28 Ekim 2026, Çarşamba

Reklam Ağı Casusa Dönüşünce

Bir reklam açık artırmasında bilgileriniz, reklamı kazanamayan şirketlere bile gidiyor. Reuters’a göre İsrailli bir reklam şirketi bu sistemi 105 ülkede Starlink kullanıcılarını hedeflemek için kullandı. Reklam ekonomisi bir casusluk aracına dönüşürse sorumlu kim?

Bir aracın tavanına monte edilmiş Starlink anteni
Görsel: Tony Webster / Wikimedia Commons (CC BY 2.0)

Bir haber sitesine giriyorsunuz. Sayfa yüklenirken, siz daha başlığı okumadan, telefonunuz hakkında bir dizi bilgi saniyenin binde biri kadar bir sürede onlarca şirkete gönderiliyor: yaklaşık konumunuz, IP adresiniz, hangi ağa bağlı olduğunuz, telefonunuzun modeli, ekran boyutunuz. Bu şirketler o sayfadaki reklam alanı için açık artırmaya giriyor. Kazanan reklamını gösteriyor. Kaybedenler ise bilgileri zaten almış oluyor.

Buna “gerçek zamanlı teklif verme” deniyor ve internetteki reklam ekonomisinin büyük kısmı bu sistemle çalışıyor. 27 Ekim’de Reuters’ın yayımladığı haber, bu sistemin bir casusluk aracına nasıl dönüşebileceğini şimdiye kadarki en somut haliyle gösterdi. Hedef ise savaş bölgelerinde ve internetin kısıtlandığı ülkelerde hayati bir iletişim aracı hâline gelen Starlink kullanıcılarıydı.

Ne oldu?

Japon siber güvenlik şirketi Trend Micro’nun araştırma birimi TrendAI, 15 Ekim’de reklam açık artırmalarındaki tuhaf bir hareketliliği anlatan bir rapor yayımladı. Raporda adı verilmeyen ve “SHADOW-EARTH-79” kod adıyla anılan bir reklam alıcısı, SpaceX’in uydu internet hizmeti Starlink’in IP adreslerinden gelen trafiğe olağan dışı bir ilgi gösteriyordu. Bu alıcının tüm reklamlar içindeki payı yüzde 2,6 iken, Starlink kullanıcılarına gösterilen reklamlardaki payı yüzde 12,9’a çıkıyordu. Yani normal davranışının yaklaşık beş katı.

Rapora göre bu alıcı 105 ülkede Starlink trafiğinde açık artırmaları en çok kazanan taraftı. Bu ülkelerin bazıları Starlink’in yasak ya da kısıtlı olduğu yerlerdi. Eswatini, Kamerun, Nijer, Burundi ve Sierra Leone’de Starlink trafiği için teklif veren tek alıcı oydu. TrendAI, orta-yüksek güvenle, bu reklam faaliyetinin ticari reklamcılık değil, hedefleme ve takip altyapısı olarak çalıştığı sonucuna vardı.

Reuters’ın konuya yakın altı kaynağa dayanan haberine göre SHADOW-EARTH-79, İsrailli reklam teknolojisi şirketi Discover-Tech’in kod adıydı. Kaynaklardan beşi, şirketin adının hukuki kaygılar nedeniyle rapordan çıkarıldığını söyledi. Discover-Tech iki hafta boyunca Reuters’ın sorularına yanıt vermedi. SpaceX de yorum yapmadı.

Discover-Tech ilk kez gündeme gelmiyordu. Aynı gün Toronto Üniversitesi’ne bağlı Citizen Lab ve reklam güvenliği şirketi Confiant, şirketin hedefli reklamları casus yazılım dağıtmak için kullandığını açıklamıştı. Citizen Lab’e göre bu reklamlar Al Jazeera’da en az 45 cihaza Candiru casus yazılımı bulaştırmıştı. Bu açıklamaların ardından Google, Comcast ve başka şirketler Discover-Tech’i reklam platformlarından çıkardı.

