Ana SayfaBilimKuzey Işıkları Alarmı: Jeomanyetik Fırtına 27-28 Ağustos'ta Geliyor

Kuzey Işıkları Alarmı: Jeomanyetik Fırtına 27-28 Ağustos’ta Geliyor

Yayımlandı:

- Bu Alana Reklam Vermek İçin: bilgi@dijitaliyidir.comspot_img

NOAA’nın G2 seviyesinde jeomanyetik fırtına uyarısı vermesiyle birlikte gözlemciler alarma geçerken, 27-28 Ağustos tarihlerinde Kuzey Işıkları’nın alçak enlemlere kadar inmesi bekleniyor. 

Detaylar haberimizde…

Kuzey Işıkları (Aurora) gözlemcileri, NOAA‘nın Uzay Hava Durumu Tahmin Merkezi’nin (SWPC) Cuma (28 Ağustos) için orta şiddette (G2) jeomanyetik fırtına uyarısı yayınlamasının ardından alarma geçti. Dün (25 Ağustos) Güneş’ten fırlatılan koronal kütle atımları (CME’ler) Dünya’ya doğru ilerliyor.

Uzay boşluğunda hızla yol alan plazma bulutları manyetosfere çarpmak üzere. Üstelik bu devasa bulutlar yeşil ve mor tonlarını göğe yayacak. Ancak bu dans sadece kutup bölgelerinde kalmayabilir. Fırtınanın gücü ışıkları çok daha alçak enlemlere taşıyabilir. Ne var ki şehir ışıkları bu manzarayı kolayca gölgeleyebilir. Bu yüzden gözlemciler karanlık kırsal bölgelere doğru yolculuk planları yapıyor. Çünkü karanlık gökyüzü bu eşsiz şöleni izlemek için en harika fırsatı sunuyor.

Yüklü parçacıklar üst atmosferdeki gaz atomlarıyla doğrudan çarpışıyor. Böylece ortaya çıkan enerji büyüleyici parıltılara dönüşüyor. Nitekim bilim insanları bu manyetik dalgalanmayı adım adım izliyor.Güçlü jeomanyetik fırtınalar sadece görsel şölen sunmuyor. Aynı zamanda uydular ve radyo sinyalleri üzerinde de geçici etkiler yaratabiliyor.

Güneş’teki Çalkantı ve Dünya’ya Etkileri

CME’lerin gelişi, 25 Ağustos’ta huzursuz güneş lekesi bölgesi 4513’ten gelen güçlü bir M6.9 güneş patlamasının ardından gerçekleşti. NOAA’nın SWPC’si ayrıca Perşembe (27 Ağustos) için de hafif şiddette (G1) jeomanyetik fırtına uyarısı yayınladı; koronal bir delikten gelen hızlı güneş rüzgarı akımının, yaklaşan CME’lerden önce Dünya’yı etkilemesi bekleniyor.

Oysa ki asıl büyük manyetik darbe hemen ardından gelecek. Çünkü plazma dalgası gezegenimizin koruyucu kalkanını ciddi şekilde sıkıştıracak. Fakat bu sıkışma manyetik alanda belirgin dalgalanmalara yol açıyor. Gökyüzündeki Kuzey Işıkları hızla zirve noktasına tırmanıyor. Fotoğrafçılar ekipmanlarını şimdiden hazırlamaya başladı bile. Zira fırtına öncesi sessizlik yerini güçlü bir ışık dansına bırakacak.

Uzmanlar atmosferdeki bu hareketliliğin iki gün boyunca süreceğini öngörüyor. Güneş rüzgarları gezegenimizin manyetik kuyruğuna durmaksızın parçacık yüklüyor. Ardından bu parçacıklar kutup çizgileri boyunca yeryüzüne doğru hızla akıyor. Sonuçta ortaya nefes kesici bir gökyüzü olayı çıkıyor. Bu nedenle milyonlarca insan gözünü gece göğüne dikmiş durumda.

