Ana Sayfa Blog Sayfa 958

Musk’tan Çalışanlarına Mobbing: “Ofise Gelmezseniz İstifa Ettiğinizi Varsayacağız.”

Tesla CEO’su Elon Musk, personele gönderilen bir e-postaya göre, çalışanlarından ofise tam zamanlı olarak dönmelerini veya şirketten ayrılmalarını istedi.

Reuters, iki kaynağın doğruluğunu onayladığı e-postada Musk, “Tesla’daki herkesin haftada en az 40 saat ofiste geçirmesi gerekiyor. Geçirmezseniz istifa ettiğinizi varsayacağız. Ne kadar kıdemliyseniz, varlığınız o kadar görünür olmalı” diye yazdığını belirtti. Musk ayrıca “İşte bu yüzden fabrikada o kadar çok bulundum ki bantta çalışanlar yanlarında benim de çalıştığımı görebilsin. Bunu yapmasaydım Tesla çoktan iflas ederdi” dedi.

Silikon Vadisi’ndeki büyük teknoloji firmaları, bazı çalışanların direnişi ve Kaliforniya’da koronavirüs vakalarının yeniden canlanması sebebiyle çalışanlarının tam zamanlı olarak ofise dönmesini istemiyor.

Bazı büyük işverenler gönüllü evden çalışma politikalarını kalıcı olarak benimserken, Alphabet ve Google da dahil olmak üzere diğerleri çalışanlarından kademeli olarak ofise dönmelerini istiyor. Alphabet, Nisan ayının başından itibaren çalışanların haftada en az üç gün ofiste olmasını zorunlu kıldı, ancak birçok çalışanın tamamen uzaktan çalışması onaylandı.

Twitter CEO’su Parag Agrawal, Twitter ofislerinin yeniden açılacağını ancak çalışanların isterlerse evden çalışabileceklerini tweetledi.

Musk e-postada “Elbette buna gerek görmeyen şirketler var. Ancak en son ne zaman harika ve yeni bir işe imza attılar? Uzun zaman oldu. Tesla şu ana kadar dünyadaki herhangi bir şirketin yapamayacağı, heyecan verici ve anlamlı ürünleri yarattı ve yaratacak. Bu da telefon ederek olmaz.” diye yazdı.

Bazı Tesla çalışanları, kullanıcıların istihdam kanıtı olarak şirket e-postasını kullanarak kaydolmalarını gerektiren anonim uygulama Blind’a yerleştirdikleri gönderilerde Musk’ın son yorumlarından memnuniyetsizliklerini dile getirdiler.

Bir Tesla çalışanı, “Kitlesel bir çıkış olursa, Tesla projelerini nasıl bitirir? Yatırımcıların bundan mutlu olacağını sanmıyorum.” diye yazdı.

Başka bir işçi, “Acilen geri adım atılmasını bekliyoruz.” dedi.

Kaliforniya merkezli bir işçi savunma grubu, Musk’ın ofise dönüş planına sert bir şekilde karşı çıktı.

Worksafe’in yönetici direktörü Stephen Knight, Reuters’e e-postayla gönderilen bir bildiride, “Eyalet hükümeti de dahil olmak üzere işverenler, tüm çalışanların işe geri çağrılmasının pandeminin patlamasına yol açtığını düşünüyor. Ne yazık ki, salgının başlangıcında ilçe halk sağlığı departmanına karşı gelen Tesla’nın, işçi güvenliğini ne denli hiçe saydığını da bilmekteyiz.” diye yazdı.

Mayıs 2020’de Musk, Alameda County’nin koronavirüsün yayılmasını engellemek için aldığı karantina önlemlerine meydan okuyarak Kaliforniya, Fremont’ta bir Tesla fabrikasını yeniden açtı. Yasal bilgi sitesi Plainsite tarafından elde edilen ilçe verilerine göre Tesla, Mayıs-Aralık 2020 arasında fabrikada 440 vaka bildirmişti. Bununla birlikte geçen yıl Musk’ın roket şirketi SpaceX, ilçe verilerine göre Los Angeles bölgesindeki Hawthorne kentindeki merkezinde 132 COVID-19 vakası bildirdi.

Elon Musk “Koronavirüs paniği aptalca ve çocuklar koronavirüse karşı bağışıklık sahibi” diyerek koronavirüs risklerini küçümsemişti. Ancak kendisinin de iki defa COVID-19’a yakalandığı kayıtlara geçti.

Musk geçen ay “Amerikan halkı işten sıyrılmaya çalışıyor. Oysa Çinli işçiler adeta fabrikada yatıp kalkıyorlar” demişti.

Yeni Verilere Göre En Çok Kaza Tesla Araçlarına Ait

0

ABD Ulusal Karayolu Trafik Güvenliği İdaresi (NHTSA), otonom araçlara ve gelişmiş sürücü yardım sistemlerine ışık tutmak istiyor. Bu doğrultuda hazırlanan ilk rapora göre en fazla kazayı sürücü destek teknolojisini içeren araçların yaptığını bildirirken Tesla bu markalar arasında başı çekiyor.

Federal hükümet, otonom araçların (AV) ve gelişmiş sürücü destek sistemleri (ADAS) ile donatılmış araçların karıştığı kazaları ve ölümleri ilk kez vurgulayan iki yeni rapor yayınladı. Tesla, en fazla kazayı sürücü destek teknolojisini içeren araçların yaptığını bildirirken, Alphabet’ten Waymo, en fazla kazayı otonom araçlarını yaptığını açıkladı.

