İnsan vücudu, yerçekiminin ortadan kalktığı uzay ortamında baştan aşağı bir dönüşüm yaşıyor. Kemik erimesinden görme bozukluğuna kadar uzayda vücut değişimi süreci, astronotları 7 çarpıcı etkiyle karşı karşıya bırakıyor.
Detaylar haberimizde…
İnsanoğlu, Dünya’da milyonlarca yıllık evrim süreciyle yerçekimine tam uyum sağladı. Ancak Uluslararası Uzay İstasyonu’na (ISS) gönderilen bir astronot, saatler içinde bu dengenin tersine döndüğü bir ortama giriyor. Mikro yerçekimi koşullarında yaşanan uzayda vücut değişimi süreci; kemiklerden dolaşım sistemine, görme yetisinden bağışıklık sistemine kadar pek çok noktada köklü bir dönüşüme yol açıyor. NASA’nın uzun süreli görevlerde topladığı veriler, uzayda vücut değişimi kapsamındaki bazı etkilerin Dünya’ya dönüşten aylar sonra bile sürebildiğini gösteriyor. Bu değişimlerin büyük bölümü geri dönüşümlü olsa da bazıları aylar süren bir toparlanma süreci gerektiriyor. Gelecekteki Ay ve Mars görevleri planlanırken bilim insanlarının en çok üzerinde durduğu 7 etki şöyle sıralanıyor:
Uzayda Vücut Değişimi Sürecinin İlk Adımı: Kemik Yoğunluğu Kaybı
Dünya’da yerçekimi, kemiklerin sürekli bir yük altında kalmasını ve kendini yenilemesini sağlar. Uzayda ise bacaklar, kalça ve omurga gibi yük taşıyan bölgeler bu baskıdan kurtulduğu için kemik yapımı yavaşlıyor. Bu durum, astronotların her ay kemik yoğunluğunun yaklaşık yüzde 1’ini kaybetmesine yol açıyor. Kana karışan fazla kalsiyum, aynı zamanda böbrek taşı riskini de artırıyor. Egzersiz bu kaybı yavaşlatsa da tamamen ortadan kaldıramıyor; altı aylık bir görev sonunda bile önemli bir yoğunluk azalması gözlemleniyor. Uzayda vücut değişimi listesinin başında yer alan bu kayıp, Dünya’ya döndükten sonra da uzun bir fiziksel toparlanma süreci gerektiriyor.

Kas Kütlesinde Hızlı Erime (Atrofi)
Kemiklerle birlikte kaslar da kullanılmazsa kaybedilir prensibine tabi oluyor. Özellikle vücudun dik durmasını sağlayan bacak ve sırt kasları, yerçekimine karşı direnç göstermek zorunda kalmadığı için hızla güç ve kütle kaybediyor. Astronotlar bu kayba karşı koymak için ISS’te günde ortalama iki saat direnç ve kardiyo egzersizi yapıyor. Buna rağmen altı aylık görevlerde kas gücünde yüzde 5 ila 10 arasında bir azalma kaydedilebiliyor. Kollarda ve üst gövdede kayıp daha sınırlı kalırken, yürüme ve denge için kritik olan bacak kasları en fazla etkilenen bölge olmaya devam ediyor.

Vücut Sıvılarının Yer Değiştirmesi ve Şişkin Yüz Etkisi
Dünya’da yerçekimi, kan ve diğer vücut sıvılarının büyük bölümünü bacaklarda tutar. Mikro yerçekimi ortamında bu denge bozuluyor ve sıvılar göğüs ile baş bölgesine doğru kayıyor. Bu kayma, astronotların yüzlerinde şişkinlik, burun tıkanıklığı ve baş dolgunluğu hissi olarak kendini gösteriyor. LiveScience’ın derlediği araştırmalara göre, bu sıvı hareketi kalbin şeklini de etkileyerek organın zamanla daha yuvarlak bir forma bürünmesine neden olabiliyor. İlk günlerde bu ani sıvı kaymasına uyum sağlamaya çalışan astronotların çoğu, geçici baş dönmesi ve burun tıkanıklığı bildiriyor.
Görme Bozuklukları ve SANS Sendromu
Baş bölgesinde biriken fazla sıvı, göz sinirine ve göz küresinin arka kısmına baskı yapıyor. Bu baskı, uzay tıbbında Uzay Uçuşuyla İlişkili Nöro-Oküler Sendrom (SANS) olarak adlandırılan bir duruma yol açıyor. Uzun süreli görevlere çıkan astronotların yaklaşık üçte biri bu sendromdan etkileniyor ve birçoğu Dünya’ya döndüğünde gözlük numarasını değiştirmek zorunda kalıyor. Bazı vakalarda bu görme değişiklikleri kalıcı hale gelebiliyor. Uzayda vücut değişimi araştırmalarının en dikkat çekici başlıklarından biri haline gelen bu durumu erken tespit edebilmek için NASA, astronotların görevleri boyunca düzenli olarak göz dibi taraması yaptırmasını zorunlu tutuyor.