25 Ağustos'ta meydana gelen M sınıfı güneş patlaması nedeniyle yüksek frekanslı radyo sinyallerinde kesintiler yaşandı.(Görsel kaynağı: NOAA Uzay Hava Durumu Tahmin Merkezi)
25 Ağustos’ta meydana gelen M sınıfı güneş patlaması nedeniyle yüksek frekanslı radyo sinyallerinde kesintiler yaşandı.(Görsel kaynağı: NOAA Uzay Hava Durumu Tahmin Merkezi)

4513 Numaralı Güneş Lekesinde M6.98 Şiddetinde Patlama Serisi

SpaceWeatherLive’a göre, M6.98 büyüklüğündeki güneş patlaması, aktif güneş lekesi bölgesi 4513’ten kaynaklandı ve EDT saatiyle sabah 6’da (GMT 1000) en yüksek seviyesine ulaştı. 4513, önceki 24 saat içinde özellikle aktifti ve beş güçlü M sınıfı patlama da dahil olmak üzere bir dizi güneş patlaması gerçekleştirdi. Güneş patlamaları, güçlerine göre beş sınıfa ayrılır: A, B, C, M ve X. Her sınıf, bir öncekinden 10 kat daha güçlüdür. M sınıfı patlamalar, en güçlü X sınıfı patlamaların hemen altında yer alan ikinci en güçlü kategoridir.

Yıldızımız şu sıralar en hırçın ve dinamik dönemlerinden birini yaşıyor. Zira manyetik döngü tepe noktasına yaklaşırken bu tür patlamalar sıklaşıyor. Hatta 4513 numaralı leke adeta bir enerji fabrikası gibi çalışıyor. Bu devasa enerji uzay boşluğuna fırlatılmadan önce yüzeyde birikiyor. Ardından aniden kopan manyetik ilmekler milyarlarca tonluk plazmayı serbest bırakıyor. Açığa çıkan bu güç gezegenler arası ortamda fırtınalar yaratıyor. Bilim insanları Güneş yüzeyindeki bu karmaşık manyetik alanları anbean kaydediyor. Çünkü her yeni patlama Dünya’ya ulaşacak yeni bir dalga anlamına geliyor. Kısacası evren bize gücünü ve ihtişamını bir kez daha gösteriyor.

Kuzey Işıkları İçin Heyecanlı Bekleyiş Başlıyor 

Güneş patlaması ayrıca Dünya’nın güneş gören tarafında orta düzeyde (R2) bir radyo kesintisine neden olarak Afrika, Avrupa ve Arktik bölgelerinin bazı kısımlarındaki yüksek frekanslı radyo iletişimini etkiledi. Koronal kütle atılımı yaklaşıyor ve kuzey ışıkları görülebilir mi?

Oysa ki gökyüzü tutkunları bu sorunun yanıtını şimdiden heyecanla bekliyor. Çünkü uzaydan gelen bu manyetik dalga atmosferi doğrudan harekete geçiriyor. Jeomanyetik fırtına güçlendikçe yeşil ve mor parıltılar daha geniş alanlara yayılıyor. Ancak şehir ışıklarından uzaklaşmak gözlem şansını katbekat artırıyor.

Karanlık gökyüzü bu görsel şöleni izlemek için en kusursuz ortamı sağlıyor. Fırtına yüklü parçacıkları doğrudan kutup çizgilerine doğru itiyor. Böylece atmosferdeki oksijen ve azot atomları büyüleyici bir parıltı yayıyor. Uzmanlar gözlemcilerin gece boyunca göğü dikkatle izlemesini öneriyor. Çünkü her yeni plazma dalgası gökyüzünde bambaşka renk oyunları yaratıyor. Bu nedenle milyonlarca insan şimdiden açık alanlara akın ediyor.

Güneş’teki Çalkantı ve Gökyüzündeki Dans

25 Ağustos’ta uzaya madde fırlatan tek patlama M6.9 büyüklüğünde değildi. O gün güneşten birkaç koronal kütle atılımı (CME) gerçekleşti ve NOAA’nın SWPC’si şimdi bunların Dünya’ya ulaşmasını bekliyor. NOAA’nın SWPC’si, 28 Ağustos için orta şiddette (G2) jeomanyetik fırtına uyarısı yayınladı.