Otomobil ve teknoloji şirketleri, bu teknolojilerin hayat kurtardığı konusunda ısrar ediyor. Ancak geçen yıl otomobil kazalarında son otuz yıla göre daha fazla insan öldü. Bu yeni sistemlerin yolları daha güvenli mi yoksa sadece sürüşü daha rahat mı hale getirdiğini doğru bir şekilde belirlemek için daha fazla veriye ihtiyaç var.

Ulusal Karayolu Trafik Güvenliği İdaresi (NHTSA), geçen yıl otomobil şirketlerinin otonom araçlarının yanı sıra bugün yoldaki yüz binlerce araçta bulunan Seviye 2 sürücü destek sistemlerini içeren kazaları bildirmelerini gerektiren sürekli bir genel emir yayınladı.

Araç, Seviye 2’de direksiyonu, hızlanma ve yavaşlamayı kontrol edebilir. Ancak sürücü koltuğuna bir insan oturduğundan ve her an arabanın kontrolünü ele geçirebileceğinden tam özerklikten yoksundur. Seviye 3-5 belirli koşullar altında, Seviye 5 ise her koşulda tüm sürüşü kontrol eden otonom araçları ifade eder. (Henüz hiçbir araçta Seviye 5 yok.) Tesla, Ford ve GM’nin yanı sıra Waymo ve Cruise gibi AV operatörleri de dahil olmak üzere 100’den fazla şirket yeni raporlama gereksinimlerine tabiydi.

Veriler sınırlı

Elbette, veriler sınırlı. Üretilen araç sayısı, faaliyette olan araç sayısı ve bu araçların kat ettiği mesafeler gibi önemli ayrıntılar eksik. Şirketler, olayları bildirirken farklı kriterlere güvenebilir. Örneğin, bazı otomobil üreticileri araç telematikleri aracılığıyla çarpışma raporları alırken, diğer şirketler doğrulanmamış müşteri iddialarına güvenmek zorunda.

Yetkililer, yalnızca raporlarda yer alan rakamlara dayanarak sonuca varılmaması konusunda uyardı. NHTSA, daha önce şeffaf olmayan bir teknolojiye daha fazla şeffaflık getirmek amacıyla her ay yeni kaza verileri yayınlamayı umuyor.

NHTSA’nın baş yöneticisi Steven Cliff, gazetecilere verdiği röportaj sırasında şunları söyledi: “Böyle bir işe girişme sebebimiz bir aracın gelişiminin her aşamasında güvenliğin sağlanmasını istiyor ve bekliyor olmamız, sürücü yardımı teknolojileri ve otomasyon bir istisna değil.”

ADAS (Gelişmiş Sürücü Destek Sistemleri) kazaları

Tesla’nın kaza rakamları, Seviye 2 sistemi ile donatılmış araç satması nedeniyle diğer şirketlere kıyasla çok daha yüksek (Tahminler, Otopilot veya “Tam Kendi Kendine Sürüş” özelliğine sahip Tesla araçlarının sayısını 825.970 olduğunu gösteriyor.). Tesla, müşterilerinden gerçek zamanlı telematik verileri toplayarak çok daha hızlı bir raporlama süreci sağlıyor. Diğer otomobil üreticileri ise genellikle raporların sahadan gelmesini beklemek zorunda kalıyor ve bazen aylarca almıyorlar.

Raporlara göre Seviye 2 ADAS kazaları

Rapora göre, 20 Temmuz 2021’den 21 Mayıs 2022’ye kadar Otopilot kullanan Tesla araçlarının karıştığı 273 kaza meydana geldi. Elektrikli araç şirketlerinin kazaları, o dönemde rapor edilen toplam 392 kazanın büyük kısmını temsil ediyor.

392 kaza raporundan yalnızca 98’i önem derecesi hakkında bilgi içeriyor. Dokuz aylık raporlama döneminde ciddi yaralanmalarla sonuçlanan altı kaza ve ölümle sonuçlanan beş kaza meydana geldi. NHTSA yetkilileri, ölümleri bildiren üreticileri açıklamadı. Ancak gelecek hafta yayınlanacak ham verilere bu bilgilerin dahil edileceğini söyledi.

Röportaj boyunca yetkililer, herhangi bir şirket hakkında sonuç çıkarmaya karşı uyarıda bulunarak Tesla hakkında belirli soruları yanıtlamayı reddettiler.

Tesla, kendi adına, Autopilot’un insan sürüşünden daha güvenli olduğunu iddia ediyor. Şirket, her üç ayda bir sürücülerin otopilot kullandığı kazalar arasındaki mil sayısını ve kullanmadıkları kazalar arasındaki mil sayısını gösteren bir güvenlik raporu yayınlıyor. Ancak Tesla, sürüşün çoğunun nerede gerçekleştiği ve farklı sürüş ortamlarına göre nasıl karşılaştırıldığı gibi önemli bilgileri raporlarına dahil etmeyi ihmal ediyor. Öte yandan diğer şirketler, Seviye 2 sistemlerini içeren güvenlik istatistiklerini hiç yayınlamıyorlar.

NHTSA ayrıca Seviye 2 donanımlı araçların karıştığı çarpışma türlerini de bildirdi. 392 kazadan 119’u başka bir araca çarptı. Dört kazadan üçü yaya ve biri bisikletçi olan korunmasız yol kullanıcılarını içeriyordu. Şaşırtıcı olmayan bir şekilde, ADAS kazalarının çoğu (125), aynı zamanda en çok kayıtlı Tesla aracına sahip eyalet olan Kaliforniya’da gerçekleşti.

