Çin’in Shanghai Liman Bölgesi’nde inşa edilen dünyanın ilk rüzgar enerjili deniz altı veri merkezi, 1.6 milyar yuan (yaklaşık 226 milyon dolar) maliyetle ilk aşamasını tamamladı. Deniz suyunun doğal soğutma etkisiyle enerji tüketimini azaltan proje, karada veri merkezlerinin 50’ye varan soğutma giderini yüzde 10’un altına indiriyor. Çevre dostu yaklaşımıyla dikkat çeken bu yenilik, küresel veri depolama ve bulut bilişimde sürdürülebilirlik için yeni bir model sunuyor.
Detaylar haberimizde…
Projenin Arka Planı ve İnşaat Süreci
Çin’in veri merkezi altyapısını dönüştürme çabalarının bir parçası olarak geliştirilen bu proje, Shanghai Hailangyun Technology şirketi tarafından yönetiliyor. Shanghai Liman Özel Bölgesi’nde (Lin-gang Special Area) yer alan tesis, 2022’de başlatılan “Doğu Veri, Batı Hesaplama” ulusal mega projesinin önemli bir unsuru. Bu girişim, veriyi üretim kaynaklarına yakın tutarak enerji verimliliğini artırmayı ve çevresel yükü azaltmayı hedefliyor.
Proje ilk aşamada 24 megavatlık rüzgar enerjisi kapasitesine ulaştı ve tamamen yenilenebilir kaynaklarla çalışıyor. İnşaatta Shanghai Hicloud Technology (genel müdür Su Yang), Shenergy Group (başkan Huang Dinan), China Telecom’un Shanghai şubesi, INESA ve Third Harbor Engineering (başkan Wang Shifeng) gibi kurumlar rol aldı. Toplam maliyet 1.6 milyar yuan’ı buldu ve tesis, Doğu Çin Denizi’nin zengin rüzgar kaynaklarından (yılda 3.000 saatten fazla kullanım) faydalanıyor.
Proje, geleneksel veri merkezlerinin sorunlarına çözüm getiriyor: Karada kurulu tesisler, yüksek enerji tüketimi ve arazi ihtiyacı nedeniyle eleştiriliyor. Bu deniz altı veri merkezi (UDC), sunucuları okyanus altına yerleştirerek doğal soğutma sağlıyor ve arazi kullanımını yüzde 90’dan fazla azaltıyor.

Teknik Özellikler ve Enerji Verimliliği
Deniz altı veri merkezinin en dikkat çekici özelliği, deniz suyunun doğal soğutma mekanizması. Geleneksel veri merkezlerinde soğutma için harcanan enerji yüzde 50’ye ulaşırken, UDC’de bu oran yüzde 10’un altına iniyor. Güç Kullanım Etkinliği (PUE) değeri 1.15’i aşmıyor; bu, Çin’in 2025 sonuna kadar yeni veri merkezleri için belirlediği 1.25 PUE sınırından daha iyi bir performans.
Rüzgar enerjisi entegrasyonu, tesisin yüzde 95’inden fazlasını yenilenebilir kaynakla besliyor ve toplam enerji tüketimini yüzde 22.8 oranında düşürüyor. Tatlı su ihtiyacı tamamen ortadan kalkıyor, çünkü soğutma deniz suyuyla sağlanıyor. Uzmanlar, bu sistemin Doğu Çin Denizi’nin offshore rüzgar potansiyelini verimli kullandığını belirtiyor.
Reuters’ın Ekim 2025 raporunda, benzer yeniliklerin küresel veri merkezleri pazarını dönüştürebileceği vurgulanıyor. Çin’in bulut bilişim sektörünü 2027’ye kadar 200 milyar yuan (28.25 milyar dolar) hacmine çıkarmayı planladığı Shanghai stratejisiyle uyumlu olan proje, veri depolama, işleme ve dağıtımı entegre bir şekilde yönetiyor.