Fakat uzaydaki bu olağanüstü hareketlilik sadece tek bir günle sınırlı kalmıyor.
Peş peşe kopan manyetik fırtınalar gezegenimizin kalkanına adeta akın ediyor. Üstelik bu durum manyetik dalgalanmayı çok daha uzun saatlere yayıyor. Gökyüzü fotoğrafçıları en iyi kareleri yakalamak için ekipmanlarını kuruyor.

Fırtınanın tam gücünü kestirmek her zaman kolay olmuyor. Çünkü plazma yoğunluğu değiştikçe Kuzey Işıkları’nın parlaklığı da anlık değişiyor. Yine de gökyüzü meraklıları umutla gece nöbetine devam ediyor. Zira böylesine peş peşe gelen patlamalar nadiren bu kadar etkili oluyor. Sonuçta doğa bize göklerde eşsiz bir gösteri vaat ediyor.

NOAA'nın Uzay Hava Durumu Tahmin Merkezi, 27-28 Ağustos tarihleri ​​için jeomanyetik fırtına uyarısı yayınladı.(Görsel kaynağı: NOAA Uzay Hava Durumu Tahmin Merkezi)
NOAA’nın Uzay Hava Durumu Tahmin Merkezi, 27-28 Ağustos tarihleri ​​için jeomanyetik fırtına uyarısı yayınladı.(Görsel kaynağı: NOAA Uzay Hava Durumu Tahmin Merkezi)

Kuzey Işıkları İçin Fırtına Alarmı

Bundan önce, koronal delikten kaynaklanan yüksek hızlı bir akımın Dünya’ya ulaşması bekleniyor ve bu da 27 Ağustos için küçük (G1) jeomanyetik fırtına uyarısına neden oluyor. NOAA, yüksek hızlı güneş rüzgarı akımı ve yaklaşan CME aktivitesinin birleşik etkisi nedeniyle 27-28 Ağustos tarihleri ​​arasında izole G1 ila G2 koşulları öngörüyor.

Böylece iki farklı güneş aktivitesi birleşerek çok daha güçlü bir enerji yaratıyor. Oysa ki tek bir dalga bile kutup göklerini ışıldatmaya yetiyor. Fakat bu birleşik güç sayesinde kuzey ışıkları çok daha güneyden seçilebiliyor. Çünkü hızlanan güneş rüzgarı manyetosferi aralıksız olarak beslemeye devam ediyor. Havanın açık ve bulutsuz olması gözlem keyfini doruğa çıkarıyor. Bu yüzden meraklılar hava tahminlerini de anbean takip ediyor. En küçük bir açıklık bile o büyülü yeşil dalgaları yakalamanızı sağlıyor. Evren bize yine unutulmaz anlar yaşatmaya hazırlanıyor.

Kuzey Işıkları’nın Gücünü Belirleyen Manyetik Kesişme

Eğer koronal kütle atılımının (CME) hafif geçişi yüksek hızlı güneş rüzgarı akımıyla aynı zamana denk gelirse, bu iki etki birlikte çalışarak jeomanyetik aktiviteyi artırabilir ve potansiyel olarak kutup ışıkları aktivitesini güçlendirebilir.

Gökyüzündeki bu muazzam dans sadece iki dalganın birleşmesiyle bitmiyor. Çünkü uzaydaki parçacık yoğunluğu ve akış hızı Kuzey Işıkları’nın parlaklığını doğrudan etkiliyor. İki farklı güneş fırtınası üst üste bindiğinde enerji seviyesi hızla tırmanıyor. Böylece gökyüzündeki yeşil ve kırmızı ışık perdeleri çok daha belirgin hale geliyor. Bu durum ışıkların olağandan çok daha erken saatlerde belirmesini sağlıyor.

Gözlemciler için unutulmaz anlar yaratan bu etkileşim atmosferi derinden sarsıyor. Manyetik fırtınanın boyutu genişledikçe görsel şölenin coğrafi sınırları da genişliyor. Fakat bu birleşik akımın gücünü koruması için kesintisiz bir plazma akışı gerekiyor. Bu yüzden araştırmacılar Güneş’ten gelen parçacık hızını sürekli kontrol ediyor. Gökyüzü tutkunları karanlık alanlarda heyecanla beklemeyi sürdürüyor.

