Kızamık vakaları tüm dünyada gözle görülür şekilde artıyor. Özellikle ABD’de on yılların en yüksek seviyesine ulaşırken, aşı oranlarındaki düşüş nedeniyle monoklonal antikor ve antiviral ilaç geliştirme çalışmaları hızlandı. Araştırmacılar, enfekte kişiler ve risk altındaki gruplar için yeni tedavi seçenekleri üzerinde çalışıyor.
ABD’de 2026 yılının ilk yedi ayında kızamık vakaları, 2025’in tamamındaki 2.289 vakayı geride bıraktı. Güney Carolina ve Utah’taki büyük salgınların etkisiyle ülke, 35 yılın en yüksek vaka sayısına ulaştı. Aşı oranlarının birçok bölgede yüzde 95’in altına düşmesi, bilim insanlarını spesifik tedavi seçenekleri geliştirmeye yöneltti.
Mevcut Tedavi Seçeneklerinin Sınırlılığı
Kızamık için onaylanmış spesifik bir antiviral tedavi bulunmuyor. Doktorlar şu anda dehidrasyonu önleme, solunum sorunlarını yönetme ve enflamasyonu azaltmak için steroid kullanma gibi destekleyici bakıma başvuruyor. Vitamin A, virüsün vücuttaki seviyelerini düşürmesi nedeniyle bazı hastalara veriliyor ancak virüsü doğrudan etkilemiyor. Özellikle bebekler ve bağışıklık sistemi zayıf kişiler için ciddi komplikasyon riski yüksek. Pnömoni, işitme kaybı ve beyin hasarı gibi sonuçlar ortaya çıkabiliyor. Epidemiyolog Michael Mina, salgınların artmasıyla birlikte maruz kalan kişiler için seçeneklerin oldukça sınırlı olduğunu belirtiyor. Bu durum, hem tedavi hem de kısa süreli koruma sağlayacak yeni yaklaşımlara ihtiyacı artırıyor.
Monoklonal Antikor Araştırmaları
Birkaç biotech şirketi ve akademik grup, monoklonal antikorlar üzerinde çalışıyor. Invivyd, COVID-19’da kullanılan benzer bir yaklaşımla kızamık için monoklonal antikor geliştiriyor. Bu antikorlar, bağışıklık sisteminin doğal ürettiği antikorları taklit ederek kısa süreli koruma sağlayabiliyor. La Jolla Immunology Enstitüsü’nden Erica Ollmann Saphire’in ekibi, kızamık virüsünü bloke eden insan antikorlarını tanımladı. Kemirgenlerde yapılan testlerde viral yük 500 kat azaltıldı. Vanderbilt Üniversitesi’nden James Crowe’un grubu ise iki antikor kombinasyonuyla çalışıyor. Amaç, virüsün direnç geliştirmesini engellemek ve uzun etkili bir enjeksiyon formülasyonu elde etmek. Bu tedaviler henüz insan testlerine girmedi; üretim ölçeği ve klinik deneme maliyetleri önemli engeller arasında yer alıyor.
Antiviral İlaçlar ve Klinik Sürece Giden Yol
Georgia State Üniversitesi araştırmacıları, oral yolla alınabilen bir antiviral aday (GHP-88310) geliştirdi. İlaç, kızamığa benzer virüslerle enfekte edilen hayvan modellerinde viral yükü düşürdü ve bulaşıcılığı azalttı. Antivirallerin genellikle enfeksiyonun erken döneminde etkili olması ve yan etki riski, geliştirme sürecini zorlaştırıyor. Monoklonal antikorlar ve antivirallerin klinik denemelere girmesi için yıllar gerekeceği tahmin ediliyor. Finansman bulmak da zor; bulaşıcı hastalık ilaçları genellikle kısa tedavi süreleri nedeniyle ilaç şirketleri için cazip görülmüyor. Uzmanlar, aşı oranlarındaki düşüşün devam etmesi halinde vaka sayılarının daha da artabileceğini ve bu nedenle tedavi araştırmalarının önem kazandığını vurguluyor.
Günde sadece 1 TL'ye abone olarak tüm içeriklerimize sınırsız erişebilir ve bağımsız haberciliğe destek olabilirsiniz! Hemen Abone Ol





