Stirling Üniversitesi bilim insanları tarafından yapılan yeni bir araştırmaya göre ağaçların yanında yenilebilir mantarlar yetiştirmek, milyonlarca insan için değerli bir besin kaynağı oluştururken aynı zamanda karbonu yakalayarak iklim değişikliğinin etkisini azaltabilir.
Stirling Üniversitesi Doğa Bilimleri Fakültesinde Fahri Profesör olan Paul Thomas ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı Profesör Alistair Jump’ın çalışması Proceedings of the National Academy of Sciences’da yayımlandı. İkili, yayımlanmış kaynaklardan gelen verileri derleyip analiz ederek iki yıl beraber çalıştı.
Profesör Thomas tarafından yapılan analiz, ormanlarda yenilebilir ektomikorizal mantarların (EMF) yetiştirilmesinin hektar başına yılda 12,8 tona kadar karbon tutabileceğini ve yılda yaklaşık 19 milyon insan için besleyici bir gıda kaynağı üretebileceğini buldu.
Ormancılık ve gıda üretimi arasında önemli bir küresel arazi kullanımı çatışması sorunu var ve bunun sonucunda, 2010-2020 verilerine göre, net orman alanı kaybı yılda yaklaşık 4,7 milyon hektar. Bu veri sonuçları, her geçen gün daha da artmakta.
Profesör Thomas, konu hakkında şu açıklamalarda bulundu: “Yeni ağaç dikimlerinden gıda mahsulü elde etmek için canlı ağaçlarla ortak yaşam içinde büyüyen mantarların kullanıldığı “Mycoforestry” alanını inceledik. Mycoforestry gelişmekte olan bir sistem. Bu sistemi kullanan mantar üretiminin çok önemli sonuçlara yol açabileceğini bulduk. Bu sonuçlardan birisinin de sera gazını önemli ölçüde tutmak olduğunu söyleyebiliriz. Bu çok büyük bir fayda çünkü yiyecek üreterek iklim değişikliğinin etkilerini hafifletmeye aktif olarak yardımcı olabileceğimiz anlamına geliyor.”

Thomas: “Bu sistem mevcut ormancılık faaliyetleriyle birleşseydi, gıda üretim seviyelerinin çok yüksek olabileceğini hesaplıyoruz. Son 10 yılda gerçekleşen ormancılıkta kullanılsaydı, yılda 18,9 milyon insanı besleyecek kadar gıda üretebilirdik. Yalnızca Çin için, son on yıldaki ormancılık faaliyetleri, yılda 4,6 milyon insanı beslemeye yetecek kadar kalori çıkışı sağlayabilen bir gıda üretim sistemini devreye sokabilirdi.”
Profesör Thomas, teknolojinin geliştiğini ve bu faydaları gerçekleştirmek için daha çok şey yapılması gerektiğini söyledi. Aynı zamanda araştırmacıları alana katılmaya ve ilgili kurumlardan destek almaya çağırarak sözlerini şu şekilde noktaladı: “Bu gıda üretim sistemi oldukça ölçeklenebilir, gerçekçi ve potansiyel olarak güçlü bir sera gazı tutma yolu. Bu sistem, kırsal sosyoekonomik kalkınmayı tetikleyerek ve ağaç dikme oranlarının artmasını teşvik ederek biyoçeşitliliğin küresel olarak korunmasına yardımcı olabilir.
Derleyen: Tuğba Akkesen