Kuzey Işıkları İçin Manyetik Alanın Önemi

Koronal kütle atılımının (CME) nihai etkisinin ne kadar olacağı, tam varış zamanına ve en önemlisi, Dünya’ya ulaştığında manyetik alanının yönelimine bağlı olacak. Güçlü bir güney yönlü manyetik alan, Dünya’nın manyetik alanıyla daha etkili bir şekilde etkileşime girerek daha güçlü jeomanyetik aktivite olasılığını artıracak.

Kuzeye yönelen bir alan gezegenimizin kalkanından kolayca sekip uzaya dağılıyor. Güney yönlü manyetik alan adeta bir kapı anahtarı görevi görüyor. Çünkü bu zıt kutuplaşma gezegenimizin manyetik kalkanını doğrudan yarıp içeri giriyor. Böylece içeri sızan yüklü parçacıklar Kuzey Işıkları’nı olağanüstü bir parlaklığa ulaştırıyor. Fırtına bu sayede orta enlemlere kadar rahatça sarkabiliyor.

Uzmanlar yönelimin güneye dönmesini adeta bir dönüm noktası olarak görüyor. Ancak bu yönelimin ne kadar süreceğini önceden tam kestirmek zor olabiliyor. Üstelik birkaç saatlik güney yönlü akış bile gökyüzünü kızıla boyamaya yetiyor. Bu nedenle gözlemciler manyetik ölçüm grafiklerini anlık olarak izliyor. Doğru manyetik açı yakalandığında unutulmaz bir gök olayı gerçekleşiyor.

Görsel Şölen Neden Yalnızca Kuzey İle Sınırlı?

Güneş yüzeyindeki dev patlamalar uzay meraklılarını heyecanlandırıyor. Çünkü bu patlamalar gökyüzünde eşsiz Kuzey Işıkları yaratıyor. Ancak bu kez beklenen görsel şölen herkesi kapsamıyor.

Fırtınanın Seviyesi: NOAA (ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi), beklenen Koronal Kütle Atımları (CME) ve hızlı güneş rüzgârları sebebiyle 27–28 Ağustos tarihleri için G1 (hafif) ve en fazla G2 (orta) seviyesinde jeomanyetik fırtına uyarısı yayımladı.

Bu seviye geniş alanları aydınlatmaya yetmiyor. Çünkü fırtına Dünya’nın manyetik kalkanını sadece kutuplara yakın bölgelerde zorluyor. Orta şiddetteki plazma akışı ekvatora doğru inemiyor. Gökyüzü tutkunları güney enlemlerde de ışık izleri arıyor. Fakat manyetik alan çizgileri yüklü parçacıkları doğrudan kutup dairelerine yönlendiriyor.

Dolayısıyla enerji alt enlemlere inmeden kutup noktalarında tükeniyor. Güneş’ten kopan parçacıkların gücü atmosferin derinliklerine sızamıyor. Mevcut manyetik baskı orta enlemlerdeki kalkanı hiç sarsmıyor. Bu sebeple gökyüzünde parlak renk dalgalanmaları oluşmuyor. Parçacık yağmuru çok daha sert olsaydı durum değişirdi. Zayıf fırtınalar yalnızca dar bir alanda parıltı yayar. Böylece gökbilimciler de beklentiyi sınırlı tutuyor. Gökyüzü sadece en kuzeydeki şanslı gözlemcilere açılıyor.

Kuzey Işıkları Neden Türkiye’den İzlenemez?

Görünürlük Sınırı: G1 ve G2 seviyesindeki fırtınalarda kutup ışıkları yalnızca yüksek enlemlerde (Kuzey Avrupa, İskandinavya, Kanada ve ABD’nin en kuzey eyaletleri) gözlemlenebilir.

Türkiye’nin Durumu: Türkiye (yaklaşık 36°–42° Kuzey enlemleri) orta enlem kuşağında yer alır. Bir kutup ışığı aktivitesinin Türkiye’den çıplak gözle ya da uzun pozlama kameralarla yakalanabilmesi için fırtınanın en az G4 (şiddetli) veya G5 (aşırı şiddetli) seviyelerine (Kp endeksinde 8–9 değerine) ulaşması gerekir. Bu nedenle 27–28 Ağustos dönemindeki G1–G2 seviyeli hareketlilik Türkiye semalarında bir auroraya yol açmayacak.