Omurganın Uzaması ve Sırt Ağrısı
Omurlar arasındaki diskler, Dünya’da yerçekiminin sürekli baskısı altında sıkışık durur. Mikro yerçekimi ortamında bu baskı ortadan kalktığı için diskler arasındaki boşluk genişliyor ve astronotlar birkaç santimetre kadar uzayabiliyor. Ancak bu geçici boy uzaması, Dünya’ya dönüşte omurganın yeniden eski haline sıkışmasıyla birlikte sırt ağrısına dönüşebiliyor. NASA’nın raporlarına göre bu durum, uzun görevler sonrası en sık bildirilen fiziksel şikayetlerden biri. Astronotlar, Dünya’ya döndükten sonraki ilk haftalarda bu yeniden uyum sürecini fizyoterapi destekli programlarla atlatıyor.

Bağışıklık Sisteminin Zayıflaması
Kapalı ve izole bir ortamda yaşamanın etkisiyle bağışıklık tepkisi de değişim gösteriyor. Araştırmalar, ISS’te görev yapan astronotlarda antikor üreten bağışıklık hücrelerinin gen aktivitesinin azaldığını ortaya koyuyor. Bu durum, vücutta doğal olarak bulunan mikropların insandan insana daha kolay geçmesine ve stres hormonu seviyelerinin yükselmesine neden olabiliyor. NASA, bu riski azaltmak için astronotların uçuş öncesi ve sonrasında düzenli bağışıklık taramalarından geçmesini sağlıyor. Kapalı kabin ortamında havalandırma ve hijyen protokolleri de bu zayıflamanın olası sonuçlarını sınırlamak amacıyla sıkı şekilde uygulanıyor.

Beynin Kafatası İçinde Yer Değiştirmesi
Uzayda vücut değişimi üzerindeki en dikkat çekici bulgulardan biri de beyinle ilgili. Space.com’da yayımlanan bir araştırmaya göre, astronotların beyni uzun süreli görevler sonrasında kafatası içinde yukarı ve geriye doğru kayarak hafifçe dönüyor. Bu yapısal değişimin bir kısmı, Dünya’ya dönüşten aylar sonra yapılan MRI taramalarında bile tespit edilebiliyor. Bilim insanları, bu kaymanın beynin denge ve hareket kontrolünden sorumlu bölgelerini nasıl etkilediğini hâlâ araştırıyor. Aynı araştırmada, uzun süre yatak istirahatinde tutulan gönüllülerde de benzer ama daha sınırlı bir beyin hareketi gözlemlendiği belirtiliyor.

Görsel: Ian Allenden/Alamy
Astronotların yaşadığı bu 7 etki, gelecekteki Mars görevlerinin en büyük mühendislik ve tıp problemlerinden birini oluşturuyor. NASA başta olmak üzere dünya genelindeki uzay ajansları, egzersiz rejimlerinden yapay yerçekimi sistemlerine kadar birçok çözümü test ediyor. Uzayda vücut değişimi üzerine yürütülen bu araştırmalar, yalnızca astronotların sağlığını korumakla kalmıyor, Dünya’da osteoporoz ve kas kaybı yaşayan hastalar için de yeni tedavi yöntemlerine ışık tutuyor.
Derleyen: Gizem Özcan
Günde sadece 1 TL'ye abone olarak tüm içeriklerimize sınırsız erişebilir ve bağımsız haberciliğe destek olabilirsiniz! Hemen Abone Ol