AV (Otonom Araç) kazaları

NHTSA, Temmuz 2021’den Mayıs 2022’ye kadar otomatik sürüş sistemleri (ADS) ile donatılmış araçların karıştığı 130 kaza raporu aldı. Bunlar, halka satılan araçlar değil, bir operatörün sahip olduğu bir AV filosunun parçası olan test araçlarıydı.

Raporlara göre ADS kazaları

Bu, Waymo ve Cruise’un hâkim olduğu AV test dünyasının gerçekliğini yansıtıyor. İki şirket, ABD’deki çoğu AV testi için sıfır noktası görevi gören Kaliforniya’da kat edilen millerin çoğunu oluşturuyor. Waymo, 2021’de 2,3 milyon mil sürdüğünü, Cruise ise 876.104 mil sürdüğünü bildirdi.

Bu gerçeklerden, çok fazla bağlamsal bilgi içermeyen NHTSA raporlarında bahsedilmiyor. Yetkililer daha önceleri de yürürlükteki emir kapsamında bir toplama kararında bulunmuştu. Bu yılın başlarında, AV operatörü Pony.ai, Kaliforniya’daki bir kazadan sonra yazılımın bazı sürümleri için bu toplama kararını kabul etti. Ayrıca, Kaliforniya’daki yetkililer tarafından şirketin test lisansı iptal edildi.

Waymo, çoğu AV şirketinden daha iyi bir güvenlik kaydına sahip olduğunu iddia ediyor. Ancak şirket bir dizi olaya karışmış durumda. Şirket, 2019 ve 2020’de Arizona’da 18 kaza ve 29 ramak kala çarpışmaya dahil oldu ve 6,1 milyon mil sürüş verisi yayınladı. Güvenlik operatörlerinin bir çarpışmayı önlemek için aracın kontrolünü ele geçirdiği bu olaylarda, Waymo’nun mühendisleri, sürücü, bir karşı olgu oluşturmak için aracın kendi kendine sürüş sistemini devre dışı bırakmasaydı ne olacağını simüle etti. Şirket ayrıca bazı verilerini akademik araştırmacıların kullanımına sundu.

NHTSA, ADS donanımlı araçları işleten 25 şirketin dokuz aylık dönemde 130 kaza bildirdiğini söyledi. Bu kazalardan sadece birinde ciddi şekilde yaralanma olduğu ve herhangi bir can kaybı olmadığı bildirildi.

Sırada ne var?

NHTSA, her ay yeni veriler yayınlayacağını söylüyor. Ancak otomobil üreticileri ve AV operatörleri, rakamların halk tarafından yanlış yorumlanacağına inanıyor. Elbette bu şirketler otonom teknoloji ve onun sürüş güvenliğini artırma, kazaları ve ölümleri azaltma potansiyeli hakkında geniş iddialarda bulundular. Fakat iddiaları destekleyecek çok az kanıt var.

Bütün bunlar, ABD karayollarında tırmanan bir krizin zemininde gerçekleşiyor. Geçen yıl otomobil kazalarında, 2005’ten bu yana herhangi bir yıldan daha fazla insan hayatını kaybetti. NHTSA verilerine göre 2020 yılında motorlu taşıt trafik kazaları 38.824 kişinin ölümüne sebep olmuştu. 2021 yılındaysa bu sayının %10,5’lik bir artışla 42.915 yükseldiği tahmin ediliyor.

NHTSA, sorunu çözmeye çalışıyor. Bu yılın başlarında, yeni araçlar için beş yıldızlı derecelendirme sistemi olan Yeni Araba Değerlendirme Programında (NCAP) büyük bir yükseltme yaptığını duyurdu. NHTSA, otomatik acil frenleme, kör nokta algılama ve şeritte kalma yardımı gibi ADAS özelliklerinin dahil edilmesini ilk kez değerlendirecek. Günümüzde çoğu araçta hızla standart hale gelen bu ADAS özellikleri, hükümetten beş yıldızlı bir güvenlik derecelendirmesi için temel kriterler haline gelebilir.

NHTSA için zor bir durum. Çünkü hem bu yeni teknolojileri teşvik etmekte hem de bu sistemlerle donatılmış araçların karıştığı kazaları kamuya açıklamakta. NHTSA’dan Steven Cliff, bu durumun yürümek için ince bir çizgi olduğunu kabul ediyor. Ancak ajansın şeffaflık ilkesine bağlı olduğunu da ekliyor.

Adobe ve Google’dan Büyük İşbirliği: Ücretsiz Photoshop!

0

Adobe ünlü resim düzenleme uygulamasının ücretsiz bir sürümünü insanlar için daha erişilebilir hale getirmek amacıyla test etmeye başladı.

Photoshop’un yüksek fiyatı birçoğumuzu yıllarca korkutmuştu ancak şimdi Adobe ünlü resim düzenleme uygulamasının ücretsiz bir sürümünü insanlar için daha erişilebilir hale getirmek amacıyla test etmeye başladı. “Freemium” hizmeti olarak tanımladığı bu testler ile Adobe görünüşe göre uygulamasını insanlar için daha erişebilir hale getirmeyi ve ayrıca yeni özellikler de eklemeyi planlıyor.

Geçtiğimiz Ekim ayında Adobe Max 2021 konferansı sırasında Photoshop’u Web’de başlattı. Ancak tarayıcı tabanlı uygulama, bazı fırçalar, katman ayarlamaları, kırpma vb. kullanabildiğiniz ama Photoshop’un tüm araç cephaneliğine sahip olamadığınız sadeleştirilmiş bir sürümü.

Photoshop’un Web’deki en büyük avantajlarından biri, onu düşük işlemcili ve ram destekli olan Chromebook’larda bile kullanabilmeniz olacak. Ancak programın en iyi uygulamasını kullanabilmek için ayda 21 dolar ödemeniz gerekiyor.

