Filmekimi 2026 programında NAZA, Possible Love , Everytime, Tony ve Fjord gibi yapımlar yer alıyor. Belgeselden animasyona, aile dramlarından kara komediye uzanan 12 film, konuları ve yönetmenleriyle birlikte derlendi.
Detaylar haberimizde…
Filmekimi 2026 filmleri, 9–18 Ekim tarihleri arasında izleyiciyle buluşacak. İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın (İKSV) düzenlediği etkinlik, Cannes ve Venedik gibi festivallerde gösterilen yapımları Türkiye’ye taşıyor. Programda Gazze’deki savaşın işleyişini inceleyen belgeseller, aile ilişkilerini konu alan dramlar, çocukluk deneyimlerinden beslenen animasyonlar ve kara komediler bulunuyor.
Vulture’dan Alison Willmore, Cannes 2026 seçkisini geçen yılın gerisinde değerlendirdi. The Guardian’dan Peter Bradshaw da festivalin güçlü bir yıl geçirmediğini belirtti. Buna rağmen Filmekimi programında olumlu eleştiriler alan yapımlar da yer alıyor.
Filmekimi 2026 filmleri arasından seçilen bu 12 yapımın listesi, İKSV’nin resmî film bilgileri ve yayımlanmış eleştiriler temel alınarak hazırlandı. İşte konuları, anlatım biçimleri ve eleştirilerde öne çıkan özellikleriyle listedeki filmler:
1. NAZA: Gazze’deki Savaşın İşleyişine İçeriden Tanıklık
Yuval Abraham ve Rachel Szor’un yönettiği NAZA, İsrailli askerî görevlilerle yapılan gizli görüşmelere dayanıyor. Tel Aviv’de gece saatlerinde çatılarda kaydedilen röportajlar, Gazze’deki saldırılara ilişkin kararların nasıl alındığını tanıklıklar üzerinden inceliyor. Filmin adı, saldırılarda beklenen sivil kayıplar için kullanılan bir kısaltmadan geliyor.
Filmekimi 2026 programındaki 80 dakikalık belgesel, Venedik Film Festivali’nde Özel Jüri Ödülü kazandı. Time Out eleştirmeni John Bleasdale filme beş üzerinden beş yıldız verdi. Bleasdale, belgeselin gazetecilik yöntemini ve tanıklıkları bir araya getiren ölçülü anlatımını değerlendirmesinde öne çıkardı. Anlatı, görüşmeler ile Tel Aviv’in gündelik hayatından görüntüler arasında geçiş yapıyor. Böylece askerî kararları anlatan kişilerin ifadeleri, bu kararların alındığı şehirdeki yaşamla birlikte aktarılıyor.

2. Possible Love: İki Çift Arasında Sınıf ve Güven
Lee Chang-dong’un Burning’den sekiz yıl sonra çektiği Olası Aşklar, ekonomik koşulları farklı iki çiftin karşılaşmasını konu alıyor. İşini kaybeden bir fabrika işçisiyle eşinin hayatı, işten çıkarılan çalışanlar hakkında belgesel hazırlamak isteyen bir yönetmen ve onun eşiyle kesişiyor.
164 dakikalık film, bu karşılaşmayı işsizlik, sınıf farkları ve başkasının hayatını filme almanın sınırları üzerinden geliştiriyor. Oyuncu kadrosunda Jeon Do-yeon, Sul Kyung-gu, Zo In-sung ve Cho Yeo-jeong bulunuyor. Yapım, Venedik’te Büyük Jüri Ödülü ve FIPRESCI Ödülü aldı. Time Out’tan Phil de Semlyen, dört yıldız verdiği eleştirisinde filmin yavaş ilerleyen anlatısıyla toplumsal eşitsizlik arasında kurduğu ilişkiye dikkat çekti. İki çift arasındaki yakınlaşma, güven ve ekonomik güç bakımından aynı anlamı taşımıyor.

