Starseed İçerikleri Artıyor: Uzaylı Olduklarına İnanan İnsanların Sayısında Artış Var

The Conversation tarafından yayımlanan bir rapora göre Dünya’da yaşayan uzaylılar olduklarına inanan şaşırtıcı sayıda çok insan var. Psikologlar ise bu tuhaf fenomeni açıklamak için bir girişimde bulundular.

Son aylarda uzay tohumu anlamına gelen #starseed etiketinin internetteki popülaritesi giderek artıyor ve pek çok kişi Instagram, Youtube, TikTok gibi platformlarda aslında uzaylı olduklarına dair inançlarını açıklıyor. Özellikle TikTok’ta yükseliş gösteren #starseed etiketli içeriklerin 1 milyardan fazla görüntüleme aldığı biliniyor. The Conversation tarafından hazırlanan rapor, yıldız insanların ya da yıldız tohumlarının burada doğmak üzere başka bir gezegenden gönderildiklerine inandıklarını açıklıyor.

Bir grup NASA bilim insanı “Büyük Filtre Teorisi” kapsamında medeniyetlerin evrimleştikçe kendilerini yok etme eğiliminde olduklarını, bu yüzden de evrende yalnız olmamızın çok daha büyük bir ihtimal olduğuna inandıklarını söylemelerine karşın “starseed” etiketli içerikler artmaya devam ediyor.

Starseed inananları, galaksiler arasında ışınlanabildiklerini ya da “ışık dillerinde” iletişim kurabildiklerini iddia ediyor. Ayrıca Dünya’yı iyileştirmeye yardımcı olmak ve insanlığı “altın çağa” yönlendirmek için başka boyutlardan buraya geldiklerine inanıyorlar. Yıldız tohumu fikri Brad Steiger’ın 1976 tarihli “Gods of Aquarius” kitabından geliyor.

Günümüzün yıldız tohumu inananları da Steiger’ın romanından bazı insanların başka boyutlardan geldiği kavramına inanıyorlar. İnananlar, bir yıldız tohumu olup olmadığınızı anlamanıza yardımcı olacak birkaç kriter olduğunu iddia ediyor. Bunlar arasında hayatta anlam aramanın yanı sıra aidiyet eksikliği hissetmek de yer alıyor. Ayrıca ruhani olmanız ve güçlü bir sezgi duygusuna sahip olmanız gerektiğini de vurguluyorlar.

The Conversation’a göre psikologlar, uzaylı yaşamına dair güçlü bir bilimsel kanıt olmamasına rağmen yıldız tohumlarına olan inancın kısmen Forer etkisine atfedilebileceğini açıkladılar. Forer ismi, depresyonda olan ya da haklarından mahrum bırakılmış insanların kendilerini betimlemelere ve inanç sistemlerine bağlandıklarını ilk kez tespit eden psikolog Bertram Forer’dan geliyor.

Psikologlar, yıldız tohumları gibi yeni çağ inançlarına artan desteğin sebebinin bilime duyulan güvensizlikten ve geleneksel gerçeklik algılarına dair şüphelerden ve yaşamda bir anlam bulma çabasından da kaynaklanabileceğini belirtiyor. Ayrıca belirli kişilik özelliklerinin de bazı insanları yıldız tohumları kavramına inanmaya meylettirebileceğinin altı çiziliyor. Örneğin, birey fanteziye yatkınsa, hayali ve gerçek olayları sık sık karıştırıyorsa uzaylı bilinci teorisini derin ve arzu edilir olarak görme ihtimali de artıyor.

Derleyen: Deniz Akbulut

En Son

Organ Naklinde İlaçsız Yaşam İçin İlk Büyük Umut

ABD’de Pittsburgh Üniversitesi tarafından yürütülen yeni bir klinik araştırma, bazı karaciğer nakli hastalarının deneysel bir hücresel tedavi sayesinde bağışıklık sistemini baskılayan (yani vücudun yeni organı reddetmesini engellemek için kullanılan) ilaçları kullanmadan yıllarca yaşamını sürdürebildiğini ortaya koydu. Bulgular, organ naklinde “ilaçsız dönem” ihtimalini ilk kez bu kadar güçlü şekilde gündeme taşıdı.

Project Hail Mary: NASA Bilimi Bilim Kurgunun Gerçek Sınırlarını Zorluyor mu?

*Project Hail Mary* ile yeniden gündeme gelen derin uzay yolculuğu ve NASA’nın gerçek bilimsel çalışmaları, bilim kurgu ile gerçeklik arasındaki sınırın aslında ne kadar ince olduğunu bir kez daha tartışmaya açıyor.