Adobe’un öncelikli olarak Kanada’da test etmekte olduğu Web’de ücretsiz Photoshop’un resmi olarak başlatılıp başlatılmayacağı veya testi uluslararası olarak genişletme planları olup olmadığını açıklamadı.

Meta’nın İki Kameralı Akıllı Saat Projesi Neden İptal Oldu?

0

Meta’nın büyük iddialarla tanıttığı iki kameralı akıllı saati, henüz piyasaya çıkmadan tarihin tozlu raflarındaki yerini aldı.

Bloomberg’in bir kaynaktan edindiği bilgiye göre, çift kameraya sahip olacak akıllı saatin geliştirilmesi Meta tarafından durduruldu. Meta’nın son iki yıldır mesajlaşma, müzik çalma ve izleme etkinliği sunarak rakiplerini yansıtan bir akıllı saat versiyonu üzerinde çalıştığını bildiren Bloomberg, şirketin bileğe takılacak diğer cihazların geliştirilmesi üzerinde çalışmaya devam ettiğini belirtti. Meta Inc. hemen bir yanıt vermedi.

2015 yılında Apple Watch’un piyasaya sürülmesinden bu yana akıllı saat endüstrisinin baskın oyuncusu Apple’ın üç seçeneği mevcut- Series 3, SE ve SE7.

Cihazın prototipi, tüketicilere Apple Watch’ta bulunmayan iki kamera sunacaktı. Hem görüntülere hem de Bloomberg tarafından görülen bir videoya dayanarak Meta’nın akıllı saat prototipi ekran alanının altına bir ve arka tarafa onu takan kişinin bileğine dokunacak şekilde bir olmak üzere iki kamera yerleştirmişti. İkinci kameranın amacı, insanların saati çıkarabilmesi ve saniyeler içinde fotoğraf çekebilmesiydi.

Ancak ikinci kameranın yerleştirilmesi, akıllı saatin bilekten gelen sinir sinyallerini dijital komutlara dönüştürme becerisini kesintiye uğrattı. Bu cihaz sadece bir akıllı saat olmanın ötesinde, elektromiyografi olarak bilinen teknik ile insanların oyunlar ve avatarlarıyla diğer insanlarla iletişime gireceği meta veri tabanının bulunduğu metaverse’de diğer cihazları çalıştırmak için ellerini adeta bir kontrolör olarak kullanmalarını sağlayacaktı. Diğer bir ifadeyle bu teknoloji bilekte yer alan sensörler ile daha önce gerçekleştirmeye karar verilen eylem sinyallerini çözmek ve bunları cihaz için dijital komutlara dönüştürmekle ilgili olarak son derece önemli.

Meta bu hafta çalışanlarına akıllı saatin kod adı Milan üzerinde çalışmayı bırakmalarını söylemişti. Orijinal plan, saatleri 2023 baharında 349 dolara satmaktı.

Öte yandan Apple Watch Series 7, seçeneklere bağlı olarak 329 ila 459 dolar arasında satılıyor.

Bu saatin geliştirilmesinin durdurulması, Meta’nın Apple’ın gizlilik politikasındaki değişiklikten mustarip olduğu bir zamana denk geldi. iPhone’un üreticisi artık telefon sahiplerine Meta gibi şirketler tarafından takip edilip edilmeme seçeneği sunuyor. Bununla birlikte tüketici verilerinin toplanması Meta’nın reklam verenlere potansiyel müşterilerini hedeflemek için seçenekler sunmasına olanak tanımakta.

CEO Mark Zuckerberg görüşmede, Meta’nın nisan ayında yaptığı kazanç çağrısı sırasında bazı yöneticilerin işe alımını durdurarak ve çabalarını diğerlerine kıyasla bazı projelere odaklayarak maliyetleri düşürdüğünü söyledi. Ekonomide yaşananlar ile tüketiciler alımlarını geri çekerken şirket harcamalara 3 milyar dolar daha az harcamayı planlıyor.

Meta, Google ve Twitter’ın Milyar $’lık Cezalarla İmtihanı!

Reuters’ın bildirdiğine göre, Avrupa Birliği, teknoloji şirketlerini platformlarındaki manipülatif hesapları ve içeriği denetlemeye veya aksi takdirde büyük para cezalarıyla karşı karşıya bırakmaya hazırlanıyor. Reuters’e göre buna yazılım kullanılarak değiştirilmiş resimler, videolar ve ayrıca sahte hesaplar da dahil.

Reuters’un haberini dayandırdığı belgeye göre, ilk olarak 2018’de tanıtılan dezenformasyonla ilgili gönüllü düzenleyici yönetmeliğin güncellenerek ortak bir düzenleme planına dönüştürülmesi gerekiyor. Bu düzenlenme içeriğinde hem düzenleyicilerin hem de kodu imzalayanların sorumluluğu paylaşması bekleniyor.

Uygulama kurallarında zaten imza sahibi olarak listelenen şirketler arasında Meta, Google, Twitter ve TikTok yer alıyor.

Kurallara uymayan şirketler küresel cironun %6’sına kadar para cezasıyla karşı karşıya kalabilir. 2021’de sırasıyla Meta’nın 118 milyar dolar ve Google’ın 258 milyar dolar yıllık gelir bildirdiği düşünüldüğünde bunun milyarlarca dolarlık ceza rakamlarına ulaşabileceğini tahmin etmek zor değil.

Hyundai Motors’un Yeni Ticari Markası: ‘METAMOBILITY’

Hyundai, ‘Metamobility’ konseptine dayalı olarak artırılmış gerçeklik ve sanal gerçeklik deneyimlerini markalaştırarak ufkunu meta evrene doğru genişletiyor.

