Anthropic CEO’su Dario Amodei, şirketinin yapay zekâ modellerinin kitlesel gözetim veya otonom silah sistemlerinde kullanılamayacağını savunarak Pentagon ve Beyaz Saray ile karşı karşıya geldi; bu durum, Silikon Vadisi’nde büyük bir tartışma başlattı.
Detaylar haberimizde…
Geçen ay, Anthropic CEO’su Dario Amodei, şirketinin yapay zeka modellerinin Amerikan vatandaşları üzerinde kitlesel gözetim veya doğrudan otonom silah sistemleri için kullanılamayacağını iddia ederek ABD Savunma Bakanlığı ile ciddi bir anlaşmazlığa girdi.
Buna karşılık, Savunma Bakanı Pete Hegseth ve eski başkan Donald Trump, Amodei’yi şirketin teknolojisi üzerinde ne yapabileceklerini belirlemeye çalışmakla suçladı. Hemen ardından, şirketin “tedarik zinciri riski” olarak sınıflandırılacağı duyuruldu; bu tür yaptırımlar genellikle yalnızca rakip ülkelerden gelen şirketlere uygulanır.
Silikon Vadisi’nde Şok Etkisi
Bu hamle, Silikon Vadisi’nde büyük bir şok etkisi yarattı. Birçok teknoloji sektörü grubu, Beyaz Saray’ın kararını kınayan ortak bir açık mektup imzaladı. Amodei’nin en büyük rakibi OpenAI CEO’su Sam Altman da Trump yönetiminin Anthropic’i “istenmeyen teknoloji” olarak ilan etmesinin sınırları aştığını savundu. Bu durum, Anthropic’in yüz milyonlarca dolarlık ABD hükümeti sözleşmelerini kaybetme riskiyle karşı karşıya olduğunu gösteriyor.
Amodei, Trump’a karşı tavır aldığı için şirket çalışanlarına gönderdiği notta özür dilemiş olsa da, Anthropic şimdi Beyaz Saray’ın bu yeni sınıflandırmasını mahkemede itiraz etmeye hazır. Şirket Pazartesi günü Pentagon’a karşı federal bir dava açtı ve kendisini “tedarik zinciri riski” olarak etiketleyen karara itiraz etti.
Amodei blog yazısında şunları belirtti:
“Bu eylemin yasal olarak geçerli olduğuna inanmıyoruz ve başka çaremiz yok, bu karara mahkemede itiraz etmek zorundayız.”
Mahkeme İddiaları

Kaliforniya’daki mahkemeye sunulan dava, Beyaz Saray yetkililerinin anayasal sınırları aştığını ve misilleme amacıyla hareket ettiğini öne sürüyor. Dava metninde şu ifadeler yer alıyor:
“Anayasa, hükümetin korunmuş ifade özgürlüğü nedeniyle bir şirketi cezalandırmak için devasa gücünü kullanmasına izin vermez. Anthropic, haklarını savunmak ve yürütmenin yasa dışı misilleme kampanyasını durdurmak için yargıya başvuruyor.”
Ancak uzmanlar, Anthropic’in önünde zorlu bir yol olduğunu belirtiyor.
Snell & Winter ortağı Brett Johnson, Wired’a yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Hükümetin bir sözleşmenin parametrelerini belirleme yetkisi yüzde yüz geçerlidir.”
Bu, itiraz şansının oldukça sınırlı olabileceğini gösteriyor. Johnson, Anthropic’in mahkemede ABD hükümetinin diğer yapay zeka yüklenicileri arasında kendisinin neden hedef alındığını vurgulamasının şirketin yararına olacağını savundu.
Pentagon ve Claude Chatbot

Resmi olarak Anthropic’in “tedarik zinciri riski” olarak sınıflandırılması onaylanmış olsa da, şirketin Claude chatbot’u, ABD’nin İran operasyonlarında aktif olarak kullanılmaya devam ediyor. Bu durum, Pentagon’un kendi beyanına göre riskli bir teknolojiyi hâlâ kullandığını gösteriyor.
Askeri olmayan hükümet kurumları ise başkanın yönlendirmesini derhal uygulayacaklarını ve Claude’u kullanmayı bırakacaklarını açıkladı. Microsoft yetkilileri ise Wired’a, chatbot’u tüm diğer ajanslara sunmaya devam edeceklerini, sadece Savunma Bakanlığı için durduracaklarını bildirdi.
Hukuk Mücadelesinin Önemi

Amodei özür notunda şunları yazdı:
“Anthropic ile Savunma Bakanlığı arasında farklarımızdan çok ortak noktalarımız var. İkimiz de ABD ulusal güvenliğini ilerletmeye ve Amerikan halkını korumaya kararlıyız ve hükümet genelinde yapay zekayı uygulamanın aciliyetinde hemfikiriz.”
Ancak dava metni, Trump yönetiminin eylemlerini “yasadışı ve emsalsiz” olarak nitelendiriyor ve Hegseth’i Kongre’yi atlayarak karar almakla eleştiriyor.
Dava belgelerinde ayrıca şunlar ifade ediliyor:
“Bu eylemler Anthropic üzerinde derhal ve telafisi imkânsız zararlar yaratıyor; diğerlerinin ifade özgürlüğünü kısıtlıyor; şirketin ekonomik değer yaratma kapasitesini etkiliyor; ve küresel kamuoyu, yapay zekanın savaş ve gözetimde ne anlama geldiği üzerine kapsamlı tartışmayı hak ediyor.”
Derleyen: Damla Şayan



