli oturumdaki konuşması sırasında Güvenlik Konseyi salonunu terk etti. ABD’li yetkili Dan Negrea, Fransa’yı “siyasi gösteri yapmakla” suçladı ve Paris yönetiminin uluslararası konularda tutarsız bir söylem benimsediğini savundu. Negrea, ABD’nin “özgürlük ve demokrasi” konusundaki lider rolünü sürdürdüğünü vurguladı. Güvenlik Konseyi’nde daimi üyeler arasında bu tür doğrudan protesto eylemleri oldukça nadir görülüyor. Bu durum, iki NATO müttefiki arasındaki görüş ayrılığının diplomatik alanda daha görünür hale geldiğini gösteriyor.
Krizin Arka Planı: İnsan Hakları Oylaması
Gerilimin temelinde, 24 Temmuz’da BM Genel Kurulu’nda yapılan kritik bir oylama bulunuyor. Volker Türk’ün BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği görev süresinin uzatılmasına ilişkin oylamada ABD “hayır” oyu verdi. Fransa ise kararı destekledi. Oylama 144’e karşı 10 oyla kabul edildi. Fransa’nın ardından sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada ABD’nin insan hakları konusundaki küresel konumunu eleştirmesi, krizi daha da derinleştirdi. Washington ise Türk’ün yaklaşımını sert şekilde eleştirerek, taraflı bir tutum sergilediğini ileri sürdü.
Karşılıklı Sert Açıklamalar
Toplantı sonrası taraflar arasında sözlü gerilim devam etti. ABD tarafı, Fransa’nın açıklamalarını “siyasallaşmış söylem” olarak nitelendirirken, Fransa’nın BM Daimi Temsilcisi Jérôme Bonnafont ise daha diplomatik bir yanıt verdi. Bonnafont, Fransa’nın uluslararası kurumların bağımsızlığını ve insan haklarını koruma hedefiyle hareket ettiğini belirtti. Ayrıca ABD’nin kuruluşunun 250. yılına atıfta bulunarak iki ülke arasındaki tarihsel bağları hatırlattı. Bu karşılıklı açıklamalar, Batı ittifakı içinde görüş ayrılıklarının derinleştiğine işaret ediyor.
Günde sadece 1 TL'ye abone olarak tüm içeriklerimize sınırsız erişebilir ve bağımsız haberciliğe destek olabilirsiniz! Hemen Abone Ol