Koreli çok uluslu otomotiv şirketi Hyundai Motors, metaverse ve robotik aracılığıyla “İnsan Erişimini Genişletme” vizyonunu artık somut bir düzeye taşıyor. “Metamobilite” konseptinin öncüsü, Amerika Birleşik Devletleri Patent ve Ticari Marka Ofisine iki ticari marka için başvurarak NFT’ler ve metaverse alanına hızlı bir giriş yaptı. NFT markası “Meta Kongz” veya hatta ilk özel Metamobility NFT koleksiyonu “Shooting Star” ile olan ortaklığı ile Hyundai, fiziksel dünyanın dışındaki alanlarda sınırlarını genişletiyor.

2 Haziran’da başvurusu yapılan “Hyundai Metamobility” ve “Metamobility” tasarımlarının yanı sıra hizmetler ve cihazlarda da yer alacak olan iki yeni ticari marka. Peki, hangi alt başlıklarda?

  • Arttırılmış ve sanal gerçeklik ve simülasyon için yazılım.
  • Güvenlik simgeleri olarak şifreleme cihazları.
  • NFT’leri yayınlamak, takas etmek, satmak ve doğrulamak için yazılımlar.
  • AR ve VR, sanal arabalar ve ürünler için avatarlar içeren NFT destekli medya dosyaları.
  • İndirilebilir e-cüzdanlar.
  • Çevrim içi dijital içerik için barındırma platformları.

Chevrolet’den NFT Açık Arttırması: Kazanan Arabayı da Alacak!

Chevrolet, token furyasına katılan markalardan sonuncusu oldu. Daha yenilikçi bir bakış açısı benimseyen şirket, Corvette temalı bir NFT’yi açık arttırmaya çıkaracaklarını duyurdu. Kazanan teklif sahibi sadece blok zincirine kaydedilmeyecek, aynı zamanda sanat eserinden ilham alan gerçek spor arabaya da sahip olacak.

Nane yeşili bir Corvette Z06’nın cyberpunk temalı bir şehirden geçişini resmeden bu NFT, internette xsullo kullanıcı adlıyla bilinen, Nick Sullo isimli bir NFT sanatçısı tarafından yapıldı. Yaklaşan müzayedede, Sullo’nun NFT’si ile aynı renkte, özel olarak boyanmış 2023 model bir Corvette Z06 sunulacak.

Kazanan teklif sahibi sadece xsullo’nun NFT’sini değil, aynı zamanda o renkte boyanmış tek araba olacak olan “nane yeşili” Corvette’i de alacak. Chevrolet, nane yeşili rengini başka hiçbir Z06 modelinde kullanmayacağına dair yemin etti. Araç, onu NFT müzayedesiyle “sonsuza kadar bağdaştıran” RFN opsiyon kodunu taşıyacak. Corvette’in araç şasi numarası da NFT’ye hürmeten binary cinsinden olacak.

Bu Corvette, direkt sürücünün arkasında bulunan atmosferik 5,5 litrelik V-8 orta motoruyla yeni bir zirve noktasında. Önceki modellere kıyasla daha güçlü ve kararlı bir spor araba olacak. Z06’nın bu yaz üretime girmesi bekleniyor ve 2023 modeli olarak satışa sunulacak.

NFT pazarı SuperRare tarafından denetlenen açık artırma, 20-24 Haziran tarihlerinde yapılacak ve yalnızca Ethereum cinsinden teklifler kabul edilecek.

Müzayede her ne kadar kripto para piyasasının dengesiz olduğu ve dolandırıcılıkların arttığı bir dönemde gerçekleşecek olsa da Chevrolet geri adım atmayacak gibi görünüyor. Otomobil üreticisinin pazarlamadan sorumlu başkan yardımcısı Steve Majoros yaptığı açıklamada, NFT’yi “Chevrolet ve müşterileri için gelecekteki dijital girişimlere yönelik önemli bir adım” olarak nitelendirdi.

Kendi adına xsullo, “Corvette Z06, tamamen kafamda olan iddialı bir otomobil. Teknolojinin bize neler hissettirebileceği beni kendine çeken bir fikir ve Corvette Z06’nın tasarımcılarının da benzer bir kaynaktan ilham aldıklarını söyleyebilirim.” dedi.

Chevrolet Web3 sularına yelken açan tek otomobil üreticisi değil. Lamborghini, Hyundai ve iki diğer şirket de son zamanlarda NFT’ler ile ilgilenmekteydi. Ayrıca araba müzayede servisi Barrett-Jackson, gelirlerini hayır kurumlarına bağışlamak için, 4 NFT’yi açık arttırmaya çıkarmıştı.

Elon Musk Cinsiyet Kimliği Tartışmasında Hangi Tarafta?

0

Elon Musk, tüm toplumsal tartışmalara giderek daha fazla müdahil oluyor ve tartışmalı pozisyonlar almaktan çekinmiyor. Tesla’nın CEO’su böylece 98 milyona yakın takipçisi olan Twitter hesabını hem acil konularda hem de tartışmalı toplumsal konularda kendini ifade etmek için kullanıyor.

Milyarder girişimci özellikle birkaç aydır, ülkeyi bölen neredeyse tüm tartışmalarda tavır aldı. Kısa süre önce, 24 Mayıs’ta Teksas, Uvade’de bir okulda on dokuz çocuğu ve iki yetişkini öldüren toplu silahlı saldırının ardından Musk, silahlar konusunda konuştu. Birçok büyük ismin aksine Musk, Teksas’ta yaşamasına ve Tesla’nın merkezinin orada olmasına rağmen silah kontrolünü istemekten çekinmedi. Musk, 26 Mayıs’ta Twitter’da “Saldırı tüfeklerini edinme, en azından, alıcının son derece iyi bir şekilde incelendiği özel bir izin gerektirmeli.” demişti.