3. Everytime: Kaybın Ardından Değişen Aile Hayatı
Sandra Wollner’in yönettiği Her Defa, bir genç kızın ölümünün ardından annesinin, küçük kız kardeşinin ve erkek arkadaşının yaşadığı yas sürecini izliyor. Yarım kalan bir aile tatilinin Kanarya Adaları’nda yeniden başlaması, geçmişle bugünün birbirine karıştığı anlatının parçasını oluşturuyor.
Filmekimi 2026 filmleri arasında yer alan yapım, kaybı tek bir zaman çizgisi içinde anlatmıyor. Anılar, gündelik hayat ve hayal edilen karşılaşmalar farklı sahnelerde iç içe geçiyor. Slant Magazine eleştirmeni Marshall Shaffer, filmin bu yapısını ve dijital kayıtların yas sürecindeki yerini olumlu değerlendirdi. Telefonlar ve geride kalan görüntüler, karakterlerin kaybettikleri kişiyle bağ kurma çabasında rol oynuyor. Birgit Minichmayr’ın başrollerden birini üstlendiği film, Cannes’ın Belirli Bir Bakış bölümünde ve Saraybosna Film Festivali’nde En İyi Film ödüllerini aldı.

4. All of a Sudden: Bakım, Hastalık ve İki Kadının Dostluğu
Ryûsuke Hamaguchi’nin Birdenbire filmi, Paris’te bir bakımevini yöneten kadınla hastalığının son evresindeki Japon tiyatro sanatçısının karşılaşmasını konu alıyor. Virginie Efira ve Tao Okamoto’nun canlandırdığı karakterlerin dostluğu, bakım verme, insan onuru ve yaşamın son dönemine ilişkin konuşmalar üzerinden gelişiyor.
196 dakikalık yapımda uzun diyaloglar ve karakterlerin birbirini dinlediği sahneler önemli yer tutuyor. Bakımevindeki bütçe ve yönetim sorunları da bu ilişkinin çevresindeki toplumsal koşulları oluşturuyor. Time Out eleştirmeni Jo-Ann Titmarsh, dört yıldız verdiği yazısında filmin bakım anlayışını ve insanlar arasındaki dayanışmaya yaklaşımını öne çıkardı. Filmekimi 2026 programındaki yapımın iki başrol oyuncusu, Cannes’da En İyi Kadın Oyuncu Ödülü’nü paylaştı. Film, Fransa ile Japonya arasında ilerleyen bir anlatıya sahip.

5. Iron Boy: Bir Korsenin Değiştirdiği Çocukluk
Louis Clichy’nin kendi çocukluğundan esinlendiği Demir Çocuk, sık sık düşmeye başlayan Christophe’un hayatındaki değişimleri anlatıyor. Doktorların önerisiyle demir bir korse takan çocuk, ailesinin çiftliğinde babasının beklentileriyle kendi ihtiyaçları arasında kalıyor. Yeni koşulları içinde müzikle, arkadaşlıkla ve farklı deneyimlerle tanışıyor.
Filmekimi 2026 seçkisindeki animasyon, kâğıt üzerine mürekkeple çizilip suluboyayla renklendirildi. Christophe’u yönetmenin oğlu Gary Clichy seslendiriyor. TheWrap eleştirmeni Chase Hutchinson, filmin kişisel hikâyesini, el çizimi tekniğini ve çocuğun hayal dünyasına açılan sahnelerini olumlu değerlendirdi. Gerçek yaşamın güçlükleri, animasyonun biçim değiştirebilen dünyasıyla birlikte aktarılıyor. Film, Cannes’ın Belirli Bir Bakış bölümünde Özel Jüri Ödülü kazandı. Hikâyenin merkezinde çocuğun bedensel deneyimi kadar aile içindeki yeri ve bağımsızlaşma süreci de bulunuyor.