Ülkemiz jeomanyetik kutup merkezine oldukça uzak kalıyor. Oysa kuzey ışıkları gökyüzünü boyamak için olağanüstü fırtınalara ihtiyaç duyuyor. Çünkü zayıf plazma dalgaları orta enlemlerdeki manyetik direnci asla kıramıyor. Çok nadir görülen devasa patlamalar Kuzey Işıkları’nı güneye taşır. Ancak şimdiki hareketlilik bu sınırı aşacak güç taşımıyor. Gözlemevleri de ülkemiz için hiçbir ışık ihtimali öngörmüyor.

Profesyonel lensler dahi bu seviyedeki sönük ışığı yakalayamaz. Çünkü atmosferik parçacık etkileşimi Türkiye sınırlarının binlerce kilometre kuzeyinde son buluyor. Üstelik şehir ışıkları ve ay ışığı da karanlığı engelliyor. Dolayısıyla gözlerinizi ufka çevirseniz bile hiçbir parlama göremezsiniz. Kısacası ülkemizdeki uzay tutkunlarının daha devasa fırtınaları beklemesi gerekiyor.

Günde sadece 1 TL'ye abone olarak tüm içeriklerimize sınırsız erişebilir ve bağımsız haberciliğe destek olabilirsiniz! Hemen Abone Ol

Son Eklenenler

Ukrayna, Drone Taşıyan İlk İnsansız Deniz Aracını Tanıttı

Ukrayna, Magura MV11 adlı insansız deniz aracını kamuoyuna sundu. Drone taşıma ve fırlatma amacıyla...

Günün Özeti – 26 Ağustos

SpaceX'in Louisiana'daki dev üssünden NASA'nın Roman Teleskobu'na, Nvidia-Perplexity görüşmelerinden yapay zekâyla çözülen DNA sırrına kadar son 24 saatin öne çıkan teknoloji, yapay zekâ, bilim ve uzay haberleri.

Perplexity, Verileri Buluta Çıkarmayan Yerel Yapay Zekâ Ajanını Tanıttı

Perplexity, “Portable Computer” adını verdiği yerel yapay zekâ ajanını kullanıma sundu. Sistem, görevleri büyük ölçüde kullanıcının kendi donanımında çalıştırarak hassas verilerin buluta aktarılmasını önlemeyi hedefliyor. Yeni çözüm, Nvidia DGX Spark ve güçlü RTX GPU’lu Linux sistemlerde kullanılabiliyor.

Çinli Sanatçıya Mao Heykelleri Nedeniyle 3 Yıl Hapis Cezası

Çinli sanatçı Gao Zhen, Mao Zedong’u hicivsel biçimde ele alan heykelleri nedeniyle üç yıl hapis cezasına çarptırıldı. Dava, eserlerin ilgili yasa yürürlüğe girmeden yıllar önce üretilmesi nedeniyle geriye dönük yargılama tartışmasını yeniden gündeme taşıdı.

Buna benzer diğer içerikler

Ukrayna, Drone Taşıyan İlk İnsansız Deniz Aracını Tanıttı

Ukrayna, Magura MV11 adlı insansız deniz aracını kamuoyuna sundu. Drone taşıma ve fırlatma amacıyla...

Günün Özeti – 26 Ağustos

SpaceX'in Louisiana'daki dev üssünden NASA'nın Roman Teleskobu'na, Nvidia-Perplexity görüşmelerinden yapay zekâyla çözülen DNA sırrına kadar son 24 saatin öne çıkan teknoloji, yapay zekâ, bilim ve uzay haberleri.

Perplexity, Verileri Buluta Çıkarmayan Yerel Yapay Zekâ Ajanını Tanıttı

Perplexity, “Portable Computer” adını verdiği yerel yapay zekâ ajanını kullanıma sundu. Sistem, görevleri büyük ölçüde kullanıcının kendi donanımında çalıştırarak hassas verilerin buluta aktarılmasını önlemeyi hedefliyor. Yeni çözüm, Nvidia DGX Spark ve güçlü RTX GPU’lu Linux sistemlerde kullanılabiliyor.