Science dergisinde yayımlanan yeni bir araştırma, kanser hücrelerinin bağışıklık sistemini atlatmak için şaşırtıcı bir strateji kullandığını ortaya koydu. Cambridge Üniversitesi ve Oregon Sağlık ve Bilim Üniversitesi’nden bilim insanları, tümörlerin PRDX1 adlı bir antioksidan protein salgılayarak T hücrelerinin kanserle savaşmasını engellediğini tespit etti. Keşif, immünoterapiye dirençli hastalar için yeni bir tedavi kapısı aralayabilir.
Tümörlerin Yeni Numarası: Redoks Kontrol Noktası
Uzun süredir metabolizmanın zararlı yan ürünü sayılan reaktif oksijen türleri, aslında T hücrelerinin aktive olup tümörleri yok edebilmesi için gerekli küçük miktarlarda ihtiyaç duyduğu moleküller. Araştırmacılar, fare tümörlerini çevreleyen sıvıyı inceleyerek kanser hücrelerinin mikro ortamlarını PRDX1 proteiniyle doldurduğunu belirledi. Bilim insanlarının “redoks kontrol noktası” adını verdiği bu mekanizma, tümörlerin bağışıklık sisteminden kaçmak için kimyasal ortamlarını manipüle ettiğini gösteren daha önce bilinmeyen bir strateji. Çalışmanın birinci yazarı Cambridge araştırmacısı Alexander Wesolowski, T hücrelerinin aktive olmak için bu moleküllere ihtiyaç duyduğunu, tümörlerin de tam bu bağımlılığı istismar ettiğini vurguladı.
CRISPR Deneyleri Mekanizmayı Doğruladı
Ekip, CRISPR gen düzenleme teknolojisiyle PRDX1 üretemeyen kanser hücreleri oluşturdu ve sonuçlar çarpıcı çıktı. Bir melanom modelinde, bu proteinden yoksun tümörler bağışıklık sistemi tarafından kendiliğinden reddedildi. Başka modellerde ise PRDX1’in ortadan kaldırılması, daha önce tedaviye dirençli olan tümörleri yaygın bir immünoterapi yöntemi olan immün kontrol noktası blokajına duyarlı hale getirdi. Araştırmacılar bulguyu insan kanserlerinde de doğruladı: İnsan kanser hücre hatları, binlerce tümörden elde edilen gen aktivitesi verileri ve hasta örneklerinden toplanan sıvılar, insan kanserlerinin de PRDX1’i çevrelerine saldığını gösterdi. Cambridge Patoloji Bölümü’nden Prof. Rahul Roychoudhuri, bu süreç engellendiğinde bazı immünoterapilere yanıt vermeyen tümörlerin tedaviye yanıt vermeye başladığını belirtti.
Antioksidan Takviyelerine Dair Çarpıcı Bir Açıklama
Bulgular, antioksidan takviyelerinin büyük klinik denemelerde kanser riskini neden azaltamadığı, hatta bazı durumlarda sonuçları neden kötüleştirdiği sorusuna da ışık tutuyor. T hücrelerinin tümörlerle savaşmak için reaktif oksijen türlerine ihtiyaç duyması, antioksidanların bağışıklık sisteminin kansere karşı savaşma kapasitesini istemeden zayıflatabileceğine işaret ediyor. Araştırma ekibi, kanserle yaşayan kişilerin tıbbi tavsiye almadan tedavi veya beslenme düzenlerini değiştirmemesi gerektiği konusunda uyarıda bulundu. Potansiyel tedavi yaklaşımları arasında tümör kaynaklı antioksidanları etkisiz hale getiren ilaçlar, PRDX1 aktivitesini engelleyen terapiler ve antioksidan açısından zengin tümör ortamlarına dirençli mühendislik ürünü bağışıklık hücreleri yer alıyor. OHSU’dan çalışmanın kıdemli yazarı Robert Eil, bulguların tedaviye dönüşmesinin zaman alacağını ancak yeni bir ilaç geliştirme yolu açtığını belirtti.
Günde sadece 1 TL'ye abone olarak tüm içeriklerimize sınırsız erişebilir ve bağımsız haberciliğe destek olabilirsiniz! Hemen Abone Ol