6. Wild Horse Nine: Paskalya Adası’nda İki CIA Ajanı
Martin McDonagh’ın Vahşi At Dokuz filmi, 1973’te Şili’deki askerî darbenin öncesinde Paskalya Adası’na gönderilen iki CIA ajanını izliyor. John Malkovich ve Sam Rockwell’in canlandırdığı ajanların uzun ortaklığı, görevleri ve geçmişte yaptıkları üzerinden yeniden şekilleniyor.
Filmekimi 2026 filmleri arasında kara komedi türünü temsil eden 118 dakikalık yapımda Steve Buscemi, Tom Waits ve Parker Posey de rol alıyor. Time Out’tan Phil de Semlyen filme beş yıldız verdi. Eleştirmen, mizahın yaşlanma, yalnızlık ve şiddetin sonuçlarıyla birlikte işlendiğini belirtti. Hikâye, ajanların ada üzerindeki karşılaşmaları ve birbirleriyle konuşmaları üzerinden ilerliyor. McDonagh’ın önceki filmlerinde de görülen ikili karakter ilişkisi, burada Amerikan müdahalelerinin tarihsel arka planıyla bir araya geliyor.

7. The Match: Maradona’nın İki Golünün Ötesindeki Hikâye
Juan Cabral ve Santiago Franco’nun yönettiği Maç, 1986 Dünya Kupası’ndaki Arjantin–İngiltere çeyrek finalini yeniden ele alıyor. Arjantin’in 2–1 kazandığı karşılaşma, Maradona’nın “Tanrı’nın eli” olarak adlandırdığı golü ve iki ülke arasındaki Falkland/Malvinas Savaşı’nın yakın geçmişiyle birlikte anlatılıyor.
Gary Lineker ve Jorge Valdano’nun anlatıcılığını üstlendiği belgesel, arşiv görüntülerini futbolcuların röportajlarıyla birleştiriyor. Filmekimi 2026 programındaki 91 dakikalık yapım, sporun ulusal kimlik ve toplumsal hafızayla ilişkisini inceliyor. Rotten Tomatoes’ta yer alan eleştirisinde Robert Daniels, filmin futbol karşılaşmasının etkisini aktarışını olumlu değerlendirdi. Belgesel, iki takımın oyuncularına söz vererek aynı olayın İngiliz ve Arjantinli futbolcular tarafından nasıl hatırlandığını da gösteriyor.

8. Coward: Birinci Dünya Savaşı’nda Tiyatro ve Yakınlık
Lukas Dhont’un Coward filmi, Birinci Dünya Savaşı sırasında cepheye gönderilen Belçikalı genç asker Pierre’i merkezine alıyor. Pierre’in cephe gerisinde tanıştığı Francis’le yakınlaşması, askerler için hazırlanan bir tiyatro gösterisinin çevresinde gelişiyor. Emmanuel Macchia ve Valentin Campagne, filmin iki başrolünü paylaşıyor.
Yapım, savaşın fiziksel koşullarıyla karakterlerin kimliklerini ve duygularını ifade etme çabasını birlikte anlatıyor. The Queer Review eleştirmeni James Kleinmann filme beş yıldız verdi. Kleinmann, oyunculukları, iki karakter arasındaki ilişkinin kuruluşunu ve tiyatronun anlatıdaki yerini öne çıkardı. Oyuncular Cannes’da En İyi Erkek Oyuncu Ödülü’nü paylaştı. Filmin savaş anlatısı, askerî harekâtlardan çok genç bir askerin yaşadığı korkuya, yakınlığa ve kendini ifade edebildiği alanlara odaklanıyor.

9. Tony: Anthony Bourdain’in Mutfakla Tanıştığı Yaz
Matt Johnson’ın Tony filmi, Anthony Bourdain’in 19 yaşındayken Provincetown’daki bir lokantada bulaşıkçı olarak çalıştığı 1975 yazını anlatıyor. Bourdain’i Dominic Sessa, ona mutfakta yol gösteren şefi Antonio Banderas canlandırıyor. Emilia Jones, Leo Woodall ve Stavros Halkias da oyuncu kadrosunda bulunuyor.
Filmekimi 2026 filmleri arasındaki biyografik yapım, Bourdain’in bütün hayatını kapsamak yerine yemekle ve mutfak emeğiyle ilişkisini kurduğu döneme odaklanıyor. Film, Kitchen Confidential adlı anı kitabından esinleniyor. Rotten Tomatoes’ın eleştirmen değerlendirmesinde, gençlik hikâyesiyle akıl hocalığı ilişkisi ve Banderas’ın performansı öne çıkıyor. 106 dakikalık yapımda mesleğe giriş süreci, restoranın gündelik temposu ve genç karakterin çevresindeki insanlarla kurduğu ilişkiler üzerinden aktarılıyor.