“Yarı otomatik tüfekler için lisans standardının bir orta zeminde, ehliyet için gerekli olan 21 yaşında olma ve sabıka kaydı olmama durumu gerektirmesine ne dersiniz?”

“Temel olarak, cinayet dürtüleri olan kişilerin silahlar elde etmesini zorlaştırmanın makul bir yolu nedir?” sorularını da yöneltmişti.

Bu tutumları Musk’a silah lobisinden ve hatta Cumhuriyetçilerden hiçbir kamusal eleştiri getirmedi.

Walt Disney’in CEO’su Bob Chapek’ın, Florida’nın Eğitimde Ebeveyn Hakları yasasını daha çok “Eşcinsel Deme” ismiyle bilinen yasayı eleştirmesinin ardından geçen ay adeta siyasi bir ateş fırtınası yarattı.

Ancak kısa bir sürede dünyanın en güçlü ve etkili CEO’su haline gelen Musk’ın diğerleri ile aynı kategoride olmadığına inanmak zor değil. Demokrat Parti’nin ilerici kanadı Musk’ın siyasi gündemi hakkında endişelenirken seçilmiş birçok Cumhuriyetçi onu 44 milyar dolarlık Twitter’ı satın almasında destekliyor.

Artan etkisinin ve bunun yarattığı dokunulmazlık halkasının farkında olan teknoloji kralı, silah kontrolü kadar sıcak ve bölücü başka bir tartışmaya da müdahale etti:

Bir kadını kadın yapan nedir?”

Musk, trans savunucularının çelişkilerine dikkat çekti. Aslında her şey gazeteci Matt Taibbi’nin toplumsal cinsiyet klişelerini sorgulayan bir gönderisiyle başladı. 10 Haziran’da Twitter’da, Matt Walsh’ın “Kadın Nedir?” belgeselinin bir incelemesini yayımladıktan sonra, trans aktivistlerden aldığı tepki hakkında Substack’ta yazdığı bir makaleye bağlantıyla Taibbi, “Akademisyenlerin ‘sıkı çalışma’, ‘kibarlık’, ‘dakiklik’ ve yazılı kelimelerin beyaz kültürü olduğuna dair ırkçı klişeleri kurumsallaştırmaya çalıştıkları şekilde toplumsal cinsiyete ilişkin klişeleri kurumsallaştırıp kurumsallaştırmadığımızı merak ediyorum.” dedi.

Elon Musk, LGBTQ + aktivistleriyle feminist hareketin bir kısmı ve aşırı sağ ile muhafazakâr hareketler arasındaki bu hararetli ve çıkmaza giren tartışmada bir tavır alarak Taibbi’nin gönderisi hakkında yorum yapmaktan çekinmedi.

Musk’ın bu konudaki yorumu şu şekilde:

“Aynı anda bize cinsiyet farklılıklarının olmadığı ve cinsiyetlerin derinden çok farklı olduğu ve geri dönüşü olmayan cerrahinin tek seçenek olduğu söylendi. Belki benden daha akıllı biri bu ikilemi açıklayabilir.”

“Hepimiz daha az yargılayıcı olursak dünya daha iyi bir yer olur.”

Dijital Medya Sansür Yasası Ne Götürüyor?

“Dezenformasyon ile mücadele” iddiası ile çıkarılan yeni sansür yasası TBMM komisyonundan geçti.

Yasaya ilk tepkiler hukukçulardan ve konunun uzmanlarından geldi. Buna göre uzmanlar “Yalan haber” olarak tanımlanacak haberlere 1 ile 3 yıl arasında hapis cezası getiren yasada en büyük eksikliğin hangi haberin neye göre yalan haber niteliğine girdiğinin net olarak belirtilmediğinden şikayetçi.

Yasa ile aslında sosyal medyada haber yapan her türlü kişi veya kuruluş yürürlükteki Basın Kanunu kapsamına alınıyor. AKP ve MHP grubu bu yasa ile “ifade özgürlüğünün güvence altına alınacağını” iddia ediyor.

Basın İlan Kurumu Yaptırım Mercii Oldu

Basın Kanunu ile bugüne kadar süreli yayınlara yaptırımlar getirilirken artık internet haber siteleri de bu kanunla denetlenecek. Buna göre web sitelerinde ana sayfada iletişim linki aktif olacak ve bu link altında bu haber sitesinin faaliyet gösterdiği iş yeri adresi, ticari unvanı, elektronik posta adresi, iletişim telefonu ve elektronik tebligat adresi, yer sağlayıcısının adı ve adresi bulundurulacak.

Yeni yasa ile İnternet haber sitesi, İletişim Başkanı, İletişim Başkanlığı, Basın Kartı Komisyonu, medya mensubu, enformasyon görevlisinin tanımı da yasal olarak ilk kez yapılıyor.

Yasanın web sitelerine getirdiği zorunluluklardan biri de bir haberin girildiği tarihin ve eğer haber değişikliğe uğradı ise değiştirildiği tarihin de web sayfasında yer alması gerekliliği.

Yasanın en çok eleştirilen yönlerinden biri yaptırım ve karar merciinin de değişmiş olması. Buna göre basın duyurularının ve yargı organlarınca verilen yayın yasağı kararlarında beyanname artık başsavcılık yerine Basın İlan Kurumu’na verilecek.

