Kanser tedavisinde kullanılan kemoterapi ve radyoterapi, yalnızca tümörleri değil sağlıklı dokulardaki hücrelerin genetik yapısını da kısa sürede etkileyebiliyor. Yeni araştırmalar, bazı tedavilerin hücresel mutasyon dengesini değiştirdiğini ve çocukluk çağı kanseri tedavilerinin uzun vadeli izler bırakabildiğini gösteriyor.
Kanser tedavilerinin sağlıklı hücreler üzerindeki etkisini inceleyen iki yeni çalışma, kemoterapi ve kemoradyoterapinin dokulardaki genetik değişimleri yeniden şekillendirebildiğini ortaya koydu. Wellcome Sanger Institute öncülüğündeki araştırmalar, tedavi sürecinin haftalar içinde normal hücre popülasyonlarında yıllar içinde oluşan mutasyon birikimini değiştirebildiğine işaret ediyor.
Kemoradyoterapi Sağlıklı Hücrelerde TP53 Mutasyonlarını Artırdı
Nature Genetics’te yayımlanan çalışmada araştırmacılar, yemek borusu kanseri nedeniyle ameliyat edilen 70 hastanın sağlıklı görünen yemek borusu dokularını analiz etti. Katılımcıların bir bölümü ameliyat öncesinde kombine kemoterapi, bir bölümü kemoradyoterapi alırken bazı hastalara tedavi uygulanmadı.
Analizler, kemoradyoterapi alan hastalarda TP53 ve PPM1D genlerinde mutasyon taşıyan normal hücrelerin daha sık görüldüğünü gösterdi. TP53, DNA hasarına karşı hücresel yanıt mekanizmalarında önemli rol oynayan bir tümör baskılayıcı gen olarak biliniyor. PPM1D ise hücrelerin stres yanıtıyla ilişkilendiriliyor. Bulgular, tedavinin yeni mutasyonlar oluşturmasından çok, mevcut mutasyon taşıyan hücrelerin hayatta kalma ve çoğalma avantajını değiştirmiş olabileceğine işaret ediyor.
Kemoterapi, İlaç Direnciyle Bağlantılı Hücreleri Seçebiliyor
Kombine kemoterapi uygulanan hastalarda ise 5-fluorouracil adlı kemoterapi ilacına dirençle ilişkili mutasyonları taşıyan sağlıklı hücrelerde artış saptandı. Araştırmacılara göre bu durum, tedavi sırasında bazı normal hücrelerin ilaç etkisine karşı daha dayanıklı hale gelmesine yol açabiliyor.
Bu genetik seçilim, sağlıklı dokular açısından iki yönlü bir sonuç doğurabiliyor. Bir yandan kemoterapinin etkisine daha dirençli hücreler dokuda yaygınlaşırken, diğer yandan bu hücreler tedavinin ciddi ve yaşamı tehdit edebilen toksik etkilerine karşı koruyucu bir rol üstlenebiliyor. Çalışmada incelenen tedavilerle doğrudan ilişkilendirilebilecek, kemoterapiye özgü DNA hasarı izlerine ise rastlanmadı. Bu durum, tedavi etkisinin doğrudan yeni hasar üretmekten ziyade hücresel rekabeti değiştirdiği görüşünü güçlendiriyor.
Çocukluk Çağı Kemoterapisinin Etkisi Onlarca Yıl Sürebiliyor
Science dergisinde yayımlanan ayrı bir araştırma ise çocukluk çağı kanserlerinde kullanılan platin bazlı kemoterapilerin sağlıklı hücrelerde kalıcı genetik etkiler bıraktığını ortaya koydu. Wellcome Sanger Institute, Francis Crick Institute ve King’s College London araştırmacılarının yürüttüğü çalışma, bu ilaçların sağlıklı hücrelerde onlarca yıllık doğal yaşlanmaya denk DNA hasarı oluşturabildiğini bildirdi.
Araştırma ayrıca karaciğer dokusuna özgü, daha önce tanımlanmamış bir genetik değişim modeli belirledi. Bu bulgunun, çocukluk çağı kanseri tedavisi gören kişilerde ilerleyen yıllarda görülebilen ikincil kanser ve karaciğer hastalığı risklerinin anlaşılmasına katkı sağlaması bekleniyor. Ekipler, sağlıklı dokuları daha iyi koruyacak tedavi hedefleri geliştirmek için çalışmayı cilt, baş-boyun ve diğer kanser türlerine genişletmeyi planlıyor.
Günde sadece 1 TL'ye abone olarak tüm içeriklerimize sınırsız erişebilir ve bağımsız haberciliğe destek olabilirsiniz! Hemen Abone Ol




