Tartışmalı Sarco ötanazi kapsülünün mucidi Philip Nitschke, cihazın artık yapay zekâ ile çalışacağını duyurdu. Yeni sistem, ötanaziye başvuracak kişilerin “zihinsel yeterliliğini” bir avatar aracılığıyla test etmeyi hedefliyor. Uzmanlara göre bu adım, hukuki ve etik açıdan ciddi soru işaretleri barındırıyor.
Detaylar haberimizde…


Sarco Kapsülü Yeniden Gündemde
Yapay zekânın hayatın her alanına nüfuz ettiği bir dönemde, en tartışmalı kullanım alanlarından biri yeniden kamuoyunun gündemine geldi. “Sarco” adı verilen ve 2019 yılında geliştirilen ötanazi kapsülünün mucidi Philip Nitschke, cihazın artık yapay zekâ destekli bir sistemle çalışacağını duyurdu. Nitschke, İngiliz Daily Mail gazetesine verdiği röportajda, kapsülün eksik kalan en önemli parçasının tamamlandığını ve bunun da “yapay zekâ” olduğunu söyledi.

Sarco, adını antik çağlarda kullanılan “lahit” anlamına gelen sarkofajdan alıyor. 3D yazıcıyla üretilen kapsül, içeri giren kişinin kendi iradesiyle bir düğmeye basmasıyla aktive oluyor. Düğmeye basıldığında kapsülün içine azot gazı doluyor; bu da kişinin birkaç dakika içinde bilincini kaybederek hayatını kaybetmesine yol açıyor.
İsviçre’deki İlk ve Tek Vaka
Sarco kapsülü bugüne kadar yalnızca bir kez, 2024 yılında İsviçre’de kullanıldı. 64 yaşındaki bir kadın, bu kapsül aracılığıyla yaşamına son verdi. Olayın ardından İsviçre makamları, kapsülün bulunduğu ormanlık alandaki kulübeye baskın düzenledi ve ötanazi sürecini denetleyen “The Last Resort” adlı ötanazi yanlısı kuruluşun eş başkanı Florian Willet’i gözaltına aldı. Willet, “intihara yardım ve yataklık” şüphesiyle tutuklandı ancak iki ay sonra serbest bırakıldı.
İsviçre’de destekli ölüm, belirli koşullar altında yasal. Ancak kişinin zihinsel yeterliliğe sahip olması ve eylemi bizzat kendisinin gerçekleştirmesi şart koşuluyor. İşte Sarco’nun düğme sistemi de tam olarak bu hukuki boşluktan yararlanmayı amaçlıyor.
Yapay Zekâ Ne Yapacak?
Tartışmaların odağındaki yeni gelişme ise Sarco’nun “Double Dutch” adı verilen yeni versiyonu. Bu versiyon, çiftlerin birlikte yaşamlarına son verebilmesine imkân tanıyacak şekilde tasarlanıyor. Nitschke’ye göre yapay zekâ, bu sistemde kilit bir rol üstlenecek.

Yeni modelde, ötanaziye başvurmak isteyen kişiler önce çevrim içi bir testten geçecek. Bu test, bir yapay zekâ avatarı tarafından uygulanacak ve kişinin “zihinsel yeterliliğe” sahip olup olmadığını ölçmeyi hedefleyecek. Testi geçen kişilere, Sarco kapsülünü çalıştırma yetkisi 24 saatliğine tanınacak. Bu süre içinde kapsüle girip düğmeye basılmazsa, sürecin baştan başlaması gerekecek.
Nitschke, daha önce bu değerlendirmenin kısa bir psikiyatr görüşmeyle yapıldığını belirterek, İsviçre’deki ilk vakada Hollandalı bir psikiyatristin kadının zihinsel yeterliliğini onayladığını söylüyor. Ancak yeni sistemde bu değerlendirmenin yazılım üzerinden yapılacağını vurguluyor.
Hukuk ve Etik Tartışmaları Alevlendi
Uzmanlara göre yapay zekânın bu kadar hayati bir kararda devreye sokulması ciddi riskler barındırıyor. Yapay zekâ sistemleri, özellikle sağlık alanında kullanıldıklarında “halüsinasyon” üretme, kullanıcıya aşırı uyum gösterme ve hatalı karar verme gibi sorunlarla sık sık gündeme geliyor.
Son yıllarda bazı yapay zekâ sohbet botlarının, özellikle gençler arasında, intihara eğilimli davranışları teşvik ettiği iddiaları da dikkat çekiyor. “Yapay zekâ psikozu” olarak adlandırılan bu vakalar, teknolojinin ruh sağlığı üzerindeki etkilerine dair endişeleri artırmış durumda. Bu nedenle, bir algoritmanın bir insanın yaşamını sonlandırmaya “onay” vermesi, birçok etik uzman tarafından “felaketle sonuçlanabilecek bir deney” olarak nitelendiriliyor.

Bununla birlikte, yapay zekâ ve ötanazi tartışmalarına tamamen olumsuz bakan görüşlerin yanında, çeşitli siyasi ve toplumsal aktörlerin destekleri de bulunuyor. Örneğin, İngiltere ve Galler’de Terminally Ill Adults (End of Life) Bill adlı yasa tasarısı İngiliz parlamentosunda onaylandı ve terminal dönemdeki yetişkinlerin belirli koşullar altında yaşamlarına son verme hakkı yasal bir zemine taşınmaya çalışılıyor.
Bu tasarı, bir kişinin altı aydan daha az yaşam süresi kaldığında iki doktor ve bir uzman panelin onayıyla kendi isteğiyle yardımlı ölüm talebinde bulunmasına imkân tanıyor ve parlamentoda tasarının ele geçirilmesi için yapılan tartışmalar kamuoyu ve siyaset içinde güçlü bir destek ve karşıt görüş dile getiriyor. Aynı süreçte, tasarıyı destekleyenler, ölüm hakkının bireysel özgürlük ve merhametli son yaşam tercihleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini savunuyor. Kamuoyu yoklamaları da bu yönde bir eğilimi gösteriyor;
“Teknoloji Her Şeyi Çözmez”
Eleştirmenler, zihinsel yeterlilik gibi karmaşık ve bağlama bağlı bir konunun birkaç sorudan oluşan dijital bir testle ölçülemeyeceğini savunuyor. Ayrıca, yazılımın hatalı bir değerlendirme yapması durumunda geri dönüşü olmayan sonuçlar doğabileceği uyarısı yapılıyor.
Tüm bu tartışmalara rağmen Nitschke ve destekçileri, bireyin kendi yaşamı üzerindeki karar hakkını savunduklarını ve teknolojinin bu süreci “daha erişilebilir” kıldığını öne sürüyor. Ancak görünen o ki Sarco kapsülü ve yapay zekâ entegrasyonu, önümüzdeki dönemde hem hukukçuların hem de etik uzmanlarının gündeminden düşmeyecek.