Düzeltmeler 7 Gün Yayında Kalacak

Basın İlan Kurumu’nun yayın durdurma yaptırımının ardından karar uymayan haber sitelerine haberleri değiştirmesi için 15 gün süre verecek. Bu süre sonunda eğer haberde herhangi bir değişiklik yapılmamış ise kurum haber sitesini mahkemeye verecek. Asliye mahkemesi eğer haber sitesinin ‘internet haber sitesi vasfının kazanılmadığını’ tespit ederse haber sitesine resmi ilan verme ve çalışanların basın kartını iptal etme hakkına sahip olacak.

Yeni yasa ile bir haberden dolayı zarar gördüğünü iddia eden kişilerin haber hakkındaki düzeltme ve cevapları yayınlanmak zorunda olacak. Bunun tespitinin kolaylaştırılması için haber sitelerine verilerinin en az 2 yıl süreyle saklanması zorunluluğu da getiriliyor. ‘internet haber sitesi vasfının kazanılmadığının tespiti amacıyla’ diyerek geçen bu bölümde haberleri 2 yıl süreyle saklamayan sitelere yaptırımlar uygulanacak.

Yasalar ile haberin yalan olduğunu ve bu şekilde kendine zarar verdiği kararına ulaşan bir kişi ilgili haberdeki düzeltmeyi en geç 24 saat içerisinde yayınlatabilecek. Haber sitesinin sorumlu müdürü bu içeriği haberi yayınladığı sitenin ana sayfasında 1 gün süreyle ve 6 gün de diğer sayfalarda yayınlamak zorunda kalacak.

Kanun, kabul edildiği günden daha önce yayın hayatına başlamış olan internet haber sitelerinin kanuna uygun bir web sitesi haline gelmesi için 3 ay süre veriyor.

Daha önce Basın İlan Kurumu tarafından sadece süreli yayın organlarına verilen resmi ilanlar bu kanunla artık belirlenecek olan web sitelerinde de yayınlanabilecek.

Gerçeğe Aykırı Bilgiye Hapis Cezası Verilecek

‘Halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak saikiyle ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığıyla ilgili gerçeğe aykırı’ olarak tarif edilen ‘bilgiyi’, ‘kamu barışını bozmaya elverişli’ olarak tanımlanan şekilde ‘yayan’ kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılacak.

Failin, suçu gerçek kimliğini gizleyerek veya ‘bir örgütün faaliyeti çerçevesinde’ işlemesi halinde söz konusu ceza yarı oranında artırılacak.

‘Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’ suçu nedeniyle verilen bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin kararları temyiz edilebilecek.

Siteler Daha Kolay Kapanabilecek

Daha önce BTK ile Erişim Sağlayıcıları Birliği arasında gerçekleştirilmiş olan ve BTK kararı ile sitelerin hızlıca kapanmasını sağlayan yaptırım haber sitelerine de getiriliyor. Buna göre Erişim Sağlayıcıları Birliği’ne, kendisine gelen içeriğin çıkarılması ve/veya erişimin engellenmesine yönelik mahkeme kararlarını, elektronik posta yoluyla ilgili içerik veya yer sağlayıcılarına bildirme yetkisi veriliyor. Ayrıca bu yasa ile sitelere erişimde yurtiçi ve yurtdışı ayrımı da kaldırılıyor ve yurtdışından yayın yapan sitelerin de erişiminin engellenmesinin kolaylaştırılması sağlanıyor.

Yasa ile MİT’e Ayrıcalık Getiriliyor

Yeni yasa ile katalog suçlar kapsamı da genişletiliyor. Buna göre Milli İstihbarat Teşkilatı ile ilgili haberler katalog haber kapsamına alınıyor. Buna göre MİT ile alakalı verilen lehte kararların kaynak haricinde haberin tüm yayınlanan sitelerinde de bire bir uygulanmasının önü açılıyor. Bunun için ek bir mahkeme kararına gerek bırakılmıyor.

İstendiği Taktirde Bilgiler Kolluk Güçlerine Verilebilecek

Daha önce geçen bir kanun ile takipçisi 1 milyondan fazla olan sosyal ağ sağlayıcıları ve sitelerinin temsilci belirtme zorunluluğu getirilmişti. Yeni yasa Google, Facebook, Twitter gibi firmalara artık Türkiye’de ikamet eden ve Türk vatandaşı olan bir temsilci zorunluluğu getiriyor.  Ayrıca yasa ile Sosyal ağ sağlayıcı, ‘kişilerin can ve mal güvenliğini tehlikeye sokan içerikleri öğrenmesi ve gecikmesinde sakınca bulunması’ halinde, bu içeriği ve içeriği oluşturana ilişkin bilgileri yetkili kolluk birimleriyle paylaşacak. Yasa ile bu kapsama giren bazı firmalar da yeni bir tanımla bu kapsamdan ayrılıyor. Buna göre WhatsApp, Telegram, Skypee gibi uygumalar için “şebekeler üstü hizmet sağlayıcı” tanımı kullanılıyor. BTK artık şebekeler üstü hizmetlere ilişkin gerekli düzenlemeleri yapma ve ilgili tedbirleri alma hususunda yetkilendiriliyor. Buna göre bu gibi firmalara ihlallerine göre 1 milyon liradan 30 milyon liraya kadar idari para cezası verilebilecek.

