Chatfishing’i konuşmanın vakti geldi dedim ve bununla ilgili bir de haber yaptık. Fakat bu öyle bir konu ki bunu sadece bir haberle konuşmak yetmez, tıpkı deepfake gibi, tıpkı öncülü catfishing gibi. Hatta daha da fazla konuşmak gerek…
Okan Köroğlu yazdı
Flört uygulamalarını açtığımızda karşımıza çıkan ilk şey, aslında bir duygusal ekonomi tablosu. Yüzlerce profil, binlerce cümle, belirsiz sayıda “merhaba” ve sessiz bırakılmış mesaj. Bu kalabalık içinde, son dönemde daha çok duyduğumuz bir kavram var: chatfishing. Kişinin kendisi gerçek, ama konuşmalarının önemli bir kısmı yapay zekâ tarafından yazılıyor.
Bu pratiği konuşurken, önce “neden” sorusuna dönmek gerekiyor. Neden bir insan, kendi cümlesini kurmak yerine ChatGPT’ye, Claude’a veya başka bir modele devreder? Bir nedeni, şehirleşmiş flört hayatının yorgunluğu. Sonsuz kaydırma, benzer profil metinleri, aynı açılış cümleleri… Bir noktadan sonra flört, bir ilişki arayışından çok metin üretme maratonuna dönüşüyor. Bu maratonun ortasında AI, adeta bir yazı işçisi gibi devreye giriyor: “İlk mesajı sen yaz, ben duyguma odaklanayım.”
Chatfishing’ Yetecek Kadar Sosyal Kaygımız Var
İkinci neden, sosyal kaygı ve reddedilme korkusu. “Yanlış bir şey yazarsam her şey bitecek” hissi, her kuşağın flört sahnesinde bir yer buluyor. Yapay zekâ burada bir tür filtre gibi konumlanıyor; kişi, kendi duygusunu önce modele anlatıyor, model bunu “daha kabul edilebilir” bir dile çeviriyor. Böylece hata yapma endişesi azalıyor, metnin kabul göreceğine dair güven artıyor. Dışarıdan bakıldığında bu, bir savunma mekanizması: “Beni değil, optimize edilmiş versiyonumu gör; önce seni kaybetmeyelim.”
Ama tüm hikâye savunma refleksinden ibaret değil. Chatfishing başlığının altında, daha karanlık motivasyonlar da var. Bazı kullanıcılar için AI, kontrollü bir sahne kurmanın aracı. Daha romantik, daha empatik, daha zeki görünen bir persona yaratmak ve bunu gerçek bir insan gibi oynatmak. Burada niyet, bir ilişkiyi doğal hâliyle akışına bırakmak değil; karşı tarafı etkilemek, bağlamak, hatta kimi vakalarda duygusal ya da finansal olarak sömürmek. Bu noktada AI, flört koçu değil, sahte kimlik üretim bandına dönüşüyor.
AI’ı Flört Ederken Kullanmak Aslında Ne Demek?
Psikolojik çalışmalar, benzer çevrimiçi sahtecilik pratiklerini tercih eden kişilerde narsisizm, manipülatif eğilimler ve empati eksikliğinin daha yüksek olduğu bulgularını paylaşıyor. Bu, herkes için geçerli bir damga değil; ancak bir uçta “çok çekingen ama kendini ifade etmeye çalışanlar” varken, diğer uçta “duygusal oyunlardan haz alanlar” olduğu gerçeğini unutmamak gerekiyor. Chatfishing, bu iki ucu aynı terimde buluşturduğu için tartışması da zor bir alan: Her AI destekli mesaj aynı kategoriye girmiyor.
Flört hayatında AI kullanımını anlamak için belki de şu ayrımı netleştirmek gerekiyor: Yardım almak ve işi devretmek. Mesajını bir arkadaşına okutup “sence çok mu agresif?” diye sormak yıllardır yaptığımız bir şey. Yapay zekâya dönüp “şu cümleyi daha nazik yazar mısın?” demek, bu alışkanlığın dijital versiyonu. Burada ilişki yine kişi ile kişi arasında; AI sadece editör koltuğunda. Fakat sohbetin neredeyse tamamında sahneye AI çıkınca, ilişki iki insan arasında değil, bir insan ve onun algoritmik alter egosu arasında yaşanmaya başlıyor.
Bu noktada kritik soru şu: Flört sahnesinde otantik olmanın sınırını nerede çiziyoruz? Doğal bir insan, her zaman pürüzlü konuşan, bazen yanlış kelime seçen, bazen duygusunu beceriksizce ifade eden bir varlık. Yapay zekâ ise kusursuz cümleler, doğru tonda espriler, hiç yorulmayan bir dil üretiyor. Chatfishing yapan kişi, bir anlamda ilişkideki tüm pürüzlerini törpüleyip, karşına cilalanmış bir versiyonuyla çıkıyor. Kendi gözünde bu, “kendini en iyi hâliyle gösterme” çabası. Karşı taraf açısından ise çoğu zaman bilmediği bir sahne düzeni.
Acaba Seni mi Yoksa AI’ın Yazılarını mı Beğeniyor?
Flört dünyasında AI kullanımını sadece teknik bir trend olarak görmek bu yüzden yeterli değil. İşin temelinde, reddedilmekten korkan, yorulmuş, duygularını ifade etmekte zorlanan ama bir yandan da dikkat çekmek ve beğenilmek isteyen insanlar var. Chatfishing’i sadece “kandıranlar” etiketiyle konuşmak, bu motivasyonları görmezden geliyor. Yine de şu cümleyi hatırlamak gerekiyor: Kendini korumak adına duygunu AI’ye emanet ettiğin her noktada, kendinle yüzleşme becerini biraz daha devre dışı bırakıyorsun. Bir gün karşındaki kişi gerçekten seni değil, AI’nin yazdığı seni beğenirse, bu sefer hangi versiyonunla ilişkiyi sürdüreceksin?
Bir sonraki adımda tartışmayı ters çevirip, sahnenin diğer tarafına bakmak gerekiyor: Chatfishing’e maruz kalanlar ne yaşıyor? Hangi duygularla baş başa kalıyorlar ve bir ilişki “algoritmik persona” üzerinden ilerlediğini öğrendiklerinde, bu aldatılma hissini nereye koyuyorlar?
Günde sadece 1 TL'ye abone olarak tüm içeriklerimize sınırsız erişebilir ve bağımsız haberciliğe destek olabilirsiniz! Hemen Abone Ol