10. A Good Little Soldier: Şirket Söylemi ve Çalışan Hakları
Stéphane Brizé’nin Örnek Asker filmi, yeni bir şirkette göreve başlayan insan kaynakları yöneticisi Carla’yı izliyor. Kurumsal imaj kampanyasını yönetmekle görevlendirilen Carla, şirketin kamuoyuna sunduğu değerlerle çalışanların karşılaştığı koşullar arasındaki farkı görmeye başlıyor.
Alba Rohrwacher ve Vincent Lindon’un rol aldığı 101 dakikalık yapım, iş hayatını yönetici konumundaki bir karakter üzerinden ele alıyor. Cineuropa eleştirmeni Fabien Lemercier, filmin ekonomik performans beklentisinin insani ilişkiler üzerindeki etkisini işleyişini olumlu değerlendirdi. Carla’nın şirketle ilişkisi, mesleki sorumlulukları ve kişisel hayatıyla birlikte anlatılıyor. Filmekimi 2026 programındaki yapım, Venedik Film Festivali’nde En İyi Senaryo Ödülü aldı. Hikâyedeki çatışma, kurumun çıkarlarıyla çalışanların hakları arasında karar vermesi beklenen karakterin çevresinde gelişiyor.

11. The Beloved: Bir Film Setinde Baba ve Kız
Rodrigo Sorogoyen’in En Sevdiğim filmi, ünlü yönetmen Esteban Martínez’in uzun süredir görüşmediği kızı Emilia’ya yeni projesinde rol teklif etmesiyle başlıyor. Javier Bardem ve Victoria Luengo’nun canlandırdığı baba ile kızın yeniden karşılaşması, çekim sürecinde geçmişteki sorunları da açığa çıkarıyor.
135 dakikalık yapım, aile ilişkisini film setindeki yetki, oyunculuk ve yönetmenlik ilişkileriyle birlikte anlatıyor. Çekimlerde 65 mm, 35 mm, 16 mm ve 8 mm film ile dijital ve Mini DV gibi farklı formatlar kullanıldı. Time Out’tan Phil de Semlyen, beş yıldız verdiği eleştirisinde baba-kız ilişkisini ve film yapım sürecinin işlenişini öne çıkardı. Hikâyede aile içindeki güç ilişkileriyle setteki çalışma düzeni birbirini etkiliyor.

12. Fjord: Ebeveynlik, Kültür Farkları ve Devlet Müdahalesi
Cristian Mungiu’nun Fjord filmi, Norveç’te bir köye yerleşen çiftin ebeveynlik biçiminin sorgulanmasını konu alıyor. Kızlarının vücudunda morluklar fark edilmesi, aileyi komşuların ve yetkililerin incelemesiyle karşı karşıya bırakıyor. Sebastian Stan ve Renate Reinsve, filmin başrollerini paylaşıyor.
Filmekimi 2026 filmleri arasında yer alan 146 dakikalık yapım, kültürel farklılıkları çocukların korunması ve aileye müdahalenin sınırları üzerinden ele alıyor. Rotten Tomatoes’ın eleştirmen değerlendirmesi, filmin kolay yanıtlar vermeyen ahlaki sorularını ve oyunculuklarını öne çıkarıyor. Cannes’da Altın Palmiye kazanan film, Mungiu’ya 4 Ay, 3 Hafta ve 2 Gün’ün ardından ikinci Altın Palmiye’sini getirdi. Anlatı, ailenin değerleriyle yaşadığı toplumun kuralları arasındaki çatışmayı merkezine alıyor.

Kaynaklar
İKSV — Filmekimi 2026 programı İstanbul kataloğu
Vulture — Alison Willmore’un Cannes 2026 değerlendirmesi
The Guardian — Peter Bradshaw’un Cannes 2026 değerlendirmesi
Günde sadece 1 TL'ye abone olarak tüm içeriklerimize sınırsız erişebilir ve bağımsız haberciliğe destek olabilirsiniz! Hemen Abone Ol