Basın Kartı Tanımlaması da Değiştirildi

Yasanın getirdiği bir diğer yenilik de basın kartlarındaki nitelendirmeler oldu. Buna göre basın kartı türleri şu şekilde belirlendi:

– Göreve bağlı basın kartı: Bir medya kuruluşuna bağlı olarak çalışan Türk vatandaşı medya mensuplarına ve enformasyon görevlilerine verilen basın kartını,

– Süreli basın kartı: Görev alanı Türkiye’yi kapsayan yabancı medya mensuplarına verilen basın kartını,

– Geçici basın kartı: Görev alanı Türkiye’yi kapsamamakla beraber geçici bir süreyle Türkiye’ye haber amaçlı gelen yabancı medya mensuplarına verilen basın kartını,

– Serbest basın kartı: Geçici bir süreyle çalışmayan veya yurt dışında serbest gazetecilik yapan medya mensuplarına verilen basın kartını,

– Sürekli basın kartı: En az 18 yıl mesleki hizmeti bulunan medya mensupları ve enformasyon görevlilerine ömür boyu verilen basın kartını ifade edecek.

Taslağın önce komisyondan ardından da meclis genel kurulundan hızla geçmesi bir çok kesimde tepki ile karşılandı. Yasaya ilk tepkiyi verenlerden biri olan Bilişim hukuku uzmanı Prof. Dr. Yaman Akdeniz attığı bir dizi tweet ile Adalet Komisyonu’ndan geçen ‘sansür yasası’yla seçimden önce bir ‘korku iklimi’ yaratılacağını söyledi. ‘Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’ suçundan yüzlerce kişinin yargılanacağını belirten Bilgi Üniversitesi öğretim üyesi Akdeniz “Yargılananlara ‘Bu kadar da olmaz artık’ tepkisi gösterenler de yargılanacak” dedi. Akdeniz twit serisinin sonuna ise hapisteki bazı gazetecilerin fotoğraflarını ekledi

Twitter’dan Yeni Özellik: Product Drops

Sosyal ticaret denemesine devam eden Twitter yaptığı açıklamaya göre, satıcılar yeni ürünler çıkardığında kullanıcıları bilgilendiren bir Product Drops özelliğini kullanıma sundu. Özellik, şimdilik yalnızca iOS cihazlarında İngilizce Twitter kullanan ABD’li tüketiciler tarafından kullanılabiliyor.

Bir marka yaklaşmakta olan bir lansman hakkında tweet atarsa Twitter kullanıcıları ürün piyasaya sürülmeden 15 dakika önce “bana hatırlat” düğmesini seçip bildirim alabilir. Açıklamaya göre, buradan onları satıcının e-ticaret sitesine yönlendirecek bir “web sitesinde alışveriş yap” düğmesi görecekler.

Bir satıcı, diğer kullanıcıların ürün hakkında ne söylediğini görmek için ürün resimleri, fiyat ve tıklanabilir bir hashtag içeren yeni bir ürün hakkında yeni bir tweet attığında bu özelliğe erişim sağlayacak. Product Drops özelliğini test eden şirketler arasında Dior, The Home Depot ve The Lego Group yer alıyor.

Product Drops kullanım sırası (soldan sağa)

Product Drops’un kullanıma sunulmasıyla Twitter, markalara ve perakendecilere hitap etmek, sosyal ticaret ağlarını hızlandırma konularında Instagram, Pinterest ve Snapchat gibi diğer büyük sosyal ağlara katılıyor. Özellik, başlangıçta belirli markalarla sınırlı olsa da Twitter, bu özellikleri güncellemeyi ve platformundaki daha fazla işletmeye ve müşteriye sunmaya planladığını duyurdu.

Twitter’da yazılım mühendisliği müdürü Siddarth Rao ve personel ürün müdürü Justin Hoang, bir şirket blog gönderisine şunları yazdılar: “İnsanlar her gün ürünler ve ürün indirimleri hakkında konuşmak için Twitter’a geliyor ve satıcılar uzun zamandır yerel ürün desteği olmadan Twitter’da ürün paylaşıyorlar. Bunu değiştirmek ve alışveriş yapanların kendileri için en önemli olan lansmanlardan haberdar olmalarını sağlayan yeni alışveriş özellikleri sunmak ve satıcılara büyük ürün anlarında alışveriş yapanların ilgisini çekmenin başka bir yolunu göstermek bizi heyecanlandırıyor.”

Twitter, sosyal ticarete nispeten geç kaldı denilebilir. Geçtiğimiz Temmuz ayında Twitter, şirketlerin ürünlerini Twitter profillerinin en üstünde göstermelerine olanak tanıyan bir araç olan “mağaza modülü”nü test etmeye başladı. Twitter, başlangıçta ABD iOS kullanıcıları ve birden fazla isimsiz marka ile pilot uygulama yaptı. O zamandan beri şirket, e-ticarete birkaç adım daha attı. Kasım ayında şirket, Siber Hafta sırasındaki ilk canlı alışveriş etkinliği için Walmart’ı seçti.

Bu yıl Twitter, satıcıların uygulamada 50’ye kadar ürünü görüntülemesine olanak tanıyan Twitter Shops özelliği dahil olmak üzere yeni sosyal ticaret araçları geliştirmeye devam etti. Twitter, diğerlerinin yanı sıra Verizon, Gay Pride Apparel ve Arden Cove ile aracın pilot uygulamasını yaptı. İlkbaharda şirket, ürünleri 3D olarak görüntüleme ve satın almak için “Şimdi Alışveriş Yap” düğmesini gibi özellikleri test etmek için New Balance, Lexus ve Bose gibi markaları görevlendirdi.

Sosyal medya uygulamaları üzerinden alışveriş yapma pazarının artması bekleniyor. Ayrıca ocakta yayımlanan bir Accenture raporu, sosyal ticaretin 2025 yılına kadar 1,2 trilyon dolara ulaşacağını öngörüyor.