İHA saldırıları ve sivil hava sahasına yönelik ihlaller, havaalanları ve kritik altyapıları korumaya yönelik drone teknolojilerine olan talebi hızla artırıyor. Uzmanlara göre küresel karşı-drone pazarı her yıl yaklaşık yüzde 20 büyüyor.
Detaylar haberimizde…
Avrupa’daki havaalanlarında yaşanan drone ihlalleri ve Orta Doğu’daki petrol tesislerini hedef alan saldırılar, yeni nesil hava tehditlerine karşı geliştirilen savunma teknolojilerine yönelik talebi hızla artırıyor. Radar sistemleri, sinyal karıştırıcılar ve insansız savunma araçları, artık yalnızca askeri alanlarda değil, sivil altyapılarda da yaygın şekilde kullanılmaya başlanıyor.
Drone teknolojisi son yıllarda hava trafiği açısından önemli sorunlara yol açtı. Özellikle Londra’daki Gatwick Havalimanı’nda yaşanan olaylar nedeniyle uçuşlar geçici olarak durdurulmuştu. Ancak Ukrayna savaşı ve Orta Doğu’daki çatışmalarla birlikte artan yeni ihlaller, güvenlik endişelerini daha da büyüttü.
Bu gelişmelere karşı teknoloji şirketleri yeni çözümler geliştiriyor. ABD merkezli Dedrone tarafından üretilen ve silah şeklinde tasarlanan bir cihazın drone sinyallerini engelleyebildiği belirtilirken, Boeing’in savaş uçaklarıyla birlikte görev yapabilecek otonom “kanat arkadaşı” sistemi de karşı-drone ekipmanları taşıyabiliyor.
Talep Askeriyenin Ötesine Geçti
Karşı-drone teknolojileri, yalnızca askeri ve güvenlik alanlarında değil, enerji, denizcilik, veri merkezleri, oteller ve havaalanları gibi birçok farklı sektörde de giderek daha fazla ilgi görüyor. Kullanımının yaygınlaşmasıyla birlikte, bu araçların oluşturabileceği güvenlik risklerini tespit etmek ve olası aksaklıkları önlemek amacıyla çeşitli teknolojik çözümler geliştiriliyor. Bu nedenle kamu kurumları ve özel sektör işletmeleri, faaliyetlerinin kesintisiz şekilde devam edebilmesi için karşı-drone sistemlerine yönelik yatırımlarını artırıyor.
Bu alandaki uygulamalara örnek olarak Norveç’te 43 havaalanını işleten Avinor gösteriliyor. Şirket, sivil faaliyetlerinin hava trafiğinde yaratabileceği riskleri ve operasyonel aksaklıkları en aza indirmek amacıyla tespit sistemlerini devreye aldı. Böylece havaalanları çevresindeki drone hareketlerinin daha etkin biçimde izlenmesi ve olası tehditlerin erken aşamada belirlenmesi hedefleniyor.
Reuters’a konuşan sektör yöneticileri de son dönemde karşı-drone teknolojilerine yönelik talebin belirgin şekilde arttığını belirtiyor. Özellikle hükümetler, kamu kurumları ve kritik altyapı işletmecilerinin bu alana daha fazla ilgi göstermeye başladığı ifade ediliyor. Yetkililer, güvenlik ihtiyaçlarının çeşitlenmesi ve kullanımının yaygınlaşmasının, bu teknolojilere olan talebi artıran başlıca etkenler arasında yer aldığını vurguluyor. Hollanda merkezli RobinRadar’ın CEO’su Siete Hamminga da şirketlerine gelen başvurularda son dönemde ciddi bir yükseliş yaşandığını belirterek, sektördeki ilginin ve ihtiyaç düzeyinin gözle görülür biçimde arttığını ifade ediyor.
Pazarın 2030’da 14,5 Milyar Dolara Ulaşması Bekleniyor
Uzmanlar, küresel karşı-drone pazarının bugün 3 ila 7 milyar dolar arasında bir büyüklüğe sahip olduğunu ve yıllık yaklaşık yüzde 20 oranında büyüdüğünü tahmin ediyor. MarketsandMarkets tarafından yayımlanan bir rapora göre pazarın 2030 yılına kadar 14,5 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Drone tespit radarları geliştiren Echodyne’ın CEO’su Eben Frankenberg ise şirketin yeni üretim tesisi sayesinde yıllık kapasitesinin 30 bin ünitenin üzerine çıkacağını belirterek, radar sistemlerine yönelik talebin geçen yıl yüzde 100’ün üzerinde arttığını söyledi.
Sivil Kullanımda Yasal Engeller Bulunuyor
Artan ilgiye rağmen karşı-drone teknolojilerinin sivil alanda kullanımı çeşitli yasal ve güvenlik kısıtlamalarıyla karşı karşıya bulunuyor. Özellikle havaalanları çevresinde sinyal karıştırıcıların kullanılması, haberleşme ve navigasyon sistemlerini etkileyebileceği için büyük ölçüde sınırlandırılıyor.

Uzmanlar, savaş alanlarında kullanılan yöntemlerin sivil alanlarda uygulanmasının hem hukuki hem de güvenlik açısından dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor. Almanya merkezli savunma şirketi Hensoldt yetkilileri, sivil altyapı yakınlarında silah kullanılarak drone düşürmenin mümkün olmadığını belirtiyor.
“Kedi-Fare Oyunu” Devam Ediyor
Sektör temsilcilerine göre bu teknolojiler çok hızlı bir gelişim süreci içerisinde bulunuyor. Bu durum, savunma ve karşı-drone sistemlerinin de aynı hızda yenilenmesini ve güncellenmesini zorunlu hale getiriyor. Uzmanlar, üreticilerinin geliştirdiği yeni özellikler ile bu tehditlere karşı geliştirilen savunma çözümleri arasında sürekli bir yarış yaşandığını ifade ediyor. DroneShield yöneticilerinden Mike Schut da bu durumu, tarafların birbirlerinin hamlelerine sürekli yanıt vermek zorunda kaldığı ve sonu olmayan bir rekabeti ifade eden “sürekli devam eden bir kedi-fare oyunu” olarak tanımlıyor.
Öte yandan bazı uzmanlar, piyasaya sürülen her yeni teknolojinin beklenen ölçüde etkili olmayabileceğine dikkat çekiyor. Bu teknolojik aletten kaynaklı tehditlere yönelik artan endişelerin ve güvenlik kaygılarının, bazı şirketler tarafından ticari fırsata dönüştürüldüğünü savunan görüşler de bulunuyor. Cornell Üniversitesi’nden Prof. Greg Falco, özellikle kurumların ve kuruluşların artan risk algısı nedeniyle zaman zaman panik havasıyla hareket edebildiğini belirtiyor. Falco’ya göre birçok kurum, karşı karşıya kalabileceği olası tehditlere karşı hazırlıklı olmak amacıyla piyasadaki hemen her çözümü değerlendirmeye ve satın almaya yöneliyor. Ancak bu durum, sektörde gerçek performansı yeterince kanıtlanmamış veya sunduğu faydalar konusunda abartılı vaatlerde bulunan ürünlerin de kendilerine yer bulabilmesine zemin hazırlayabiliyor. Bu nedenle uzmanlar, yeni teknolojilerin dikkatli şekilde değerlendirilmesi ve performanslarının somut verilerle doğrulanması gerektiği konusunda uyarılarda bulunuyor.
Derleyen: Yağmur Saatcı