Avatar Video Oyunu O Kadar İyi ki Filmlere Gerek Kalmayabilir

Avatar evreni uzun süredir sinema ile özdeşleşmiş olsa da, yeni video oyunu deneyimi bu dünyayı izlemekten çıkarıp doğrudan yaşanabilir bir gerçekliğe dönüştürerek filmlerin rolünü bile sorgulatıyor.

Bu Ay İzleyebileceğiniz En İyi 10 Dizi

Dijital platformların içerik bombardımanına dönüştüğü günümüzde, gerçekten izlemeye değer dizileri seçmek her zamankinden daha zor hale gelirken, öne çıkan yapımlar izleyicilere güçlü ve unutulmaz deneyimler sunmayı başarıyor.

Bültene Kaydol

Üye Özel

Yapay Zekâ Damgası: Dünyanın Prestijli Girişim Gününde 16 Çarpıcı Startup

Y Combinator’ın Winter 2026 Demo Day etkinliğinde tanıtılan yaklaşık 190 girişim arasından öne çıkan 16 startup, yapay zekânın farklı sektörlerde nasıl dönüştürücü bir rol üstlendiğini gözler önüne serdi. Hukuktan sağlığa, güvenlikten enerjiye uzanan projeler dikkat çekti.

Kagi’nin İnsan Odaklı İnterneti: ‘Küçük Web’le Tanışın

Kagi’nin ‘Küçük Web’ girişimi, interneti sadece insanlar tarafından yazılmış içeriklerle keşfetmeye odaklanıyor. Kişisel bloglar, bağımsız videolar ve web çizgi romanları, mobil ve web uygulamaları üzerinden daha erişilebilir hâle geliyor.

Yapay Zekâyla Konuşmanın Doğru Yolu

Yapay zekâya “lütfen” demek işe yarıyor mu? Onu tehdit etmek mi, yoksa bir bilim kurgu dizisindeki karakter gibi konuşturmak mı daha etkili? Uzmanlara göre sohbet robotlarından daha iyi sonuç almanın yolu sandığınız kadar gizemli değil.

LGBTQ+ Sporcular 2026 Kış Olimpiyat Oyunlarında Ön Planda Olacak

Açık kimlikleriyle LGBTQ+ olan yaklaşık 50 Olimpiyat sporcusu, konuşma ve yarışma hakları saldırı altında olmasına rağmen Kış Olimpiyat Oyunları boyunca çeşitli etkinliklerde yer alıyor.

Kripto Parayla Finanse Edilen İnsan Ticareti Hızla Artıyor

Tahminlere göre, fuhuş ve dolandırıcılık amacıyla insan ticareti işlemlerinde kripto para birimlerinin kullanımı 2025 yılında neredeyse iki katına çıktı.
Deniz Akbulut
Deniz Akbuluthttp://dijitaliyidir.com
Dijitalleşen dünyanın tadını tuzunu gelenekselliğin özüyle bulmaya çalışan Z kuşağının ilk numunelerinden biri. Sanat, tarih ve evren hakkında araştırma yapmayı ve jenerasyonları bu paydada buluşturmayı gaye edindi. Deniz’in Dijitaliyidir için sloganı ‘dijital anlamak ve anlaşılmak için iyidir’ oldu.

- dijitaliyidir Sponsor Desteği -

spot_imgspot_img

Organ Naklinde İlaçsız Yaşam İçin İlk Büyük Umut

ABD’de Pittsburgh Üniversitesi tarafından yürütülen yeni bir klinik araştırma, bazı karaciğer nakli hastalarının deneysel bir hücresel tedavi sayesinde bağışıklık sistemini baskılayan (yani vücudun yeni organı reddetmesini engellemek için kullanılan) ilaçları kullanmadan yıllarca yaşamını sürdürebildiğini ortaya koydu. Bulgular, organ naklinde “ilaçsız dönem” ihtimalini ilk kez bu kadar güçlü şekilde gündeme taşıdı.

Project Hail Mary: NASA Bilimi Bilim Kurgunun Gerçek Sınırlarını Zorluyor mu?

*Project Hail Mary* ile yeniden gündeme gelen derin uzay yolculuğu ve NASA’nın gerçek bilimsel çalışmaları, bilim kurgu ile gerçeklik arasındaki sınırın aslında ne kadar ince olduğunu bir kez daha tartışmaya açıyor.