Türkiye’de ücretler nominal olarak artarken barınma, gıda ve ulaşım giderleri hane bütçelerini sıkıştırmayı sürdürüyor. TÜİK’in 2024 yılı gelirlerini esas alan 2025 araştırmasına göre toplam gelirin yüzde 48’ini en yüksek gelirli yüzde 20 alırken en düşük gelirli yüzde 20’nin payı yüzde 6,4’te kaldı. Temmuz 2026’da yıllık enflasyon yüzde 31,75, Haziran 2026’da atıl işgücü oranı yüzde 28,8 olarak ölçüldü. Veriler, düzenli gelire sahip olmanın birikim yapmaya, konut edinmeye ve geleceği güvence altına almaya her zaman yetmediğini gösteriyor.
Türkiye’de orta sınıfın yaşadığı dönüşüm yalnızca maaşların yetersiz kalmasıyla açıklanabilecek bir geçim sorunu değil. Düzenli işi ve geliri bulunan geniş bir kesim; geçmişte orta sınıf yaşamının parçası kabul edilen konut edinme, otomobil değiştirme, çocukların eğitimini güvence altına alma, tatile çıkma ve emeklilik için birikim yapma imkânlarından giderek uzaklaşıyor.
Bu aşınma her zaman açık yoksulluk biçiminde ortaya çıkmıyor. Çalışan kişi maaşını almaya, faturalarını ödemeye ve temel tüketimini sürdürmeye devam edebiliyor. Ancak ay sonunda tasarruf edemiyor; iş kaybı, sağlık gideri, taşınma zorunluluğu veya beklenmedik bir harcama karşısında yeterli ekonomik dayanıklılığı bulunmuyor.
DİJİTALİYİDİR ÜYELİĞİ
Bu içeriğin devamını okumak için üye olun.
Ücretsiz üye olarak tüm yazıları okuyabilirsiniz.
Zaten üye misiniz? Giriş yapın
Günde sadece 1 TL'ye abone olarak tüm içeriklerimize sınırsız erişebilir ve bağımsız haberciliğe destek olabilirsiniz! Hemen Abone Ol