Çevresel Etkiler ve Sürdürülebilirlik Kazanımları

Proje, çevre dostu tasarımıyla öne çıkıyor. Deniz suyu soğutma ve rüzgar enerjisi, karbon emisyonlarını önemli ölçüde azaltıyor. BBC’nin 2025 iklim teknolojileri incelemesinde, bu tür deniz altı tesislerin kara tabanlı alternatiflere kıyasla yılda milyonlarca ton CO2 tasarrufu sağlayabileceği belirtiliyor. UDC, Shanghai gibi yoğun nüfuslu kıyı bölgelerinde arazi baskısını hafifletiyor ve su kaynaklarını koruyor.
Ayrıca, tesis “Doğu Veri, Batı Hesaplama” projesinin bir parçası olarak, veriyi yerel olarak işleyerek uzun mesafeli veri transferinin enerji israfını önlüyor. Third Harbor Engineering Başkanı Wang Shifeng, “UDC inşaatı hâlâ erken aşamada, ancak operasyon ve bakım optimizasyonuyla ölçeklenebilir” diyor. Bu yaklaşım, iklim değişikliğiyle mücadelede yenilenebilir enerji entegrasyonunun önemini vurguluyor.
Karşılaşılan Zorluklar ve Gelecek Planları
Deniz altı veri merkezleri hâlâ deneysel bir alan. İnşaat sırasında su baskısı, korozyon ve bakım zorlukları gibi teknik engellerle karşılaşıldı. Uzmanlar, ölçeklendirme için operasyonel güvenilirliğin kritik olduğunu belirtiyor. Shanghai Hicloud Technology Genel Müdürü Su Yang, “Rüzgar enerjisiyle entegre soğutma, veri merkezlerinin geleceğini yeniden tanımlıyor” şeklinde konuştu.
Gelecekte, mevcut 24 megavat kapasite genişletilecek. Sözleşmeler imzalanan yeni bir offshore rüzgar destekli UDC projesi, 500 megavatlık bir güce ulaşmayı hedefliyor. Shenergy Group Başkanı Huang Dinan, “Bu, Çin’in yeşil bilişim liderliğini pekiştirecek” diyor. The Verge’ün 2025 analizine göre, bu model Avrupa ve ABD’deki veri merkezi devleri için ilham kaynağı olabilir; Microsoft’un benzer deniz altı projesi (Project Natick) gibi girişimler hız kazanabilir.
Türkiye ve Küresel Bağlamda Veri Merkezleri
Türkiye’de veri merkezi sektörü hızla büyüyor. Turkcell ve Türk Telekom gibi şirketler, İstanbul ve Ankara’da Tier III sertifikalı tesisler kuruyor. Ancak enerji tüketimi ve çevre etkisi sorunları artıyor: Ülkede veri merkezleri yıllık 1.5 milyar kWh elektrik harcıyor, bunun yüzde 40’ı soğutma için. DSÖ ve AB standartlarına uyum için yenilenebilir enerji entegrasyonu şart.
Çin’in UDC modeli, Türkiye kıyılarına (Karadeniz veya Ege) uyarlanabilir: Offshore rüzgar potansiyeli yüksek, ancak deprem riski ve deniz kirliliği gibi faktörler dikkate alınmalı. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK), 2025’te yeşil veri merkezi yönetmeliği yayınlamayı planlıyor. Bu proje, Türkiye’nin dijital dönüşümünde sürdürülebilirlik odaklı yatırımlara örnek olabilir.
Genişleme Planları Umut Verici
Çin’in rüzgar enerjili deniz altı veri merkezi, bilişim sektöründe çevresel sürdürülebilirlik için önemli bir adım. Düşük PUE değeri, yenilenebilir enerji kullanımı ve arazi tasarrufuyla, küresel veri patlamasına karşı yenilikçi bir çözüm sunuyor. Zorluklar olsa da, genişleme planları umut verici. Türkiye gibi ülkeler, bu modeli uyarlayarak enerji verimliliğini artırabilir ve iklim hedeflerine katkı sağlayabilir.