Reklam açık artırması neden bu kadar değerli?

Bu yazının amacı reklamcılığı ya da hedefli reklamı toptan şeytanlaştırmak değil. Gerçek zamanlı teklif verme sistemi, internetteki ücretsiz içeriğin büyük kısmını finanse ediyor. Bu satırları okuduğunuz site de dahil olmak üzere pek çok yayın, reklam gelirine dayanıyor. Sistemin amacı reklamı doğru kişiye göstermek ve bunun için belli bilgileri paylaşmak.

Sorun, bu bilgilerin kime gittiği. Bir açık artırmada teklif isteği, yalnızca kazanan şirkete değil, teklif veren her katılımcıya gönderiliyor. Yani bir şirketin bilgiye ulaşmak için reklamı kazanmasına, hatta tıklanmasına bile gerek yok. Sadece açık artırmaya katılması yeterli. TrendAI raporu bunu açıkça yazıyor: Konum, IP adresi, ağ bilgisi ve cihaz özellikleri her teklif isteğiyle birlikte geliyor. Bir reklam kimliğiyle ve konum geçmişiyle birleştirildiğinde bu veriler, kişinin hareketlerini ve alışkanlıklarını gösteren ayrıntılı bir profile dönüşebiliyor.

Starlink burada özel bir hedef. Starlink terminalleri veriyi ulusal telekomünikasyon şirketleri yerine SpaceX’in uyduları üzerinden taşıdığı için yerel internet kısıtlamalarını aşabiliyor. Bu yüzden savaş bölgelerinde, sansürün yoğun olduğu ülkelerde, gazeteciler, muhalifler ve askerî birlikler tarafından yoğun şekilde kullanılıyor. Ukrayna ordusu cephe iletişimi için bu hizmete dayanıyor. Bir Starlink kullanıcısının nerede olduğunu bilmek, bazı coğrafyalarda o kişinin hayatını riske atacak bir bilgi.

İddia ile kanıt arasındaki mesafe

Burada dikkatli olmak gerekiyor. TrendAI, bu reklamlar aracılığıyla belirli bir Starlink kullanıcısının konumunun tespit edildiğine, kimliğinin belirlendiğine ya da cihazına casus yazılım bulaştırıldığına dair doğrulanmış bir vaka bildirmiyor. Raporun gösterdiği, belirli bir kitleye ulaşma niyetine işaret eden olağan dışı bir teklif örüntüsü. Discover-Tech ile SHADOW-EARTH-79 arasındaki bağ da şimdilik isimsiz kaynaklara dayanıyor. Şirket suçlamalara yanıt vermiş değil.

Ama bu belirsizlik, haberin önemini azaltmıyor. Tersine, sorunun ne kadar derin olduğunu gösteriyor. Mayıs ayında Haaretz, İsrail merkezli bazı şirketlerin müşterilerine Starlink kullanıcılarını reklam verisiyle tespit etmeyi vadeden araçlar sattığını yazmıştı. Yani bu yöntem teorik değil. Ve en rahatsız edici kısım, bu faaliyetin aylarca, reklam sektörünün gözü önünde sürmüş olması. Bir alıcının Singapur’daki Starlink tekliflerinin yüzde 97’sini kazanması gürültü içinde kaybolacak bir rakam değil. Sektörün bunu görmesi için bir siber güvenlik şirketinin dışarıdan bakması gerekti.

Bir de ayrı bir soru var: TrendAI neden şirketin adını vermedi? Reuters’a göre araştırmacılar adı vermeyi tartışmış, ancak yöneticiler hukuki kaygılar dile getirince bundan vazgeçilmiş. TrendAI ise yaptığı açıklamada, savunmacıları yanıltabilecek aceleci etiketlerden kaçınmak istediğini söylüyor. Bu tutum anlaşılabilir. Ama sonuç değişmiyor: Reklam platformları Discover-Tech’i ancak şirketi açıkça adıyla anan araştırmalardan sonra listelerinden çıkardı.

Türkiye’den bakınca

Türkiye’de Starlink resmî olarak hizmet vermiyor. Bu yüzden bu haber ilk bakışta uzak görünebilir. Ama mesele Starlink değil, reklam açık artırmasının kendisi. Aynı altyapı Türkiye’deki her haber sitesinde, her ücretsiz mobil oyunda, her reklam destekli uygulamada çalışıyor. Telefonunuzun reklam kimliği, konumunuz ve ağ bilgileriniz her gün sayısız açık artırmaya giriyor. Bu açık artırmalara kimlerin katıldığını bilmiyoruz. Çoğu zaman reklam platformları da tam olarak bilmiyor.

Reklam sektörünün tedarik tarafında, yani reklam alanı satan yayıncılar tarafında, kimin kim olduğunu gösteren şeffaflık standartları yaygınlaştı. Alıcı tarafında ise benzer standartlar 2021’den beri kâğıt üzerinde var ama pek uygulanmıyor. Discover-Tech vakası bu boşluğun ne kadar tehlikeli olabileceğini gösteriyor.

Peki ne yapmalı?

Bireysel kullanıcı olarak tamamen korunmak zor. Ama riski azaltmak mümkün. TrendAI ve Citizen Lab’in önerileri birbirine benziyor:

  • Telefonunuzun reklam kimliğini sıfırlayın ya da kişiselleştirilmiş reklamları kapatın.
  • Uygulamaların konum iznini yalnızca gerçekten ihtiyaç duyanlara verin.
  • Yüksek risk taşıyan kişiler için iPhone’daki Kilitleme Modu gibi ek güvenlik modlarını değerlendirin.
  • Reklam engelleyicilerin bir kısmının reklamı yalnızca gizlediğini, takibi engellemediğini unutmayın. Reklam isteğinin kendisini engelleyen araçlar daha etkili.

Ama asıl sorumluluk kullanıcıda değil. Gazeteciler, kamu görevlileri ve hassas işlerde çalışanlar için kurumların ağ düzeyinde hedefli reklamları engellemesi, Citizen Lab’in dediği gibi en uygulanabilir korunma yolu. Reklam platformlarının alıcılarını gerçekten tanıması, olağan dışı teklif örüntülerini kendilerinin tespit etmesi gerekiyor. Düzenleyicilerin de reklam açık artırmasında paylaşılan verinin bir güvenlik meselesi olduğunu kabul etmesi gerekiyor. Avrupa’da ve ABD’de bu yönde şikâyetler ve davalar var. Türkiye’de ise kişisel verilerin korunması tartışması reklam ekosisteminin bu katmanına henüz pek ulaşmadı.

Ukrayna’nın akıllı dronları üzerine yazarken sorduğum soruyu burada da sormak gerekiyor: Bir teknoloji, tasarlandığı amacın dışında kullanılmaya başladığında sorumlu kim? Reklamı tasarlayanlar casusluğu hedeflemedi. Ama bir sistem kimin elinde ne işe yarayabileceğini hesaba katmadan kurulduğunda, o sistemi kötüye kullananlar her zaman bir yol buluyor. Reklam ekonomisinin kendi güvenliğini ciddiye alması için daha kaç rapor gerekecek?

Kaynaklar

Günde sadece 1 TL'ye abone olarak tüm içeriklerimize sınırsız erişebilir ve bağımsız haberciliğe destek olabilirsiniz! Hemen Abone Ol

YAZAR Ali Kemal Durmaz

Dünyanın en iyi teknik üniversitelerinden biri olan Toulouse Üniversitesi'nde akademik kariyer yapabilmek uğruna çok sevdiği ülkesinden uzaklarda bir bilgisayar mühendisi. Kendini besleyecek bir kanal olarak dijitaliyidir'i keşfeden ve dijitaliyidir'e de kendi uzmanlık alanı içerisinde katkı vermek isteyen bir bilgisayar tutkunu.

İlgili Haberler

Dijital Güvenlik →
Ücretsiz üye olunAyda 3 özel içerik, kredi kartı gerekmez
ÜYE OL